2. Ceza Dairesi, sanığın hırsızlık suçundan istinafın esastan reddi kararını onarken, iş yeri dokunulmazlığının ihlali temyiz istemini yasal şartlar nedeniyle reddetti.
Özet: Sanık hakkında iş yeri dokunulmazlığının ihlali suçundan kurulan hükme yönelik temyiz istemi, cezanın kanunen temyiz edilemez nitelikte olması nedeniyle reddedilmiş; hırsızlık suçuna ilişkin temyiz başvurusunun incelenmesinde ise, güvenlik kamera görüntüleri ve sanık beyanıyla yüzünü kapatarak eylemi gerçekleştirdiği sabit olan sanığın nitelikli hırsızlık suçu işlediği kabul edilmiş, mahkemenin uyguladığı yasa maddesindeki küçük bir farklılığın sonuca etkili görülmemesi ve müdafiinin eksik inceleme iddialarının yerinde bulunmaması neticesinde, bölge adliye mahkemesinin istinaf başvurusunun esastan reddi kararı hukuka uygun bulunarak onanmıştır.
2. Ceza Dairesi         2023/14479 E.  ,  2025/18078 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2022/1488 E., 2022/1365 K.
SUÇLAR : Hırsızlık, iş yeri dokunulmazlığının ihlâli
SUÇLARIN TARİHİ : 03.04.2020
HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddine
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, onama
I) Sanık hakkında iş yeri dokunulmazlığının ihlâli suçundan kurulan hükme yönelik temyiz isteminin incelenmesinde
Hükmolunan cezanın miktar ve türü gözetildiğinde, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/2-a. maddesi uyarınca, "İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adli para cezalarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararları"nın temyizi mümkün olmadığından, sanık müdafiinin temyiz isteminin 5271 sayılı Kanun'un 298. maddesi uyarınca Tebliğname'ye uygun olarak REDDİNE,
II) Sanık hakkında hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükme yönelik temyiz isteminin incelenmesinde
İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi uyarınca temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek; sanık müdafiinin temyiz isteminin, 5237 sayılı Kanun'un 168. maddesindeki düzenleme ile sanığın suçlamayı kabul etmediğine dair beyanlarının dikkate alınmadığına, eksik inceleme neticesinde karar verildiğine ilişkin olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
Olay yeri güvenlik kamera görüntüleri ile sanığın Cumhuriyet savcısı huzurunda alınan beyanına göre; yüzünü kapatmak suretiyle tanınmamak için tedbir alan sanığın eyleminin, 5237 sayılı Kanun'un 142/2-h-f. maddelerinde düzenlenen hırsızlık suçunu oluşturduğu gözetilmeden aynı Kanun’un 142/2-h. maddesi uyarınca hüküm kurulması sonuca etkili olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Sanık hakkında şikâyetçiye yönelik eylemi sebebiyle hırsızlık suçundan kurulan hükümde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar hukuka uygun bulunduğundan, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz nedenlerinin reddiyle, 5271 sayılı Kanun'un 302/1. maddesi uyarınca, Tebliğname'ye uygun olarak usul ve yasaya uygun olan İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesinin kararına yönelik TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ ile HÜKMÜN ONANMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun'un 304/1. maddesi uyarınca Aydın 1. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 14.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.