Yargıtay, kadastro tespitine itiraz davasında çok sayıda parselin orman vasfı, eğim, fundalık niteliği ve 6831 sayılı kanun hükümleri açısından yetersiz inceleme nedeniyle ilk derece mahkemesi kararını bozmuştur.
Özet: Bu hukuki evrak, kadastro tespitine itiraz davasında, Hazine, Orman İdaresi ve şahıslar arasında, eski tapu ve vergi kayıtlarına dayanarak tarla ve ev niteliğiyle tespit edilen parsellerin vasfı üzerindeki uyuşmazlığı incelemektedir. Yargıtayın önceki bozma kararının ardından, ilk derece mahkemesinin yeniden yaptığı yargılamada da taşınmazların orman niteliği, orman kadastrosundaki durumu, eğim tespiti gibi teknik hususların eksik araştırıldığı ve ilgili kanun hükümlerinin yeterince değerlendirilmediği gerekçeleriyle, davanın bu yönlerden yeniden ele alınması gerekliliğini ortaya koymaktadır.

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2009/30 E., 2022/17 KKARAR : Davanın kısmen kabulüneTaraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen kadastro tespitine itiraz davasında verilen karar, temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince bozulmuştur.İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davacılar Hazine vekili, Orman İdaresi vekili, davalılar ... ve arkadaşları, ... ve arkadaşları ve ... ve arkadaşları tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A RDava konusu ... ili ... ilçesi ... köyünde bulunan 312 parsel sayılı taşınmaz, yörede 1961 yılında yapılan tapulama sırasında, 40 no.lu vergi kaydı ile K.sani 310 tarihli ve 18 no.lu tapu kaydı nedeniyle tarla ve üç ahşap ev niteliğiyle 59.100 m² miktarla ... mirasçıları adına tespit edilmiştir. Bu tespite Orman İdaresi, orman sayılan yerlerden olduğu, Hazine ise Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu, ... ... ve ... ..., kendilerinin de payı bulunduğunu ileri sürerek komisyona itirazda bulunmuşlar, komisyonca 766 sayılı Tapulama Kanunu'nun (766 sayılı Kanun) 29. maddesi gereğince yetkisizlik kararı verilerek tutanak ve ekleri Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır.Aynı çalışma alanında bulunan 195 parsel 99.970 m² yüzölçümlü olarak tarla ve bahçeli evler niteliği ile, 313 parsel 31.360 m² yüzölçümlü olarak tarla ve iki adet ahşap ev niteliği ile, 314 parsel 123.500 m² yüzölçümlü olarak tarla ve yedi ahşap ev niteliğiyle, 315 parsel 18.880 m² yüzölçümlü olarak tarla ve iki kagir ev niteliğiyle, 316 parsel 126.640 m² yüzölçümlü olarak tarla ve yedi ahşap ev niteliğiyle aynı tapu ve vergi kayıtları nedeniyle yine ... mirasçıları adına tespit edilmiştir. 195 parselde ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., Hazine ve Orman İdaresi tarafından, 313 parselde Hazine ve Orman İdaresi tarafından, 314 parsel de Hazine, ... ve Orman İdaresi tarafından, 315 parselde Hazine ve Orman İdaresi tarafından, 316 parselde ..., ... ..., ... ..., Orman İdaresi ve Hazine tarafından komisyona yapılan itirazlar üzerine komisyonca 766 sayılı Kanun'un 29. maddesi gereğince yetkisizlik kararı verilerek tapulama tespit tutanak ve ekleri tapulama mahkemesine devredilmiş, açılan tüm davalar birleştirilmiştir.İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; davacılar ... oğlu ..., ... ve ... ...'ün davalarının feragat nedeniyle; davacılar Orman İdaresi vekili, Hazine vekili ile ... oğlu ..., ... kızı ..., ... oğlu ..., ... oğlu ..., ... oğlu ..., ... oğlu ..., İbiş oğlu ..., ... oğlu ... ..., ... oğlu ... ..., ... oğlu ... ...'