Gayrimenkul Sektöründeki Proje Markaları Arasında Karıştırılma İhtimali Nedeniyle Açılan Marka Hakkına Tecavüz ve Haksız Rekabet Davası.
Özet: İlk sürdürülebilir köy projesinin kurucusu davacı, gayrimenkul/inşaat sektöründeki tescilli ve "..." ana unsuruna sahip markalarına, aynı alanda faaliyet gösteren davalının kendi konut projelerinde "..." ibaresini kullanarak marka hakkına tecavüz ettiğini ve haksız rekabette bulunduğunu ileri sürmüştür; davacı, "..." kelimesinin müvekkilinin projesiyle özdeşleştiğini ve davalı tarafından tescilsiz kullanılmasının Sınai Mülkiyet Kanununa aykırı olduğunu belirtirken, davalı kendi markalarının ayırt edici ana unsurunun farklı olduğunu ve karıştırılma ihtimali bulunmadığını savunmuş, davacı ise Türk Patent ve Marka Kurumunun davalı markasının kısmen reddi yönündeki kararını iddiasına kanıt olarak sunmuştur.

T.C.

2. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/70
KARAR NO : 2025/329
DAVA : Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 13/03/2024
KARAR TARİHİ : 23/12/2025
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Dava dilekçesi: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ...’in, Türkiye’nin ilk sürdürülebilir köy projesi olarak inşa edilen ve yapımı projeye adını veren ... A.Ş. tarafından gerçekleştirilen “...” yaşam alanı ile “...” ana markası kapsamında “...”, “...” ve “....” seri markaları altında hayata geçirilen “...” projesinin kurucusu olduğunu, Proje kapsamındaki markaların tamamının asli unsurunu projeye adını veren “...” ana markasının teşkil ettiğini, nitekim gayrimenkul/inşaat piyasası ve kamuoyu nezdinde de projenin “...” adı ile bilinmekte olup, “...” kelimesinin kendi alanında Müvekkilinin gayrimenkul/konut sektöründeki projesi ile özdeşleşmiş ve geniş kitlelerce bu şekilde maruf hale gelmiş olduğunu, Kendisinin de gayrimenkul/inşaat alanında faaliyet gösteren itiraz konusu markanın sahibi olan davalının, Müvekkiline ait markalardan ve bu markaların aynı sektörde iştigal eden davalının, aynı müşteri kitlesine hitap eden müvekkilinin kurucusu olduğu “...” projesinde kullanıldığını ve müvekkilinin konut/inşaat projesi ile özdeşleştiğinden haberdar olmamasının mümkün olmadığını, Davalının sahibi olduğu, ... ilindeki konut projesi ve açık yaşam alanı projesinde, proje adı olarak “...”, "...", ''..." ve ''...” markalarını kullanıldığını ve projeye ilişkin sosyal medya hesabı ve konaklama hizmetine aracılık eden internet sitelerine ilişkin sair mecralarda yine bu markaya yer verdiğinin tespit edildiğini, Müvekkili adına tescilli "...", "..." ve "...." markalarının ayırt edici ana unsuru olan "..." kelimesinin, markaların kullanıldığı ve tescil kapsamındaki gayrimenkul/inşaat ve konaklama hizmetleri alanında bu hizmetler için
tescilli olmamasına rağmen Davalı tarafından tescilsiz “...”, "...", ''..." ve ''...” markalarında aynen kullanılmasının, SMK m.29/b uyarınca markaya tecavüz fiili teşkil ettiğini, Davalı adına Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tescilli olmayan ... başvuru numaralı “...” markası ile tescil başvuruları bulunmayan "...", ''..." Ve ''..." markaları ve “...” ibaresini asli ayırt edici unsur olarak içeren her türlü işaretin her ne mecrada olursa olsun Müvekkilinin markalarının tescilli olduğu sınıflarda kullanımı ile Müvekkili aleyhine yaratılan durumun haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine ve mevcut haksız rekabetin men’ine, müvekkilinin markalarına tecavüzün tespitine, men’ine ve ref’ine karar verilmesini, Davaya konu ... başvuru numaralı “...” marka başvurusuna yapılan itiraz haklı bulunarak davaya konu “...” markasının müvekkil markalarıyla ilişkilendirilme dahil karıştırılma ihtimalinin bulunduğunun tespit edildiğini, itiraz kararıyla kısmen kabul edilerek davaya konu marka .... Sınıftaki emtialar için reddedildiğini, .... Sınıftaki emtialar bakımından da reddi bakımından söz konusu Markalar Dairesi Başkanlığı kararına da itirazda bulunulacağını talebi ile açılan davanın kabul edilmesini talep ve dava etmiştir.
