Kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmazın tescili ile maddi hatanın düzeltilmesi davasında, temyiz incelemesi sonucu bozulan karara uyularak yapı maliyeti ve yıpranma oranının yeniden belirlendiği yargılama süreci.
Özet: Kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmazın tescili ile maddi hatanın düzeltilmesi talepli birleştirilen davalar neticesinde, yüksek mahkeme daha önce benzer taşınmaz paydaşları için yapının sınıflandırılması ve yıpranma oranının yanlış hesaplandığı gerekçesiyle yerel mahkeme kararını bozmuş; bozmaya uyarak yeniden yargılama yapan ilk derece mahkemesi ise asıl kamulaştırma davasını kabul ederken, maddi hata düzeltme talepli davayı hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddetmiştir.
5. Hukuk Dairesi         2024/10792 E.  ,  2025/7174 K.
"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2024/116 Esas, 2024/358 Karar
DAVA TARİHİ : 24.01.2022
KARAR : Kabul/Ret
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tesciline ilişkin asıl dava ile maddi hatanın düzeltilmesine ilişkin birleştirilen davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; asıl davanın kabulüne, birleştirilen davanın hukukî yarar yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı idare vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Asıl davada davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; Konya ili, ..., Mahallesi 139 38... parsel sayılı taşınmazın B blok zemin kat 4 numaralı bağımsız bölümünün kamulaştırma bedelinin tespiti ile kamulaştırılan taşınmazın müvekkili idare adına tescilini talep etmiştir.
2. Birleştirilen davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı idare tarafından Konya ili, ..., Mahallesi 139 38... parsel sayılı taşınmazda müvekkiline ait paya ilişkin kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil davası açıldığını, davalı idare tarafından tanzim edilen kıymet takdir raporu, kamulaştırma kararı ve sair evraklarda kamulaştırmaya konu taşınmazın alanı ve arsa payının hatalı yazıldığını, balkon ve duvar alanlarının eksik hesaplandığını, müştemilat ve sabit eser niteliğindeki yapı ve eklerin kıymet takdir raporunda gösterilmediğini, ayrıca yapının ve bağımsız bölümün yaşı ve haliyle yıpranma payının da yanlış belirlendiğini, söz konusu maddi hataların düzeltilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Asıl davada davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın değerinin kıymet takdir komisyonu raporunda düşük hesaplandığını, taşınmazın konumu itibarıyla değerli olduğunu, kamulaştırma işleminin amaç unsuru yönünden sakat olduğunu, bu nedenle öncelikle davanın reddine karar verilmesi, bu mümkün olmadığı takdirde dava konusu taşınmazın rayiç değerine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 01.11.2022 tarihli ve 2022/30 Esas, 2022/390 Karar sayılı kararı ile asıl davanın kabulüne ve kamulaştırma bedelinin tespiti ile davalıya ödenmesine, dava konusu taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tesciline, birleştirilen davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı içerisinde bulunan arsa niteliğindeki dava konusu taşınmaza 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca kamulaştırma gününden önceki özel amacı olmayan emsalin satış değeri esas alınarak, emsalin ve dava konusu taşınmazın birbirlerine üstünlük oranları tartışılıp zemin bedelinin, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının yayımladığı Yapı Yaklaşık Birim Maliyetleri Tebliğine göre yapı bedelinin tespiti ile kamulaştırılan taşınmazın tapusunun iptali ve davacı adına tesciline dair verilen kararda usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizce yapılan temyiz incelemesi sonucunda; aynı kamulaştırma kapsamında taşınmazın diğer paydaşları aleyhine açılan ve Dairemiz denetiminden geçen dosyalarda taşınmaz üzerinde bulunan yapının Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından yayımlanan Mimarlık ve Mühendislik Hizmet Bedellerinin Hesabında Kullanılacak 2022 Yılı Yapı Yaklaşık Birim Maliyetleri Hakkında Tebliğ'e göre 2/C yapı sınıfında ve yıpranma oranının %40 oranında alınarak hesaplanması gerektiği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl davanın kabulüne ve kamulaştırma bedelinin tespiti ile davalıya ödenmesine, dava konusu taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tesciline, birleştirilen davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada davacı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Asıl davada davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; fazla ödenen bedelin kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faiz oranı ile birlikte müvekkili idareye iadesine dair hüküm kurulması gerektiğini, asıl davaya ilişkin müvekkili idare lehine vekalet ücreti takdir edilmemesinin hukuka aykırı olduğunu, dava konusu taşınmaz için belirlenen bedelin yüksek olduğunu, kıymet takdir komisyonu tarafından tespit edilen bedelin uygun olduğunu, Anayasa Mahkemesinin 01.08.2023 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 2022/83 Esas, 2223/69 Karar sayılı kararı ile kamulaştırma bedeline yasal faiz işletilmesine ilişkin 2942 sayılı Kanun’da yer alan düzenlemeyi iptal ettiğini, davanın iptal kararından önceki bir tarihte açıldığını, bu nedenle kamulaştırma bedeline dava tarihinden itibaren 4 ay sonra başlamak üzere yasal faiz işletilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme
Uyuşmazlık, ... olarak davacı idare ile davalı tapu maliki arasındaki kamulaştırma bedelinin tespiti istemine ilişkindir.
