Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesinin, benzer ibareli markalar arasındaki hükümsüzlük, kötüniyet ve kurum kararlarının iptali istemli istinaf davası kararı.
Özet: Bu hukuki evrak, davacının "..." markasının tesciline yönelik başvurusunun kötü niyetli olduğunu, davalının eski personel veya ortakla ilişkisi nedeniyle davacının markasından türetildiğini ve markalar arasında iltibas bulunduğunu ileri sürerek Kurum kararının iptalini ve markanın hükümsüzlüğünü talep ettiği, davalının ise aile markası kullanım hakkı olduğunu savunduğu bir davada, ilk derece mahkemesinin görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik ile davacının markasını ciddi şekilde kullandığını tespit ederek verdiği karara yapılan istinaf başvurusunun içeriğini özetlemektedir.

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
Esas-Karar No: 2024/1975 - 2026/262 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/1975 KARAR NO : 2026/262T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİTARİHİ : 05/03/2024NUMARASI : 2020/205 E. - 2024/64 K.DAVANIN KONUSU : Marka ile İlgili Kurum Kararlarının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 05/03/2024 tarih ve 2020/205 Esas - 2024/64 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı ile davalı şirket vekilleri tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, davalı şirketin 2018/121085 sayılı ve "..." ibareli markanın 22, 25, 28 ve 35. sınıflarda tescili için başvurduğunu, başvuruya yaptıkları itiraz diğer davalı ... tarafından reddedilmiş ise de, müvekkilinin "..." ibareli markalarının bulunduğunu, markaların uzun süredir yoğun olarak kullanıldığını, müvekkili şirketin 1997 yılında kurulduğunu ve "..." markasının gerçek hak sahibi olduğunu, başvurunun kötüniyetle yapıldığını, başvuran firmanın sahibinin daha önce müvekkili şirkette personel olarak çalıştığını, aynı zamanda eski ortağın eşi olduğunu, davalının müvekkilinin markalarıyla aynı sınıfta başvuru yaptığını, dava konusu markanın aynı zamanda müvekkilinin unvanından türetildiğini ileri sürerek, 2020-M-4437 sayılı YİDK kararının iptaline ve dava konusu 2018/121085 sayılı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.Diğer davalı Şirket vekili, müvekkili şirketin kurucusu ...'un eşi ...'un 19.12.1997 tarihinden bu yana davacı şirketin kurucusu olduğunu ve münferiden temsile yetkili müdür olarak görev yaptığını, davacı şirketin de 2019 yılına kadar "..." kardeşler tarafından aile şirket olarak yönetildiğini, İstanbul faaliyetlerini ... ...'un, Antalya faaliyetlerini ...'un yürüttüğünü, iki kardeşin "..." markasıyla ticaret yaptığını, markayı Antalya şubesinin maruf hale getirdiğini, ...'un ortaklıktan ayrılmasıyla birlikte Antalya Şubesinin kapatılmasına ve ayrı bir firma olarak faaliyet göstermesine karar verildiğini, "..." kardeşler "..." ibaresini aile markası olarak gördüklerinden devir sözleşmesi ve protokolünde ek bir sınırlama getirilmediğini, ... davacı şirket yetkilisi iken ... ile imzalanan 20.09.2018 tarihli marka lisans sözleşmesine dayalı olarak dava konusu başvurunun yapıldığını, kötüniyetin söz konusu olmadığını, 2007/15452 sayılı markanın kullanmama nedeniyle iptali talebiyle açılan davanın bekletici mesele yapılması gerektiğini, ...'un da "..." markası üzerinde hak sahibi olduğunu, taraf markalarının benzer de olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, yayına itiraz aşamasında dava konusu marka başvuru sahibi tarafından davacı markasının 28. sınıftaki mallar bakımından kullanım ispatı talebinde bulunulmasına karşın dava dosyası kapsamında cevap dilekçelerinde kullanım ispatı talebinin ileri sürülmediği; SMK 6/1 maddesi yönünden emtia benzerliğinin kısmen gerçekleştiği; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve 2014/11-696 E.