ın davalarının ispatlanamadığından reddine, dava konusu ... köyü 195, 312, 313, 314, 3 15... sayılı parsellerin tarla niteliği ile teknik bilirkişisi ... tarafından düzenlenen 23.09.2002 tarihli raporda belirtilen hisseleri oranında adı geçen kişiler adına tapuya tesciline karar verilmiş; hükmün, davacılar Orman İdaresi vekili, Hazine vekili ve ... ve ... tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 18.04.2018 tarihli ve 2008/1099 Esas, 2008/6087 Karar sayılı ilamıyla hükmün bozulmasına karar verilmişir.Bozma ilamında özetle; "... ve ...'ın temyiz dilekçelerinin süre nedeniyle reddine, Hazine ve Orman İdaresinin temyiz itirazları bakımından; İlk Derece Mahkemesince dava konusu taşınmazların orman sayılmayan yerlerden oldukları ve dayanılan tapu kayıtlarının bu yerleri kapsamına aldığı kabul edilmişse de yapılan inceleme ve araştırmanın hüküm kurmaya yeterli olmadığı, davanın devamı sırasında orman kadastrosunun yapılmış olması nedeniyle davanın aynı zamanda orman kadastrosuna itiraza dönüştüğü, dava konusu yerlerin bu uygulamada ne olarak işlem gördüğünün de açıklanmadığı, taşınmaz başında dinlenen yerel bilirkişilerin taşınmazların öncesinde "fundalık" olduğundan söz ettiğini, bilirkişilerce taşınmazların eğimi klizimetre ile teknik yöntemlerle belirlenmediği; 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 1/J maddesi gereğince eğimi %12'yi geçen maki ve fundalıkların Devlet ormanı sayılan yerlerden olduğunun düşünülmediği, Mayıs 1314 tarihli 18 numaralı sicilden gelen, 100 dönüm yüzölçümlü revizyon tapu kaydının sınırlarının değişir nitelikte olduğu, paftasında taşınmazların doğu ve batı sınırlardan "fundalık" yazılı alana bitişik olup İlk Derece Mahkemesince 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 20/C maddesi hükmünün somut olayda uygulanabilirliğinin tartışılmadığı, dava konusu 195, 312, 3 13... sayılı parsellerin güneyden 125,126,1 93... sayılı mera parsellerine bitişik olup tespitte esas alınan tapunun güneyindeki nokta sınır olan ... fen bilirkişisi ...’ın 12.02.2001 tarihli krokisinde 126 numaralı mera parselinin güney sınırında gösterildiği, yine bu yerlere uygulanan 40 no.lu vergi kaydının sınırları da tapu kaydı sınırları ile aynı iken düzeltilerek "doğusu: ... ... iken ... gelen dere, batısı: ... gelen dere iken ... ..., kuzeyi: ..., güneyi: ..." şeklini aldığı, tapu kaydının doğu sınırındaki "... ... derenin dava konusu parsellerin batısında ve uzağında bulunan dere, keza tapu kaydının batı sınırında yazılan "... gelen dere”nin ise doğu sınırında bulunduğu, dosya arasında bulunan orijinal memleket haritasında görülen bir derenin de dava konusu 3 12... parsellerin ortasından geçtiği, bu üç derenin de isimsiz dere olduğu, bilirkişilerin de tapunun batı sınırında yazılı olan "... gelen derenin 316 parselin doğusundaki dere olduğunu bildirdikleri, derenin doğusundaki arazinin orman kadastrosunca da "Çömelin Devlet Ormanı" olarak sınırlandırıldığı, 316 parselin doğusundaki derenin tapu kaydının batısında yazılı olan "... gelen dere" olduğunun anlaşıldığı, bu durumda batıdaki isimsiz derelerden "... gelen dereye en yakın derenin 3 12... ortasından geçen dere olup olmadığının düşünülmediği, taşınmazların sınırında mera olarak kesinleşen parseller ile paftasında "fundalık" olarak gösterilen, orman kadastrosunca da Devlet ormanı olarak sınırlandırılan yerler bulunduğu, tapu kaydının açık yön bırakmadan parselleri kapsamadığı, tapu kaydının miktarı 100 dönüm (tahvilen 91900m² ) olup