Sanığa yapılan usulsüz tebligat sonucu öğrenme üzerine süresinde kabul edilen temyizde, bilişim sistemi dolandırıcılığı cezası onanırken resmi belgede sahtecilik davası zamanaşımından bozulmuştur.
Özet: Sanığa yapılan tebligatın usulsüz olduğu tespitiyle temyiz başvurusunun süresinde kabul edildiği kararda, bilişim sistemlerini araç olarak kullanma suretiyle dolandırıcılık suçundan verilen mahkûmiyet hükmü, anayasa mahkemesi kararları ve yasa değişikliklerinin infaz aşamasında değerlendirilmesi gerektiği belirtilerek onanmış; ancak, resmi belgede sahtecilik suçunda olağan dava zamanaşımı süresinin sanığın sorgu tarihinden itibaren dolduğu anlaşıldığından, bu suçtan kurulan mahkûmiyet hükmü bozulmuştur.
11. Ceza Dairesi         2025/3626 E.  ,  2025/15076 K.
"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2010/63 E., 2013/83 K.
SUÇLAR : Resmi belgede sahtecilik, bilişim sistemlerinin, banka veyakredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle
dolandırıcılık
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteğinin reddi
Karar tarihinde yürürlükte bulunan 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümleri karşısında sanığın yokluğunda verilen kararın; 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun bilinen adrese tebligatı düzenleyen 10. maddesine göre öncelikle kovuşturma aşamasında bildirilen son adres esas alınarak, Tebligat Kanunu'nun 21/1. maddesine göre tebliği yoluna gidilmesi, bu şekilde çıkarılan tebligatın bila-tebliğ iadesi durumunda aynı Kanun’un 21/2. maddesi uyarınca Merkezi Nüfus Kayıt İdaresi Sisteminde (MERNİS) kayıtlı adresi esas alınarak ve Tebligat Kanunu’nun Uygulanmasına Dair Yönetmelik'in 16/2. maddesi uyarınca; “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkânsızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” şerhi düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği; MERNİS adresinin bulunmaması durumunda ise daha önce kanuni usullere göre tebligat yapılmış olması kaydıyla bahse konu adres esas alınarak 7201 sayılı Kanun'un 35. maddesine göre tebligat yapılması, daha önce kendisine tebligat yapılan adresin olmaması hâlinde ise adres araştırması yoluna gidilmesi, bu şekilde de tebliğe elverişli adresin bulunamaması hâlinde ilânen tebligat yoluna gidilmesi gerektiği, dava dosyası kapsamına göre muhakeme süresince sanığa hiçbir davetiyenin tebliğ edilemediği, savunmasının yakalama kararı ile alındığı ve bu aşamada beyan ettiği adrese daha önce herhangi bir tebligat yapılmadığı gibi Tebligat Kanunu'nun 21/1 maddesine göre tebliğe çıkarılan gerekçeli kararın da bila-tebliğ iade edildiği; bu aşamada MERNİS adresi esas alınarak Tebligat Kanunu'nun 21/2 maddesinde öngörülen yönteme göre tebliğ işlemlerinin yerine getirilmesi gerekirken daha önce herhangi bir tebligatın da yapılmadığı belirlenen aynı adrese Tebligat Kanunu'nun 35. maddesi uyarınca tebliğ yoluna gidilmesi nedeniyle sanığa yapılan tebliğ işleminin usulsüz olduğu, sanığın temyiz iradesini açıkladığı 23.06.2016 tarihli dilekçe öncesinde hükmü başkaca surette öğrendiğine dair de bir bulguya ulaşılamadığı nazara alınmakla, sanığın öğrenme üzerine temyizinin süresinde olduğu belirlenerek, 30.06.20 16... .09.2022 tarihli, ek kararlarının hukuki değerden yoksun oldukları belirlenerek yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir oldukları, temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. Bilişim Sistemlerinin, Banka veya Kredi Kurumlarının Araç Olarak Kullanılması Suretiyle Dolandırıcılık Suçu Yönünden
Sanık hakkında kasıtlı suçtan hapis cezasına mahkûmiyetin kanunî sonucu olarak uygulanmasına karar verilen hak yoksunlukları yönünden, Anayasa Mahkemesinin, 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren, 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesindeki bazı hükümlerin iptal edilmesi ve hükümden sonra, 15.04.2020 tarihinde, yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesi ile 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının birinci cümlesine; “... ertelenen veya” ibaresinden sonra gelmek üzere eklenen; “... denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezası infaz edilen ...” ibarelerinin infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görüldüğünden bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.
Yargılamanın hukuka uygun olarak yapıldığı, iddia ve savunmada ileri sürülen hususların gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hukuka uygun yöntemlerle elde edilen delillerin değerlendirilerek fiilin sanık tarafından işlendiğinin tespit edildiği, suç vasfının doğru biçimde belirlendiği, cezanın kanuni takdir sınırlarında uygulandığı tüm dosya kapsamından anlaşılmakla, sanığın temyiz nedenleri yerinde görülmediğinden hükmün, Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
II. Resmi Belgede Sahtecilik Suçu Yönünden
Yargılama konusu resmi belgede sahtecilik suçu için 5237 sayılı TCK’nın 204/1 maddesi uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre aynı Kanun’un 66/1-e maddesi gereği 8 yıllık olağan dava zamanaşımı süresinin öngörüldüğü, 5237 sayılı TCK’nın 67/2-a maddesi uyarınca zamanaşımı süresini kesen son sebep olan sanığın sorgusunun yapıldığı 18.05.2011 tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar 8 yıllık olağan dava zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu belirlenmekle, sanığın temyiz talebi bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün, 1412 sayılı CMUK’un 321/1 maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322/1-1 maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan açılan kamu davasının 5271 sayılı CMK’nın 223/8 maddesi gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,24.11.2025 tarihinde karar verildi.