Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesinin, eser sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali davasında Vergaser projesi makine imalatı bedel iadesi talebi ve ticari dava yetkisi üzerine verdiği gerekçeli kararı.
Özet: Bu hukuki belge, davacının davalılara "vergaser projesi" adlı makine imalatı için 100.000 Euro elden ödeme yaptığını, ancak davalıların edimlerini yerine getirmemesi ve bedeli iade etmemesi üzerine başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali davasına ilişkin bir gerekçeli karardır; davalılar ise davanın reddini, aralarında sözleşme olmadığını ve mahkemenin görevli olmadığını savunmuş olup, mahkeme taraflar arasındaki alacaklılık durumu, eser sözleşmesinin varlığı, bedel iadesi sorumluluğu ve icra inkar tazminatı koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği hususlarında ve özellikle ticaret mahkemelerinin görev alanını kamu düzenine ilişkin bir dava şartı olarak detaylıca incelemiştir.

T.C. SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/827 Esas - 2026/58

T.C.
SAKARYA
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2025/827 Esas
KARAR NO : 2026/58
BAŞKAN : ...
ÜYE : ...
ÜYE : ...
KATİP : ...
DAVACI : ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALILAR : 1- ...
2- ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVA : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 06/11/2025
KARAR TARİHİ : 03/02/2026
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 12/03/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı taraf davalı taraf ile aralarında 'vergaser projesi' ismini verdikleri bir makine imalatının yapılarak davacıya teslimi hususunda anlaşma bulunduğunu, bu kapsamda davacının davalı taraflara toplamda 100.000,00 Euro parayı elden nakit olarak verdiğini, 09.08.2023 tarihinde davalı tarafların mail adresine gönderilen ihtara rağmen davalıların edimini yerine getirmemesi ve bedel iadesini yapmaması üzerine Sakarya 3. İcra Müdürlüğü 2025/1149 Esas sayılı dosyasında takip başlatıldığını, davalıların itirazı üzerine takibin durduğunu, arabuluculuk görüşmelerinin anlaşamama ile sonuçlandığını belirterek itirazın iptalini ve icra inkar tazminatına hükmolunmasını talep etmiştir.
Davalılar vekili mahkememizin görevli olmadığını, dayanak belgelerin alacağın varlığını ispatlamadığını, taraflar arasında sözleşme ilişkisi bulunmadığını, davalılar arasında müteselsil sorumluluk kurulamayacağını, faiz talebinin de haksız olduğunu belirterek davanın reddine ve tazminata hükmolunmasını istemiştir.
Taraflar arasındaki anlaşmazlık; Sakarya 3. İcra Müdürlüğünün 2025/1149 esas sayılı takip dosyası kapsamında davacının davalılardan alacaklı olup olmadığı, taraflar arasında eser sözleşmesinin bulunup bulunmadığı, bu kapsamda davalıların bedel iadesi sorumluluklarının olup olmadığı, varsa miktarı, davalıların takibe itirazının haklı olup olmadığı, icra tazminat koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği hususlarındadır.
Dava eser sözleşmesi kapsamında verilen bedelin yüklenicinin temerrütü sebebiyle iadesi talebine ilişkindir.
Görev kuralları kamu düzenine ilişkin olmasının yanında HMK'nın 114. maddesinde açıkça dava şartı olarak düzenlenmiş olduğundan, mahkemelerce re'sen dikkate alınması gerekir.
Ticaret mahkemelerinin görevi TTK'nın 5. maddesinde düzenlenmiş ve maddenin 1. bendinde "Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir." denilmiştir.
TTK'nın 4. maddesinde ticari davalar sayılmış olup bu maddeye göre her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri ve tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın Türk Medeni Kanunu’nun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun mal varlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde; fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta; borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde ve bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu düzenlemeye göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için tarafların her ikisinin tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması veya ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması veyahut da açılan davanın maddede altı bent hâlinde sayılan davalardan olması gerekir. Taraflardan biri tacir değilse veya tacir olmasına rağmen uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgisi yoksa ticari davanın varlığından söz edilemez.
Ticari davalar, mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olmak üzere iki gruba ayrılmaktadır.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın sırf dava konusunun TTK'da düzenlenmesi nedeniyle ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar TTK'nın 4/1. maddesinde bentler hâlinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra ve İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu gruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar ise, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması hâlinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava hâline getirmez.
Bu genel kuralın yanında TTK'nın 4. maddesinin son cümlesindeki düzenleme nedeniyle yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale ve vedia gibi sözleşmelerden doğan davalarla fikri ve sınai haklara ilişkin davalar da ticari davadır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken, burada sayılan davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması yeterli görülmüştür. (Emsal Ankara BAM 22. HD 2020/506 Esas 2022/1675 Karar)
Somut olayda uyuşmazlık Borçlar Kanununda düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Bu tür sözleşmelerden kaynaklanan davaların mutlak ticari dava olduğuna ya da asliye ticaret mahkemelerinde görüleceğine dair yasal bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu nedenle, eldeki davanın ticari dava olarak kabulü için uyuşmazlık konusunun her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili olması ve her iki tarafın da tacir olması gerekmektedir.
