Milletvekilinin sosyal medya ve canlı yayında sarf ettiği sözlerle Cumhurbaşkanının kişilik haklarına saldırı iddiasıyla açılan manevi tazminat davasının temyiz incelemesi.
Özet: Bir milletvekilinin sosyal medya ve canlı yayındaki ifadelerinin Cumhurbaşkanının kişilik haklarını ihlal ettiği iddiasıyla açılan manevi tazminat davasında, ilk derece mahkemesi davalının ifade özgürlüğü sınırlarını aşarak kişilik haklarına saldırıda bulunduğuna karar verip tazminat hükmetmiş; bölge adliye mahkemesi ise bu ifadelerin kişisel saldırı niteliğinde olduğunu teyit ederek tazminat miktarını yükseltmiş olup, her iki taraf da hükmedilen tazminat miktarı veya sorumluluğun tespiti hususundaki kararı yetersiz veya hatalı bularak temyiz başvurusunda bulunmuştur.

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/9 69... /2084 Karar İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 26. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI : 2021/1 46... /32 Karar Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ... Milletvekilinin 04.04.2021 tarihinde Youtube üzerinden yayınlanan ... TV canlı yayınında yapmış olduğu aynı zamanda şahsi Twitter hesabından da yayınladığı konuşmada sarf ettiği söz ve ifadeler nedeniyle TC Cumhurbaşkanı olan müvekkilinin kişilik haklarının saldırıya uğradığını, ifade özgürlüğü ve eleştiri sınırlarının aşıldığını belirterek 250.000,00 TL manevi tazminatın 04.04.2021 tarihinden işleyecek yasal faizi ile beraber davalıdan tahsili ile kararın yayınlanması talep edilmiştir. II. CEVAP Davalı davaya cevap vermemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile siyasetçiler yönünden ifade özgürlüğü sınırları daha geniş kabul edilmekle beraber, dava konusu yapılan konuşma bir bütün olarak incelendiğinde ağır eleştiri ve ifade özgürlüğü sınırlarının aşıldığı, kişilik haklarına saldırı niteliğinde olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 12.000,00 TL manevi tazminatın 04.04.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının, davacıya yönelik olarak kullandığı ifadelerin bir kısmının siyasi eleştiriden ziyade, doğrudan davacının kişiliğini hedef alır ve kişisel saldırı içerir nitelikte ve küçük düşürücü olduğu, doğrudan davacıyı hedef alır söylemleri ile eleştiri ve ifade özgürlüğü sınırlarının aşıldığı ve davacının kişilik haklarının zedelendiği, davacı lehine manevi tazminat şartlarının oluştuğu; miktar yönünden ise davalının bu nitelikteki söylemlerindeki yoğun ısrarı, tarafların siyasi kimliğe sahip kişiler olmaları, ekonomik ve sosyal durumları, paranın satın alma gücü birlikte değerlendirildiğinde bir miktar az olduğu gerekçesi ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine; davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına davanın kısmen kabulü ile 40.000,00TL manevi tazminatın 04.04.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; tarafların sıfatı, makamı, paranın satın alma gücü değerlendirildiğinde hükmedilen manevi tazminat miktarının caydırıcı olmadığını, eylemin ve saldırının ağırlığı, davalının kusuruna göre miktarın değerlendirilmesi gerektiğini, konuşmada geçen sözlerin asılsız olduğunu, müvekkilinin kişilik haklarının saldırıya uğradığını, itibarının zedelendiğini, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken kısmen kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu belirtmiştir. