Kasko sigortası kapsamında ödenen hasar bedelinin rücuen tahsili amacıyla sigorta şirketinin açtığı itirazın iptali davasında, kazaya karışan kiralık aracın fiili işleteninin kim olduğunun tespiti, zamanaşımı ve görevli mahkeme itirazları ile sorumluluğun belirlenmesi.
Özet: Bu dava, kaza sonucu sigortalısına ödeme yapan davacı sigorta şirketinin, atıf yapılan Yargıtay içtihadı birleştirme kararıyla halefiyet prensibi doğrultusunda, kazaya karışan aracın işleteni olduğu iddia edilen davalıdan bu bedelin rücuen tahsili amacıyla başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptalini talep etmektedir; davacı, kendi kaskolu aracına çarpan ve tam kusurlu bulunan davalıya ait aracın, önceki yargı kararıyla işleteni olduğu sabit kabul edilen bir firmaya uzun süreli kiralanması nedeniyle meydana gelen zararları sigortalısı adına ödediğini belirtirken, davalı ise taleplerin zamanaşımına uğradığını, görevli mahkemenin yanlış olduğunu, aynı alacağa ilişkin devam eden başka bir dava bulunduğunu ve aracı kiralayan üçüncü kişinin işleten sıfatıyla sorumlu olduğunu savunarak davanın reddini istemektedir.

T.C. İstanbul Anadolu 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/949 Esas
KARAR NO : 2026/159
DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ : 21/10/2025
KARAR TARİHİ : 24/02/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı --------- Şirketi tarafından davalı borçlu aleyhine --------- İcra Dairesi --------- Esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlattığını, ilgili dosyadan ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiğini, borçlu tarafından itiraz dilekçesi ile takibe, borca itiraz edildiğini ve takibin durdurulduğunu, davacı şirket tarafından takipte öncelikle kazaya sebebiyet veren --------- plakalı aracın maliki sıfatıyla ---------Ş.’ye başvurulduğunu, ancak bu şirkete karşı açılan--------- sayılı davasında, aracın uzun süreli kira sözleşmesi ile -------Ş.’ye devredildiğini, bu sebeple ---------Ş. yönünden husumet yokluğu nedeniyle reddedildiğini, uzun süreli kiracı olan --------Ş’ye intikal edildiğini ancak aynı karar gerekçesinde, ---------Ş.’nin yalnızca tescil maliki olmasının işleten sıfatını doğurmayacağı sebebiyle davanın reddedildiğini, işleten sıfatının araç üzerinde fiili tasarruf sağlayan, ekonomik yararı elde eden, kullanma ve yönlendirme riskine sahip olan ---------Ş.’de olduğu kabul edildiğini, --------Ş.’nin kazaya karışan aracın işleteni olduğu yargı kararıyla sabit hale geldiğini, davacı -------- Şirketi ile sigortalısı arasında, --------- plakalı araca ilişkin olarak ---------- numaralı Genişletilmiş Kasko Katılım Sigorta Poliçesi olduğunu, 16.08.2023 tarihinde, --------- plakalı araç ile davacı şirket nezdinde kasko sigortası temin olunan --------- plakalı araç ile çarpışması sonucu davacı sigorta şirketi tarafından --------- plakalı araç için tazminat ödenmek zorunda kalındığını, sürücüsü tespit edilemeyen ---------- plakalı aracın yolun sağ tarafında bulunan kaldırıma ve duvara çarpması sonucunda yaralanmalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, yapılan ekspertiz incelemesi sonucu ve Kasko Sigortası Genel Şartları uyarınca davacı şirketin toplamda 329.500,00-TL dava dışı --------- ödeme yaptığını, kazaya sebebiyet veren aracın tam kusurlu olmasına rağmen davalıca davacı şirkete herhangi bir ödeme yapmadığını, davalının icra takibine vaki haksız ve kötü niyetli itirazının iptali ile takibin devamı ile asıl alacak ve fer’isinin tahsilini temin kısmında, fazlaya ilişkin tüm dava ve talep hakları saklı kalmak kaydı ile davanın kabulü ile yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini talep etmiştir.
