Kamulaştırılan taşınmazın bedelinin tespiti davasında arsa vasfı, yüksek enflasyon etkisi ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10. maddesiyle ilgili Anayasa Mahkemesi kararının faiz uygulamasına etkisi.
Özet: Bu hukuki evrak, bir taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescili talebiyle açılan davada, ilk derece mahkemesinin davanın kabulüne karar vermesinin ardından, hem davacı idarenin taşınmazın tarla vasfında olduğu ve bedelin yüksek belirlendiği, hem de davalıların taşınmazın arsa vasfında olduğu, bedelin gerçek değerinin altında kaldığı ve faiz hesaplamasında Anayasa Mahkemesi kararlarının dikkate alınmadığı gerekçeleriyle yaptıkları istinaf başvurularının Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddedilmesi üzerine, kararın temyiz incelemesine sunulma sürecini detaylandırmaktadır.

MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1781 Esas, 2025/648 KararKARAR : Esastan retİLK DERECE MAHKEMESİ : ... 1. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI : 2022/71 Esas, 2023/37 KararTaraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın .. Sanayi Bölgesi Tüzel Kişiliği adına tescili davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; .. ili, .. ilçesi, .. Mahallesi 13 06... parsel sayılı taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın .. Sanayi Bölgesi adına tescilini talep etmiştir.II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkiline ait taşınmazın tarla niteliğinde olmadığını, arsa niteliğinde olduğunu, davacı tarafın taşınmaz için belirlediği bedelin çok düşük olduğunu, benzer mahiyetteki taşınmazların çok daha yüksek fiyatla yakın tarihte satışları yapıldığını, satışların .. Belediye Başkanlığı tarafından yapıldığını, .. ilçesinin konumu itibari ile değerli bir ilçe olduğunu, İstanbul'a bir saat, ..'ya iki saatlik uzaklıkta olduğunu, davacı kurum tarafından yapılan kıymet taktirinin çok eski tarihli olduğunu, ülkede çok yüksek bir devalüasyon olduğunu, tüm ürünlerin bedelinin 3-4 kat arttığını beyan ederek müvekkiline ait taşınmazın belirlenecek gerçek değeri üzerinden kamulaştırmasını, aksi halde davanın reddini, yargılama gideri ile vekâlet ücretidavacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne ve kamulaştırma bedelinin tespiti ile bu bedelin davalı tarafa ödenmesine, dava konusu taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile .. Sanayi Bölgesi adına tesciline karar verilmiştir.IV. İSTİNAFA. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.B. İstinaf Sebepleri1.Davacı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; kıymet takdir komisyonlarının belirlediği bedel ile bilirkişilerce belirlenen bedel arasında ciddi farklar olduğunu, taşınmazın tarla vasfında olduğunu, etrafının meskun olmadığını, belediyenin alandaki tüm taşınmazların vasfına yönelik aynı cevabı verdiğini bu sebeple taşınmazın arsa vasfında kabul edilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir. 2.Davalılar vekili asıl ve ek istinaf dilekçesinde özetle; mahkemenin kararına dayanak teşkil eden bilirkişi raporlarının gerçeğe yakın dahi olmayan tespitler içerdiğini ve aynı zamanda taşınmazın gerçek değerini ortaya koyacak verilere de dayanmadığını, bilirkişi raporunda taşınmazın değerinin belirlendiği tarih 25.02.2022 olarak belirtilmiş olup davaya dayanak teşkil eden kamu yararı tarihi göz ardı edilerek hesaplamalar yapıldığını, ... Belediyesinden gelen cevap yazısında müvekkile ait taşınmazın iş bu davaya esas kamu yararı kararından önce organize sanayi bölgesi parseli olarak belirlendiğinin açıkça belli olduğunu, organize sanayi alanında kalan taşınmaz satışlarının emsal olarak alınması gerektiğini, bir an için müvekkile ait taşınmazın kamu yararı kararından önce organize sanayi alanına alınmadığını kabul edilse dahi müvekkiline ait taşınmaza değer katacak hususların dikkate alınmadığını, taşınmazın nitelikleri ve konum özellikleri dikkate alındığında metrekare bedelinin çok düşük belirlendiğini, taşınmazın ticari arsa olarak değerlendirilmesi gerektiğini, Mahkeme tarafından ödenmesine karar verilen kamulaştırma bedeline 2942 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesi gereği davanın açılışını takip eden 4. aydan itibaren karar tarihine kadar olan süre için yasal faiz işletildiği ve hüküm bu şekilde kurulduğunu, ancak 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı 05.04.2023 tarihli ve 01.08.2023 tarihinde Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesi kararı ile '' 