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; müvekkilinin görevi gereğince gündeme dair siyasi görüşlerini ve eleştirilerini dile getirdiğini, davacının adının geçmediğini, siyasetçiler hakkında yapılan eleştirilerin sınırlarının daha geniş olduğunu, ağır ve sert eleştirilere katlanmaları gerektiğini, tazminat ile sorumlu tutulmasının hatalı olduğunu belirtmiştir. B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık; davalı ...Milletvekilinin 04.04.2021 tarihinde Youtube üzerinden yayınlanan ... TV canlı yayınında yapmış olduğu aynı zamanda şahsi Twitter hesabından da yayınladığı konuşmada sarf ettiği söz ve ifadeler nedeniyle TC Cumhurbaşkanı olan davacının kişilik haklarının saldırıya uğradığı iddiası ile manevi tazminat ve kararın yayınlanması talebine ilişkindir. Uyuşmazlığın çözümü açısından öncelikle konuyla ilgili kavram ve yasal düzenlemelerin irdelenmesinde yarar vardır.Anayasa'nın 26 ncı maddesi şöyledir:"Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu ... resmî makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar. ... Bu hürriyetlerin kullanılması, ... başkalarının şöhret veya haklarının, özel ve aile hayatlarının ... korunması ... amaçlarıyla sınırlanabilir...."AİHS'nin 10 uncu maddesi şöyledir: "1. Herkes ifade özgürlüğü hakkına sahiptir. Bu hak, kamu makamlarının müdahalesi olmaksızın ve ülke sınırları gözetilmeksizin, kanaat özgürlüğünü ve haber ve görüş alma ve de verme özgürlüğünü de kapsar. ... 2. Görev ve sorumluluklar da yükleyen bu özgürlüklerin kullanılması, yasayla öngörülen ve demokratik bir toplumda ... başkalarının şöhret ve haklarının korunması ... için gerekli olan bazı ...sınırlamalara ... tabi tutulabilir."TMK'nın "Kişiliğin korunması" kısım başlıklı 24 üncü maddesi şöyledir:“Hukuka aykırı olarak kişilik hakkına saldırılan kimse, hakimden, saldırıda bulunanlara karşı korunmasını isteyebilir. Kişilik hakkı zedelenen kimsenin rızası, daha üstün nitelikte özel veya kamusal yarar ya da kanunun verdiği yetkinin kullanılması sebeplerinden biriyle haklı kılınmadıkça, kişilik haklarına yapılan her saldırı hukuka aykırıdır.”TBK’nın “Kişilik hakkının zedelenmesi” başlıklı 58 inci maddesi şöyledir:“Kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat adı altında bir miktar para ödenmesini isteyebilir. Hâkim, bu tazminatın ödenmesi yerine, diğer bir giderim biçimi kararlaştırabilir veya bu tazminata ekleyebilir; özellikle saldırıyı kınayan bir karar verebilir ve bu kararın yayımlanmasına hükmedebilir.”Anılan anayasal ve yasal düzenlemeler ile Anayasa'nın 90 ıncı maddesinin beşinci fıkrasının son cümlesine göre ulusal hukukun bir parçası hâline gelmiş bulunan AİHS'nin 10 uncu maddesi uyarınca kişilik hakları zarara uğrayanların manevi tazminat isteme hakları vardır.Manevi zarar, kişilik değerlerinde oluşan objektif eksilmedir. Duyulan acı, çekilen ızdırap manevi zarar değil, onun görüntüsü olarak ortaya çıkabilir. Acı ve elemin karşılığı manevi zarar olarak kabul edilerek keder ve acılarını içlerinde gizleyenleri tazminat isteme haklarından yoksun bırakmamak için kanunlarımız manevi tazminat verilebilecek bazı olguları özel olarak düzenlemiştir. TMK'nın 24 ve TBK'nın 58 inci maddelerinde yer verilen kişilik haklarının korunması da bunlardan biridir.İfade özgürlüğü; haber ve bilgilere, başkalarının fikirlerine serbestçe ulaşabilme, düşünce, tavır ve kanaatlerinden dolayı kınanmama ve bunları tek başına veya başkalarıyla birlikte çeşitli yollarla serbestçe ifade edebilme, anlatabilme, savunabilme, başkalarına aktarabilme ve yayabilme imkânlarına sahip olma anlamlarına gelir. Muhalif olanlar da dâhil olmak üzere düşüncelerin her türlü araçla açıklanması, açıklanan düşünceye paydaş sağlanması, düşünceyi gerçekleştirme ve bu konuda başkalarını ikna çabaları ve bu çabaların hoşgörüyle karşılanması çoğulcu demokratik düzenin gereklerindendir. Dolayısıyla toplumsal ve siyasal çoğulculuğu sağlamak, her türlü düşüncenin barışçıl bir şekilde ve serbestçe ifadesine bağlıdır. Bu itibarla düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğü demokrasinin işleyişi için hayati önemdedir (Anayasa Mahkemesi (AYM); Bekir Coşkun, B. No: 2014/12151, 4/6/2015; Mehmet ... Aydın, B. No: 2013/9343, 4/6/2015).