Yargıtay 11. Ceza Dairesi, zimmet suçundan HAGB temyizinin incelenmeksizin iadesi, resmi belgede sahtecilikte soruşturma izni eksikliği ve nitelikli dolandırıcılıkta iddianameye aykırılık nedenleriyle mahkumiyet hükümlerini bozdu.
Özet: Temyiz incelemesinde, zimmet suçundan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının temyiz yerine itiraza tabi olması nedeniyle bu yöndeki talepler incelenmeksizin reddedilirken; kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçunda yargılamanın 4483 sayılı Kanun uyarınca zorunlu soruşturma izni olmadan veya bu iznin varlığı araştırılmadan yapılması ve kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçundan, iddianamede yer almamasına rağmen hüküm kurulması suretiyle Ceza Muhakemesi Kanununun 225. maddesine aykırılık teşkil etmesi gibi usul hataları nedeniyle sanık hakkındaki mahkumiyet hükümleri bozulmuştur.
11. Ceza Dairesi         2025/312 E.  ,  2025/15343 K.
"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2011/250 E., 2016/116 K.
SUÇLAR : Zimmet, kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet, hükmün açıklanmasının geri bırakılması
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
1. Zimmet Suçundan Verilen Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Kararına Karşı Sanığın, Sanık Müdafiinin ve Katılan ... Vekilinin Temyiz İstemleri Yönünden
Sanık hakkında 5271 sayılı CMK’nın 231. maddesi gereği verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 03.02.2009 tarihli ve 2009/13-12 sayılı Kararı ile aynı Kanun'un 231/12. maddesi gereği itirazı kabil olup temyizinin mümkün bulunmadığı, kanun yolu incelemesinin itiraz mercisince yapılması gerektiği, ayrıca sanığın ve müdafiinin itirazlarının itiraz mercii tarafından incelenerek reddedildiği anlaşılmakla, dava dosyasının Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle İNCELENMEKSİZİN İADESİNE,
2.Kamu Görevlisinin Resmi Belgede Sahteciliği ve Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Zararına Dolandırıcılık Suçlarından Verilen Mahkumiyet Hükümleri Yönünden
Hazine ve Maliye Bakanlığının duruşmadan iddianame ekli davetiye ile haberdar edilmediği, nitelikli dolandırıcılık suçundan doğrudan doğruya zarar gördüğü belirlenerek, 5271 sayılı kanun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği davaya katılma, hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğunun anlaşılması nedeniyle, katılan olarak kabulüne karar verilerek yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
Katılan Hazine ve Maliye Bakanlığı vekilinin temyiz dilekçesinde; "sadece davaya katılma ve vekalet ücreti yönünden karara karşı temyiz yoluna başvurduğunu" beyan ettiği belirlenerek yapılan incelemede;
A.Kamu Görevlisinin Resmi Belgede Sahteciliği Suçu Yönünden
Mutemet olarak görev yapan sanığın işlediği iddia olunan resmi belgede sahtecilik suçunun 4483 sayılı Yasa uyarınca soruşturma iznine tabi bulunduğu nazara alınarak, dosya kapsamında soruşturma izni bulunmadığından, soruşturma izni bulunup bulunmadığı araştırılıp, var ise dosya kapsamına alınması, yok ise durma kararı verilmesi, yetkili merciden soruşturma izni talep edilmesi neticesine göre hareket edilmesi gerekirken yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması,
B.Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Zararına Dolandırıcılık Suçu Yönünden
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 225. maddesi uyarınca hükmün konusu duruşmanın neticesine göre iddianamede gösterilen fiil ve failden ibaret olup, iddianamede açıklanan ve suç oluşturduğu ileri sürülen fiilin dışına çıkılarak açılmayan davadan yargılama yapılıp hüküm kurulmasının mümkün bulunmadığı nazara alındığında; İstanbul Cumhuriyet Cumhuriyet Başsavcılığının 24.06.2011 tarihli ve 2011/10776 Esas sayılı iddianamesi ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 247/1-2. maddesi sevki ile zimmet suçundan dava açıldığı, 158/1-e maddesinde tanımlanan nitelikli dolandırıcılık yönünden açılmış bir dava bulunmadığı halde sanığa atılı eylem "zimmet" ve "nitelikli dolandırıcılık" olarak ikiye bölünerek mahkumiyet kararı verilmesi sureti ile 5271 sayılı Kanun'un 225. maddesine muhalefet edilmesi,
Yasaya aykırı, katılanlar vekilleri ile sanık ve müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, sair yönleri incelenmeyen hükümlerin 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca Tebliğname’ye kısmen uygun, kısmen aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 27.11.2025 tarihinde karar verildi.