-2016/778 K. sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu hususu da gözönünde bulundurularak yapılan incelemede, davacı adına tescilli "..." esas ibareli marka ile davalının "...'' ibareli markası arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, sesçil ve anlamsal olarak hem dava konusu markanın hem de davacı markasının esas unsurunun "..." ibaresi olması karşısında taraf marka işaretleri bakımından görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunduğu; YİDK iptal talebi yönünden; davalı tarafından idari aşamada davalının 2007/15452 sayılı markasının 28. sınıf bakımından kullanımının ispatı talep edildiğinden davacının yayına itiraz aşamasında dosya kapsamına sunduğu belgelerin (faturalar, eskiye dayalı internet sitesi görüntüleri) incelenmesi neticesinde, davacının markasını "koruma ağı, kale filesi, futbol filesi, halı saha filesi, top taşıma filesi, voleybol filesi, basketbol filesi, hentbol kale ağı, top taşıma filesi, tavan kapama filesi" malları veya bu malların satış hizmetleri için Türkiye’de ciddi biçimde kullanımını ispatladığı, her ne kadar faturalarda "seyyar alüminyum futbol kalesi, ip, minder" mallarının yer aldığı tespit edilse de bu faturaların sadece birer adet olması nedeniyle davacının markasının bu mallar veya bu malların satış hizmetleri için Türkiye’de ciddi biçimde kullanımının ispatlanamadığı; davacının kullanımını ispat ettiği mallar ile benzer/ilişkili olan mallar/hizmetlerin idari aşamada dava konusu markanın kapsamından çıkartıldığı anlaşılmış, dava konusu markanın kapsamında kalan mallar/hizmetlerin davacının kullanımını ispatladığı mallar ile aynı/aynı tür/benzer/ilişkili olmaması nedeniyle davacının YİDK kararı bakımından SMK'nın 6/1 kapsamında yaptığı itirazın yerinde olmadığı; hükümsüzlük talebi yönünden; dava dosyası kapsamında davalının kullanım ispatı talebinin ileri sürülmemesi nedeniyle davacının redde gerekçe markasının kapsamındaki malların tamamı dikkate alındığında hem dava konusu markanın kapsamında yer alan 28. sınıf: Oyunlar ve oyuncaklar. Salonda oynanan oyunlar; harici ekran ya da monitör ile bağlanıp oynanabilen oyunlar için aletler, makineler ve cihazlar (jetonla çalışanlar dahil). Hayvanlar için oyuncaklar. Çocuk bahçeleri, parklar ve oyun parkları için oyuncaklar. Suni yılbaşı ağaçları ve bunlar için süsler, suni karlar, çıngıraklar, parti ve benzeri eğlenceler için malzemeler, kağıttan parti şapkaları." 35. sınıf: "Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Oyunlar ve oyuncaklar. Salonda oynanan oyunlar; harici ekran ya da monitör ile bağlanıp oynanabilen oyunlar için aletler, makineler ve cihazlar (jetonla çalışanlar dahil). Hayvanlar için oyuncaklar.Çocuk bahçeleri, parklar ve oyun parkları için oyuncaklar. Suni yılbaşı ağaçları ve bunlar için süsler, suni karlar, çıngıraklar, parti ve benzeri eğlenceler için malzemeler, kağıttan parti şapkaları. mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)" mallar/hizmetlerinin redde gerekçe markanın kapsamında aynı/aynı tür/benzer/ilişkili olarak yer alması, hem de dava konusu marka ile redde gerekçe marka arasında işitsel, görsel ve kavramsal olarak iltibas oluşturacak düzeyde benzerlik bulunması nedeniyle dava konusu marka ile redde gerekçe marka arasında belirtilen mallar/hizmetler bakımından karıştırılma ihtimalinin söz konusu olduğu; öte yandan dosya kapsamında, davacı tarafından "..." ibaresinin Türkiye’de uzun süredir "kale filesi, futbol filesi, halı saha filesi, top taşıma filesi, voleybol filesi, basketbol filesi" için kullanıldığının görüldüğü, bu kullanımların davacının tescilli markasının kullanımına yönelik olduğu, SMK'nın 6/3. maddesi kapsamındaki itirazda ise hükümden de anlaşılacağı üzere tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaretin söz konusu olduğu, davacının dava konusu markanın kapsamında kalan mallar/hizmetler bakımından eskiye dayalı kullanımının ispatlanamadığı, davacıya ait ticaret unvanı ile dava konusu markayı marka işaretleri bakımından her ne kadar dava konusu markanın esas unsuru ile davacıya ait ticaret unvanının ek unsuru arasında marka işaretleri bakımından karıştırılma ihtimali olduğu ve dava konusu markanın kapsamındaki 28. Sınıf: "Oyunlar ve oyuncaklar. Salonda oynanan oyunlar için aletler, makineler ve cihazlar (jetonla çalışanlar dahil). Çocuk bahçeleri, parklar ve oyun parkları için oyuncaklar. 