Davacının tacir olup olmadığı öncelikle Uyap ekranlarında araştırılmış, işletmesinin bulunmadığı sadece potansiyel vergi mükellefi olduğu görülmüştür. Yurt dışında yaşadığı anlaşılan davacı yönünden yurt dışında işletmesinin bulunup bulunmadığı ve tacir sayılmasını gerektirir bir yön bulunup bulunmadığı hususu çıkarılan 16/12/2025 tebliğ tarihli muhtıra ile davacı vekilinden sorulmuş, davacı vekili bu konuda bir beyanda bulunmamış ve belge de sunmamıştır. Konunun göreve ilişkin olması sebebiyle Mahkememizce resen yapılan incelemede, dava dilekçesine ekli e-posta kayıtlarında görülen ... ifadelerinin ...'da bulunan sermaye şirketini ifade ettiği değerlendirilmiştir. ... nin ülkemizdeki karşılığı ... Sermaye şirketlerinin ayrı bir tüzel kişiliği bulunmaktadır. Dava şirket tüzel kişiliği adına açılmamıştır. Yine aynı şekilde icra takibinin şirket adına başlatılmadığı görülmektedir. Dayanak ödeme belgelerinde para veren olarak ... ismi bulunmakta, bahsi geçen şirketin adı geçmemektedir. İcra takibinin bu sebeple ... adı ile başlatıldığı anlaşılmaktadır. ... şirketi yönünden bir talep sözkonusu değildir. Dolayısıyla davanın ticari dava olup olmadığı hususu takip alacaklısı ve davacı olarak gösterilen ... temelinde değerlendirilmelidir. Davacının ... şirketinin yetkilisi ya da ortağı olması ihtimali ...'nın tacir olması ya da tacir sayılması sonucunu doğurmamaktadır.
Kabul edilebilir maddi hata sebebiyle HMK 124 maddesi gereği tarafta değişiklik ihtimali düşünülmüş ancak davanın icra takibine şekli olarak sıkı sıkıya bağlı itirazın iptali davası olması ve icra takibinde (takip borçlusunun değiştirilmesinin aksine) takip alacaklısının değiştirilmesinin mümkün bulunmamasına göre somut olayda HMK 124 maddesinin uygulanamayacağı değerlendirilmiştir.(Emsal; Yargıtay HGK 2020/(13)3-247 Esas 2021/692 Karar)
Davacı tacir olmadığından ve dava mutlak ticari dava niteliği de taşımadığından uyuşmazlık hakkında yargılama yapma görevi Mahkememize ait olmayıp Asliye Hukuk Mahkemesi görevlidir.
Görev kamu düzenine ilişkin olup dava şartlarındandır. HMK nun 138/1 maddesindeki " Mahkeme, öncelikle dava şartları ve ilk itirazlar hakkında dosya üzerinden karar verir; gerektiği takdirde kararını vermeden önce, bu konuda tarafları ön inceleme duruşmasında dinleyebilir." hükmü ile aynı yasanın 320/1 maddesindeki "Mahkeme, mümkün olan hâllerde tarafları duruşmaya davet etmeden dosya üzerinden karar verir." düzenlemesi ve "Mahkeme dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır" şeklindeki HMK nun 115/1 maddesi ile usul ekonomisi nazara alınarak dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde tensiple mahkememizin görevsizliğine asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğuna dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. Verilen kararın mahiyeti ve dilekçeler aşamasının tamamlanmış olması itibariyle taraflar açısından hukuki dinlenilme hakkının ihlali sonucu da doğmamaktadır.
Davanın Asliye Hukuk Mahkemesinin görevi kapsamına girmesi sebebiyle dava yazılı yargılama usulüne tabi olmaktadır. Mahkememizce de değer itibariyle yazılı yargılama usulü işletilmiş, dilekçeler aşaması mahkememiz nezdinde tamamlanmıştır.
Açıklanan nedenlerle; dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, uyuşmazlık ticari dava niteliğinde bulunmadığından mahkememizin görevsizliğine ve davanın görev dava şartı yokluğundan usulden reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere;
1-Mahkememizin görevsizliği nedeni ile HMK'nın 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereği davanın dava şartı yokluğu nedeni ile usulden reddine,
2-Bu karara karşı süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak görevsizlik kararının kesinleşmesi halinde kararın kesinleştiği tarihten itibaren, karara karşı kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde, taraflardan birinin mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmesi halinde, dosyanın görevli Sakarya Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,
3-Yukarıda belirtilen yasal süre içinde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesinin talep edilmemesi halinde dosyanın resen ele alınarak verilecek ek kararla davanın açılmamış sayılacağı ve davacının yargılama giderlerini ödemeye mahkûm edileceği hususunun İHTARINA,
4-Gerekçeli kararın HMK 321/2 maddesi gereği taraflara tebliğine,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, tarafların yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize verilecek yada aynı sürede başka yer Asliye Ticaret Mahkemesi aracılığıyla mahkememize gönderilecek bir dilekçe ile istinaf yolu açık olmak üzere tensiben oybirliği ile karar verildi.03/02/2026
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır