Görevini kötüye kullanma suçunda doğrudan zarar görmeyenlerin katılma hakkının reddedilmesi, sanık ölümü ve dava zamanaşımı nedeniyle kamu davalarının düşmesi.
Özet: Yargıtay, yerel mahkemenin icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan verdiği beraat kararlarını incelerken, doğrudan zarar görmeyen kooperatif üyelerinin temyiz taleplerini reddedip, suçtan zarar gören bakanlığın temyizini kabul ederek; yapılan inceleme sonucunda sanıklardan birinin ölümü, diğerlerinin ise sekiz yıllık asli dava zamanaşımı süresinin dolması sebebiyle yerel mahkeme hükümlerini bozarak sanık hakkındaki kamu davasının ölüm nedeniyle, diğer sanıklar hakkındaki kamu davalarının ise zamanaşımı nedeniyle düşürülmesine karar vermiştir.

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2014/22 Esas, 2014/561 KararSUÇ : İcrai davranışla görevi kötüye kullanmaHÜKÜM : BeraatTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : BozmaMahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi;Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.02.2017 tarihli, 2015/5-95 Esas, 2017/71 sayılı ve benzer Kararlarında da belirtildiği üzere "suçtan zarar görme" kavramının "suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali" olarak anlaşılması gerektiği, dolaylı veya muhtemel zararların davaya katılma hakkı vermeyeceği, bu nedenle sanıklar hakkında icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan açılan kamu davalarına 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 237. maddesine göre doğrudan zarar görmeyen kooperatif üyeleri olan ..., ..., ... ve ...'ın katılma ve hükümleri temyiz haklarının olmadığı, mahkemece usulsüz olarak verilen katılma kararlarının da temyiz hakkı vermeyeceği gözetilerek adı geçenler vekilinin temyiz isteminin 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un (5320 sayılı kanun) 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı kanun) 317. maddesi uyarınca REDDİNE, suçtan zarar gören ... ve ... Bakanlığının 5271 sayılı Kanun'un 260/1. maddesi gereği sanıklar hakkında verilen beraat hükümlerini temyiz hakkı bulunduğu nazara alınarak, incelemenin suçtan zarar gören vekilinin temyiz itirazlarıyla sınırlı olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü: Sanık ...'nın hükümden sonra 04.01.2016 tarihinde vefat ettiği UYAP ortamından temin edilen nüfus kaydından anlaşılmakla, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 02.10.2024 tarihli ve 2021/228 Esas, 2024/281 sayılı Kararı da gözetilerek, bu hususta bir karar verilmesi lüzumu ile diğer sanıkların üzerlerine atılı icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçunun 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 257/1. maddesinde öngörülen cezasının üst sınırı itibarıyla aynı Kanun'un 66/1-e maddesine göre 8 yıllık asli dava zamanaşımı süresine tabi olduğu, zamanaşımını kesen son işlem olan 14.04.2014 tarihli sorgular ile inceleme günü arasında bu sürenin gerçekleştiği anlaşıldığından, hükümlerin 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilmek suretiyle 1412 sayılı Kanun’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA ancak bu hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun'un 322/1, 5237 sayılı Kanun'un 64/1 ve 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddeleri gereğince sanık ... hakkındaki kamu davasının ölüm, diğer sanıklar haklarındaki kamu davalarının ise zamanaşımı nedeniyle ayrı ayrı DÜŞMESİNE 20.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.