4.11.1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 24.4.2001 tarihli ve 4650 sayılı Kanun’un 5 nci maddesiyle değiştirilen 10. maddesine 11.4.2013 tarihli ve 6459 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesiyle eklenen dokuzuncu fıkranın Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline, karar verildiğini, içinde bulunulan enflasyonist dönem itibarıyla kamulaştırma bedeline yasal faiz işletilmesinin hakkaniyete aykırı olduğu gibi gelinen noktada hukuki temelden de yoksun olduğunu beyan etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazın 1/5000 ölçekli ... Planında, organize sanayi bölgesi alanında kaldığı, Dairelerince Kadastro Genel Müdürlüğünün parsel sorgulama sistemi üzerinden yapılan incelemedeki konumu da dikkate alındığında, arsa vasfında kabul edilerek emsal karşılaştırma yöntemiyle kamulaştırma bedelinin tespit edilmesinde isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz Yoluna BaşvuranlarBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.B. Temyiz Sebepleri1. Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.C. Gerekçe1. Uyuşmazlık ve Hukukî NitelendirmeUyuşmazlık, dava konusu taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespitine ilişkindir.2. Değerlendirme1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.2. Arsa niteliğindeki dava konusu taşınmaza 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslaması yapılarak ,üzerindeki ağaçlara ise maktuen değer biçilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. 3. 01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı kararı ile 04.11.1983 tarihli ve 2942 sayılı Kanun’un 24.04.2001 tarihli ve 4650 sayılı Kanun’un 5 inci maddesiyle değiştirilen 10 uncu maddesine 11.04.2013 tarihli 6459 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesiyle eklenen dokuzuncu fıkrası iptal edilmiştir.4. Dava 01.08.2023 tarihinden önce açılmıştır. Anayasa’nın 153 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yer alan; “İptal kararları geriye yürümez.” hükmü ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun; “Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine…” gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve 15/15 sayılı kararı ile; “Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukukî duruma göre karara bağlanır.” genel hukukî prensibini hâvi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2017 tarihli ve 2017/3-990 Esas, 2017/954 Karar sayılı kararları nazara alındığında fark kamulaştırma bedeline 2942 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası gereğince davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrasından başlamak üzere yasal faiz uygulanması yerindedir.5. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle; Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,Taraflardan peşin alınan temyiz harçlarının Hazineye irat kaydedilmesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,02.12.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. KARŞI OYYargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 Esas, 2004/19 Karar sayılı kararı ve müstakar kararlarında da açıkça ifade edildiği üzere Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının kesin hüküm halini almamış derdest davalar yönünden uygulanmaları gerekir. Zira Anayasa Mahkemesinin iptal kararları usulî kazanılmış hakkın ve aleyhe bozma yasağının istisnasını teşkil ederler.Bu nedenle somut olayda; davalı tarafın, Anayasanın 46 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca kamu alacaklarına uygulanacak en yüksek faizin uygulanmasına yönelik Hukuk Muhakemeleri Kanununun 26 ncı maddesinin birinci fıkrası kapsamında değerlendirilecek bir temyiz talebinin (Davalı taraf vekillerinin bila tarihli dilekçesindeki “faize” ilişkin talepleri) de dosya münderecatında bulunması karşısında, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası hükmünün iptali yönünde Anayasa Mahkemesi tarafından verilen ve 01.08.2023 tarihli, 32266 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas - 2023/69 Karar sayılı iptal kararı doğrultusunda karar verilmeli ve “dava tarihinden itibaren mahkeme karar tarihine kadar” Anayasanın 46 ncı maddesinin son fıkrası hükmü nazara alınarak faize hükmedilmelidir.Hâl böyle iken, eldeki derdest davada Anayasa Mahkemesi iptal kararının uygulanmadığı, Sayın çoğunluğun diğer yönleriyle katıldığım “Onanma Kararı”na (faize ilişkin yönüyle) ve faizle ilgili 4 No’lu “Gerekçe/Değerlendirme”sine, açıkladığım nedenlerle katılmıyorum. 02.12.2025