9. Hukuk Dairesinin Kuveytte çalışan işçinin işçilik alacaklarına ilişkin, uygulanacak hukukun ve alacakların tespitinin tartışıldığı temyiz kararı.
Özet: Davacı işçinin Kuveytteki iş sözleşmesinin haksız feshedildiği ve kıdem, ihbar, bakiye ücret, fazla çalışma ile tatil alacaklarının ödenmediği iddiasıyla açtığı davada, ilk derece ve istinaf mahkemeleri davacıyı kısmen haklı bularak Türk hukukunun uygulanmasına karar vermiş; her iki tarafın temyiz başvuruları üzerine Yargıtay, özellikle iş sözleşmesine uygulanacak hukuk, kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanılıp kazanılmadığı, davacının aylık ücretinin tespiti ile fazla çalışma ve tatil ücreti alacaklarının ispatı ve hesaplanması konularındaki uyuşmazlığı değerlendirecektir.

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/248 E., 2025/1507 K.İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 40. İş MahkemesiSAYISI : 2020/227 E., 2024/366 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı işverenin Kuveyt'te bulunan şantiyesinde 21.09.2018-05.04.2020 tarihleri arasında tırnakçı olarak çalıştığını, son ücretinin net 1.700,00 USD olduğunu, iş sözleşmesinin haksız şekilde ve ihbar öneline uyulmaksızın davalı işveren tarafından feshedildiğini, ödenmeyen işçilik alacaklarının bulunduğunu ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatları, bakiye ücret alacağı, yıllık ücretli izin, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil, asgari geçim indirimi alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımı yönünden reddi gerektiğini, belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, davacının fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacağının bulunmadığını, bordroları ihtirazı kayıtsız imzaladığını ve ödemelerin banka hesabına yapıldığını, yıllık ücretli izinlerini kullandığını, ücretinin bordrolarda gösterilen miktar olduğunu, alacakların USD cinsinden talep edilemeyeceğini, faize itiraz ettiklerini savunarak davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bankadan yapılan ödemeler ve ücret bordrolarının uyuşmadığı, bu nedenle davacı ücretinin tanık beyanları, emsal ücret araştırması ve bankadan yapılan ödemeler birlikte değerlendirilerek 1.700,00 USD olarak kabul edildiği, davalı tarafından iş sözleşmesinin haklı neden bildirilmeden feshedildiği, bilirkişiden alınan raporun hüküm kurmaya elverişli olduğu gerekçeleriyle Türk hukuku uygulanarak ve yıllık ücretli izin ve asgari geçim indirimi alacağı reddedilmek, diğer talepler hüküm altına alınmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden yerinde olduğu gerekçesi ile taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde;a. Müvekkilinin hak etmiş olduğu alacakların eksik hesaplandığını,b. Yıllık ücretli izin alacağı hesabının hatalı yapıldığını,c. Müvekkili ve diğer bir kısım işçilere yabancı dilde belgeler imzalatıldığını, ilgili belgelerin hükme esas alınmasının hatalı olduğunu, d. Müvekkilinin aylık ücretinin hesaplanarak, bordro hilesi de dikkate alınarak karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. 2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; a. Davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini,b. Davada Kuveyt hukuku hükümlerinin uygulanması gerektiğini,c. Davacı ücretinin hatalı tespit edildiğini, ücret bordrolarına itibar edilmesi gerektiğini,d. Davacının hesaplanan alacaklarının ücret bordrolarındaki tahakkuklar dışlanmadan hatalı şekilde hesaplandığını ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, iş sözleşmesine uygulanacak hukuk, kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanılıp kazanılmadığı, davacının aylık ücretinin tespiti, fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ispatı ve hesaplanması ile bakiye ücret alacağına ilişkindir.2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın (Anayasa) 90/son hükmü şöyledir:“Usulüne göre yürürlüğe konulmuş Milletlerarası andlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz. (Ek cümle: 7/5/2004-5170/7 md.) Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır.” 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun’un (5718 sayılı Kanun) "Kapsam" başlıklı 1. maddesi şu şekildedir:"(1) Yabancılık unsuru taşıyan özel hukuka ilişkin işlem ve ilişkilerde uygulanacak hukuk, Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisi, yabancı kararların tanınması ve tenfizi bu Kanunla düzenlenmiştir.(2) Türkiye Cumhuriyetinin taraf olduğu milletlerarası sözleşme hükümleri saklıdır." 30.03.2008 tarihinde ...'da imzalanan ve 21.01.2010 tarihli ve 5949 sayılı Kanun ile onaylanması uygun bulunan Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Kuveyt Devleti Hükümeti Arasında İşgücü Değişimi Hakkında Anlaşma'nın (Anlaşma) 8. maddesi ise şöyledir:" İşçiler ve işverenler arasındaki uyuşmazlıkların giderilmesinde ilgili hükümetin yetkili makamları kendi yasa, kural ve düzenlemelerine göre uyuşmazlığın dostane çözümü için çalışır.Dostane çözüm çabalarının başarılı olamaması halinde, uyuşmazlık, istihdam eden ülkenin yasaları uyarınca çözümlenmek üzere yetkili mahkemeye taşınır."Anayasa'nın 90/son hükmünde usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası andlaşmaların kanun hükmünde olduğu, bunlar hakkında anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamayacağı, temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümlerinin esas alınacağı ifade edilmiştir. 5718 sayılı Kanun'un 1/2 hükmünde ise yabancılık unsuru taşıyan özel hukuka ilişkin işlem ve ilişkilerde uygulanacak hukuk bakımından Türkiye Cumhuriyetinin taraf olduğu milletlerarası sözleşme hükümlerinin saklı tutulduğu belirtilmiştir. Buna göre yabancılık unsuru taşıyan bir iş sözleşmesine ilişkin uyuşmazlığın çözümü konusunda, 5718 sayılı Kanun karşısında uluslararası sözleşmenin uygulanma önceliği bulunmaktadır. Dolayısıyla belli bir ülke hukukunun uygulanmasını öngören uluslararası anlaşmanın varlığı durumunda 5718 sayılı Kanun'un 24. maddesi çerçevesinde hukuk seçimine değer verilmesi mümkün olmadığı gibi aynı Kanun'un 27. maddesi uyarınca iş sözleşmesine uygulanacak hukuka yönelik bir değerlendirme yapılması da mümkün değildir. Buna göre davalının esasa cevap dilekçesinde yabancı hukuk itirazı ileri sürüp sürmemesinin de sonuca etkisi bulunmamaktadır.Yukarıda yapılan açıklamalara göre somut uyuşmazlıkta, Ülkemiz ile Kuveyt Devleti arasında yapılan Anlaşma hükümlerinin gözetilmesi gerekir. Sözü edilen Anlaşma'nın 8. maddesi hükmü uyarınca işçi ile işveren arasındaki uyuşmazlığın çalışılan ülke hukukuna göre çözümleneceğinin kararlaştırıldığı görülmekle uyuşmazlığa, çalışılan ülke olan Kuveyt hukuku uygulanmalıdır.Hâl böyle olunca, gerekirse uzman bir bilirkişiden denetime elverişli rapor alınmak suretiyle dosya kapsamındaki delil durumu birlikte değerlendirilerek ve usuli kazanılmış haklar korunarak bir karar verilmesi gerekmektedir. Bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup kararın bu sebeple bozulması gerekmiştir.VI. KARAR Açıklanan sebeplerle;1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Bozma sebebine göre taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 01.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.