Trafik kazası sonrası açılan maddi ve manevi tazminat davasında, Yargıtay bozması üzerine verilen "karar verilmesine yer olmadığı" kararına karşı temyiz incelemesi.
Özet: Bu hukuki evrak, bir trafik kazası sonucu açılan maddi ve manevi tazminat davasında yaşanan temyiz sürecini ve bozma sonrası gelişmeleri özetlemektedir. İlk derece mahkemesinin başlangıçtaki kararının, davalı sigorta şirketi hakkında hüküm kurulmaması, maddi tazminat faizinin başlangıcının yanlış belirlenmesi ve maluliyet raporunun ilgili mevzuata aykırı düzenlenmesi gibi kritik hatalar nedeniyle Yargıtay tarafından bozulduğu belirtilmiştir. Bozma kararına uyan ilk derece mahkemesi, davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına hükmetmiş olup, bu karar davacı vekili tarafından tekrar temyiz edilerek, mevcut Yargıtay incelemesinin konusunu oluşturmaktadır.

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/460 E., 2025/15 K.Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.Mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalıların sürücüleri, malikleri, trafik sigortacıları ve acentaları olduğu araçlar ile davacının sevk ve idaresindeki aracın karıştığı 25.09.2007 tarihinde meydana gelen trafik kazası neticesinde davacının yaralandığını belirterek, dava tarihinden geçerli olmak üzere 20.000,00 TL manevi tazminat davalı ... şirketleri ve acentaları haricindeki davalılardan tahsili ile şimdilik 25.000,00 TL maddi tazminatın davalılardan tahsilini talep etmiş; ıslahla maddi tazminat talebini artırmıştır.II. CEVAPDavalılar davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin 30.04.2015 tarihli ve 2007/710 Esas, 2015/167 Karar sayılı kararıyla; davacının maddi tazminat talebinin kabulü ile 56.092,23 TL'nin (25.000,00 TL'sinin dava tarihinden itibaren yasal faiz işletilmek ve davalı ... şirketleri açısında poliçe limitiyle sınırlı olmak üzere) acenteler dışındaki davalılardan müteselsilen ve müştereken alınarak davacıya ödenmesine, acentelere karşı açılan davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine, davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulü kısmen reddi ile 10.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar ... ve ...'dan müteselsilen ve müştereken alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili, davalı .. Sigorta A.Ş. vekili, davalılar ... ve ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 29.11.2018 tarih ve 2015/17803 esas ve 2018/11459 karar sayılı ilamı ile; ''...1-Davalı ... tarafından 21.12.2015 tarihinde temyiz isteminden vazgeçtiği anlaşılmakta olup davalı ... yönünden temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir. 2- Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; davacı vekili, davalı .. Sigorta A.Ş vekili,davalılar ... vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 3- Dava trafik kazasından kaynaklanan manevi tazminata ilişkindir. Dava dilekçesinde davalılar arasında .. Sigorta A.Ş de bulunmakta olup mahkemece gerekçeli kararda davalılar arasında .. Sigorta A.Ş gösterilmemiş, hakkında da karar verilmemiştir. Buna göre, davalı .. Sigorta hakkında karar verilmesi gerekirken, olumlu veya olumsuz bir karar verilmemesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir. 4- Mahkemece davacının maddi tazminat talebinin kabulü ile 56.092,23 TL'nin (25.000,00 TL'sinin dava tarihinden itibaren yasal faiz işletilmek ve davalı ... şirketleri açısından poliçe limitiyle sınırlı olmak üzere) acenteler dışındaki davalılardan müteselsilen ve müştereken alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir. Somut olayda; davacı, dava dilekçesi ve ıslah dilekçesinde maddi tazminata ilişkin faiz başlangıcının dava tarihinden itibaren talep etmiştir. Buna göre mahkemece karar verilen maddi tazminata ilişkin faizin dava tarihinden itibaren başlatılması gerekirken, ıslah ile artırılmayan kısım için dava tarihi, ıslah ile artırılan kısım için ise faize karar verilmemesi doğru görülmemiştir. 