Orman İdaresinin 6831 sayılı Kanun uyarınca açtığı tapu iptali ve orman vasfıyla tescil davasında, imar uygulamaları sonrası eksik bilirkişi incelemesi gerekçesiyle Yargıtayca bozma kararı.
Özet: Orman İdaresinin, imar uygulamaları sonucu arsa vasfıyla davalılar adına tescillenen taşınmazların orman vasfında olduğu iddiasıyla tapu iptali ve tescil talebiyle açtığı davada, ilk derece mahkemesinin kısmen kabul kararı, Yargıtay tarafından bozulmuştur; bozma gerekçesi olarak, yargılama sürecinde taşınmazların ikinci bir imar uygulamasına tabi tutulması nedeniyle, mahkemenin dava tarihindeki orijinal parsel çap ve yüzölçümlerini, bu ikinci imar sonrası oluşan yeni parsellerle veya tescil harici alanlarla fen bilirkişi aracılığıyla doğru şekilde çakıştıramaması, eksik inceleme ve hatalı verilere dayanarak hüküm kurması gösterilmiştir.
8. Hukuk Dairesi         2024/3610 E.  ,  2025/7067 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2021/90 E., 2023/693 K.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı ... İdaresi vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
... ili .... ilçesi .... köyü çalışma alanında bulunan 1 36... , 26 70... , 26 71... , 26 72... , 26 90... , 15, 16... , 26 91... , 26 92... , 7, 13, 26 95... , 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 26 96... , 8, 9, 10, 11, 12... ada 3 parsel sayılı taşınmazlar ile .... Mahallesi çalışma alanında bulunan 26 93... , 26 97... , 3 ve 4 sayılı parsel sayılı taşınmazlar 14.05.20 13... .07.2013 tarihli imar uygulamaları sonucu tapu kaydında yazılı yüzölçümleri ile arsa vasıflı olarak davalılar adına tescil edilmişlerdir.
Davacı ... İdaresi vekili dava dilekçesinde; dava konusu taşınmazların yörede 1992 yılında 6831 sayılı Orman Kanunu’na (6831 sayılı Kanun) göre yapılan orman kadastrosu sırasında orman sınırları içerisine alındığını ileri sürerek, tapu kayıtlarının iptali ile orman vasfıyla Hazine adına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar davanın reddini savunmuşlardır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 24.05.2016 tarihli ve 2009/95 Esas, 2016/368 Karar sayılı kararı ile, davanın kısmen kabulüne, ... ili ... ilçesi .... köyü 2192, 26 70... , 26 71... , 26 72... , 26 73... , 26 75... , 26 90... , 15, 16, 17, 26 91... , 26 92... , 26 95... , 15, 16, 17, 18, 19, 25, 26, 26 96... , 8, 9, 2 ve 26 97... sayılı parsellerin tamamının; fen bilirkişi raporuna ekli krokide (A) harfiyle gösterilen 26 92... sayılı parselin 141,05 metrekarelik kısmının, 26 92... sayılı parselin 782,04 metrekarelik kısmının, 26 93... sayılı parselin 365,13 metrekarelik kısmının, 26 95... sayılı parselin 590,71 metrekarelik kısmının, 26 95... sayılı parselin 411,93 metrekarelik kısmının, 26 95... sayılı parselin 406,18 metrekarelik kısmının, 26 92... sayılı parselin 141,05 metrekarelik kısmının, 26 95... sayılı parselin 500,69 metrekarelik kısmının, 26 96... sayılı parselin 313,54 metrekarelik kısmının, 26 96... sayılı parselin 568,38 metrekarelik kısmının, 26 97... sayılı parselin 499,57 metrekarelik kısmının, 26 97... sayılı parselin 833,47 metrekarelik kısmının, 27 94... sayılı parselin 373,53 metrekarelik kısmının ve (Y) harfi ile gösterilen ve tescil harici bırakılan 750,50 metrekarelik kısmının tapu kayıtlarının iptali ile orman vasfıyla Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı ... İdaresi, davalılar ... Belediye Başkanlığı, Hazine, .... ve ....Kooperatifleri, ... ve ... mirasçıları tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 22.10.2020 tarihli ve 2020/8674 Esas, 2020/4597 Karar sayılı ilamıyla "Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Dava konusu taşınmazlar davanın açıldığı tarih itibariyle imar uygulaması sonucu oluşmuş ve davalılar adına tapuda kayıtlı iken, dayanak imar uygulaması iptal edildiğinden yargılama sırasında ikinci kez imar uygulamasına tabi tutulmuştur. Mahkemece, yargılama sırasında yapılan ikinci imar uygulaması öncesi ve sonrasına ait dava konusu taşınmazları kapsayan kadastro paftaları getirtilerek fen bilirkişi aracılığıyla çakıştırma yapılmamış, davaya konu olan taşınmazların davanın açıldığı tarihteki çap ve yüzölçümleri itibariyle ikinci imar uygulaması sonrası hangi ada-parselde ya da tescil harici alanda kaldıkları belirlenmemiş ve dava konusu taşınmazların dava tarihindeki çap ve yüzölçümüne göre değil, yargılama sırasında ifraz edilen çap ve yüzölçümü değerleri baz alınarak tahdit uygulaması yapılmış ve bu sonuca göre hüküm kurulmuştur. Bu şekilde eksik araştırma ve incelemeye dayanılarak hüküm kurulması usul ve yasaya uygun düşmemektedir.
Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için Mahkemece, öncelikle, davaya konu taşınmazların yargılama sırasında yapılan imar düzenlemesinden önceki ve sonraki kadastro paftaları getirtilerek dosya ikmal edilmeli bundan sonra, önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman yüksek mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi ve bir fen elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, imar öncesi ve sonrasına ait kadastro paftaları çakıştırılmak suretiyle dava konusu taşınmazların davanın açıldığı tarihteki çap ve yüzölçümü itibariyle yargılama sırasında yapılan imar uygulamasıyla oluşan hangi parsel sınırları içinde kaldığı ve tescil harici alanda bulunan taşınmaz olup olmadığı belirlenmeli, taşınmazların içinde bulunduğu yeni imar parsellerinin tapu malikleri farklı olduğu takdirde, bu parsellerin tapu malikleri de davaya dahil edilmeli, dava konusu olupta yargılama sırasında yapılan imar uygulamasıyla paftasında yol veya başka nedenle tapulama dışı bırakılmış alanlar varsa, bu bölümler yönünden de Hazine davaya dahil edildikten sonra kesinleşmiş tahdit haritası ve kadastro paftaları ölçekleri denkleştirilerek sağlıklı bir biçimde zemine uygulanıp, değişik açı ve uzaklıklarda olan en az 4 ya da 5 orman tahdit sınır (OTS) noktasını gösterecek biçimde çekişmeli taşınmazların tahdit hattına göre konumu duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptanmalı, bilirkişilere tahdit hattı ile irtibatlı müşterek kroki düzenlettirilmeli ve davaya konu taşınmazların dava tarihindeki çap ve yüzölçümü içinde kalan bölümleri hakkında yapılacak tahdit uygulaması sonucu oluşacak sonuca göre, yargılama sırasında yapılan imarla oluşan yeni parsel numaraları üzerinden bir karar verilmelidir. Mahkemece, açıklanan hususlar gözetilmeksizin, dava konusu taşınmazların yargılama sırasında oluşan ifraz durumuna göre yapılan uygulamaya dayanılarak hüküm kurulması usûl ve kanuna aykırı olduğu" gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur.
2. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yapılan keşif ve alınan teknik bilirkişi raporlarından dava konusu taşınmazların halihazırda orman vasfı taşımadığı ve orman sayılan yerlerden olmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen dava yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A.Temyiz Sebepleri
Davacı ... İdaresi vekili temyiz dilekçesinde özetle; bozma ilamında belirtilen hususlara uygun olarak inceleme ve araştırma yapılmadığını, bilirkişilerce bozma ilamına uygun hazırlanmayan raporun hükme dayanak yapıldığını, bilirkişi raporlarında orman kadastrosu ve 2/B uygulamasının ne zaman yapıldığı, ne zaman askıya çıktığı ve ne zaman kesinleştiği, dava konusu taşınmazların orman tahdit hattı içinde kalıp kalmadığı, kalıyor ise ne kadar kısmının orman tahdit hattı içinde kaldığı gibi hususlara yer verilmediğini, dava konusu taşınmazların orman tahdit sınırları içerisinde kalan kısmının tapusunun iptali ile orman vasfı ile Hazine adına tapuya kayıt ve tescili talebiyle açılan iş bu davada bilirkişilerce kesinleşmiş orman tahdit hattının hiç incelenmemesi, dava konusu taşınmazların bulunduğu yerde kesinleşmiş orman kadastro çalışmasına dair verilere raporda tam, net ve eksiksiz bir şekilde yer verilmemesi önemli bir eksiklik olup bu şekilde yeterli inceleme ve araştırmaya dayanmayan eksik ve yetersiz hazırlanan raporun hükme dayanak olamayacağını, taşınmazların eğiminin yüksek olması nedeniyle erozyon ve sel kontrol uygulaması bulunduğunu ve üzerinde tarımsal faaliyet yapılmasının mümkün olmadığını, bozma öncesi ve sonrası alınan teknik bilirkişi raporlarının birbiri ile çelişkili olduğu ve bu çelişkilerin giderilmediğini, kesinleşmiş