Gasp sonrası sigortalı işyerinden altın çalınması davasında primin geç ödenmesine rağmen sigortacının sözleşmeden caymadığına ve tazminat sorumluluğuna dair Yargıtay kararı.
Özet: Davacı, sigortalı işyerinden çalınan 3,6 kg altın için tazminat talep etmiş, davalı sigorta şirketi primin riziko sonrası ödendiğini savunarak sorumluluk kabul etmezken, ilk derece mahkemesi davanın reddine karar vermiş; ancak Yargıtay, sigortacının prim temerrütüne rağmen sözleşmeyi feshetmeyip prim tahsiline devam etmesi ve hasarı incelemesi nedeniyle sigorta sözleşmesinin geçerli olduğu ve davanın esastan incelenmesi gerektiği gerekçesiyle kararı bozmuş, bozmaya uyan mahkeme ise davacının 3,6 kg altın çalındığı iddiasını kabul etmiştir.

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2021/85 E., 2024/889 K.Taraflar arasında görülen tazminat davasında verilen kararın temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince kararın bozulmasına karar verilmiştir.Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabul, kısmen reddine karar verilmiştir.İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacıya ait, davalı ... şirketi nezdinde sigortalı işyerinde gasp olayı neticesinde davacıya ait 3,6 kg altının çalındığını, davalıya yapılan başvurunun sonuçsuz kaldığını belirterek 370.000,00 TL tazminatın ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde; taksitli ödenmesi kararlaştırılan poliçe prim peşinatının rizikodan sonra ödendiğini ve poliçe gereği sorumluluklarının doğmadığını, zararın poliçe özel şartları gereği de teminat dışı olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.III. BOZMADAN ÖNCEKİ YARGILAMA SÜRECİİstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 05.07.2017 tarih ve 2015/493 Esas-2017/913 Karar sayılı hükmü ile taraflar arasındaki sigorta sözleşmesine ilişkin olup taksitli ödenmesi kararlaştırılmış olan primlerin ilk taksitinin riziko tarihinden sonra davacıya ait banka hesabından ödendiği, prim ödenmeden riziko gerçekleştiği için de davalı sigortacının zarara ilişkin sorumluluğunun bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş hükme karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.IV. BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı Bölge Adliye Mahkemesinin kararı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 02.11.2020 tarih ve 2019/4632 Esas-2020/6340 Karar sayılı ilamıyla; "Davaya konu somut olayda; taraflar arasındaki poliçede, ilk taksitin 09.05.2013 tarihinde ödenmesi kaydıyla, primin 6 taksit halinde ödenmesinin kararlaştırıldığı; davaya konu edilen rizikonun 18.05.2013 tarihinde gerçekleştiği ve 09.05.2013 tarihinde ödenmesi gereken prim ilk taksitinin 20.05.2013 tarihinde ödendiği görülmektedir. Bu itibarla; davacının, poliçe priminin ilk taksitini ödemede temerrüte düştüğü; davalının temerrüt nedeniyle sözleşmeden cayma iradesini ortaya koymadığı ve primin 2.taksitini 26.06.2013 tarihinde tahsil ettiği; bir taraftan da davacının hasar ihbarı nedeniyle eksper görevlendirip inceleme yaptırdığı; eksperin 28.08.2013 tarihli raporundaki "çalındığı iddia edilen emtia ile ilgili belgelerin gerçeği yansıtmadığı" şeklindeki görüş nedeniyle, davacının hasar başvurusunu reddettiği dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Prim ilk taksitinin vadesi olan 09.05.2013 tarihinden sonraki 3 aylık süre sonu olan 09.08.2013 tarihine kadar sözleşmeden cayma iradesini ortaya koymadığı gibi, sonraki prim taksitini tahsil eden ve eksper görevlendirip zarar konusunda inceleme yaptıran (hasar talebini de prim ödenmeyişi nedenli cayma sebebiyle değil, hasar miktarının şüpheli görülmesi sebebiyle reddeden), dava açıldıktan sonra prim peşinatının ödenmeyişi savunmasını yapan davalı sigortacının sözleşmeden caydığının kabulü mümkün değildir. Zira; güven ve iyiniyet temelinde akdolunan sigorta sözleşmelerinde, tarafların tüm haklarının kullanımında (sözleşmenin kurulmasında olduğu kadar, sona erdirilmesinde de) bu ilkelere bağlı biçimde hareket etmesi gereklidir. Açıklanan hukuki ve maddi vakıalar karşısında; davalı sigortacı bakımından geçerli bir sözleşmeden cayma durumu bulunmadığı da gözetilerek, taraf delillerinin toplanması ile işin esasının incelenmesi ve oluşacak sonuca göre karar verilmesi" gerektiği gerekçesiyle bozulmuştur. