Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun, Kastamonu Cidede heyelan riski nedeniyle afete maruz bölge ilan edilen taşınmazlara dair Cumhurbaşkanı Kararının iptali istemiyle açılan davada verilen Daire kararının temyiz incelemesi.
Özet: Heyelan riski nedeniyle bir bölgenin afete maruz bölge ilan edilmesine ilişkin Cumhurbaşkanı kararının iptali istemiyle açılan davada, ilk derece mahkemesi mülkiyet hakkını kısıtlayıcı işlemlerin tebliğ zorunluluğu nedeniyle davayı süre yönünden kabul ederken, yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda bölgede geçmişte yaşanan heyelanlar ve aktif emareler olmasa dahi riskin devam ettiğini, can ve mal güvenliği açısından tehlike bulunduğunu tespit ederek Cumhurbaşkanı kararını esas yönünden hukuka uygun bulmuştur; davacılar ise bu karara, bilirkişi raporunun aktif heyelan emaresi görülmediği halde sadece eğik ağaçlardan risk tespiti yapmasını bilimsel bulmadıklarını belirterek itiraz etmekte, davalılar ise kararın onanmasını talep etmektedir.
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2024/867 E.  ,  2024/3599 K.
"İçtihat Metni"

T.C.

D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2024/867
Karar No : 2024/3599
TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1- ...
2- ...
3- ...
4- ...
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALILAR) : 1- ...
2- ... Başkanlığı
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Dördüncü Dairesinin 02/11/2023 tarih ve E:2023/11041, K:2023/5902 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Kastamonu ili, Cide ilçesi, ... Köyü sınırları içerisinde bulunan alanın 7269 sayılı Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısıyla Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanun'un 2. ve 14. maddeleri uyarınca afete maruz bölge olarak ilanına ilişkin 22/06/2021 tarih ve 4112 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının davacıların taşınmazlarına ilişkin kısmının iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Dördüncü Dairesinin 02/11/2023 tarih ve E:2023/11041, K:2023/5902 sayılı kararıyla;
Usul Yönünden;
Davanın süresinde açılmadığı iddiası bakımından;
Afete maruz bölge ilanına ilişkin Cumhurbaşkanı kararının Resmi Gazete'de yayımlanması ilgililere tebliğ hükmünde olmadığından, afete maruz bölge ilanına ilişkin işlemlerin Anayasa'da yer alan bir temel hak ve özgürlük olan mülkiyet hakkını kısıtlayıcı nitelikte olması karşısında, ilgililere tebliğ edilmesinin, Anayasa'da güvence altına alınmış olan hak arama özgürlüğünün gereği olduğu,
Bu çerçevede, ilgililerin taşınmazlarının bulunduğu alanın afete maruz bölge olarak ilanına ilişkin kararların, usulüne uygun tebliği üzerine altmış günlük dava açma süresi içinde dava konusu edilebileceği sonucuna ulaşıldığı,
Uyuşmazlıkta, dava konusu Cumhurbaşkanı Kararının davacılar tarafından Karakadı Köyü Muhtarlığındaki ilan üzerine öğrenildiği ve altmış günlük dava açma süresi içinde bu davanın açıldığı anlaşıldığından davalı idarelerin davada süre aşımı bulunduğu yönündeki itirazının yerinde görülmediği,
Esas Yönünden;
Dosyadaki bilgi ve belgeler ile mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen raporun birlikte incelenip değerlendirilmesinden; uyuşmazlık konusu alanın, 05/01/1989 tarihli, 89/13674 sayılı ve 25/02/1999 tarihli, 99/12498 sayılı Bakanlar Kurulu Kararları ile heyelan tehlikesi nedeniyle afete maruz bölge olarak ilan edildiği, 29/03/2021 tarihli jeolojik etüt raporu ile koordinatsız olan afete maruz bölgenin koordinat alınarak sayısallaştırıldığı, dava konusu işlem ile 29/03/2021 tarihli jeolojik etüt raporuna dayanılarak davaya konu alanın afete maruz bölge olarak ilan edildiği, mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu sunulan raporda özetle; keşif tarihi itibarıyla, alandaki heyelan riskinin devam ettiği, afete maruz bölge ilan edilen alanda 1987 yılında heyelan olduğu, alanda çok sayıda ağacın ve direklerin önemli ölçüde eğildiğinin de görüldüğü, her ne kadar keşif tarihinde alanda aktif heyelan hareketinin emareleri görülememiş ise de, oluşan heyelan sonrası herhangi bir mühendislik önlemi alınmadığı için jeolojik açıdan yakın zamanda oluşan heyelanın tekrar hareket edebileceği, alanın güneydoğu ve kuzeydoğu kesimlerindeki eski heyelanları tetikleyip tekrar hareket ettirebileceği, heyelanın geriye, yana doğru büyüyebileceği, dava konusu alanda can ve mal güvenliği açısından gelecekte muhtemel bir heyelan olma riski bulunduğu belirtildiğinden, dava konusu edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davacılar tarafından, kendi içinde çelişkilerle dolu bilirkişi raporuna dayalı verilen kararın hukuka aykırı olduğu, bilirkişilerin heyelana dair tespitleri yok iken (... her ne kadar keşif tarihinde alanda aktif heyelan hareketinin emareleri görülememiş cümlesi...) sırf kimi ağaç ve direk eğiklerini esas alıp heyelan olabileceği değerlendirmesinin bilimsel bir tespit olmadığı, söz konusu eğilmelerin pek çok sebebi olabilecek iken aktif heyelan hareketi emaresi tespiti yapmamış bilirkişilerin bu eğilmeler üzerinden heyelan olabileceği değerlendirmesinin bilimsel olmadığı, hem de eksik bir tespit olduğu, dava konusu işlemin iptaline karar verilmesi gerektiği belirtilerek temyize konu Daire kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idareler tarafından, Danıştay Dördüncü Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz istemlerinin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacıların temyiz istemlerinin reddine,
2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Dördüncü Dairesinin temyize konu 02/11/2023 tarih ve E:2023/11041, K:2023/5902 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Kesin olarak, 30/12/2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.