dava konusu taşınmazların toplam yüzölçümünün 459.450 m² olduğu gözönünde bulundurularak miktar fazlasının sınırda bulunan mera yada ormandan açılıp açılmadığının düşünülmediği, yöntemince mera araştırması yapılmadığı, kayıt miktar fazlası olan bölüm zilyetlik yoluyla kazanılacak yerlerden olduğu takdirde bu zilyetliğin tespit tarihi olan 1961 yılından önce 20 yıl sürüp sürmediği araştırılmadığı belirtilerek eksik hususların tamamlanması ve yeniden keşif yapılması, derelerin gerçek yerlerinin tespiti ile tapu kaydı değişir sınırlar içerdiğinden ve taşınmazların sınırında orman ve mera bulunduğundan 3402 sayılı Kanun'un 20/C maddesinin somut olayda uygulama yeri olup olmadığının tartışılması, kayıt miktar fazlasının zilyetlikle kazanılabilecek yerlerden olduğunun belirlenmesi halinde ise tespit tarihi olan 1961 yılına kadar 20 yıllık zilyetliğin kanunun aradığı şartlara uygun biçimde sürdürülüp sürdürülmediğinin araştırılması" gereğine değinilmiştir.İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; davacılar Hazine vekili ve Orman İdaresi vekilinin davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine, davalı-karşı davacılar ..., ..., ...'ın davalarının vaki feragatlerine binaen reddine karar verilen Mahkemenin 01.10.2002 tarihli ve 1980/621 Esas, 2002/287 Karar sayılı hükmü temyiz etmediklerinden haklarındaki hüküm kesinleşmekle davalarına ilişkin yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına, davalı-karşı davacılar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ..., ..., ... ... ile davalı-katılan davacı ...'ın davalarının ispatlanamadığından reddine karar verilen Mahkemenin 01.10.2002 tarihli 1980/621 Esas, 2002/287 Karar sayılı hükmü temyiz etmediklerinden haklarındaki hüküm kesinleşmekle davalarına ilişkin yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına, ... ili ... ilçesi ... köyü eski 195, 312, 313, 314, 3 15... parsel sayılı taşınmazların tapulama tespitlerinin iptaline, eski 195 parsel yeni 1 96... parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişisi ... tarafından düzenlenen 04.08.2021 havale tarihli raporuna ekli krokide; (A) harfi ile gösterilen 86.995,96 m²lik bölümünün orman vasfı ile Hazine adına tapuya tesciline, (B) harfi ile gösterilen 15.277,19 m²lik bölümünün tarla vasfı ile Hazine adına tapuya tesciline, eski 316 parsel yeni 1 93... parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişisi ... tarafından düzenlenen 04.08.2021 havale tarihli raporuna ekli krokide; (A) harfi ile gösterilen 68.762,48 m²lik bölümünün orman vasfı ile Hazine adına tapuya tesciline, (B) harfi ile gösterilen 58.307,82 m²lik bölümünün tarla vasfı ile Hazine adına tapuya tesciline, eski 315 parsel yeni 2 38... parsel sayılı taşınmazın 19.230,12 m² yüzölçümlü olarak tarla vasfı ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, eski 312 parsel yeni 2 36... parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişisi ... tarafından düzenlenen 04.08.2021 havale tarihli raporuna ekli krokide; (A) harfi ile gösterilen 46.820,58 m²lik bölümünün orman vasfı ile Hazine adına tapuya tesciline, eski 314 parsel yeni 1 90... parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişisi ... tarafından düzenlenen 04.08.2021 havale tarihli raporuna ekli krokide; (A) harfi ile gösterilen 3.671,16 m²lik bölümünün orman vasfı ile Hazine adına tapuya tesciline, (D) harfi ile gösterilen 13.570,10 m²lik bölümünün tarla vasfı ile Hazine adına tapuya