tahdit haritası ve kadastro paftaları ölçekleri denkleştirilerek sağlıklı bir biçimde zemine uygulanmadan, değişik açı ve uzaklıklarda olan en az 4 ya da 5 orman tahdit sınır (OTS) noktasını gösterecek biçimde dava konusu taşınmazların tahdit hattına göre konumu duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptanmadan rapor düzenlendiğini ve hüküm vermeye elverişli olmadığını, tahkikat aşamasının bittiği hususunun taraflarına bildirilmediği gibi, sözlü yargılama için de ayrı bir gün tayin edilerek bildirilmediğini ve bu durumun hukuki dinlenilme hakkının ihlali niteliğinde olduğunu beyan ederek, hükmün bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, kesinleşmiş tahdide dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, Yargıtay bozma ilamına uyulduğu halde bozma gereği yerine getirilmemiştir. Dava konusu taşınmazların bulunduğu yerde, 6831 sayılı kanun kapsamında orman kadastrosu ve 2/B uygulaması yapıldığı, süresinde itiraz edilmemesi üzerine 20.08.1992 tarihinde kesinleştiği, eldeki davanın ise 22.04.2009 tarihinde kesinleşmiş tahdide dayalı tapu iptali ve tescil istemiyle açıldığı anlaşılmaktadır. İlk Derece Mahkemesince bozma sonrası alınan 12.10.20 22... .03.2023 havale tarihli teknik bilirkişi ortak raporlarında, bozma ilamında belirtildiği şekilde kesinleşmiş tahdit haritası ve kadastro paftaları ölçekleri denkleştirilerek sağlıklı bir biçimde zemine uygulanarak değişik açı ve uzaklıklarda olan en az 4 ya da 5 orman tahdit sınır (OTS) noktasını gösterecek biçimde dava konusu taşınmazların tahdit hattına göre konumu duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptanmamış, 12.10.2022 havale tarihli bilirkişi ortak raporuna ekli krokide dava konusu taşınmazların orman sınırı içinde kaldığı görülmesine rağmen, rapor içeriğinde taşınmazların orman kadastro haritasında orman sayılmayan kısımda kaldıkları ve eski tarihli hava fotoğrafı ve memleket haritalarının incelenmesinde taşınmazların tamamının orman sınırları içinde yer almadığı ve orman sayılmayan yerlerden olduğu belirtilmiştir. Bozma ilamında belirtilen hususları içermeyen, rapor içeriği ve ekli krokisi ile bozma öncesi alınan teknik bilirkişi raporlarının birbiriyle açıkça çelişkili olduğu anlaşılan bilirkişi raporlarına dayanılarak hüküm kurulması usul ve yasaya uygun düşmemektedir.
Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için İlk Derece Mahkemesince, öncelikle, davaya konu taşınmazların güncel kadastro paftaları getirtilerek dosya ikmal edilmeli, bundan sonra önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman yüksek mühendisleri arasından seçilecek iki orman mühendisi ve bir fen bilirkişisinin katılımıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, kesinleşmiş orman tahdit haritası, varsa aplikasyon ve 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi çalışmaları sonucu oluşturulan haritalar ile kadastro paftaları ölçekleri denkleştirilip birbiri üzerine aplike edilerek, değişik açı ve uzaklıklarda olan, en az 4 ya da 5 orman tahdit sınır (OTS) noktası görülecek biçimde dava konusu taşınmazlar ve komşu taşınmazların orman kadastrosu ve aplikasyon hattına göre konumu, orman kadastro haritasındaki sınır noktaları ile varsa aplikasyon haritasındaki sınır noktaları kadastro paftası üzerinde ayrı renkli kalemlerle çizilmek suretiyle, bilirkişilerden müşterek imzalı, ayrıntılı ve krokili rapor alınmalı ve oluşacak sonuca göre karar verilmelidir.
İlk Derece Mahkemesince, belirtilen hususlar gözardı edilerek, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesi isabetsiz olduğundan hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
01.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.