Sigortalı aracın yaya çarparak yaralanmaya yol açtığı trafik kazasında sürekli iş göremezlik tazminatı talebinde, hakem heyetince kusur oranının bilirkişi raporu olmaksızın belirlenmesi eksik inceleme sebebiyle temyiz nedeni sayılmıştır.
Özet: Sigortalı aracın yaya davacıya çarpması sonucu meydana gelen yaralamalı trafik kazasında sürekli iş göremezlik tazminatı talebine ilişkin davada, Sigorta Tahkim Komisyonunun davalı sigorta şirketinin kusurunu %100 olarak belirlemesinde uzmanlık gerektiren kusur oranlarının tespiti için bilirkişi raporu alınmaması nedeniyle eksik inceleme yapıldığına karar veren yüksek mahkeme, TRH 2010 yaşam tablosu ve progresif rant hesap yönteminin kullanımını uygun bulsa da, eksik kusur incelemesinin giderilmesi gerektiğini belirterek yerel mahkeme kararının bozulmasına işaret etmiştir.
4. Hukuk Dairesi         2024/7629 E.  ,  2025/15038 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

SAYISI : 2024/429 D.İş- 2024/428 K.
SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU İTİRAZ HAKEM HEYETİ
SAYISI : 2024/İHK-22109
SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ
SAYISI : K-2024/91456
İtiraz Hakem Heyeti kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usûl eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının ZMSS poliçesi ile sigortaladığı aracın, yaya olan davacıya çarpması ile 06.11.2022 tarihinde yaralamalı trafik kazasının meydana geldiğini ve kaza nedeniyle davacının malul kaldığını, davalı tarafa başvuru yapıldığını beyanla belirsiz alacak davası olarak fazlaya ilişkin hakların saklı kalması kaydıyla şimdilik 25.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsilini talep etmiş ve bedel artırım dilekçesiyle talebini 691.574,00 TL'ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafça dava öncesinde müvekkiline usulüne uygun başvuru yapılmadığını, davacının sunmuş olduğu maluliyet raporunun usulüne uygun olmadığını, maluliyet oranının belirlenmesi için rapor alınması gerektiğini, müvekkilinin poliçe limitleri dahilinde ve sigortalı aracın kusuru ile sınırlı olmak üzere sorumlu olduğunu, davacının kaza nedeniyle elde etmiş olduğu gelirin hesaplanan tazminattan mahsup edilmesi gerektiğini, TRH 2010 Yaşam Tablosu ve %1.8 teknik faiz yönteminin kullanılması suretiyle hesaplama yapılması gerektiğini, dava tarihinden itibaren yasal faize karar verilebileceğini, davacı yararına hükmedilecek vekalet ücretinin Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan miktarın 1/5'i oranında olması gerektiğini beyanla başvurunun reddine karar verilmesini talep etmiştir
III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI
Uyuşmazlık Hakem Heyeti'nin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davanın kabulüne; 691.574,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 23.08.2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine ve davacı vekil ile temsil olunduğundan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 20.564,07 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
IV. İTİRAZ
Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekilince itiraz edilmesi üzerine; İtiraz Hakem Heyeti'nin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; hükme esas alınan maluliyet raporunun kaza tarihindeki yönetmelik hükümlerine uygun olarak hazırlanmış olmasına, progresif rant yönteminin kullanılması suretiyle hesaplama yapılmasının Yargıtay içtihatları gereği olmasına göre davalı vekilinin itirazlarının reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; hükme esas alınan maluliyet raporunun hatalı olduğunu, TRH 2010 Yaşam Tablosu ve %1.65 teknik faiz yönteminin kullanılması suretiyle hesaplama yapılması gerektiğini belirtmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın, yaya olan davacıya çarpması suretiyle meydana gelen trafik kazası sonucunda davacının yaralanıp malul kalması nedeniyle sürekli iş göremezlik tazminatı istemine ilişkindir.
1- Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına, Yargıtay içtihatlarına uygun olarak TRH 2010 Yaşam Tablosunun ve progresif rant hesap yönteminin kullanılması suretiyle hesaplama yapılmasına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2- Dosya kapsamına göre, kaza günü kolluk görevlileri tarafından düzenlenen kaza tespit tutanağında, davalı tarafından sigortalanan aracın sürücüsünün 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 53/1-b maddesinde düzenlenen sola dönüş kurallarına riayet etmemek kuralını ihlal ettiğinin ifade edildiği görülmüştür.
6100 Sayılı HMK 266. ve takip eden maddeleri uyarınca, mahkemece, çözümü hukuk dışında özel veya teknik bilgiyi gerektiren hallerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden bilirkişinin oy ve görüşü alınarak karar verilmelidir. Trafik kazasında tarafların kusur oranlarının belirlenmesi uzmanlık gerektiren konulardandır.Hakem Heyetince, herhangi bir kusur raporu alınmaksızın davalı tarafından sigortalanan aracın sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde %100 oranında kusurlu olduğu kabul edilerek eksik inceleme ile karar verilmiş olması doğru değildir. Bu sebeple eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Şu durumda, İtiraz Hakem Heyetince dava konusu trafik kazasına ilişkin ceza dosyası da getirtilerek ve tüm deliller değerlendirilmek suretiyle tüm dosya kapsamı ile oluş şekline göre tarafların olaydaki kusur oranlarının duraksamaya yer vermeyecek şekilde tespiti için alanında uzman bilirkişiden denetime elverişli, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınıp, buna uygun şekilde hesaplama yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
VI. KARAR
1. Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,
2. Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine,
Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,
04.11.2025 tarihinde Başkan ... ile Üye ...'ün karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Dava, trafik kazası sonucu oluşan bedensel zarar nedeniyle sürekli iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir.
Davaya konu kazadaki tarafların kusur oranlarının kaza tespit tutanağındaki belirlemelere göre yapıldığı ve davalıya sigortalı araç sürücüsünün tam kusuru üzerinden yapılan hesaplama esas alınıp tazminata karar verildiği, sayın çoğunluk tarafından kusur konusunda bilirkişi raporu alınması için kararın re'sen bozulduğu görülmektedir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin 1 inci fıkrasında; "Yargıtay, tarafların ileri sürdükleri temyiz sebepleriyle bağlı olmayıp, kanunun açık hükmüne aykırı gördüğü diğer hususları da inceleyebilir" düzenlemesi yapılmış ve temyiz incelemesinin kapsamı belirlenmiştir. Anılan kanun hükmü gereği temyiz incelemesi kural olarak tarafların ileri sürdükleri sebeplerle sınırlı biçimde yapılabilecek, ancak kanunun açık hükmüne aykırı olan hususlar re'sen bozma sebebi yapılabilecektir. Hukuk yargılamasının en temel ilkelerinden olan taraflarca getirilme ilkesi ile taleple bağlılık ilkesi gereği de temyiz incelemesinin tarafların ileri sürdüğü sebeplerle sınırlı yapılması gerekeceği açıktır.
Somut olayda; davalıya sigortalı araç sürücüsünün tam kusurlu olduğu kabulüyle verilen kararı temyiz eden davalı vekilinin esas alınan kusur oranına ilişkin bir temyiz itirazı yoktur. Ayrıca davalı sigortacı Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararına kusur belirlemesi yönünden itiraz da etmemiştir. Bu itibarla; kamu düzenine aykırılık ya da açık kanun hükmüne aykırılık vasfı taşımayan yöne (kusura) ilişkin nedenle kararın bozulmasının doğru olmadığı ve davalının tüm temyiz itirazlarının reddi ile İtiraz Hakem Heyeti kararının onanmasına karar verilmesi gerektiği kanaatinde olduğumuzdan, sayın çoğunluğun bozma kararına katılmıyoruz.