2. Değerlendirme
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı idare vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. 01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı kararı ile 04.11.1983 tarihli ve 2942 sayılı Kanun’un 24.04.2001 tarihli ve 4650 sayılı Kanun’un 5 inci maddesiyle değiştirilen 10 uncu maddesine 11.04.2013 tarihli 6459 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesiyle eklenen dokuzuncu fıkrası iptal edilmiştir. Dava 01.08.2023 tarihinden önce açılmıştır. Anayasa’nın 153 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yer alan; “İptal kararları geriye yürümez.” hükmü ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun; “Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine…” gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve 15/15 sayılı kararı ile; “Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukukî duruma göre karara bağlanır.” genel hukukî prensibini hâvi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2017 tarihli ve 2017/3-990 Esas, 2017/954 Karar sayılı kararları nazara alındığında kamulaştırma bedeline 2942 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası gereğince davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrasından başlamak üzere yasal faiz uygulanması gerekirken dava tarihinden itibaren kamu alacaklarına uygulanacak en yüksek faiz işletilmesine hükmedilmesi doğru değildir.
3. Davacı idare tarafından fazla depo edilen bedelin davalı tarafça bankadan çekilmiş olması halinde varsa çekilme tarihine kadar işlemiş nemaları ile birlikte davalıdan alınarak davacı idareye verilmesine, çekilmemişse birikmiş nemaları ile birlikte davacı idareye iadesine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi bozmayı gerektirir.
Ne var ki bu hataların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 Kanun'un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Asıl davada davacı idare vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine,
2. Asıl davada davacı idare vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik temyiz itirazının kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının (1) numaralı bendinde yer alan "dava tarihinden" ibaresinin hükümden çıkartılması, yerine "25.05.2022 tarihinden" ibaresinin yazılması, yine aynı bentte yer alan "kamu alacaklarına uygulanacak en yüksek faiz" ibaresinin hükümden çıkartılması, yerine "yasal faiz" ibaresinin yazılması, hüküm fıkrasına ayrı bir bent olarak "Davacı idare tarafından fazla depo edilen 21.846,91 TL'nin davalı tarafça bankadan çekilmiş olması halinde varsa çekilme tarihine kadar işlemiş nemaları ile birlikte davalıdan alınarak davacı idareye verilmesine, çekilmemişse birikmiş nemaları ile birlikte davacı idareye iadesine" cümlesinin eklenmesi suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Asıl davada davacı idareden peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,08.05.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 Esas, 2004/19 Karar sayılı kararı ve müstakar kararlarında da açıkça ifade edildiği üzere Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının kesin hüküm halini almamış derdest davalar yönünden uygulanmaları gerekir. Zira Anayasa Mahkemesinin iptal kararları usulî kazanılmış hakkın ve aleyhe bozma yasağının istisnasını teşkil ederler.
Bu nedenle somut olayda kanaatimizce;
Her ne kadar 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası hükmünün iptali yönünde Anayasa Mahkemesi tarafından verilen ve 01.08.2023 tarihli, 32266 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas - 2023/69 Karar sayılı iptal kararı doğrultusunda karar verilmesi ve “dava tarihinden itibaren mahkeme karar tarihine kadar geçen süre için kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faiz oranının uygulanması”, diğer bir ifadeyle Anayasanın 46 ncı maddesinin son fıkrası hükmü nazara alınarak “dava tarihinden itibaren karar tarihine kadar faize hükmedilmesi(aynen temyiz incelememize konu Konya 8 inci Asliye Hukuk Mahkemesinin; “dava tarihinden itibaren ilk karar tarihine kadar kamu alacaklarına uygulanacak en yüksek faiz oranının işletilmesine” ilişkin kararında olduğu gibi)” gerekmekte ise de;
Davalı tarafın, “dava tarihinden itibaren “Yasal Faiz”in dışında bir “Faiz”in uygulanmasına ilişkin” Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 26/1 inci maddesinde düzenlenen “Taleple bağlılık ilkesi” kapsamında değerlendirilebilecek bir temyiz talebi de (dosya kapsamında) söz konusu olmadığından, Anayasa Mahkemesi iptal kararının uygulanmadığı Dairemiz Sayın çoğunluğu tarafından verilen, diğer yönleri ve sonucu itibarıyla katıldığımız, “ Düzeltilerek Onama Kararı”nın, “Değerlendirme” bölümünün 2 No’lu bendinde yazılı olan gerekçelere (hususen de bu bentte yazılı olan; “davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrasından başlamak üzere yasal faiz uygulanması gerektiği” gerekçesine) “faizin başlangıç tarihi” ve “faizin türü” yönünden, açıkladığımız nedenlerle katılmıyoruz. 08.05.2025