5- Davacıda oluşan gerçek zararın belirlenebilmesi açısından davacıdaki maluliyet oranının usulüne uygun şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Maluliyete ilişkin alınacak raporların 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 tarihinden sonra ise Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliğine uygun olarak düzenlenmesi gerekir. Somut olayda her ne kadar %31 maluliyetine ilişkin rapor alınmış ise de alınan rapor Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine göre düzenlenmiş olup kaza tarihi itibari ile yürürlükte bulunan Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü'ne uygun değildir. Bu durumda mahkemece, Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulundan, Adli Tıp Şube Müdürlüklerinden veya üniversitelerin adli tıp kürsülerinden olay tarihinde yürürlükte olan Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğüne uygun rapor alınması, sonucuna göre de aktüerya uzmanından ek rapor alınarak karar verilmesi gerekirken yazılı biçimde hatalı bilirkişi raporuna dayanılarak karar verilmesi doğru değildir. 6- Çalışma hayatının aktif çalışma dönemi ve emeklilik dönemi olan pasif devre olarak ayrılması, 60 yaşın aktif çalışma devresini, bakiye yaşam süresi varsa bu sürenin de pasif çalışma dönemini oluşturduğu, tazminatın hesabında pasif devrede de zararın oluşacağı ve bu zararın asgari ücret düzeyinde bir zarar olacağının kabulünün gerektiği Dairemizin yerleşmiş içtihatlarındandır. Somut olayda; davacının SGK’dan emekli olduğu, kaza tarihinde çalışmasının gözlenmediği anlaşılmıştır. Mahkemece benimsenen bilirkişi raporunda ise bu durum gözetilmeden davacının aktif çalışma yaşı 60 kabul edilmek suretiyle hesaplama yapılmış olup bu hesaplama yasaya ve yerleşik içtihatlara aykırıdır.Mahkemece, yukarıdaki esaslar çerçevesinde davacının emekli olduğu göz önüne alınıp pasif dönem hesabı yapılarak alınacak ek rapor sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.'' gerekçesiyle bozulmuştur.B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen KararMahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının maddi tazminat talebinin, bozma öncesi hükmedilen 56.092,23 TL'nin bilirkişi raporu ile de tespit edildiği üzere 17.11.2015 tarihinde ödendiği, dolayısı ile bozma öncesi ıslah ile talep edilen alacak miktarı yönünden alacak hakkı kalmadığından karar verilmesine yer olmadığına, davacı vekilinin 28.12.2024 tarihli dava değerini artırma talepli fazlaya dair 371.769,51 TL talebinin ise reddine, acentelere karşı açılan davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine, davacının manevi tazminat talebi ise mahkemece bu hususta verilen ilk karar bozma ilamı kapsamı dışında kaldığından kesinleşmiş olup bu konuda tekrar karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.B. Temyiz SebepleriDavacı vekili temyiz dilekçesinde; müvekkilinin emekliyken kaza tarihinde sigortalı olarak çalıştığının bozma sonrası kanıtlandığını, asgari ücret ve çalışma olgusunun kamu düzeninden sayıldığını, ilk rapora taraflarınca itiraz edildiğini, ilk karardan önce ıslah hakkı kullanılmış olsa dahi bozmadan sonra bozmadan sonraki düzenlenen rapor ile doğan bakiye alacak için yeni bir talep artırım dilekçesi verilmesinin mümkün olduğunu, bu hususun kamu düzeni ile ilgili olduğunu, davanın belirsiz alacak davası olduğunu, kısmi dava olarak nitelendirilmesini kabul etmediklerini, yemin delili toplanmadan, yemin hakkı hatırlatılmadan karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, bozmaya uyulmasına karşın faiz yönünden bozma gereğinin yerine getirilmediğini, vekalet ücreti ve yargılama gideri hesabında hatalar yapıldığını belirtmiştir.C.Gerekçe1.Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesinin hukukça mümkün olmadığı anlaşılmakla; davacı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.2.