Trafik kazasında vefat eden desteğin ailesinin destekten yoksun kalma ve manevi tazminat davasında, ölüm ile kaza arasındaki illiyet bağının adli tıp raporu ve Yargıtay kararıyla kesinleşerek, tazminat taleplerinin kısmen kabulü.
Özet: Davacılar, trafik kazasında vefat eden desteklerinin desteğinden yoksun kalma ve manevi tazminat talebiyle açtığı davada, davalıların müteveffanın kalp hastalığından vefat ettiğini ve kaza ile ölüm arasında illiyet bağı bulunmadığını ileri sürmelerine karşın, Yargıtay tarafından ceza mahkemesi kararı ve adli tıp raporuyla kazanın efor ve stresinin ani kardiyak ölümü tetiklediği ve olay ile ölüm arasında illiyet bağı olduğu kabul edilerek ilk mahkemenin ret kararının bozulması üzerine, yerel mahkeme bozmaya uyarak davacıların maddi ve manevi tazminat taleplerini kısmen kabul etmiştir.
4. Hukuk Dairesi         2024/10563 E.  ,  2025/15279 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi (Ticaret Mahkemesi sıfatıyla)

SAYISI : 2022/268 E., 2024/79 K.
Mahkeme kararı davacılar vekili, davalı ... vekili ile davalılar ... ve ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; 02.06.2013 tarihinde davacı ...'in eşi, davacılar ... ile ..'in babası ...'in sevk ve idaresindeki araç ile davalı ... tarafından zorunlu mali sorumluluk sigortası yapılan, davalı ...'ın maliki olduğu ve davalı ...'ın sevk ve idaresindeki aracın karıştığı çift taraflı trafik kazasında davacıların desteğinin vefat ettiğini, davacı müvekkillerinin müteveffanın desteğinden yoksun kaldığını ileri sürerek açtığı belirsiz alacak davasında fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 5.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatı ile 75.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, sigorta şirketi poliçe limiti ile sorumlu olacak şekilde, davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiş, destekten yoksun kalma tazminatı taleplerini davacı ... için 1.381.418,24 TL'ye, davacı ... için 6.066,15 TL'ye, davacı ... .. için 21.831,75 TL'ye artırmış, manevi tazminat taleplerini ise davacı ... için 40.000,00 TL, davacı ... için 15.000,00 TL, davacı ... .. için 20.000,00 TL olarak açıklamıştır.
II. CEVAP
Davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesinde; sollama kurallarına dikkat etmeyen müteveffanın tam kusurlu olduğunu, davacıların murisinin kaza sebebi ile vefat etmediğini ve kalp hastalığı nedeniyle vefat ettiğini, .. Adli Tıp Kurumu raporunda da ...'in kalp damar hastalığı sonucu vefat ettiğinin belirtildiğini, sigorta şirketi tarafından maddi hasar ödemesinin yapıldığını, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı ...Ş. vekili cevap dilekçesinde; söz konusu kaza nedeniyle davadan önce müvekkili şirkete başvurulduğunu, müvekkili şirket tarafından hasar dosyası açıldığını, dosyada vefat ile trafik kazası arasında illiyet bağı olmadığından reddedildiğini, vefat eden müteveffanın kalp damar hastalığı nedeniyle vefat ettiğini, bu nedenlerle davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 22.01.2016 tarihli ve 2013/617 Esas, 2016/74 Karar sayılı kararıyla; davanın reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 22.06.2020 tarihli ve 2019/4252 Esas, 2020/3782 Karar sayılı ilamıyla; "Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleşen, ceza mahkemesi kararında; 1. Adli Tıp İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen 18.09.2013 tarihli raporuna göre, kişinin ölümü maruz kaldığı trafik kazası olayının efor ve stresini tetiklediği ani kardiyak ölüm olduğunun belirtildiği; Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin kararında olay ile ölüm arasında illiyet bağının bulunduğu kabul edilmiş olduğuna göre, hukuk mahkemesince, müteveffa destek ...’in meydana gelen kaza nedeniyle vefat ettiği kabul edilerek, işin esasına girerek karar vermesi gerekirken yazılı olduğu şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru bulunmamıştır." şeklinde bozma kararı verilmiştir.