tesciline, eski 312 parsel yeni 2 36... parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişisi ... tarafından düzenlenen 04.08.2021 havale tarihli raporuna ekli krokide (B) harfi ile gösterilen 12.408,45 m²lik bölümünün tamamı, eski 314 parsel yeni 1 90... parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişisi ... tarafından düzenlenen 04.08.2021 havale tarihli raporuna ekli krokide (C) harfi ile gösterilen 106.535,36 m²lik bölümünün tamamı, eski 313 parsel yeni 2 37... parsel sayılı taşınmazın 31.056,19 m² yüzölçümlü olarak ve taşınmazın tamamı 737.279.262.720.000 paya itibar edilerek tarla vasfıyla kararda belirtilen tespit maliklerinin mirasçıları adına payları oranında tapuya tesciline, karar verilmiş; hüküm, davacılar Hazine vekili, Orman İdaresi vekili, davalılar ... ve arkadaşları, ... ve arkadaşları ve ... ve arkadaşları tarafından temyiz edilmiştir.1. Davacılar Hazine vekili ve Orman İdaresi vekilinin İlk Derece Mahkemesince tapu ve vergi kaydı kapsamında kaldığı kabul edilerek kişiler adına tesciline karar verilen 312 parselin (B), 314 parselin (C) harfleri ile gösterilen bölümler ile 313 parselin tamamına yönelik, davalılar ... ve arkadaşları, ... ve arkadaşları ve ... ve arkadaşlarının ve davacı Hazinenin 195, 312, 3 14... parsellerin (A) harfi ile gösterilen ve orman vasfı ile Hazine adına tesciline karar verilen kısımlarına yönelik temyiz itirazlarının, Orman İdaresi vekilinin 1 95... parsellerin (B) ve 314 parselin (D) harfli kısımlarına ve 315 parselin tamamına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında ileri sürülen temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.2. Davalılar ... ve arkadaşları, ... ve arkadaşları ve ... ve arkadaşlarının Hazine adına tarla vasfıyla tesciline karar verilen 1 95... parsellerin (B) harfli, 314 parselin (D) harfli kısımları ile 315 parselin tamamına yönelik, tapu ve vergi kaydı kapsamında kaldığı belirlenen 312 parselin (B), 314 parselin (C) harfi ile gösterilen bölümleri ve 313 parselin tamamına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;İlk Derece Mahkemesince dava konusu taşınmazların tapulama tespitine esas alınan K.sani 1310 tarihli ve 18 sayılı sicilden gelen tapu kayıtları ile 1937 tarihli ve 40 tahrir numaralı vergi kaydının hudutlarının aynı olduğu, tapulama tespitine esas alınan tapu ve vergi kayıtlarının dava konusu taşınmazlara ait olduğu, bu kayıtlar dört bir hududu itibarıyla sabit olmadığından gayrisabit hudutlu kabul edilmeleri gerektiği, gayrisabit hudutlu kayıtların 3402 sayılı Kanun'un madde 20/C uyarınca miktarları ile geçerli olacakları, yerleşik Yargıtay içtihatları uyarınca aynı hudutları okuyan kayıtlara ayrı ayrı kapsam tayin edilemeyeceği ancak miktarı fazla olan kaydın miktarına itibar edilmesi gerektiği, tespite esas tapu kaydının miktarının 91.900 m², vergi kaydının miktarının ise 150.000 m² olduğundan vergi kaydının miktarının esas alınması gerektiği, kayıtların ..., ...-... gelen dere, ...