Cevap Dilekçesi: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;Müvekkiline ait markanın asli ve ayırt edici unsuru ... ibaresi değil müvekkilinin kendi ticari markası olan .. ibaresi olup markalar arasında iltibas ve/veya karıştırılma
ihtimali bulunmadığını, Nitekim müvekkilinin proje ismi olarak kullandığı isim "...", "...", "...", "..." davacının marka isminin ise "...", "...", "... ", "..." şeklinde olduğunu, her iki marka isminde de "..." isminin olması bu markaların aynı
olduğu izlenimi vermediğini beyanla açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Cevaba Cevap Dilekçesi: Davacı vekili cevaba cevap dilekçesinde özetle; Davaya konu ... başvuru numaralı “...” marka başvurusuna karşı 06.12.2023 tarihinde Türkpatent nezdinde itiraz dilekçesi sunulduğunu, işbu itirazlarının Türkpatent Markalar Dairesi Başkanlığı’nca haklı bulunarak davaya konu “...” markasının müvekkil markalarıyla ilişkilendirilme dahil karıştırılma ihtimalinin bulunduğunun tespit edildiğini, işbu tespitin neticesinde itirazlarının Türkpatent Markalar Dairesi Başkanlığı’nın .... sayılı ve ... tarihli kararıyla kısmen kabul edilerek davaya konu marka ... Sınıftaki emtialar için reddedildiğini, ayrıca davaya konu markanın 19. Sınıftaki emtialar bakımından da reddi bakımından söz konusu Markalar Dairesi Başkanlığı kararına da itirazda bulunulacağını, bu doğrultuda davalının mesnetsiz iddialarının aksine davaya konu “...” başvurusunun müvekkil markalarıyla ilişkilendirilme ihtimalinin bulunduğunu ve bu kapsamda davalının kullanımlarının müvekkil markalarına karşı marka tecavüzü ve haksız rekabette bulunduğunun Markalar Dairesi Başkanlığı kararıyla da sabit olduğunu, işbu karar kapsamında davalının tescil başvuruları dahi bulunmayan "...", ''..." ve ''..." markalarının da müvekkil markalarıyla ilişkilendirildiğini ve dolayısıyla müvekkil markalarına tecavüzde bulunduğunu ve dava dilekçesini tekrarla açılan davanın kabulüne dair karar verilmesini talep etmiştir.
İkinci Cevap Dilekçesi: Davalı vekili ikinci cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilin proje ismi sadece "..." ibaresinden oluşmadığını, müvekkilinin proje ismi "...", "...", "...", "..." şeklinde olduğunu, "..." ibaresinin müvekkilin markasında sadece tali unsur olduğunu, davacının marka isminin ise "...", "...", "... AŞ", "..." şeklinde olduğunu, davacının marka isminde kullandığı "..." ibaresi de tali unsur olduğunu, yani "..." ibaresinin bu iki marka açısından da tali unsur olup, her bir markanın ayrıca çatı unsuru olduğunu, işbu nedenle, her iki marka isminde de "..." isminin olması bu iki markaların aynı olduğu izlenimi vermediğini, markaların aynı veya benzer olup olmadığının ancak markaların bütüncül değerlendirilmesinin yapılması halinde anlaşılacağı aşikar olduğunu, sadece marka isminin bir kısmı özellikle esaslı unsuru esas alınıp değerlendirme yapılarak bu iki markanın aynı marka olduğu izlenim doğurduğu sonucuna ulaşılamayacağını ve cevaba cevap dilekçesini tekrarla açılan davanın reddine dair karar verilmesini talep etmiştir.
Deliller:
- Türk Patent ve Marka Kurumu Başkanlığına yazılan müzekkereye cevap verildiği, yazı cevabında; mahkememizce istenilen ...,...numaralı/sayılarla tescilli markaya ilişkin, yenileme tarihini, koruma süresini, sahip ve adres bilgilerini,
kullandığı ürün ve hizmet listesini, tescil belgesindeki bilgilerin aynısını içerir onaylı renkli sicil/başvuru kayıtlarının yazı ekinde gönderildiği ve markaların halen geçerliliklerini koruduğuna dair yazı cevapları ekleriyle birlikte dosyamız arasına alınmıştır.
Bilirkişi Raporu: 09/10/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "Davacı markaları ve “...”, “...”, “...”, “...” ibaresini ve görselini ihtiva eden kullanımlar ve kapsadıkları mal ve hizmetlerin benzer olarak nitelenebileceği, davacıya
ait markalar ve ilgili kullanımlar arasında ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimaline sebebiyet verecek kadar benzerliğin var olduğu, Değişen içtihatlar nispetinde haksız rekabetin oluşup oluşmadığı hususunda takdirin Sayın
Mahkemenize ait olduğu"na dair kanaatlerini bildirmişlerdir.
