Fiili çalışma olmaksızın sigortalı gösterilerek bağlanan yaşlılık aylığının yersiz ödenmesi nedeniyle Kurumun geri alacak talebine ilişkin istinaf kararına karşı yapılan temyiz başvurusu.
Özet: Sosyal Güvenlik Kurumu, davalıya fiili çalışması olmaksızın sahte sigortalılık süreleri üzerinden haksız yere ödenen yaşlılık aylıklarının faiziyle birlikte iadesini talep ederken, davalı ise emeklilik öncesinde kendisinin gerçek bir çalışmasının olmadığını kuruma bildirdiğini, Kurumun kendi denetim ve işlem hataları sonucu bu durumun oluştuğunu ve borcun haksız olduğunu savunmuş, ancak ilk derece mahkemesi ve istinaf incelemesini yapan bölge adliye mahkemesi davayı Kurum lehine sonuçlandırmıştır.
10. Hukuk Dairesi         2025/9261 E.  ,  2025/17187 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2021/680 E., 2024/2922 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Konya 3. İş Mahkemesi
SAYISI : 2019/214 E., 2020/390 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Kurum sigortalısı davalının, dava dışı ...'a ait inşaat işyerinde fiilen çalışmadığı halde sigortalı gösterildiğini, 28.10.2015 tarih ve 98 sayılı kurum raporu ile bu işyerinde fiili çalışması olmadığının tespit edildiğini, 01.09.2017-17.10.2018 tarihleri arasında yersiz ödenen maaşların iadesinin istendiğini, davalıya borç tebliğ edilmesine karşın yasal süresi içinde ödenmediğini ve itirazda da bulunmadığını, denetmene verdiği ifadede ...'a ait işyerinde çalıştığını beyan etse de bu kişiyi tanımadığını belirttiğini, 13. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/713 E. Sayılı davada 27.03.2018 tarihli duruşmada tanık olarak verdiği ifadesinde kendi muhasebecisinin bu kişinin muhasebecisine yönlendirdiğini, 300 TL gibi para verdiğini, kendisini sigortalı yaptığını, suç olduğunu soruşturma sırasında öğrendiğini, 02.12.2013-01.02.2014 arasında sadece kendi işyerinde çalıştığını beyan ettiğini, ceza davasında işveren ve muhasebecisinin ceza aldığını, 5510/96. maddede yersiz ödemelerin geri alınacağının öngörüldüğünü beyanla fiili çalışma olmadığı halde SSK lı gösterilmesine dayalı davalıya yapılan yersiz ödemelerin (dava değeri 16.671,17,-TL) ödeme tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı cevap dilekçesinde özetle; talebin haksız ve yersiz olduğunu, yersiz ödemeye konu olan ve fiili çalışma olmadığı için iptal edilen çalışmaların ... işyerine değil, ... inşaat işyerine ait olduğunu, borca itiraz ettiğini, ... ile ilgili 13. Asliye Ceza Mahkemesinde 16.06.2016 tarihinde ifade verdiğini, bu davada sözkonusu inşaat işyerinde çalışmadığını ifade etiğini, bu çalışmasının iptal edildiğini, 13. Asliye Ceza Mahkemesi 2016/713 E. sayılı dosyada ifade vermediğini, emeklilik başvurusu onaylanmadan önce fiili olmayan iptal edilen çalışmalar yerine SGK'ca belirlenen tutarda bağkur ödemesi yaptığını, emeklilik tarihinden önce denetmene emeklilik iptali ve yersiz ödemeye neden olan ... inşaat işyerindeki çalışmaları hakkında fiili olarak çalışmadığını, işyerinden yapılan bildirimlerin iptal edilmesini istediğini ifade ettiğini, ... inşaat bildirimlerini iptalini istemesine karşın SGK kurumsal bilgilendirme portalında bu İşyerindeki çalışmaların şüpheli çalışma olarak