Çoklu bozma kararlarıyla karmaşıklaşan, orman vasfı ve tapu tescili çekişmesi içeren kadastro parselleri üzerindeki mülkiyet uyuşmazlığının yeniden yargılanması süreci.
Özet: Bu hukuki metin, kadastro tespitine itiraz davasında birden fazla parselin orman vasfı ve mülkiyeti üzerine yaşanan karmaşık bir hukuki süreci özetlemekte olup, ilk derece mahkemesince daha önce de çeşitli eksiklikler nedeniyle bozulmuş olan kararın, son yargılamada asıl ve birleşen davanın reddedilmesi ve asli müdahil talebi yönünden görevsizlik kararı verilmesi üzerine tekrar temyize konu olduğunu, Yargıtayın ise önceki bozma kararlarına rağmen yeniden yapılan yargılamanın hüküm vermeye elverişli olmadığını belirterek, uyuşmazlığın giderilmesi için kapsamlı harita, orman kadastro çalışması, tapu kayıtları ve zilyetlik araştırması ile memleket haritası, amenajman planı ve hava fotoğraflarıyla detaylı bir keşif ve inceleme yapılması gerektiğini vurgulayarak kararı bir kez daha bozduğunu göstermektedir.

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2022/32 E., 2023/29 K. Taraflar arasında görülen kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince verilen karar, temyiz incelemesi sonunda, Dairemizce bozulmuştur.İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; asıl ve birleşen davanın reddine, asli müdahilin talebi yönünden mahkemenin görevsizliğine karar verilmiştir.İlk Derece Mahkemesi kararı davacı .... vekili ve asli müdahiller vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü; K A R A R Davacı gerçek kişiler 02.09.1988 tarihli dava dilekçelerinde; .... .... köyünde bulunan 15 72... parseller ile bu parsellerin batısında kalan 1592 parsel içindeki (A) ve (B) harfli 3.400,00 m² ve 19.600,00 m² yüzölçümündeki bölümlerin yörede 1988 yılında ilan edilen orman kadastro çalışmalarında orman sınırları içinde kaldığını belirterek orman kadastro çalışmasının iptali ile orman sınırları dışına çıkarılarak adlarına tescilini talep etmişlerdir.Birleşen Şarköy Kadastro Mahkemesinin 24.05.1999 tarihli ve 1985/13 Esas,1985/56 Karar sayılı dosyasında ise, davacı Hazine 1572 parsel sayılı taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu iddiası ile kadastro tespitine itiraz etmiştir.İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; vergi kaydı kapsamında kaldığı kabul edilen 4.500 m²lik bölümün davalı gerçek kişiler adına, vergi kaydı miktar fazlası olan 8.100, m²lik bölümün ise Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş; hükmün, davacı ... davalılar tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 19.12.1984 tarihli ve 1984/1482 Esas, 1984/15167 Karar sayılı ilamı ile “dava konusu taşınmazın vergi kaydı ile birlikte dava dışı başka parsellere de revizyon gördüğü anlaşılan 23.10.19 62... numaralı tapu kaydına dayanılarak tespit edildiği anlaşılmakla, bu tapu kaydının, revizyon gördüğü parseller de getirtilerek mahalline uygulanması, kayıt malikleri ile davalıların miras ilişkilerinin belirlenmesi, revizyon parsellerini çevreleyen komşu parsel tutanak ve dayanaklarının getirtilerek uygulanması çekişmeli taşınmazın tapu kayıt kapsamı içinde kalıp kalmadığının belirlenmesi, taşınmazın kesinleşen orman sınırları dışında kaldığı saptandığına göre öncesinin Devletin hüküm ve tasarrufundaki yerlerden olan çalılık ve fundalıktan açılarak imar ihya edilen yerlerden olup olmadığının araştırılması, zilyetlik hususunda ve Tapulama Kanununun 33/4 maddesi gereğince 20... dönümlük yer yönünden araştırma yapılması” gereğine değinilerek hüküm bozulmuştur.İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sırasında söz konusu dosya kadastro mahkemesinin 1988/156 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmiştir. Bu davaya müdahil olarak katılan gerçek kişi ise, 15 72... parsel sayılı taşınmazları davacılardan satın aldığını belirterek, davaya katılmıştır.İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; dava konusu 1574 parsele yönelik davanın reddine, 1572 parsele yönelik müdahil davacının davasının kabulüne ve bu taşınmazın müdahil gerçek kişi adına tapuya tesciline, 1592 parsel içinde yer alan dava konusu (A) ve (B) harfli 3.400,00 m² ve 19.600,00 m² yüzölçümündeki bölümlere yönelik davasının ise, orman sınırları içinde kalması ve orman sayılan yerlerden olması nedeni ile reddine karar verilmiş; hükmün, davacı Hazine tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 11.07.2007 tarihli ve 2007/9726 Esas, 2007/10224 Karar sayılı ilamı ile "Mahkemece yapılan incele ve araştırmanın hüküm vermeye elverişli olmadığı açıklanarak, öncelikle çekişmeli taşınmaz ile birlikte dava dışı 1587, 1588, 1589, 1590, 1592, 15 65... parsel