Bilirkişi Ek Raporu: 20/09/2025 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle; "Davalının kullanımlarının davacının markalarıyla karıştırılma ihtimali oluşturduğu, marka hukukunda kümülatif korumanın artık söz konusu olmadığı"na dair kanaatlerini bildirmişlerdir.
Dava ve uyuşmazlık: Taraflar arasındaki dava; davalının eylemlerinin davacı adına tescilli marka hakkına tecavüz ile haksız rekabet niteliğinde olduğunun tespitine, tecavüz eylemlerinin durdurulması, önlenmesi ve refinin gerekip gerekmediğine ilişkinidir. Davacı taraf TPMK nezdinde ... tescil numaralı "..." ibareli marka, ... tescil numaralı "..." ibareli marka.... tescil numaralı "..." ibareli marka ile ...tescil numaralı "... A.Ş." ibareli markaların bulunduğunu, davalının davacı adına tescilli markaların esas unsurunu ihtiva eden "..." ibaresi ile "...", "...", “...” ve “...” ibarelerini kullandığını, davalının ... başvuru numaralı "..." tescili için başvuruda bulunduğunu, davalının "..." ibareli kullanımlarının marka hakkına tecavüz ile haksız rekabet niteliğinde olduğunu belirterek davanın kabulünü savunmuştur. Davalı taraf ise davalı adına tescilli markanın esas unsurunun "Rexonya "ibaresi olduğunu, davacı markası ile davalı kullanımları arasına benzerlik ve karıştırılma ihtimalinin olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Gerekçe: Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak dikkate alındığında;TPMK nezdinde...tescil numaralı ..." ibareli markanın ... Sınıflarda,...tescil numaralı "...+ şekil" ibareli markanın ... Sınıflarda, ... tescil numaralı "..." ibareli markanın,...Sınıflarda, ... tescil numaralı "... A.Ş." ibareli markanın ... Sınıflarda tescilli olduğu, davalı adına ise ... tescil numaralı "..." ibareli markanın tescil talebinde bulunulduğu ve kısmi yayın kararı verilerek 19. Sınıfta davalı adına tescil edildiği anlaşılmıştır.
Dosya kapsamında alınan bilirkişi raporlarında davalı kullanımlarının "...", "..." , "..." ve "..." şeklinde olduğu anlaşılmakla davalının bu kullanımlarının davacı adına tescilli marka hakkına tecavüz ile haksız rekabet niteliğinde olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu kapsamda alınan bilirkişi raporlarında davalının "...", "..." ve "..." şeklindeki kullanımlarının aynı mal ve hizmet sınıflarına ilişkin olduğu, tarafların iştigal alanlarının aynı olduğu ve markalar arasında benzerlik bulunduğu belirtilerek davalı eylemlerinin marka hakkına tecavüz niteliğinde olduğu, kümülatif koruma gereğince haksız rekabete sebebiyet vermediği kanaati bildirilmiş ise de markalar arasındaki iltibas değerlendirilmesinin hakim tarafından yapılabileceği değerlendirilmekle yapılan incelemede; "... " ibaresinin gayrimenkul sektöründe genel ve tanımlayıcı bir ibare niteliğinde olduğu, bu nedenle zayıf marka niteliğinde olduğu, ayrıca davacı markalarının "..." ibaresi ile birlikte "..." , "...", " ..." şeklinde eklerle ayırt edicilik kazandığı, davalı kullanımlarında ise "..." ibaresinin yanında "...", "..." ve "..." ibarelerinin kullanıldığı, davacı markalarının gayrimenkul sektöründe zayıf marka niteliğinde olduğu kanaatine varılmakla marka hakkına tecavüz ile haksız rekabete ilişkin davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
Yapılan yargılama sonucunda davalı eylemlerinin davacı adına tescilli marka hakkına tecavüz ile haksız rekabet niteliğinde olmadığı, davacı markasının zayıf marka niteliğinde olduğu anlaşılmakla davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:
1-Davanın REDDİNE,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca hesap olunan 615,40 TL karar harcından peşin yatırılan 427,60 TL nin mahsubu ile kalan 187,80 TL karar harcının davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4- Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap olunan marka hakkına tecavüz ile haksız rekabet davası için ayrı ayrı 55.000,00 TL olmak üzere toplam 110.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalıya ödenmesine,
5-Yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısmının talep halinde ve karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı, (HMK 345/1 md. gereğince) gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamı ödenmek suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.23/12/2025
Katip ...
¸
Hakim ...
¸