Dairemizin 08.03.2021 tarihli 2020/4519 Esas, 2021/2393 karar sayılı ilamıyla davalılar ... ve ... vekilinin karar düzeltme isteminin reddine karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davanın kısmen kabulüne; davacı ... açısından davanın kısmen kabulü ile 22.012,59 TL maddi tazminatın, davalılar .. Sigorta A.Ş.’den -poliçe teminat sorumluluk miktarı ile sınırlı kalmak üzere- dava tarihi olan 28.11.2013 tarihinden; diğer davalılardan kaza tarihi olan 02.06.2013 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine, davacı ... açısından 6.066,15 TL maddi tazminatın, davalılar .. Sigorta A.Ş.’den -poliçe teminat sorumluluk miktarı ile sınırlı kalmak üzere- dava tarihi olan 28.11.2013 tarihinden; diğer davalılardan kaza tarihi olan 02.06.2013 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, davacı ... .. açısından davanın kabulü ile 21.831,75 TL maddi tazminatın, davalılar .. Sigorta A.Ş.’den -poliçe teminat sorumluluk miktarı ile sınırlı kalmak üzere- dava tarihi olan 28.11.2013 tarihinden; diğer davalılardan kaza tarihi olan 02.06.2013 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, davacı ... açısından 40.000,00 TL manevi tazminatın haksız fiil tarihi olan 02.06.2013 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsiline, davacı ... açısından 20.000,00 TL manevi tazminatın haksız fiil tarihi olan 02.06.2013 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsiline, davacı ... .. açısından 15.000,00 TL manevi tazminatın haksız fiil tarihi olan 02.06.2013 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
Davacılar vekili tarafından sunulan tavzih dilekçesiyle kararın tashih edilmesi talebinde bulunulmuştur.
Mahkemenin tavzih şerhi ile; hükümde reddedilen maddi tazminat miktarı yönünden davalılar vekili lehine hükmedilen vekalet ücretinin sehven maddi hata neticesi 179.535,06 TL yazıldığı belirtilerek kararın tavzihine; "Davacı vekilinin tavzih talebinin kabulüne, Mahkememizden verilen 14.03.2024 tarih, 2022/268 Esas, 2024/79 Karar sayılı kararımızın hükmünün; 7 nolu bendinin "Davalılar kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden davalılar için maddi tazminat yönünden reddedilen meblağ üzerinden AAÜT uyarınca hesap olunan 179.535,06 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak (davalılar .. Sigorta A.Ş.’den -poliçe teminat sorumluluk miktarı ile sınırlı kalmak üzere) davalılara ödenmesine," ibaresinin tavzihi ile, "7-Davalılar kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden davalılar için maddi tazminat yönünden reddedilen meblağ üzerinden AAÜT uyarınca hesap olunan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak (davalılar .. Sigorta A.Ş.’den -poliçe teminat sorumluluk miktarı ile sınırlı kalmak üzere) davalılara ödenmesine," olarak ibaresinin yazılması suretiyle kararın düzeltilmesine," karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; aktüer rapor kesinleşip, ıslah için süre verilip talep ıslah edildikten sonra dosyanın bilirkişiye gönderilmesi ve yeni bir rapor alınıp bu rapora göre karar verilmesinin hatalı olduğunu, destekten çıkanın payının kalanlara eklenmesi gerektiğini, annenin payının çocuklara eklenmeden hesap yapılmasının hatalı olduğunu, müteveffanın eşi davacı ...' in dava devam ederken yeniden evlendiğini, bu evlilik ile önceki evliliğin mali ve iktisadi yönden karşılaştırılarak çıkan farkın hesaplanması gerektiğini, müteveffanın ücretinin asgari ücret kabul edilerek hesap yapılmasının hatalı olduğunu, emsal ücret araştırması gerektiğini, vekalet ücretinin hatalı olduğunu, manevi tazminatın az olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
