11. Ceza Dairesi, bilişim sistemleri ve banka araçlı dolandırıcılık suçundan beraat eden sanıkların dolandırıcılık kastıyla hareket ettikleri gerekçesiyle verilen kararı delil hatası nedeniyle bozmuştur.
Özet: Sanıkların, ticari hayatta güven tesis etmek amacıyla düşük meblağlı çeklerle ödeme yaparak itibar kazandıktan sonra, farklı şirketler adına açtıkları banka hesaplarından karşılıksız çıkacağını bildikleri yüksek meblağlı ileri tarihli çekleri birbirleri lehine düzenleyip veya ciro edip katılanlara vererek yüklü miktarda mal temin ettikleri ve ödeme günü gelince ortadan kayboldukları olayda, en başından itibaren dolandırıcılık kastıyla hareket ettikleri, eylemlerinin banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu oluşturduğu ve alt mahkemenin delilleri hatalı değerlendirerek verdiği beraat kararının hukuka aykırı olduğu tespit edilmiştir.
11. Ceza Dairesi         2021/35353 E.  ,  2025/15085 K.
"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/340 E., 2016/118 K.
SUÇ : Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık
HÜKÜMLER : Beraat
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmi temyiz isteğinin reddi, kısmi onama
Mersin 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 17.03.2016 tarihli ve 2015/340 Esas, 2016/118 Karar sayılı kararının temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde gereği düşünüldü:
I. Sanıklar Hakkında Katılan ...'a Karşı Bilişim Sistemlerinin, Banka veya Kredi Kurumlarının Araç Olarak Kullanılması Suretiyle Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Beraat Hükmüne İlişkin Katılan ... Vekilinin Temyiz Talebi Yönünden
Katılanın yokluğunda verilip 15.04.2016 tarihinde usulüne uygun şekilde tebliğ edilen karara karşı, karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK'un 310/1 maddesinde belirlenen bir haftalık kanuni süre geçtikten sonra vekilinin 25.04.2016 tarihinde temyiz isteğinde bulunduğu, kanun yolu, süresi ve mercii yönünden yanıltmanın bulunmadığı, hükmün, 1412 sayılı CMUK’un 305/1 maddesi gereği re’sen temyize de tabi olmadığı anlaşılmakla, katılan ... vekilinin temyiz isteğinin, 1412 sayılı Kanun’un 317. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
II. Sanıklar Hakkında Katılanlar ...Tekstil ve Tic. Ltd. Şti., ....Kimya Ltd. Şti., ..., ...'a Karşı Bilişim Sistemlerinin, Banka veya Kredi Kurumlarının Araç Olarak Kullanılması Suretiyle Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Beraat Hükümlerine İlişkin Katılanlar Vekillerinin Temyiz Talepleri Yönünden
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir oldukları, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz isteklerinin süresinde olduğu, temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
Sanık ...’ın ...isimli firmanın sahibi ve yetkilisi; ....’in .... İnş. Teks. Mob. Tem. ve Gıda Mad. San ve Tic. Ltd. şirketinin sahibi ve yetkilisi; ...'in de .... Teks. İnş. Ltd. şirketinin sahibi ve yetkilisi oldukları, her bir sanığın kendi şirketleri adına farklı bankalardan çek hesapları açtırıp çek karneleri aldıkları ve kendi aralarında birbirlerinin şirketleri lehine çek keşide veya ciro etmek suretiyle çekleri müşteri çeki hâline getirerek sanık ...’ın şirketinde pazarlamacı olarak çalışan sanık ... ve yine ...’ın şirketinde çalışan sanık ... aracılığıyla katılanlarla kurdukları ticari ilişkiler kapsamında katılanlara verdikleri, bu kapsamda sanık ...’ın bazen kendisini ... olarak; sanık ...’nın da kendisini ...’ın şirketinde müdür olarak tanıttığı, sanıkların ilk anda piyasadan almış oldukları mallar karşılığında cüz'i bedelli çekler verip bunları ödedikleri, bu şekilde hem bankalar nezdinde hem ticari hayatta olumlu imaj kazandıkları ve piyasada güven duygusu oluşturdukları, daha sonra katılanlardan aldıkları yüksek meblağlı ürünler karşılığında birbirlerinin şirketlerine düzenlemek veya ciro etmek suretiyle müşteri çeki görüntüsü oluşturdukları çekleri katılanlara verdikleri, çeklerin ileri tarihli olması sebebiyle katılanların bankalardan olumlu teyit almaları üzerine sanıklara satış yaptıkları ve malları, dava dosyasında mevcut faturalar ile teslim ettikleri, çeklerin ödeme tarihleri geldiğinde karşılıklarının bulunmadığının tespit edildiği ve sanıkların bir gecede ortadan kayboldukları olayda;
Sanık savunmaları, katılan beyanları, ticaret sicili gazetesi örnekleri, tutanaklar, tanık anlatımları, suçta kullanılan çek örnekleri ve fatura suretleri ile tüm dosya kapsamı itibarıyla, tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticari faaliyetleri sırasında, bankanın maddi varlıklarından olan çeklerin sağladığı güvenden yararlanarak fikir ve eylem birliği içinde hareketle, çek bedellerini ödeyecek ekonomik imkân ve yeteneğe haiz olmadıkları hâlde karşılıklarının ödenmeyeceğini bile bile ve farklı şehirlerde ticari faaliyet gösteren katılanlara ileri vadeli çekler vererek katılanlardan mal satın ve teslim alan çeklerin ödeme günü geldiğinde karşılıksız olduklarının anlaşılması üzerine kendilerine bir daha ulaşılamayan sanıkların, en başından itibaren dolandırıcılık kastıyla hareket ettikleri gözetilerek 5237 sayılı TCK'nın 37/1 maddesi delâletiyle aynı Kanun'un 158/1-(f),(h)-son maddesi gereği, her bir katılanla kurdukları ticari ilişki sayısı ve tarih aralıkları da göz önünde bulundurularak 5237 sayılı TCK'nın 43/1 maddesi uyarınca zincirleme suç koşullarının oluşup oluşmadığı da değerlendirilmek suretiyle mahkûmiyet hükümlerine karar verilmesi gerekirken delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek beraatlerine karar verilmesi,
Yasaya aykırı, katılanlar vekillerinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca hükümlerin, Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 24.11.2025 tarihinde karar verildi.