İdarenin askerlik görevi sırasında meydana gelen kazada ödediği tazminatın rücuen tahsili davasında, hakkaniyet indirimi oranının belirlenmesine ilişkin Yargıtay bozma kararları.
Özet: Davacı idare, askerlik görevi sırasında sevk ve idaresindeki araçla ölümlü kazaya karışan davalıdan, ölenin yakınlarına ödediği tazminatları rücuen talep etmiş; Yargıtay, davalıya önceki tazminat davalarının ihbar edilmemesi ve davalının askerlik hizmeti koşulları gibi nedenlerle tazminattan hakkaniyet indirimi yapılması gerektiğini belirterek, ilk derece mahkemesinin bozmaya uyarak bu oranı başlangıçta %20, ikinci bozma sonrası ise %40a çıkarmasıyla sonuçlanan bir yargılama süreci yaşanmıştır.

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2024/184 E., 2024/302 K.İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının askerlik görevini ifa ederken 05.06.2009 tarihinde sevk ve idaresindeki askeri kamyon ile karıştığı kazada ulaştırma .. .. .. ..'ün vefat ettiğini, adı geçenin annesi ve kız kardeşleri tarafından müvekkili idare aleyhine Askeri Yüksek İdare Mahkemesi 2. Daire Başkanlığının 2009/113 esasına kayden tazminat davası açıldığını, hüküm altına alınan tazminatın Ankara 29. İcra Müdürlüğünün 2011/906 sayılı dosyasında müvekkili idareden tahsil edildiğini, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile ödenen 102.016,17 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, birleşen davada ise; ölenin eşi ve çocuğu tarafından Ankara 11. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/456 esasına kayden açılan davada hükmedilen tazminatın, Ankara 3. İcra Müdürlüğünün 2011/70 90... /7091 sayılı dosyalarında ödendiğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile ödenen 89.520,65 TL'nin ödeme tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan rücuen tazminini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; ölenin yakınları tarafından davacı idare aleyhine açılan tazminat davalarında kusur incelemesi yapılmadığını, müvekkilinin davaya konu kazanın meydana gelmesinde kusuru olmadığını, anılan davalardan haberdar edilmediği için kusursuzluğunu ispat olanağı tanınmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 26.06.2015 tarihli ve 2012/322 Esas, 2015/286 Karar sayılı kararıyla; asıl davanın kısmen kabulüne, 50.262,25 TL'nin 18.03.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazla istemin reddine, birleşen davanın kısmen kabulüne, 43.433,28 TL'nin 08.04.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazla istemin reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİA. Bozma Kararı İlk Derece Mahkemesinin 26.06.2015 tarihli ve 2012/322 Esas, 2015/286 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde taraflar vekillerince temyiz isteminde bulunulmuştur. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 18.04.2019 tarihli ve 2018/4272 Esas, 2019/2419 Karar sayılı kararıyla; ölenin yakınları tarafından davacı idare aleyhine açılan dayanak tazminat davalarının davalıya ihbar edilmemiş olması nedeniyle ayrıca uygun bir miktarda hakkaniyet indirimi yapılması gerektiğinin gözetilmemesinin hatalı olduğu, asıl dava yönünden AYİM kararı verildiği anda kesin olduğu için tebliğ edildiği 20.01.2011 tarihinin, birleşen dava yönünden ise asliye hukuk mahkemesi kararının kesinleştiği 07.09.2012 tarihinin esas alınması gerektiği gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin 03.06.2021 tarihli ve 2020/100 Esas, 2021/183 Karar sayılı kararı ile bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, %20 oranında hakkaniyet indirimi uygulanarak asıl davada 36.678,42 TL'nin 18.03.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, birleşen davada 31.804,21 TL'nin 08.04.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemlerin reddine karar verilmiştir.C. İkinci Bozma Kararı İlk Derece Mahkemesinin 03.06.2021 tarihli ve 2020/100 Esas,2021/183 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde taraflar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 02.12.2021 tarihli ve 2021/23508 Esas, 2021/9689 Karar sayılı kararıyla; mahkemece bozma ilamına uyularak, tazminat miktarından %20 oranında indirim yapılmakla birlikte, yapılan indirimin olayın özelliğine göre az olduğu, davalının askerlik hizmetini yerine getirirken ücret almaması, olayın Anayasal görevi sırasında meydana gelmesi, somut olayın gelişimi ve ödenen miktar gözetildiğinde tazminat miktarından daha üst seviyede hakkaniyet indirimi yapılması gerektiği gerekçesi ile hükmün davalı yararına bozulmasına, davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.D. İlk Derece Mahkemesince İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Kararİlk Derece Mahkemesinin 27.09.2022 tarihli, 2022/207 Esas, 2022/367 Karar sayılı kararı ile bozma ilamına uyularak hesaplanan tazminat miktarından %40 oranında hakkaniyet indirimi yapılarak asıl davada 27.509,00 TL'nin 18.03.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı taraftan alınarak davacıya verilmesine, birleşen davada 23.853,00 TL'nin 08.04.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı taraftan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.E. Üçüncü Bozma Kararı İlk Derece Mahkemesinin 27.09.2022 tarihli ve 2022/207 Esas, 2022/367 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde taraflar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 08.06.2023 tarihli ve 2023/4580 Esas, 2023/7695 Karar sayılı kararıyla; mahkemece bozma ilamına uyularak, olay tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı BK'nun 43-44 üncü maddeleri uyarınca; hesaplanan tazminattan “önemli oranda” bir hakkaniyet indirimi yapılması gerekirken, bu yön gözetilmeksizin hüküm kurulduğu gerekçesi ile hükmün davalı yararına bozulmasına, davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin ise diğer temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.F. İlk Derece Mahkemesince Üçüncü Bozmaya Uyularak Verilen Kararİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamına uyularak hesaplanan tazminat miktarından %60 oranında hakkaniyet indirimi yapılarak asıl davanın kısmen kabulü ile 18.339,21 TL'nin 18.03.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, birleşen davanın kısmen kabulüne ve 15.902,10 TL'nin 08.04.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavacı vekili temyiz dilekçesinde; %60 oranında hakkaniyet indiriminin çok fazla olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; kusur ve kusur oranını kabul etmediklerini, bozma sonrası, %60 takdiri indirim yapıldığını ancak bu oranını ilamda geçen önemli ölçüde indirim yapılması gerektiğine ilişkin bozmaya uygun olmadığını, daha fazla indirim yapılması gerektiğini, rücusu talep edilen tutarların fazla hesaplandığını, faiz başlangıçlarının hatalı olduğunu, davalı lehine takdir edilen vekalet ücretlerinin hatalı hesaplandığını, üçüncü kişinin kusurunun illiyet bağını kestiğini, müteveffa araç komutanının da kusuru bulunduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık; trafik kazası sonucu gerçekleşen ölüm olayı nedeniyle mahkeme kararına ve icra takibine dayalı olarak ölenin yakınlarına maddi tazminat ödeyen davacının ödediği bedelin davalı araç sürücüsünden rücuen tahsili istemine ilişkindir. Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeple;Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalıya yükletilmesine,492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 13/J maddesi uyarınca davacıdan harç alınmamasına,Dosyanın mahkemesine gönderilmesine,18.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.