İlk hükmün temyizi üzerine bozma ilamında davacı lehine olarak 4. bentte ''... Mahkemece davacının maddi tazminat talebinin kabulü ile 56.092,23 TL'nin (25.000,00 TL'sinin dava tarihinden itibaren yasal faiz işletilmek ve davalı ... şirketleri açısından poliçe limitiyle sınırlı olmak üzere) acenteler dışındaki davalılardan müteselsilen ve müştereken alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir. Somut olayda; davacı, dava dilekçesi ve ıslah dilekçesinde maddi tazminata ilişkin faiz başlangıcının dava tarihinden itibaren talep etmiştir. Buna göre mahkemece karar verilen maddi tazminata ilişkin faizin dava tarihinden itibaren başlatılması gerekirken, ıslah ile artırılmayan kısım için dava tarihi, ıslah ile artırılan kısım için ise faize karar verilmemesi doğru görülmemiştir.'' gerekçeleriyle mahkeme kararı bozulmuştur.Bozma sonrası ise bozma öncesi 30.04.2015 tarihli kararın icrası sonucu Isparta 1. İcra Dairesi'nin 2015/5356 sayılı dosyasına asıl alacak ve ferileri ile 87.376,51 TL ödendiği gerekçesiyle ıslah ile talep edilen alacak miktarı yönünden alacak hakkı kalmadığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş ise de varılan sonuç doğru değildir.Bozma öncesi kararda, 56.092,23 TL'nin (25.000,00 TL'sinin dava tarihinden itibaren yasal faiz işletilmek ve davalı ... şirketleri açısından poliçe limitiyle sınırlı olmak üzere) acenteler dışındaki davalılardan müteselsilen ve müştereken alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiş ve karar da bu haliyle icraya konularak davalı tarafça ödeme yapılmıştır. Bozma ilamında ise 56.092,23 TL'nin hepsine dava tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesi gerektiği gerekçesiyle davacı lehine bozma yapılmıştır.Bu durumda mahkemece; bozma gereği 56.092,23 TL'ye dava tarihinden itibaren yasal faiz işletilerek hüküm kurulması ve icra sonucu yapılan ödemenin infazda dikkate alınması yönünde karar verilmesi gerekirken uyulmasına karar verilen bozma ilamının gereğinin yerine getirilmemesi yerinde olmamıştır.3.Dava kısmi dava olup, ikinci kez ıslah dilekçesi verilemeyeceğine yönelik mahkeme tespiti doğru ise de, ikinci ıslahın kabul edilmemesine karşın (kanun gereği ikinci kez ıslah yapılması mümkün olmadığından yapılmamış gibi kabul edilmesi gerekirken) bozma sonrası ikinci kez ıslah edilen miktar yönünden ret kararı verilerek, bu kısım yönünden davalılar lehine vekalet ücretine hükmedilmesi usul ve yasaya aykırıdır.4.Dava kısmi dava olup, ikinci kez ıslah dilekçesi verilemeyeceğine yönelik mahkeme tespiti doğru ise de, ikinci ıslahın kabul edilmemesine karşın (kanun gereği ikinci kez ıslah yapılması mümkün olmadığından yapılmamış gibi kabul edilmesi gerekirken) bozma sonrası ikinci kez ıslah edilen miktar yönünden ret kararı verilerek, bu kısmın da davacı yönünden reddedilen miktar olarak kabul edilerek harç ve yargılama gideri hesabında dikkate alınması usul ve yasaya aykırıdır.5.Mahkemenin ilk kararında hükmedilen manevi tazminat miktarı ve ferileri bozma yapılmayarak hüküm kesinleşmesine rağmen bozma sonrası kurulan hükümde reddedilen manevi tazminat miktarı yönünden davacı aleyhine olacak şekilde yeniden ve daha fazla vekalet ücretine hükmedilmesi usul ve yasaya aykırıdır.6.Bozma öncesi ilk kararda davalılar .. Sigorta ve .. ...Sigortacılık Hizmetleri olan acenteler yönünden davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmiş ve kendisini vekille temsil ettiren ... ...Sigortacılık lehine 1.500,00 TL vekalet ücretine hükmedilmiş olup, kararın bu kısmı da bozma konusu yapılmayarak kesinleşmiş olmasına ve davalı ... Sigorta kendisini vekille temsil ettirmemesine karşın bozma sonrası belirtilen davalıları da kapsar şekilde lehlerine davacı lehine oluşan usuli kazanılmış hak ihlal edilmek suretiyle red vekalet ücretine hükmedilmesi usul ve yasaya aykırıdır.VI.KARAR1. Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan sebeplerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,2. Yukarıda (2), (3), (4), (5) ve (6) numaralı bentlerde açıklanan sebeplerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının BOZULMASINA,Peşin alınan harcın istek halinde davacıya iadesine,Dosyanın mahkemesine gönderilmesine,10.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.