Bölge adliye mahkemesince hırsızlık, konut dokunulmazlığı ihlali ve mala zarar verme suçlarından verilen mahkumiyetin, kamera teşhisindeki belirsizlik ve eksik delil araştırması nedeniyle temyiz incelenerek bozulması.
Özet: Sanık hakkında hırsızlık, konut dokunulmazlığının ihlali ve mala zarar verme suçlarından ilk derece mahkemesince verilen beraat kararının bölge adliye mahkemesince kaldırılarak mahkûmiyet hükmü kurulması üzerine yapılan temyiz incelemesinde, sanığın suça konu eylemleri gerçekleştirdiğine dair temel delil olan görüntü izleme ve tespit tutanağındaki teşhisin sanık tarafından tüm aşamalarda inkar edilmesi ve görüntülerdeki şahsın tespitinin teknik olarak mümkün olmadığına dair bilirkişi raporu karşısında, çelişkili ve yetersiz deliller nedeniyle kesin bir hüküm kurulamayacağı anlaşıldığından, olayın görgü tanığının mahkeme huzurunda dinlenerek teşhis yaptırılması ve sanığın olay tarihindeki HTS kayıtlarının detaylı incelenmesi suretiyle ek araştırmaların yapılması gerektiği tespit edilmiştir.
2. Ceza Dairesi         2023/11908 E.  ,  2025/20472 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2021/232 E., 2021/3143 K.
SUÇLAR : Hırsızlık, konut dokunulmazlığının ihlâli, mala zarar verme
HÜKÜMLER : İlk derece mahkemesi kararının kaldırılarak yeni hükümler tesisi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
İlk derece mahkemesince sanık hakkında verilen beraat kararlarının katılan vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince duruşma açılıp ilk derece mahkemesinin kararı kaldırılarak sanık hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 142/2-h, 116/1, 119/1-c, 151. maddeleri uyarınca sırasıyla 4 yıl 2 ay, 12 ay ve 4 ay hapis cezaları ile cezalandırılmasına dair verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek sanığın temyiz isteminin, ...'nın okuldan arkadaşı olduğuna, kendisinin daha önce böyle bir suçlamayla karşı karşıya kalmadığına, hakkında yaptığı tanıklığı baskı ve psikolojik şiddetten kurtulabilmek için kabul ettiğine, karakolda kendisine imzalatılan tutanak için "görüntü izleme tutanağıdır" dendiğine, fakat sonradan mahkeme açıldığında bu dosyanın altına imza attırdıklarını öğrendiğine, tutanağı uyku sersemliği ile imzaladığına, suçu kendisinin işlemediğine, ikinci kez mükerrirlere özgü infazın tarafına uygulanmaması gerektiğine, beraatini talep ettiğine ilişkin olduğu; sanık müdafiinin temyiz isteminin, sanığın üzerine atılı suçu işlediği iddiasının sanıkça imzalandığı iddia olunan görüntü izleme, tespit tutanağına ve kamera görüntülerine dayandırıldığına, hırsızlık suçunu işlediğine dair başkaca bir delilin dosyaya sunulmadığına, dosyada bulunan kamera görüntülerindeki kişinin sanık olup olmadığının tespitinin teknik olarak mümkün olmadığının bildirildiğine, ilk derece mahkemesince verilen beraat kararının doğru olduğuna, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesi tarafından yapılan 16.12.2021 tarihli duruşmada, dosya kapsamında başkaca yeni delil elde edilmemiş olmasına rağmen, sanığın üzerine atılı suçlamalardan mahkûmiyetine karar verildiğine, bir kişinin soruşturulduğu bir suça ilişkin olarak oldukça düşük görüntü kalitesine sahip kamera görüntülerinden aleyhine olacak şekilde kendisini teşhis etmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu gibi, sanğın söz konusu görüntü izleme ve tespit tutanağının düzenlenmesi sonrasında müdafii huzurunda verdiği ifadesinde suçu ve görüntülerdeki kişinin kendisi olduğunu inkar etmesinin de, söz konusu görüntü izleme ve tespit tutanağının sanığın serbest iradesine dayanmadan düzenlendiğini ortaya koyduğuna, ayrıca sanık hakkında gerekçesiz olarak 5237 sayılı TCK'nın 62. maddesi hükmünde düzenlenen takdiri indirimin uygulanmamasının yerinde olmadığına, aynı Kanun'un 58. maddesinin uygulanma koşullarının oluşmadığına ilişkin olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
