Yargıtay 11. Ceza Dairesi, sanık müdafiinin temyizini reddederek, nitelikli dolandırıcılık mahkumiyetini, adli para cezası infazındaki isabetsizliğin giderilmesi kaydıyla onamıştır.
Özet: Yargıtay, sanığın nitelikli dolandırıcılık suçundan aldığı mahkumiyet hükmünü, yargılama sürecinin usul ve kanuna uygun yürütüldüğü, iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin ve hükmün kesin verilere dayandığının anlaşılması nedeniyle oy birliğiyle onamış; ancak adli para cezasının ödenmemesi halinde hapse çevrileceği ihtarının infaz yetkisini kısıtlaması sebebiyle, bu hususun Yargıtay Ceza Genel Kurulu içtihadı doğrultusunda infaz aşamasında kamuya yararlı bir işte çalışma tedbirine dönüştürülebileceğini belirtmiştir.

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/113 E. 2015/263 K.SUÇ :Nitelikli dolandırıcılıkHÜKÜMLER : MahkumiyetTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun tespit edilmekle; sanık müdafisinin duruşmalı inceleme talebinin, hükmolunan cezanın süresine göre koşulları bulunmadığından, 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 318. maddesi uyarınca reddine oy birliğiyle karar verildikten sonra gereği düşünüldü; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 04.10.2018 tarihli ve 2015/8-656 Esas, 2018/404 Karar sayılı içtihadında belirtildiği üzere; 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'un 81. maddesi ile değişik 5275 sayılı CMK'nın 106/3. maddesi uyarınca adli para cezalarının ödenmemesi halinde kamuya yararlı bir işte çalışma tedbirine de karar verilebileceği gözetilerek sanık hakkında kurulan hükümde infaz yetkisini kısıtlar şekilde adli para cezasının ödenmemesi halinde hapse çevrileceğinin ihtar edilmiş olması isabetsizliğinin infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla, sanık müdafiinin temyiz nedenleri yerinde görülmediğinden hükümlerin, Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, 08.01.2026 tarihinde karar verildi .