SAVUNMA:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafın, talepleri zamanaşımına uğradığını, dava konusu kazanın 16.08.2023 tarihinde meydana geldiğini, davacı sigorta firması tarafından sigortalısına 28.09.2023 tarihinde ödeme yapıldığını, davalı şirketin yerleşim yeri adresinin--------, -------- Mah. ------- Cad. No:-------- K: --------, -------- olduğunu bu sebeple görevli mahkemenin-------- Adliye olmadığını, davacının sigorta firması sigortalısının halefi olduğunu, bu durumda görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemeleri olduğunu, davacının aynı alacağa ilişkin --------Ş. Firmasına karşı açmış olduğu -------- Esas sayılı dosya istinaf incelemesinde olduğunu, davacının aynı alacağa ilişkin devam eden davası bulunmasına karşı yeniden dava ikame etmesinini usule aykırı olduğunu, kazaya karıştığı iddia edilen aracın, davalı firma tarafından 13/07/2023 tarihli bireysel paylaşımlı araç kiralama sözleşmesi ile dava dışı kiracı -------- kiralandığını, aracı kiralayan kiracının, işleten sıfatıyla meydana gelen zarardan sorumlu olduğunu, ihtiyati haciz şartlarının açıkça rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcu için ihtiyati haciz istenebileceği somut olay incelendiğinde ortada vadesi gelmiş bir borcun olmadığını, ihtiyati haciz talebinin reddini, dava dışı ---------- araç üzerinde fiili tasarruflarda bulunduğunu ve aracı tehlikesi kendisine ait olarak işlettiğini, davalı şirket ile imzalanan sözleşmede de açıkça belirtildiğini, davalı şirket ise, iddia edilen kazada sorumluluğunun olmadığını, davacının, tazminat taleplerinin yalnızca dava dışı --------- yönlendirmesi gerektiğini ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME ve GEREKÇE: Dava, hukuki niteliği itibari ile, Kasko Sigorta Poliçesi kapsamında sigortalı için yapılan ödemenin zarar sorumlusundan rücuen tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.Sigortacının halefiyete dayalı olarak açacağı rücuen tazminat davasında, görevli mahkemenin belirlenmesi konusunda; 22.03.1944 tarih, ------- Esas, -------- Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararında "sigortacının halefiyete dayalı açtığı davanın aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir.Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa, aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur" ilkesi benimsenmiştir. Buna göre; sigortacının halefiyete dayalı olarak açtığı davada, davanın nitelendirmesi yapılırken, davacının sigortalısı ile zarara neden olduğu iddia edilen arasındaki hukuki ilişkiye bakılması gerekir.Davacı sigorta şirketinin kasko sigorta poliçesi kapsamında sigortalısı -------- plakalı araç maliki --------- dosya kapsamında yer alan belgelere göre gerçek kişi olup sigortalı aracın dosya kapsamındaki kasko sigorta poliçesine, araç ruhsat belgesine ve araç muayene raporuna göre kullanım amacı ticari olmayıp hususi niteliktedir. Somut olayda davacı sigorta şirketi, sigortalısı gerçek kişiye halef olarak (-sigortalı araç hususi araçtır-) açmış olduğu davada görevli mahkeme, sigortalı ile davalı arasındaki ilişkiye göre belirlenecektir. Davacının halefi olduğu sigortalısı gerçek kişi ile davalı şirket arasındaki ilişki haksız fiile dayalı olup, az yukarıda yapılan açıklamalar gereğince dava nispi yada mutlak ticari davada olmadığından ve bu durumda görevli mahkeme genel görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesi olacağından Dava dilekçesinin görev yönünden REDDİNE, mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, Kararın kesinleşmesinden itibaren 2 (iki) haftalık yasal süresi içinde başvurulması halinde dava dosyasının görevli nöbetçi ASLİYE HUKUK Mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Dava dilekçesinin görev yönünden REDDİNE, mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,
2-Kararın kesinleşmesinden itibaren 2 (iki) haftalık yasal süresi içinde başvurulması halinde dava dosyasının görevli nöbetçi ASLİYE HUKUK Mahkemesine gönderilmesine,
3-6100 sayılı HMK.'nun 331/2. maddesi gereğince yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücreti konusunun görevli mahkeme tarafından değerlendirilmesine, süresi içinde kanun yoluna başvurulmaması halinde kesinleşme tarihinden veya kanun yoluna başvurulması halinde bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 (iki) hafta içinde dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesi talep edilmediği taktirde davanın açılmamış sayılacağının ihtarına, (ihtarat yapıldı)
HMK 345. Maddesi hükmü uyarınca kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde istinaf yolu açık olmak üzere davacı vekili ile davalı vekillerinin yüzlerine karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 24/02/2026