1.Katılanın konutunun giriş kapısı kilidinin kırılarak konutuna girilip hırsızlık yapılması şeklinde gerçekleşen olayda, güvenlik kamera kaydına göre hırsızlığı kafalarında kapüşon bulunan iki kişinin gerçekleştirdiğinin belirtildiği, sanık ile ... isimli kişi tarafından imzalanan Görüntü İzleme ve Tespit Tutanağına göre başka hırsızlık suçundan yakalanan sanık ile ... isimli kişiye olaya ilişkin görüntü kayıtları inceletildiğinde her ikisinin de güvenlik kamera görüntülerindeki kişilerden birinin sanık olduğuna dair beyanda bulunduklarının belirtildiği, ancak sanığın tüm aşamalarda, dosya içerisinde bulunan kamera görüntülerindeki kişinin kendisi olmadığını beyan etmesi ve uzmanlık raporunda da görüntüdeki şahısların tespitinin teknik olarak mümkün olmadığının belirtilmesi karşısında; Görüntü İzleme ve Tespit Tutanağında teşhis beyanı ile imzası bulunan tanık ...'nın mahkeme huzurunda tanık sıfatıyla dinlenilerek ve teşhis de yaptırılarak ve sanığın olay tarihi itibarıyla varsa kullanımında olan tüm cep telefonu numaralarına ilişkin olarak kamera kaydına göre belirlenen suç tarihi ile bir gün öncesi ve bir gün sonrasını kapsar şekilde, baz istasyonlarını gösterir ayrıntılı HTS kayıtlarının ilgili GSM operatörlerinden temin edilerek, sanığa ait cep telefonlarının suç anında olay mahallinde sinyal verip vermediğinin tespit edilmesi ile yapılacak araştırma ve inceleme sonucuna göre deliller bir bütün halinde değerlendirilerek sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken, eksik inceleme ve kovuşturma sonucu yazılı şekilde karar verilmesi,
Kabule göre de;
2. Sanığın adli sicil kaydına konu olan ve tekerrüre esas alınan Menemen 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/55 Esas, 2018/306 Karar sayılı ilamı ile hükümlü veya tutuklunun kaçması suçundan hükmolunan 5 ay hapis cezasının suç tarihinden sonra 07.06.2018 tarihinde kesinleştiğinin anlaşılması nedeniyle 5237 sayılı TCK'nın 58/1. maddesi uyarınca tekerrüre esas alınamayacağı, ancak sanığın adli sicil kaydında yer alan İzmir 19. Asliye Ceza Mahkemesinin 18.01.2018 tarihli ve 2017/576 Esas, 2018/48 Karar sayılı ilamı ile hırsızlık suçundan verilip 16.02.2018 tarihinde kesinleşen 4 yıl 2 ay hapis cezasının tekerrüre esas alınması gerektiğinin gözetilmemesi,
3. Sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 58/6-7. madde ve fıkra hükümleri uyarınca hükmolunan cezanın ikinci kez mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiş ise de; tekerrüre esas alınan Menemen 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/55 Esas, 2018/306 Karar sayılı ilamının tekerrüre esas alınamayacağı ve adlî sicil kaydında 5237 sayılı TCK’nın 58. maddesinin uygulandığı tekerrüre esas sabıkasının da bulunmadığının anlaşılması karşısında; sanık hakkında ikinci kez mükerrirlik koşullarının oluşmadığı gözetilmeden, ikinci kez mükerrir olduğu kabul edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması,
4.03.04.2018 tarihli Görüntü İzleme ve Tespit Tutanağına göre 24.02.2018 olan suç tarihinin gerekçeli karar başlığında 26.02.2018 olarak yazılması,
Dosya içeriğine göre diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir. Ancak;
Bozmayı gerektirmiş, sanık ile müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebeplerden dolayı 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi uyarınca Tebliğname'ye uygun olarak BOZULMASINA, dava dosyasının aynı Kanun'un 304/2. maddesi uyarınca İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 20.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.