Davalılar ... ve ... vekili temyiz dilekçesinde; kusur raporuna yaptıkları itirazların değerlendirilmediğini, kaza ile vefat arasında illiyet bağı bulunmadığını, ticari faize karar verilmesinin hatalı olduğunu, manevi tazminatın fahiş belirlendiğini, tavzih kararının yerinde olmadığını, tavzih kararı ile vekalet ücretinin değiştirilemeyeceğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; sigorta şirketinin sorumluluğunun poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, birden fazla kişinin hak sahibi olması durumunda garameten paylaşım yapılması gerektiğini, bunun yapılmamasının bozma sebebi olduğunu, progresif rant yöntemi ile hesabın hatalı olduğunu, rapor tarihi itibariyle muhtemel yaşam süresinin belirlenmesi gerektiğini, sigortalı araç sürücüsünün %100 kusurlu sayılmasının hatalı olduğunu, vefat ve kaza arasında illiyet bulunmadığını, faiz başlangıcının hatalı olduğunu, faiz başlangıcının hesaplama yapıldığı tarihten itibaren olması gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
Uyuşmazlık, davalı ... tarafından zorunlu mali sorumluluk sigortası yapılan, davalı ...'ın maliki ve davalı ...'ın sürücüsü olduğu aracın karıştığı 02.06.2013 tarihli trafik kazası sonucu ölüm nedeniyle ölenin desteğinden yoksun kalanların destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat talebine ilişkindir.
1. Davalılardan ... ve ... vekilinin tavzih kararına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) “Hükmün Tashihi” başlıklı 304. maddesi “(1) Hükümdeki yazı ve hesap hataları ile diğer benzeri açık hatalar, mahkemece resen veya taraflardan birinin talebi üzerine düzeltilebilir. Hüküm tebliğ edilmişse hâkim, tarafları dinlemeden hatayı düzeltemez. Davet üzerine taraflar gelmezse, dosya üzerinde inceleme yapılarak karar verilebilir. (2) Tashih kararı verildiği takdirde, düzeltilen hususlarla ilgili karar, mahkemede bulunan nüshalar ile verilmiş olan suretlerin altına veya bunlara eklenecek ayrı bir kâğıda yazılır, imzalanır ve mühürlenir." şeklinde düzenlenmiştir. Aynı Kanun’un "Hükmün Tavzihi" başlıklı 305. maddesinde ise "(1) Hüküm yeterince açık değilse veya icrasında tereddüt uyandırıyor yahut birbirine aykırı fıkralar içeriyorsa, icrası tamamlanıncaya kadar taraflardan her biri hükmün açıklanmasını veya tereddüt ya da aykırılığın giderilmesini isteyebilir. (2) Hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçlar, tavzih yolu ile sınırlandırılamaz, genişletilemez ve değiştirilemez." düzenlenmesi yer almaktadır.
HMK’nın 304. maddesine göre hükmün tashihi müessesesi ile yalnızca hükümdeki yazı ve hesap hataları ile diğer benzeri açık hatalar düzeltilebilir. Anılan Kanun’un 305. maddesinde ise hükmün tavzihinin hangi şartlarda ve nasıl yapılacağı açıkça belirlenmiştir. Buna göre, hüküm yeterince açık değilse veya icrasında tereddüt uyandırıyor yahut birbirine aykırı fıkralar içeriyorsa, icrası tamamlanıncaya kadar taraflardan her biri hükmün açıklanmasını veya tereddüt ya da aykırılığın giderilmesini isteyebilir. Tavzih yolu ile hükmün değiştirilmesi değil yalnızca açıklanması imkânı vardır. Hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçlar, tavzih yolu ile sınırlandırılamaz, genişletilemez ve değiştirilemez. Hâkim hükmü verdikten ve davadan elini çektikten sonra temyiz edilerek hüküm bozulmadıkça o davaya yeniden bakamayacak ve verilen hükmü değiştiremeyecektir. Tavzih kural olarak yalnızca hüküm fıkrasında olacak; hükmün gerekçesinin açıklanması için tavzih yoluna başvurulamayacaktır. Hâkim; tashih veya tavzih yolu ile kısa kararında hükmettiği miktarı sınırlandıramaz, genişletemez ve değiştiremez.