sayılı taşınmazlar ile birlikte etrafındaki taşınmazları gösteren kadastro paftasının kadastro müdürlüğünden, çekişmeli taşınmazın bulunduğu yere ilişkin 1973, 19 78... yılarında yapılan tüm orman kadastro çalışmalarına ilişkin renkli, onaylı orman tahdit haritaları ve çalışma tutanaklarının orman işletme müdürlüğünden istenmeli, kaydın revizyon gördüğü kadastro parselleri ile bu parselleri dıştan çevreleyen taşınmazlara ilişkin kadastro tespit tutanakları ve varsa dayanakları olan kayıt ve belgeler ile 25.10.1962 tarihli ve 76 numaralı tapu kaydının ilk tesisinden itibaren tüm tedavülleri ile birlikte dosyaya getirtilmesi, yeniden yapılacak keşifte çekişmeli 1572 parsel sayılı taşınmazın tahdit dışında bırakıldığı saptandığında ise taşınmaz ve çevresindeki diğer parsellerinin eylemli durumları, varsa üzerlerindeki ağaçların cinsleri yaşları, dağılımları belirlenip, en eski tarihli memleket haritası, amenajman planı ve hava fotoğrafı çekişmeli taşınmaz ve geniş çevresine uygulanmak suretiyle taşınmazın ve çevresinin öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiğinin belirlenmesi, 1572 parsel sayılı taşınmazın resmi belgelerde de orman sayılmayan yerlerden olduğu anlaşıldığında bu defa yerel bilirkişi ve tarafların tanıkları mahallinde dinlenerek çekişmeli taşınmaza revizyon gören 25.10.1962 tarihli ve 76 numaralı tapu kaydı ile 1937 tarihli ve ... numaralı vergi kaydı uygulanması, müdahil davacı çekişmeli taşınmazı davacı gerçek kişilerden satın aldığını iddia ettiğine göre delilleri istenerek müdahilin 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 sayılı Kanun) 26. maddesi (D) bendine göre kadastro tesbitinden önceki haklara dayanıp dayanmadığı hususunun değerlendirilmesi," gereğine değinilerek hüküm bozulmuştur.İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; asli müdahilin talebi yönünden mahkemenin görevsizliğine, davacı Hazine tarafından açılan kadastro tespitine itiraz davasının reddine, davacı gerçek kişiler tarafından açılan orman kadastrosuna itiraz davasının reddine karar verilmiş, hüküm, davacı Hazine vekili, davalılar Orman İdaresi vekili ... vekili ile asli müdahiller vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 11.05.2022 tarihli ve 2021/9433 Esas, 2022/4389 Karar sayılı kararı ile "davalı ... vekilinin temyiz itirazları yönünden, 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 11. maddesinin 3. fıkrasında 6527 sayılı Kanun'la yapılan değişiklik ile Orman İdaresince açılacak orman kadastrosuna itiraz davalarında hasmın hak sahibi gerçek ve tüzel kişiler olacağının hükme bağlandığı, maddenin önceki halinde Orman İdaresince açılacak davalarda hasım olacağı belirtilen Çevre ve Orman Bakanlığı (...) ibaresinin madde metninden çıkarıldığı, hal böyle olunca, dava tarihinde yasal hasım olan ancak karar tarihi itibariyle yapılan kanun değişikliği ile yasal hasım olmaktan çıkarılan Çevre ve Orman Bakanlığı (...) hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulmasının doğru olmadığı, müdahiller vekilinin temyiz itirazları yönünden, dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve uyulan bozma ilâmında açıklandığı üzere işlem yapılıp sonucu dairesinde hüküm tesis edildiğine göre yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerektiği, davacı ... vekili ve davalı ... İdaresi vekilinin temyiz itirazları yönünden ise, mahkemece bozma ilamına uyulduğu halde bozma gereklerinin tam olarak yerine getirilmediği, uyulmasına karar verilen bozma ilamında belirtildiği halde dava konusu taşınmazın bulunduğu yörede 1973 yılında seri bazda yapılan orman kadastro çalışması ile 1744 sayılı Kanun'a göre yapılarak 1978 yılında ilan edilen orman kadastro çalışmasına ilişkin tutanakların getirtilmediği, orman mühendisi bilirkişiler tarafından dava konusu taşınmazın 1973 yılında yapılan orman kadastro çalışmalarındaki konumunun değerlendirilmediği, 1978 yılında yapılan orman kadastro çalışmalarında ".... Ormanı" sınırları içerisinde kaldığı bildirilmiş ise de taşınmazın bu çalışmalara göre konumunun harita üzerinde gösterilmediği, taşınmazın bulunduğu yörede son olarak 3302 sayılı Kanun'a göre 04.03.1988 yılında yapılarak ilan edilen herhangi bir nedenle dışta kalan ormanların kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde uygulamasına ilişkin olarak ise raporun anlatım kısmında taşınmazın orman sayılmayan yer olarak gösterildiği belirtilmesine rağmen, raporun sonuç kısmında bu tahditte taşınmazın 2/B madde uygulaması ile orman sınırları dışına çıkarıldığının bildirildiği, bu şekilde eksik araştırma, yetersiz inceleme ve kendi içerisinde çelişkili bilirkişi raporu esas alınarak hüküm