35. Sınıf: Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Oyunlar ve oyuncaklar. Salonda oynanan oyunlar için aletler, makineler ve cihazlar (jetonla çalışanlar dahil). Çocuk bahçeleri, parklar ve oyun parkları için oyuncaklar. mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)" mallarının/hizmetlerinin davacıya ait ticaret unvanının faaliyet alanlarında benzer/ilişkili olarak yer aldığı değerlendirilse de, dosya kapsamında davacının ticaret unvanındaki belirtilen faaliyetlere ilişkin kullanımının ispatlanamaması nedeniyle davacının SMK'nın 6/6. maddesi kapsamında yapmış olduğu itirazın yerinde olmadığı; öte yandan davacı vekili davalının kötü niyetli olduğunu iddia ettiği; davalı şirketin kurucusunun ... olduğu, taraflarca dava dosyasına sunulan beyanlarda sabit olduğu üzere söz konusu kişinin davacı şirketin temsile yetkili ve 2012-2019 yılları arasında davacı şirketin ortağı olan ...’un eşi olduğu, ayrıca söz konusu kişinin davacı şirkette çalıştığı, davacı şirket adına ... ile davalı şirket adına ... arasında imzalanan 20.09.2018 tarihli "Marka Lisans Sözleşmesi"nin noter onaylı olmadığı, üstelik lisans sözleşmesinde lisans alan davalı şirket için herhangi bir lisans bedeli belirlenmemesi hususları birlikte değerlendirildiğinde, davalının, davacının redde gerekçe markasından haberdar olmamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu; onca seçenek özgürlüğü varken davacının itibar sahibi olduğu sektöre yönelik olarak "..." sözcüğünün ön planda olduğu "..." ibaresinin seçilerek marka olarak tescili yönünde başvuru yapılmasının davalının kötüniyetli bir başvuru yaptığına delalet ettiğinin kabul edildiği gerekçesiyle, 2020-M-4437 sayılı YİDK kararının iptali talebinin reddine, 2018/121085 nolu markanın kötüniyetli tescil nedeniyle kayıtlı olduğu tüm sınıflar bakımından hükümsüzlüğüne, markalar sicilinden terkinine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, dava dilekçesi ekinde kullanım ispatı faturaların tek tek belirtildiğini, yerinde inceleme yapılmasının da talep edildiğini, bilirkişiler tarafından açıkça belirttikleri hiçbir delilin incelenmediğini, müvekkili markasının uzun süredir kullanıldığının diğer delillerle de belli olduğunu, müvekkilinin "..." markası üzerinde eskiye dayalı kullanımı sebebiyle öncelikli hak sahibi olduğunu ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının YİDK karar iptali istemli dava yönünden kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. Davalı şirket vekili istinaf başvuru dilekçesinde, hükümsüzlük davası yönünden de kullanım ispatı talebinde bulunulduğunu, kullanım ispatının YİDK aşamasında yapılmasının yeterli olduğunu, mesnet markanın kullanılmaması nedeniyle iptali talebiyle açtıkları davanın bekletici mesele yapılması gerektiğini, hisse devri sözleşmesi ile "..." markasının müvekkili tarafından kullanılması konusunda kısıtlama bulunmadığını, müvekkili şirket yetkilisinin eşinin taraf olduğu lisans sözleşmesinde yeni marka başvurusunda bulunulması için yetki verildiğini, başvurunun bu kapsamda yapıldığını, müvekkilinin davacı şirketin Antalya şubesindeki markasal kullanımları çerçevesinde markanın gerçek hak sahibi olduğunu, taraf markalarının SMK'nın 6/1. maddesi anlamında benzer de olmadığını, mesnet markanın sadece 28. sınıfta tescilli olduğunu ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : 1-Dava, marka ile ilgili kurum kararlarının iptali ile marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, işlem dosyasında davalı tarafın kullanım ispatı üzerine davacının mesnet markasını sadece "kale filesi, futbol filesi, halı saha filesi, top taşıma filesi, voleybol filesi ve basketbol filesi" malları üzerinde ciddi biçimde kullandığını ispatladığı, davaya konu YİDK kararında bu yönden bir isabetsizliğin bulunmadığı, öte yandan, somut uyuşmazlıkta davacı tarafından sunulan dava dilekçesinde, gerçekte ayrı davaların konusunu oluşturan iki farklı talep birleştirilmiş olup, davalı şirketin hükümsüzlük talepli dava yönünden kullanmama def'i ileri sürmüş olmadığı, YİDK karar ve dava tarihi itibariyle mesnet markanın hükümsüzlüğüne ilişkin bir kararın da bulunmadığı; bunun yanında, dava konusu markanın başvurusunun kötüniyetli olarak yapıldığına hükmedildiğinden söz konusu davanın somut uyuşmazlığa bir etkisinin de olmayacağı; kötü niyetin varlığı her somut olayın özellikleri göz önüne alınarak belirlenecek olup, davalı şirketin, davacı şirkete ait olduğunu bildiği markayı kendi adına tescil ettirmesinin kötüniyetli olduğu, kötüniyetin de bölünemeyeceği anlaşılmakla, davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin ise aşağıdaki (2) nolu bendin kapsamı dışında kalan sair istinaf itirazlarının esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. 