Somut olayda davalılar lehine hükmedilen 179.535,06 TL vekalet ücreti, tavzih kararı ile 17.900,00 TL olarak değiştirilmiştir. Yukarıda açıklandığı üzere tashih ya da tavzih yoluyla bir tarafa tanınan hakların genişletilemeyeceği, değiştirilemeyeceği gözetilerek karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi yerinde olmamıştır.
2. Tarafların asıl karara yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
A) Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre taraf vekillerinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
B) Davacıların temyizi yönünden; karar gününde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 13. maddesinin "(1) Bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, davanın görüldüğü mahkeme için bu Tarifenin ikinci kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla (7 nci maddenin ikinci fıkrası, 10 uncu maddenin üçüncü fıkrası ile 12 nci maddenin birinci fıkrası, 16 ncı maddenin ikinci fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla) bu Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir. (2) Ancak, hükmedilen ücret kabul veya reddedilen miktarı geçemez. (3) Maddi tazminat istemli davanın kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına bu Tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücret, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemez. (4) Maddi tazminat istemli davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücreti, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunur." hükmü gereğince davalı lehine hükmedilen vekalet ücretinin davacı lehine hükmedilen vekalet ücretini geçemeyeceği açıktır. Dosyanın incelenmesinde kabul edilen maddi tazminat bakımından davacı lehine 17.900,00 TL vekalet ücretine, reddedilen maddi tazminat bakımından davalı lehine 179.535,06 TL vekalet ücretine hükmedildiği görülmüktedir. Yukarıda anılan hüküm gereğince davalı lehine hükmedilen vekalet ücretinin davacı lehine hükmedilen vekalet ücretini geçemeyeceğinden davalı lehine fazla vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmamıştır.
C) Davalıların temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
1)Davalılar ... ve ... vekilinin diğer temyiz itirazları yönünden;
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun "Taleple bağlılık ilkesi" başlıklı 26 ncı maddesinin 1 inci fıkrası "Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir." şeklindedir. Davacı vekili dava dilekçesinde davacı ... yönünden 15.000,00 TL manevi tazminat talebinde bulunmuş olup, mahkemece bu talep aşılarak 20.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmiştir. O halde mahkemece, HMK'nın 26. maddesi uyarınca taleple bağlı kalınarak tazminat miktarına karar verilmesi gerekirken talep aşımı yapılarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
2)Tüm davalıların temyizi yönünden;
Mahkemece ticari faize hükmedilmiş ise de dosya kapsamından davacıların desteğinin vefatına sebep olan aracın tescil bilgilerine göre hususi/yolcu nakli kullanım amaçlı olduğunun anlaşılmasına göre yasal faize hükmedilmemesi doğru değildir. Bu nedenle de kararın bozulması gerekir.
VI. KARAR
1.Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılar ... ve ... vekilinin 26.06.2024 tarihli tavzih kararına ilişkin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan tavzih kararının KALDIRILMASINA,
2.Yukarıda (2-A) numaralı bentte açıklanan nedenlerle tarafların diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,
3.Yukarıda (2-B) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin, (2-C) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalılar vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA,
Peşin alınan harcın istek halinde davacılar ve davalılara iadesine,
Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,
11.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.