Yargıtay, çocuğun cinsel istismarı ve cinsel taciz suçlarından verilen mahkumiyetleri, mağdurelerin dinlenmemesi, suç vasfı hatası ve ek savunma eksikliği nedeniyle bozdu.
Özet: Çocuğun cinsel istismarı ve cinsel taciz suçlarından yerel mahkemece beraat eden, ancak istinaf mahkemesince mahkumiyetine karar verilen sanık hakkında, Yargıtay; mağdurların çelişkili ifadelerinin giderilmeden ve yeniden dinlenilmeden eksik araştırma ile karar verilmesi, cebir içeren eylemin sarkıntılık olarak nitelendirilerek suç vasfında yanılgıya düşülmesi ve ek savunma hakkı tanınmadan yeni madde uygulanması nedenleriyle bölge adliye mahkemesinin mahkumiyet kararını bozmuştur.
9. Ceza Dairesi         2021/26288 E.  ,  2025/9111 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SAYISI : 2018/317 E., 2018/1567 K.
SUÇLAR : Cinsel taciz, çocuğun cinsel istismarı
HÜKÜMLER : Mahkumiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Bölge Adliye Mahkemesince verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Sanık hakkında katılan mağdure ...'e karşı çocuğun cinsel istismarı ve tehdit, katılan mağdurelere karşı cinsel taciz suçları işlediği iddiası ile açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda, Edirne 1. Ağır Ceza Mahkemesince mevcut delillerin değerlendirilmesi neticesinde sanığın atılı suçlardan beraatine dair hükümlerin istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulüne karar verilerek 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 280/1-g maddesi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280/2. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile sanığın işlediği kabul edilen tehdit eyleminin suçun unsuru kabul edilerek sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı ile cinsel taciz suçlarından mahkumiyetine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi
Özetle alt sınırdan uzaklaşılarak hüküm kurulması gerektiğine ve dilekçesinde belirttiği diğer hususlara ilişkindir.
B. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi
Özetle katılan mağdurelerin anlatımlarının çelişkili olduğuna, sanığın katılan mağdurelere öpücük attığına dair tanık bulunmadığına ve dilekçesinde belirttiği diğer hususlara ilişkindir.
III. GEREKÇE
1. 5271 sayılı Kanun'un 217/1. maddesinde “Hâkim, kararını ancak duruşmaya getirilmiş ve huzurunda tartışılmış delillere dayandırabilir. Bu deliller hâkimin vicdanî kanaatiyle serbestçe takdir edilir” ve aynı sayılı Kanun'un 210/1. maddesinde ise “Olayın delili, bir tanığın açıklamalarından ibaret ise, bu tanık duruşmada mutlaka dinlenir. Daha önce yapılan dinleme sırasında düzenlenmiş tutanağın veya yazılı bir açıklamanın okunması dinleme yerine geçemez” hükümlerinin düzenlenmesi karşısında, mağdurelerin yeniden dinlenilmesi ile önceki beyanları mağdurelere okunup sorularak ve varsa beyanları arasındaki çelişkiler de giderildikten sonra tüm dosya kapsamı dikkate alınarak ayrıntılı ve denetime elverişli gerekçeyle tartışılmasından sonra sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken eksik araştırma ve yetersiz gerekçeyle hükümler kurulması,
2. Kabul ve uygulamaya göre de;
Bölge Adliye Mahkemesince sanığın katılan mağdure ...'e karşı eylemini cebir kullanmak suretiyle işlediğinin kabul edilmesine rağmen cebirle işlenen eylemin sarkıntılık düzeyini aştığı gözetilmeyip suç vasfının tayininde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması,
Sanık hakkında tanzim edilen iddianamede ve Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısı tarafından verilen mütalaada, sanık hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 103/4 maddesinin tatbiki talep edilmediği halde ek savunma hakkı tanınmadan, anılan maddenin uygulanması suretiyle 5271 sayılı Kanun'un 226/2. maddesine muhalefet edilmesi,
Hukuka aykırı bulunmuştur.
IV. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanık müdafii ile katılan Bakanlık vekilinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesi hükümlerinin 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
04.12.2025 tarihinde karar verildi.