İfade özgürlüğü; aynı zamanda demokratik toplumun temelini oluşturan, toplumun ilerlemesi ve bireyin gelişmesi için gerekli temel unsurlardan olup bu özgürlük, sadece toplum tarafından kabul gören, zararsız veya ilgisiz kabul edilen bilgi ve fikirler için değil; incitici, şoke edici ya da endişelendirici bilgi ve düşünceler için de geçerlidir. İfade özgürlüğü; yokluğu hâlinde demokratik bir toplumdan söz edemeyeceğimiz çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin bir gereğidir (Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM); Von Hannover/Almanya, B. No: 40660/08).İfade özgürlüğü, temsil ettikleri seçmenlerinin kaygılarına dikkat çektikleri ve onların menfaatlerini savunmak zorunda oldukları için halkın seçilmiş temsilcileri bakımından özel bir öneme sahiptir (AİHM; Lombarda ve diğerleri Malta, B. No: 7333/06, 24/4/2007).Ancak belirtmek gerekir ki ifade özgürlüğü sınırsız değildir. Başta siyasi kişiler olmak üzere, en geniş hâlde dahi ifade özgürlüğünün, kişilerin itibarına zarar verecek boyuta ulaşmaması gerekir. Bu gereklilik, temel hak ve hürriyetlerin; kişinin topluma, ailesine ve diğer kişilere karşı ödev ve sorumluluklarını da ihtiva ettiğini belirten Anayasa'nın 12 nci maddesinin ikinci fıkrasından ... bir zorunluluktur (AYM; Fatih Taş, B. No: 2013/1461, 12/11/2014). Bu itibarla, Anayasa'nın 26 ıncı maddesinin ikinci fıkrasına göre ifade özgürlüğünün sınırlandırılma nedenlerinden biri de başkalarının şöhret ve itibarının korunmasıdır. Davalının söylediği sözlerin, ifade özgürlüğünün sınırlarını aştığını tespit ederken mahkemece ortaya konulan gerekçenin, bu özgürlüğü sınırlamak için yeterli ve ilgili olmasının yanında, ifade özgürlüğüne getirilecek sınırlamanın, demokratik bir toplumda zorlayıcı bir toplumsal ihtiyacın karşılanması amacına yönelik, ölçülü, orantılı ve istisnai nitelikte olması gerekir. Buna göre, ifade özgürlüğüne yapılan bir müdahale, zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılamıyorsa ya da zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılamakla birlikte orantılı değilse, demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun bir müdahale olarak değerlendirilemez.Bu tür davalarda mahkemece yapılması gereken; kamuya mal olmuş kişilerin şöhret ve itibarı ile ifade özgürlüğünün çatışması hâlinde bu iki hak arasında makul bir dengenin kurulmasıdır. Dengeleme yapılırken her bir somut olay bakımından şu hususları göz önüne almak gerekmektedir: Dava konusu açıklamanın kamu yararına ilişkin bir tartışmaya sağladığı katkı, ilgili kişinin tanınırlığı, toplumdaki rolü ve işlevi ile yazıya konu olan faaliyetin niteliği, açıklama veya yayının konusu, kapsamı, şekli ve etkileri, ilgili kişinin daha önceki davranışları, bilgilerin elde edilme koşulları ve gerçekliği ile uygulanan yaptırımın niteliği. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, davalının 04.04.2021 tarihinde Youtube üzerinden yayınlanan Bizim TV canlı yayınında yapmış olduğu aynı zamanda şahsi Twitter hesabından da yayınladığı konuşmada, davacı hakkında sarf ettiği söz ve ifadeler bir bütün halinde incelendiğinde ifade özgürlüğü ve kişisel değer yargısı kapsamında değerlendirilemeyeceğinin, siyasetçiye yönelik eleştirilerin sınırları daha geniş kabul edilse de sert ve ağır eleştiri sınırlarının da aşıldığının, davacının kişilik haklarına saldırı olduğu kabul edilerek manevi tazminata hükmedilmesinin ve olay tarihi, tarafların konumu, zararın ağırlığı, caydırıcılık hususu dikkate alındığında hükmedilen manevi tazminat miktarının yerinde olduğunun anlaşılmasına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Davacı vekilinin ve davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,Aşağıda yazılı temyiz harçlarının temyiz eden davacı ve davalıya yükletilmesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,09.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.