tanımlanmadığını, bu durumun emeklilik başvurusunda normal çalışma olarak değerlendirildiğini ve gün olarak toplandığını, S (şüpheli) işaretinin ifadesinden sonra bilgilendirme portalına eklenmeyerek yersiz ödeme işlemine yol açtığını, emeklilik başvurusundan önce aldığı belgede çalışmalarının 30 günden fazla olduğu halde düzeltilmeyip başvuruya engel olarak görülmediğini, başvuru sırasında bağkurdan da emeklilik hakkı olduğunun görmezden gelindiğini, Bağ-Kur seçeneği olduğunun belirtilmediğini, Kurum personelinin doğru ve eksiksiz işlem yapmadığını, 20.09.2018 tarihli kurum yazısında denetim raporuna istinaden ... işyerindeki çalışmalarının iptal edildiği, emeklilik şartlarını karşılamadığı, emekliliğinin iptal edildiğinin bildirildiğîni, Kurumca 13.12.2018 tarihinde kendisine gönderilen yazıda bağkur ile ilgili Kuruma müracaatının bildirildiğini ve müracaatında 7020 yapılandırma ile ilgili ödeme tablosu verildiğini, Kurumca gönderilen 21.02.2018 tarihli yazıda yapılandırma borcunu yatırmadığı için talebinin reddedildiğinin bildirildiğini, 28.02.2019 tarihine kadar ödenmesi gereken yapılandırma borcuyla ilgili 21.02.2019 tarihinde gönderilen yazı ile reddedildiğini, itirazının sonuç vermediğini beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı, davanın kabulü ile kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, davalıya bağlanan yaşlılık aylığının 2015 yılında yapılan inceleme ve tutulan denetim raporuna dayalı olarak 2018 yılında 20.09.2018 tarihli ve ... sayılı işlemi ile kesilmesi ve 01.09.2017-20.09.2018 tarihleri arasında davalıya yapılan aylık ödemelerine ilişkin çıkartılan borç nedeniyle 16.671,17 TL ödemenin 5510 sayılı Kanun'un 96. maddesi kapsamında her bir ödemenin ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili istemine ilişkindir.
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Sahte sigortalılığa dayanan davalar hizmet tespiti içerikli olmakla, davanın yasal dayanağını oluşturan 5510 sayılı Kanun'un 86. maddesinde bu tür hizmet tespiti davalarının kanıtlanması yönünden özel bir yöntem öngörülmemiştir. Kimi ayrık durumlar dışında resmi belge ve yazılı delillerin bulunması sigortalı sayılması gereken sürelerin saptanmasında güçlü delil olmaları itibariyle sonuca etkili olurlar. Ne var ki bu tür kanıtların bulunmaması halinde somut bilgilere dayanması inandırıcı olmaları koşuluyla bordro tanıkları veya iş ilişkisini bilen komşu işyeri çalışanları gibi kişilerin bilgileri ve bunları destekleyen diğer tanıklarla dahi sonuca gitmek mümkündür. Bu tür davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunlu olup Mahkemece, tarafların sunduğu deliller ile yetinilmemeli, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun ilgili hükümleri esas alınarak kendiliğinden araştırma ilkesi benimsenmeli, sigortalılığın kabulü ve hüküm altına alınabilmesi için hizmet akdinin ve eylemli çalışmanın varlığı ortaya konulmalıdır.
3.Davanın yasal dayanaklarından olan 1479 sayılı kanuna 4447 sayılı Kanun'la eklenen ve 4759 sayılı Kanun'la değişiklik gören geçici 10.maddede; Bağ-Kur sigortalılarının tam yaşlılık aylığı ve kısmi yaşlılık aylığına hak kazanmalarına ilişkin istisna ve geçiş dönemi hükümleri düzenlenmiştir.
