Sosyal Güvenlik Kurumu prim borçlarına ilişkin ödeme emirlerinin zamanaşımı iddiasıyla iptali ile tüzel kişilik temsilcisi yönetim kurulu üyesinin sorumluluğuna dair temyiz incelemesi.
Özet: Davacı, tüzel kişiliği temsilen yönetim kurulu üyesi olması nedeniyle şirket prim borçlarından kişisel sorumluluğunun bulunmadığını, SGK tarafından gönderilen ödeme emirlerindeki alacakların zamanaşımına uğradığını ve prim dışındaki gecikme zammı gibi kalemlerin sorumluluk kapsamına girmediğini ileri sürerek ödeme emirlerinin iptalini talep etmiş; davalı SGK ise borçların zamanaşımına uğramadığını, şirketin varlıklarının borcu karşılamadığını ve takibin hukuka uygun olduğunu savunmuştur; başlangıçta usuli nedenle reddedilen dava, üst mahkeme bozması sonrası yeniden görülerek ilk derece mahkemesi davacı lehine karar vermiş ve ödeme emirlerini iptal etmiş olup, bu karar davalı kurum tarafından temyiz edilmiştir.

MAHKEMESİ:İş Mahkemesi
SAYISI: 2015/94 E., 2018/63 K.İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ... Yerleri A.Ş adlı iş yerinin borcundan dolayı, SGK ... İl Müdürlüğü tarafından 11.06.2010 düzenleme tarihli 2004/010337 takip numaralı 2002/06-2003/06 dönemleri prim açıklamalı toplam 1.014.495,42-TL miktarlı, 11.06.2010 düzenleme tarihli 2005/010683 takip numaralı 2004/04-2004/12 dönemleri işsizlik sigortası primi açıklamalı toplam 4.535,63-TL miktarlı ve 11.06.2010 düzenleme tarihli ... takip numaralı 2009/06-2010/04 dönemleri prim borcu açıklamalı toplam 685.992,54-TL miktarlı 3 adet ödeme emrinin gönderildiğini, tebligat tarihi itibariyle alacakların zamanaşımına uğradığını, ödeme emirlerinin bu nedenle iptalini istediklerini, müvekkilinin şirket ortağı sıfatıyla yönetim kurulu üyeliği ya da doğrudan yönetim kurulu üyeliğinin bulunmadığını, müvekkilinin ... Yerleri A.Ş'deki yönetim kurulu üyeliğinin şirket ortağı olan ... A.Ş isimli tüzel kişiliği temsilen olduğunu, bu nedenle şirketin yönetim kurulu üyeleri için geçerli olan sorumluluğun müvekkilinin şansında gerçekleşmediğini, ödeme emri ile istenilen borcun esasını kabul etmemekle birlikte 506 sayılı Kanun'un 80/12 maddesindeki düzenleme tüzel kişiliğin üst düzey yöneticilerinin sorumluluğunu sigorta primleri ile sınırlandırdığını, bu nedenle prim dışınaki Kurum alacaklarının tahsili için 506 sayılı Kanun'un 80/12 maddesine dayanılarak tüzel kişiliğin üst düzey yöneticileri hakkında takip yapılamıcağını, müvekkiline gönderilen ödeme emrinde net prim dışındaki hertürlü alacak kalemine ve bu bağlamda gecikme zammı istemine itiraz ettiklerini, dava konusu ödeme emrinin yasal dayanaktan yoksun olduğundan durdurma kararı verilmemesi halinde müvekkilinin icra takibi ile karşı karşıya kalacağından öncelikle takibin ihtiyati tedbir ile durdurulmasına karar verilmesini beyanla; hukuka aykırı olan takibin durdurulmasını, dava konusu ödeme emirlerine itirazlarının kabulü ile müvekkil yönünden ödeme emrinin ve takibin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAPDavalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; dava konusu hakkında Kurum kayıtları incelendiğinde Kurumda 0...6 ... sicil numaralı dosyada işlem gören ... Yerleri A.Ş. ile ilgili olarak 6183 sayılı Kanun gereğince icra takibine geçildiğini ve şirkete ait borçların ödenmesi üzerine şirket üst düzey yöneticileri aleyhine de icra takibine geçildiğini, bu nedenle şirketin yönetim kurulunda olan davacıya da ödeme emirlerinin gönderildiğini, davacının zamanaşımı yönündeki itirazlarının yerinde olmadığını, söz konusu şirkete 25.11.20 09... .06.2010 tarihlerinde haciz işlemleri için gidildiği ancak şirkete ait demirbaşların ipotekli olması nedeniyle herhangi bir işlem yapılamadığını, aynı şekilde şirket adına kayıtlı taşınmazlara haciz şerhi işlendiği ve takyidat bilgilerinin incelenmesinde taşınmazlar üzerinde çok sayıda ipotek ve haciz olduğunun görüldüğünü, dolayısıyla satış durumunda kurumun alacağının şirketin mal varlığından tahsil edilemeyeceğinin anlaşıldığını, Kurum tarafından yürütülen işlemlerin tamamen usul ve yasaya uygun bulunduğunu beyanla davanın reddin ve %10 haksız çıkma tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin 05.05.2014 tarihli kararı ile davanın HMK'nın 320/4 maddesi uyarınca açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİİlk Derece Mahkemesinin 05.05.2014 tarihli kararının süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesince, Mahkemece, davacının vekilinin 09.06.2014 tarihli dilekçesiyle süresi içerisinde 05.05.2014 tarihli özrü belgelendirilerek eski hale getirilme isteğinde bulunulduğuna göre, tüm bu yönler gözönünde tutularak isteğin kabulüyle yargılamaya devam olunup işin esası hakkında hüküm kurulması gerekirken yazılı gerekçe ile istemin reddine karar verilmiş olması doğru olmamıştır, gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne, Kurumca düzenlenen 2004/... .... /... takip numaralı ödeme emirlerinin ve takibin davacı yönünden iptaline, ... takip numaralı ödeme emri yönünden; konusuz kaldığı anlaşılmakla esası hakkında bir karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde:Ödeme emrine konu alacakların zamanaşımına uğramadığını, Mahkeme kabulünün hatalı olduğunu beyanla kararın bozulmasını istemiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeDosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, ödeme emri iptali istemine ilişkindir.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 1086 sayılı Kanun'un 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Davalı Kurum vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,26.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.