İş kazası kaynaklı rücu davasında, sigortalının sürekli iş göremezlik derecesinin belirlenmesinde tıbbi raporlar arasındaki çelişkilerin yasal usule göre giderilmesi zorunluluğu.
Özet: İş kazası sonucu sigortalıya bağlanan gelir ve yapılan ödemelerin işverenden rücuan tahsili davasında, ilk derece mahkemesinin sigortalının sürekli iş göremezlik derecesini belirlerken, tıbbi raporlar arasındaki çelişkileri gidermek ve 506 ile 5510 sayılı kanunlar ile Yargıtay içtihatlarında öngörülen sağlık kurulu inceleme prosedürlerini eksiksiz yerine getirmek suretiyle nihai bir karar alması gerekirken bu hususları göz ardı etmesi nedeniyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2024/57 E., 2025/48 K.Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar davacı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde özetle; Kurum sigortalılarından ...’nın 01.10.2005 tarihinde geçirdiği iş kazası sonucunda yaralandığını, kazalıya 69.271,56 TL peşin sermaye değerli gelir bağlandığını, 01.10.2005-31.12.2005 tarihleri arasında 1.317,07 TL geçici iş göremezlik ödemesi yapıldığını, toplam Kurum zararının 70.588,63 TL olduğunu, davalının işveren sıfatı ile iş kazasının meydana gelmesinde kusurlu bulunduğunu, iş kazasının müvekkili Kuruma yasal süresi içinde bildirilmediğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin talep ve dava hakkı saklı kalmak kaydıyla şimdilik 6.927,156 TL’nin ilk peşin sermaye değerli gelir için onay tarihinden, 131,707 TL geçici iş göremezlik ödeneğinin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde özetle; iddia edilen olayın ve buna bağlı yapılan ödemenin 2005 yılı öncesi olduğunu, dava ve talep tarihinin 2014 tarihini taşıdığını, zamanaşımı hükümlerine göre davacının talebinin hukuka aykırı olduğunu, sigortalı ...'nın yaralandığı olayın iş kazası olmadığını ve davalı şirket yetkililerinin vermiş oldukları bir talimat olmadığını, olayın iş saatinde olmadığını, davacının yaptığını iddia ettiği ödemenin fahiş olduğunu, davacının ödeme yaptığı sigortalının istirahatli olduğu dönemde başka bir işyerinde çalıştığını beyanla davanın reddini talep etmiştir.III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 23.06.2016 tarihli 2014/4 79... /439 Karar sayılı kararıyla davacının davasının kabulüne, 60.000,34 TL'nin onay ve ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.IV.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Mahkeme kararına karşı davacı Kurum vekili ve davalı vekilince temyiz isteminde bulunmuştur.Dairemizin 07.03.2019 tarihli ve 2016/16334 E. ve 2019/2133 K. sayılı ilamında; inceleme konusu dosyada"... 1-) Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre davacı Kurum vekilinin tüm, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekir. 2-) Kesinleşen Kurum kararının değişmezliği, sürekli iş göremezlik derecesinin aynı kaldığı süre ile sınırlı olup sigortalının lehine veya aleyhine, sürekli iş göremezlik derecesinin değişmesi halinde Kurum kararı da değişecektir. Kurumun da her zaman bu konuda sigortalıyı kontrol muayenesine tabi tutabileceğine dair 506 sayılı Kanun'un 25. maddesi ile 5510 sayılı Kanun'un 94. maddesi dikkate alındığında, Mahkemece yapılacak iş, raporlar arasındaki çelişkiyi gidererek yöntemince yapılacak araştırma sonunda karar vermek olacaktır.Bu yönde, sürekli iş göremezlik ve malullük halinin belirlenmesinde izlenecek yolun ne olduğu 506 sayılı Kanun'un 109. maddesi ile 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanun'un “Sağlık Raporlarının Usul ve Esasları”na dair 95. maddesinde hükme bağlanmıştır. Buna göre, Kurum sağlık tesisleri tarafından raporlara dayanılarak verilen kararlara karşı ilgililerin S.S. Yüksek Sağlık Kuruluna itiraz hakları mevcuttur. Söz konusu kurulun raporlarının Kurumu bağlayacağı diğer ilgililer yönünden bağlayıcı olmayıp, Adli Tıp Başkanlığı veya tıp fakültelerinin ilgili ana bilim dalı konseylerinden Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü çerçevesinde inceleme ve araştırma yapılmasını isteyebilecekleri 28.06.1976 tarih ve 6/4 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu kararının gereğidir. Öte yandan; Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu raporu ile Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi raporu arasında çelişki ortaya çıkması durumunda, çelişkinin Adli Tıp Kanunu'nun 15. maddesi gereği Adli Tıp Üst Kurullarınca giderilmesi gereklidir. Çelişkinin Yüksek Sağlık Kurulu ile tıp fakültelerinin ilgili ana bilim dalından alınan sağlık kurulu arasında çıkması halinde de amacın uyuşmazlığı en geniş katılımlı bir kurul kararı ile sona erdirmek, yeni çelişkilerin ortaya çıkıp uyuşmazlığı çözümsüzlüğe itmeyi engellemek olduğu dikkate alındığında, ilgili Adli Tıp Üst Kuruluna başvurulmalı ve alınacak raporla uyuşmazlık sona erdirilmelidir.Eldeki dava dosyası incelendiğinde davalının sürekli iş göremezlik derecesine yönelik itirazlarının giderilmediği anlaşılmakla, ilgili mevzuat hükümlerinde açıklanan prosedür ikmal edilerek sigortalının sürekli iş göremezlik derecesi belirlenmeden ve davacı Kurumun 506 sayılı Kanun'un 10. maddesine dair herhangi bir talebi olmamasına karşın, davalının yazılı şekilde anılan yasa maddesi uyarınca da sorumlu tutulması ve bu şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirir.O hâlde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır." gerekçesine dayalı olarak karar bozulmuştur. Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının davasının kısmen kabul, kısmen reddine, 48.490,09 TL IPSD alacağının onay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 921,95 TL GİK ödemesinin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir.VI. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı şirketin olayda %100 kusurlu olup zararın tamamının tazmininden sorumlu olması gerektiği halde davalıya %70 oranında kusur atfedilmesinin bozmayı gerektirdiğini, davalı şirketin iş kazasını zamanında Kuruma bildirmediğini, sigortalının işe giriş bildirgesini de vermediğini, bu durumda davalı şirketin sorumluluğunun 506 sayılı Kanun'un 10. maddesine göre hesaplanması gerektiğini, Yargıtayca mağduriyet oranının tespiti ve dava dilekçesinde 506 sayılı Kanun'un 10. maddesine göre talep bulunmadığı gerekçesi ile ilk Mahkeme kararının bozulduğunu, 29.05.2023 tarihli ıslah dilekçesi ile dava dilekçesinin içeriğinin ıslah edildiğini, davalı şirketin 506 sayılı Kanun'un 10. maddesi, 26. maddesi, 27. maddesi ve davalıya sorumluluk yükleyen diğer tüm maddelerine ve diğer yasalara göre sorumlu tutulmasının talep edildiği, Mahkemece ıslah talebi nazara alınmaksızın işverenin %100 sorumluluğu göz ardı edilerek eksik sorumluluk oranı tespiti ile karar verildiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeDosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, rücuen tazminat istemine ilişkindir.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davacı Kurum vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VII. KARARAçıklanan sebeplerle;Davacı Kurum ve davalı şirket vekillerinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun kararın ONANMASINA,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 25.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.