Davanın yasal dayanaklarından olan 1479 sayılı Kanun'un Yaşlılık Aylığından Yararlanma Koşulları başlıklı 35. maddesinde; “Yaşlılık aylığından yararlanabilmek için sigortalının; a) Yazılı talepte bulunması, talepte bulunduğu tarihte prim ve her türlü borçlarını ödemiş olması, b) Kadın ise 58, erkek ise 60 yaşını doldurmuş ve 25 tam yıl sigorta primi ödemiş olması, şarttır.Kadın ise 60, erkek ise 62 yaşını dolduran ve en az 15 tam yıl prim ödeyen sigortalılara da kısmi yaşlılık aylığı bağlanır.” hükmü düzenlenmiştir.Bu madde metninde; tam yaşlılık aylığı bağlanmasında 25 tam yıl, kısmî yaşlılık aylığı bağlanmasında 15 tam yıl sigorta primi ödenmesinin koşul olduğu gözetildiğinde; maddenin (a) bendinde öngörülen “kuruma prim ve her türlü borcun ödenmiş olması” koşulunun; iş bu “25 tam yıl sigorta priminin ödenmesi” ya da “15 tam yıl sigorta priminin ödenmesi” koşullarına ilişkin olarak ele alınması gereği açıktır.
Nitekim, 25.08.1999 tarihli 4447 sayılı Kanunun 39. maddesiyle eklenen 1479 sayılı Kanun'un geçici 10. maddesindeki; “...Bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce sigortalı olanlardan, 15 tam yıl prim ödeme süresi ile kadın ise 50, erkek ise 55 yaşını doldurma koşulunu, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihi takip eden aybaşından itibaren...doldurmaları ve talepte bulunmaları halinde, yaşlılık aylığı bağlanır” hükmü yer almaktadır.
Ne ki, tam yaşlılık aylığında 25 yılı, kısmî yaşlılık aylığında ise 15 yılı aşan sigortalılık süresi mevcut olup da, bu sürelere ait prim ve diğer tüm borçlarını Kuruma ödemeyen, diğer bir anlatımla, münhasıran anılan sürelere ait prim borcu bulunan sigortalılara; 1479 sayılı Kanun kapsamında yaşlılık aylığı tahsisinde; yukarıda değinilen süreler, anılan yasanın 36. maddesi hükmüne göre yaşlılık aylığı miktarının belirlenmesinde dikkate alınamayacaktır.
Kısmi yaşlılık aylığını düzenleyen 1479 sayılı Kanun'un geçici 10. maddesinin son fıkrasında ise; “Bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce sigortalı olanlardan, 15 tam yıl prim ödeme süresi ile kadın ise 50, erkek ise 55 yaşını doldurma koşulunu, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihi takip eden aybaşından itibaren,
a) 2 tam yıldan fazla, 4 tam yıl veya daha az süre içinde yerine getiren, kadınlara 51, erkeklere 56 yaşını,
b) 4 tam yıldan fazla, 6 tam yıl veya daha az süre içinde yerine getiren, kadınlara 52, erkeklere 56 yaşını,
c) 6 tam yıldan fazla, 8 tam yıl veya daha az süre içinde yerine getiren, kadınlara 53, erkeklere 57 yaşını,
d) 8 tam yıldan fazla, 10 tam yıl veya daha az süre içinde yerine getiren, kadınlara 54, erkeklere 57 yaşını,
e) 10 tam yıldan fazla süre içinde yerine getiren, kadınlara 56, erkeklere 58 yaşını, doldurmaları ve talepte bulunmaları halinde, yaşlılık aylığı bağlanır.” hükmü yer almaktadır.
4. Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
5. Eldeki davada, yaşlılık aylığı koşulları değerlendirilirken, iptal edilen sigortalılık süreleri sonrasında davacının son 4/1-a hizmetinin 1260 gün olmaması nedeniyle davacıya 01.09.2017 tarihi itibariyle 506 sayılı Kanun kapsamında yaşlılık aylığı bağlanması mümkün olmamakla birlikte; yukarıda belirtilen yasal düzenlemeler göz önünde bulundurularak davalının iptal edilen sigortalılık süresi dışında, mevcut prim ödeme gün sayısı değerlendirildiğinde Mahkemece, sigortalılık süresi olarak belirlenen tarihler nazara alındığında kısmi ve tam yaşlılık aylığı şartları tartışılmalı, prim borcunu ödeyerek tam aylığa hak kazanması halinde de borcunu ödemesi için süre verilip ödemeyi takip eden aybaşı itibariyle yaşlılık aylığına hak kazandığı tarih belirlenerek sonucuna göre karar verilmelidir.
Bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek eksik araştırma ve inceleme sonucu yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
3. Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
11.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.