-..., ... okunan hudutlarından güney hududunda okunan ... hududunun mahallinde 2021 yılında icra edilen keşifte tam olarak güney sınırına isabet ettiği ve yerinin mahalli bilirkişisi tarafından işaret edilerek krokisinde gösterildiği ve bu suretle yerinin tespit edildiği anlaşılmakla sabit hudut olarak kabul edilerek 150.000 m²lik kayıt miktarına dava konusu taşınmazlar bir bütün kabul edildiğinde güney hududundan başlanarak yapılan kapsam tayininde 312 sayılı parselin (B) harfi ile gösterilen bölümünün, 314 sayılı parselin en eski tarihli hava fotoğrafında açıklık alan olan (B) harfi ile gösterilen bölümü içerisindeki (C) harfi ile gösterilen bölümünün ve 313 sayılı parselin tamamının kayıt kapsamında kaldığı kabul edilerek hüküm kurulmasında bir isabetsizlik yoktur.Ancak vergi kaydının miktar fazlası olan kısımlarda davalılar lehine zilyetlikle kazanma koşulları oluşmadığından bahisle verilen karar eksik incelemeye dayalı verilmiştir. Şöyle ki; orman bilirkişi; kurulu tarafından düzenlenen raporda 1948, 1953, 19 69... tarihli hava fotoğrafları stereoskopik olarak incelenmiş ve 195, 3 16... parsellerin (B) harfli kısımlarının (04.08.2021 tarihli raporda 314 parselin (D) kısmına denk gelir) orman sayılmayan alanda kalmakla beraber 1948 yılından incelenen tüm hava fotoğraflarında imar-ihya edilmiş tarım alanı oldukları belirtilmiş, jeodezi bilirkişi raporunda da 315 parselin aynı tarihli hava fotoğraflarında tarım alanı oldukları açıklanmıştır. Ziraat bilirkişisi tarafından düzenlenen raporda ise taşınmazlarda bulunan ağaç yaşları dikkate alınarak dava konusu taşınmazlarda imar-ihya çalışmalarının en erken tespit tarihinden sonra oluştuğu açıklanmıştır.Raporlar arası bu çelişki giderilmeden, taşınmazlarda ağaç dikilmeden önce farklı şekilde bir kullanım olup olmadığı hususu üzerinde durulmadan İlk Derece Mahkemesince bu taşınmazlar için tapulama tespit tarihi olan 1961 yılına kadar (vergi kaydının tarihi ile kadastro tespit tarihi arasında 20 yıldan fazla süre geçtiği de dikkate alınarak) 3402 sayılı Kanun'un madde 14 uyarınca zilyetlikle iktisap koşullarının tereddüte mahal vermeksizin kesin ve net olarak lehine sağlanan kişi-kişilerin tespit edilemediği gerekçesi ile bu taşınmazların Hazine adına tesciline karar verilmiş olması doğru değildir. Bundan başka İlk Derece Mahkemesince tapu ve vergi kaydının kapsamında kaldığı kabul edilerek kişiler lehine tescil kararı verilen 312 parselin (B), 314 parselin (C) kısımları ile 313 parselin tamamı için tescil hükmü kurulurken tapu kayıt maliklerinin ve mirasçılarının toplam payı 737.279.262.720.000 kabul edilmişse de; 6 payın eksik olduğu, pay ve paydanın eşit olmadığı anlaşılmaktadır. Dosya içerisinde güncel veraset ilamları bulunmadığından bu eksikliğin nerden kaynaklandığı tespit edilememiş, tapu maliki ...'ın da güncel veraset ilamı da dosya arasına alınmadığından ... ile birlikte temyiz talebinde bulunan kişilerin mirasçı olup olmadıkları da belirlenememiştir. (Her ne kadar temyiz dilekçesi ekinde veraset ilamı sunulduğu belirtilmişse de dilekçe ekinde yalnızca vekaletnamaler bulunmakta veraset ilamı bulunmamaktadır.)Açıklanan sebeplerle, tapu kayıt maliklerinin güncel veraset ilamları ve ilk tespit tarihi olan 1961 yılından 15-20-25 yıl öncesine ait farklı dönemlerde çekilmiş en az üç adet stereoskopik hava fotoğrafı Harita Genel Müdürlüğünden tarihleri açıkça yazılmak suretiyle istenilerek dosyaya konulmalı; bundan sonra mahallinde, elverdiğince yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan, aynı köyde ve komşu köylerde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek mahalli bilirkişiler ve taraf tanıkları ile öncekilerden farklı 3 kişilik ziraat mühendisi bilirkişi kurulu, 3 jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişisi ve fen bilirkişisinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalı, keşifte, yerel bilirkişi ve tanıklardan, dava konusu taşınmazların önceki ve şimdiki