5. Hukuk Dairesinin kamulaştırma bedeli tespiti ve tescili davasında taşınmaz değerlemesi ve arta kalan parça sorunları nedeniyle tekrarlanan bozma kararları sonrası verilen hükmün temyiz incelemesi.
Özet: Ağrıda bir taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ve idare adına tescili talepli davada, yerel mahkemenin birden fazla bozma kararına rağmen davanın kabulüne yönelik yeniden verdiği hüküm, davacı idarenin bilirkişi raporundaki hatalar ve vekalet ücreti talebiyle, davalı taşınmaz sahibinin ise taşınmazın arsa vasfı, kamulaştırmadan arta kalan bölümün durumu ve yapı bedellerinin belirlenmesine ilişkin itirazlarıyla temyiz edilerek yüksek mahkemece incelenmektedir.
5. Hukuk Dairesi         2024/10277 E.  ,  2025/7112 K.
"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/165 Esas, 2021/1250 Karar
DAVA TARİHİ : 26.10.2015
KARAR : Kabul
Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescili istemine ilişkin davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; Ağrı ili, ..., köyü 277 parsel sayılı taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ile kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; kıymet takdir raporunda oldukça düşük bedel belirlendiğini, taşınmazın kamulaştırmadan arta kalan bölümünün de kamulaştırılması gerektiğini belirterek taşınmazın gerçek değerinin Mahkeme tarafından belirlenmesini talep etmiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 26.10.2015 tarihli ve 2015/789 Esas, 2016/273 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Birinci Bozma Kararı
Taraf vekillerinin temyiz istemi üzerine Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; taşınmazın sulu tarım arazisi niteliği, konumu ve yüzölçümü dikkate alındığında değeri belirlenirken kapitalizasyon faiz oranının % 4 uygulanması gerekirken, bu oranın % 5 kabulü ile az bedel tespiti, dava konusu taşınmazın kullanım amacı, yüzölçümü ve geometrik şekli dikkate alındığında kamulaştırmadan arta kalan bölümde değer azalışı olmayacağı ve sadece kamulaştırma sınırı içinde kalan yapı ve zemin bedelinin verilmesi ile yetinilmesi yerine taşınmaz ve yapıların tamamının bedelini hesaplayan bilirkişi raporu hükme esas alınmak suretiyle fazlaya hükmedilmesi, taşınmaz üzerinde bulunan ahır ve tandırlık niteliğindeki yapıların dosyaya ve bilirkişi raporuna yansıyan özelliklerine göre yapı sınıfı 1/B olarak alınması gerektiği gözetilmeden, 2/A sınıfında kabul edilerek, fazla yapı bedeli tespit edilmesi doğru görülmeyerek Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. İkinci Karar ve İkinci Bozma Kararı
1.Mahkemenin 09.04.2018 tarihli ve 2016/575 Esas, 2018/153 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
2. Taraf vekillerinin temyiz istemi üzerine Dairece yapılan inceleme sonucu; alınan raporun hüküm kurmaya elverişli olmadığı, uygun emsallerin seçilmediği, düzenleme ortaklık payı hususunun değerlendirilmediği gerekçeleri ile kararın bozulmasına karar verilmiştir.
C. Üçüncü Karar ve Üçüncü Bozma Kararı
1.Mahkemenin 18.07.2019 tarihli ve 2019/11 Esas, 2019/616 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
2. Taraf vekilleri temyiz istemi üzerine Dairece yapılan inceleme sonucu; Dairenin 12.03.2018 tarihli bozma ilamında dava konusu taşınmazın kamulaştırılan bölümünün ve bu bölümün üzerindeki yapıların bedeline hükmedilmesi gerektiği belirtilerek ilk kararın bozulduğu, bu hususların taraflar için kesinleştiği gözetilmeksizin, taşınmazın tamamında bulunan yapıların bedeline hükmedilmesi, dava konusu taşınmazın 428,68 m²sinin kamulaştırıldığı ve bu kısmın bedelinin ödenmesine karar verildiği hâlde, tamamının tapusunun iptali ile davacı idare adına tesciline karar verilmesi, davacı idarece fazla depo edilen bedelin davalıya ödenmişse bankadan çekilmesine kadar varsa işlemiş mevduat faizi ile birlikte davacı idareye verilmesine, davalıya ödenmemişse varsa nemaları ile yatırılan bankaca davacı idareye iadesine ilişkin karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi doğru görülmeyerek Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Son Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; bilirkişi raporunun hatalı olduğunu ve idare yararına vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın arsa vasfında olduğunu, kamulaştırmadan arta kalan bölümün geometrik şeklinin bozulduğunu, bu yüzden bu bölümün de bedeline hükmedilmesi gerektiğini, yapıların bedeli belirlenirken 2015 yılının esas alınmasının yeterli olmadığını, belirlenen yapı bedelinin hakkaniyete aykırı olduğunu ileri sürmüştür.
C. Gerekçe
1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3 üncü maddesinin atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Arazi niteliğindeki taşınmaza net geliri esas alınarak değer biçilmesi yerindedir.
3. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin ... numaralı başvuru sonucu verilen 23.10.2018 tarihli kararı ile 01.06.2019 tarihli ve 30791 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 2016/9364 başvuru numaralı kararı da göz önüne alınarak davacı idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesinde hukuka aykırı bir yön bulunmamaktadır.
4. Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozma ile kesinleşen ve karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesi hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla taraf vekillerinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz dilekçelerinde ileri sürülen diğer nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
5. Bozma ilamında dava konusu taşınmazın kamulaştırılan bölümünün ve bu bölümün üzerindeki yapıların bedeline hükmedilmesi gerektiği belirtildiği 14.12.2015 tarihli fen bilirkişi raporunda A ile gösterilen zemin ve C ile gösterilen ev) hâlde, denetimi mümkün olamayacak şekilde ve bilirkişi raporlarında belirtilen bedellerden ayrık olarak gerekçe gösterilmeksizin 8.721,39 TL'ye hükmedilmesi hatalıdır.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Taraf vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile Mahkeme kararının BOZULMASINA,Davalıdan peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine,08.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.