2-Ancak, davacı tarafça başvurunun kötüniyetli olduğu işlem dosyasında da ileri sürülmüş ve bu iddiaya ilişkin deliller dosyaya sunulmuştur. Nitekim, davalı ... 2021-M-5268 sayılı YİDK kararında, davalı şirketin 2019/82637 sayılı ve "... ... + şekil" ibareli marka başvurusu, başvuru sahibi firmanın kurucusu ...'un muteriz ... Spor Malzemeleri İth. İhr. ve Tic. Ltd. Şti.'nin eski çalışanı olduğu, bu itibarla muterizin ticari işlerinden ve de ticari sırlarından haberdar olduğu, eski çalıştığı firmanın kullandığı markanın ayniyete varacak derecede benzerini, muterizin faaliyet alanına dahil mal ve hizmetlerde kendisi adına tescil ettirmek için yapmış olduğu başvurusunun dürüst ticaret ilkeleriyle bağdaşmadığı ve haksız yarar sağlamaya yönelik olduğu değerlendirilmiş ve SMK'nın 6/9. maddesi kapsamında yapılan itirazın kabulüne karar verilmiştir. Eldeki uyuşmazlıkta da, davalı ...'in aynı sonuca ulaşabilmesi için gerekli deliller işlem dosyasına sunulmuş olduğundan, kötüniyet gerekçeli itirazın kabulü ve başvurunun reddi gerekirken, davacının itirazının haklı bulunmaması isabetli olmadığından ve ilk derece mahkemesince açıklanan nedenle dava konusu YİDK kararının iptaline karar verilmesi gerekirken, YİDK kararının iptali istemli davanın reddi isabetli olmamıştır. 3-Kabule göre de, mahkemece, dava açılırken alınan peşin maktu karar ilam harcı yeterli olduğundan ve yeniden değerleme oranı nedeniyle ortaya çıkan güncel peşin harca denk olduğundan, denk olan harcın güncel olan harca tamamlanması mülkiyet hakkı ihlali olacağından yeniden harç alınmasına yer olmadığına karar verilmesi de doğru değildir. Zira aynı mahkeme tarafından aynı yönde verilen bir karar da Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin emsal nitelikteki 21/11/2024 tarih ve 2024/3186 Esas, 2024/8189 Karar sayılı kararı ile "yargılama harçlarının kamu alacağı niteliğinde ve re'sen dikkate alınacak hususlardan olduğu" gerekçesiyle doğru görülmemiştir ve düzeltilerek onanmıştır. Dairemizin kararları da bu yöndedir. HMK'nın 353/1-b-2. maddesine göre, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı şirket vekilinin tüm, davacı vekilinin sair istinaf itirazlarının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 05/03/2024 gün ve 2020/205 Esas - 2024/64 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Davanın KABULÜ ile; YİDK'nın 2020-M-4437 sayılı kararının İPTALİNE, 4-Dava konusu 2018/121085 sayılı markanın HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE ve SİCİLDEN TERKİNİNE, 5-Harçlar Kanunu'na göre alınması gereken 732,00-TL maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 54,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 677,60-TL'nin davalılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 6-Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 55.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan 5.625,00-TL bilirkişi ücreti, 236,00-TL tebligat ve posta masrafı ile istinaf aşamasında yapılan 320,00-TL tebligat masrafı, 1.169,40-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcından oluşan toplam 7.350,40-TL yargılama giderine, 54,40-TL başvurma harcı, 54,40-TL peşin harç tutarı eklenerek oluşan toplam 7.459,20-TL'nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 8-Davalılar tarafından ilk derece ve istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına, 9-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333), 10-Davacıdan peşin olarak alınan 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,11-Harçlar Kanunu uyarınca davalı şirketten alınması gereken 732,00-TL maktu karar ve ilam harcından davalı şirket tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 427,60-TL harçtan mahsubu ile bakiye 304,40-TL'nin davalı şirketten tahsili ile Hazineye irat kaydına, 12-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 06/02/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 06/03/2026 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.