niteliği, ilk olarak kime ait olduğu, kimden kime ne zaman ve ne şekilde intikal ettiği, kim tarafından hangi tarihten beri ve hangi tasarruflarla zilyet edildiği hususları sorulmalı, beyanlar arasında çelişki doğduğu takdirde gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle oluşan çelişkilerin giderilmesine çalışılmalı, bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsellerin tespit tutanakları ve dayanaklarıyla denetlenmeli; ziraat mühendislerinden oluşan bilirkişi kurulundan, dava konusu taşınmazların evveliyatı ve halihazırdaki durumu itibarıyla tarımsal niteliğini veya otu biçilmek suretiyle kullanılan çayır niteliğinde olup olmadığını, kamu orta malı niteliğinde mera vasfında olup olmadığını, ve üzerindeki zilyetliğin sürdürülüş şeklini ve süresini duraksamasız şekilde ortaya koyan, komşu parsellerle karşılaştırmalı biçimde toprak yapısını, eğimini ve bitki desenini açıklayan, somut verilere ve bilimsel esaslara dayanan, önceki raporu da irdeler şekilde ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı, dava konusu taşınmazlar ile çevresinin yakın plan ve panaromik fotoğrafları çektirilip, üzerine taşınmaz sınırlarının işaretlenilmesi istenilmeli; jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişisinden, dava konusu taşınmazların kadastro paftasındaki konumunun bilgisayar programı aracılığıyla hava fotoğraflarına aktarılması suretiyle, hava fotoğrafları üzerinde stereoskop aletiyle inceleme yaptırılarak, dava konusu taşınmazların önceki ve şimdiki niteliğinin, ekonomik amaca uygun olarak tarımsal faaliyette kullanılıp kullanılmadığı ve kullanımın hangi tarihten itibaren başladığı hususlarında ayrıntılı rapor düzenlemesi istenilmeli; daha önce alınan raporlarla aralarında çelişkinin giderilmesi sağlanmalı, taşınmazların ağaç dikilmeden önce ne şekilde kullanıldığı, tarımsal faaliyete konu olup olmadıkları hususundaki mahalli bilirkişi ve tanık beyanları hava fotoğrafları da dikkate alınarak denetlenmeli, tüm bunların sonucunda elde edilecek delillere göre, taşınmazların tespit tarihi ve vergi kayıt tarihi de dikkate alınarak kazanım koşullarının oluşup oluşmadığı tespit edilmeli, yine davalıların 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesindeki zilyetlikle kazanım sınırını aşıp aşmadığı belirlenmeli, oluşan usuli kazanılmış haklar ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. İlk Derece Mahkemesince, belirtilen hususlar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak ve dahi bozma ilâmına uyulmasına rağmen bozma gerekleri yerine getirilmeden karar verilmesi usûl ve kanuna uygun bulunmadığından, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle dava konusu 312 parselin (B), 314 parselin (C) harfleri ile gösterilen kısımlarına, 313 parselin tamamına, 195, 312, 3 14... parsellerin (A) harfi ile gösterilen kısımlarına, 1 95... parsellerinin (B), 314 parselin (D) harfli kısımlarına ve 315 parselin tamamına yönelik temyiz itirazlarının REDDİNE,(2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile dava konusu 1 95... parsellerin (B) harfli, 314 parselin (D) harfli kısımları ile 315 parselin tamamı, 312 parselin (B), 314 parselin (C) harfi ile gösterilen bölümleri ve 313 parselin tamamına yönelik hükmün BOZULMASINA,1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,İstek halinde peşin harcın temyiz edenlere iadesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,18.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.