kurulmasının doğru olmadığı" gerekçesi ile müdahiller vekilinin temyiz itirazlarının reddine, davacı Hazine vekili, davalılar .... İdaresi vekili ve ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; hükme esas alınan tanık beyanları ve bilirkişi raporları uyarınca; temyiz konusu 1572 parsel sayılı taşınmazın tahdit dışında bırakıldığı, eski tarihli belgelerde de orman sayılmayan alanlar içerisinde kaldığı, üzerinde herhangi bir yapı ve tesisin bulunmadığı, tarla vasfında olduğu ve halen buğday ekili olduğu, kadim tarım arazisi görünümünde olduğu, eğimin %2-3 civarında olduğu, üzerinde her hangi bir orman bitki örtüsüne rastlanmadığı, 25.10.1962 tarihli ve 76 sıra numaralı tapu kaydı ile 03.10.1975 tarihli ve 29 sıra numaralı tapu kaydı ve kök tapu kaydı sınırları içinde kaldığı, tutanak malikleri olan davacıların dava konusu taşınmazı 18.08.2004 tarihinde ...'a haricen sattıkları, müdahil davacının talebinin 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 26. maddesi (D) bendine göre kadastro tesbitinden önceki haklara dayanmayıp kadastro tespitinden sonraki harici satışa dayandığı gerekçesiyle, müdahillerin tescil istemi yönünden mahkemenin görevsizliğine, birleşen dosya davacısı Hazinenin davasının reddine, davacı gerçek kişiler tarafından açılan orman kadastrosu ve 2/B uygulamasına itiraz davasının reddine, davalı Çevre ve Orman Bakanlığı (...) hakkında karar verilmesine yer olmadığına, dava konusu eski 1572 (yeni 3 82... ) parsel sayılı taşınmazın miras payları oranında davacı mirasçıları adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine vekili ve asli müdahiller vekili tarafından temyiz edilmiştir.Dava hem kadastro tespitine itiraz, hem de 6 aylık askı ilan süresi içinde açılan orman kadastrosu ve 2/B madde uygulamasına itiraz niteliğindedir. 1. Asli müdahiller vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde,Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirmesine, uyulan bozma ilamı doğrultusunda hüküm verildiğine ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre, uyulan bozma ilamında ve İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup asli müdahiller vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.2. Davacı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde, Somut olayda; İlk Derece Mahkemesince, hükme esas alınan bilirkişi raporları ve tanık beyanları uyarınca temyiz konusu 1572 parsel sayılı taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu ve revizyon gören tapu kayıtları kapsamında kaldığı gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmiş ise de, UYAP sistemi üzerinden yapılan kontrolde, komşu 1508, 1509, 1511, 1512, 1513, 1526, 1528, 1553, 1554, 1555, 1556, 1558, 1559, 1560, 1562, 1564, 1569, 1571, 1576, 1577, 1578, 15 80... ... parsel sayılı taşınmazlara ilişkin, aynı taraflar arasında görülen 2015/32 Esas sayılı dosyada, İlk Derece Mahkemesince benzer şekilde orman araştırması yapılarak ve temyize konu taşınmaza da uygulanan kök Ağustos 1315 tarihli ve 54 sıra numaralı tapu kaydının ve tedavüllerinin uygulanarak verilen kısmen kabul, kısmen ret kararının Dairemizin 21.11.2023 tarihli ve 2022/3028 Esas, 2023/6091 Karar sayılı ilamı ile onanmasına karar verildiği ancak hükmün halen kesinleşmediği anlaşılmıştır.Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince, birbirine komşu taşınmazlara ilişkin davalar arasında hukuki ve fiili irtibat bulunduğu, birisi hakkında verilecek hükmün diğer dava dosyasına etkileyebilecek nitelikte oluğu gözetilerek, komşu taşınmazlara ilişkin dava dosyasının birleştirilerek yargılamasının birlikte yapılması, mümkün olmaması halinde ise komşu taşınmazlara yönelik Kadastro Mahkemesinin 2015/32 Esas ve 2020/12 Karar sayılı dosya sonucunun taşınmazın orman niteliğinin ve taraf tapularının kapsamlarının belirlenmesi bakımından önemli olduğu gözetilerek bekletici mesele yapılması ve ulaşılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, bu hususun gözden kaçırılması usul ve kanuna uygun bulunmadığından hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan sebeplerle asli müdahiller vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile görevsizlik kararı yönünden hükmün ONANMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan sebeplerle davacı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, bozma neden ve şekline göre davacı Hazine vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, 269,85 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 345,55 TL'nin temyiz eden asli müdahillerden alınmasına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 04.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.