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Yargıtay bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda "davacının baştan beri alınan beyanlarında ve iddialarında tutarlı olarak 3.600 gr altının çalındığını beyan etmesi, yapılan bilirkişi incelemesinde, davacının dava dışı ... Döviz Kıymetli Maden Şirketinden aldığı 7.960 gr altının stoklarında görünmesi, bu haliyle davacının iddia ettiğinden daha fazla altın miktarının mizanında görünmesi, buna rağmen bu miktarın yarısından daha azının çalındığını samimi olarak beyan etmesi, kamera kayıtlarında hırsızlanan altınların göz kararı miktarları birlikte nazara alınarak, davacının olaydan dolayı 3.600 gr altınının çalındığını kabul etmek gerekmiştir. Bilindiği üzere, haksız fiil sorumluluğundan, zarar hesabı fiilin tamamlandığı tarih itibari ile hesaplanması gerekir. O halde, davacı alacağını TL cinsinden talep ettiğine göre 3600 gr altının haksız fiilin gerçekleştiği tarihteki değerinin esas alınması gerekmiştir. Bilirkişilere yaptırılan hesaplamada soygun günü altın kuru üzerinden, çalınan 3600 gr altının ederinin 293.580,00 TL olduğu belirtilmiştir. Poliçe özel şartlarına göre dükkanda iki çalışanın bulunması ve bölmelerin kilitli olması halinde gaspçıların daha az kuyum hırsızlayacaklarını da kabul etmek, bu surette davacının da %20 müterafik kusuru ile zararın artmasına sebep olduğu" gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 234.864,00 TL maddi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiştir. V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavacı vekili temyiz dilekçesinde; tazminattan kusur indirimi yapılmasının hatalı olduğunu, davaya konu rizikonun gerçekleşmesinde davacının hiç bir kusuru bulunmadığını, çalınan 3600 gr altının olay tarihindeki değeri ile hesaplanarak karar verilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili temyiz dilekçesinde; sigorta poliçesinde yer verilen özel şart uyarınca talebin teminat dışında kaldığını, poliçede hırsızlık teminatının geçerli olabilmesi için kuyumcuda en az iki çalışanın bulunmasının şart kılındığını, olay sırasında tek çalışanın bulunduğunun sabit olduğunu, poliçe özel şartının hırsızlık girişiminin caydırıcılığı açısından ne derecede etkili bir önlem olduğunu ve olayda sigortalının ağır kusuru ile zarar arasındaki illiyet bağını ortaya koyduğunu, şayet poliçe özel şart hükmüne uygun şekilde davacıya ait kuyumcada en az iki kişi bulunsaydı dava konusu hırsızlık olayının meydana gelmeyeceğini, davacının gerçek zararını resmi belgelerle ispat etmek zorunda olup yargılama boyunca bu şartı da yerine getiremediğini belirterek kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık; iş yeri sigorta poliçesine dayalı tazminat istemine ilişkindir.Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olmasına, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmamasına, bozma ilamı ile kesinleşen yönlere ilişkin yeniden temyiz incelemesinin yapılamayacak olmasına göre temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARARYukarıda açıklanan sebeple; davacı vekili ve davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı peşin alınan harcın onama harcına mahsubuna,Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalıya yükletilmesine,Dosyanın mahkemesine gönderilmesine,27.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.