Yargıtay, aile şirketi içinde kardeşler arasındaki hizmet tespiti davasında işçi-işveren ilişkisi iddialarını inceleyerek ilk derece ve istinaf mahkemelerinin kararını onadı.
Özet: Davacı işçinin aile şirketinde 1991-2012 yılları arasındaki kuruma bildirilmeyen fiili hizmet süresinin tespitine ilişkin davada, ilk derece mahkemesinin kısmen kabul kararı, davalı işverenin kardeşlik ilişkisi ve aile ortaklığı savunmaları ile feri müdahil kurumun hak düşürücü süre itirazlarına rağmen bölge adliye mahkemesince esastan onanmış, Yargıtay da bu onama kararını usul ve yasaya uygun bularak temyiz başvurularını reddetmiş ve hizmet tespitini kesinleştirmiştir.
10. Hukuk Dairesi         2025/10795 E.  ,  2025/17180 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ: Adana Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2024/68 E., 2025/776 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Tarsus 1. İş Mahkemesi
SAYISI: 2022/252 E., 2023/372 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili ve fer'i müdahil Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı vekili, davalıya ait iş yerinde 1988-31.08.2012 tarihine kadar aralıksız ve kesintisiz çalıştığını, davalı işverenin manifaturacılık işi yaptığını, davacının sair hususlarda kalifiye elemanı olarak çalıştığını, davacının iş akdinin iş yerinin kapanacağı gerekçe gösterilerek sona erdirildiğini, davacının çalışmalarının çok azının Kuruma bildirildiğini, davacının imzasını taşıyan faturalardan ve tanık beyanlarından davalı iş yerinde çalıştığının ispat edilebileceğini, davacının davalıya ait işyerinde çalıştığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili, zamanaşımı itirazında bulunduklarını, davacı ile davalının kardeş olduklarını, babalarının vefatı üzeriden dört kardeşin ortak ve patron olarak işe devam ettiklerini, manifatura mağazasını birlikte işlettiklerini, davacının da talebini babalarının ölüm tarihi olan 12.10.1991 tarihine çektiğini, vergi kaydının davalı adına olması nedeniyle iş yeri sahibi ve işveren gibi gözüktüğünü, iş yerinin esasında aile firma ortaklığı olduğunu, 2012 yılında iflas ve iş yeri kapandığından diğer ortaklar gibi davacının ortada kaldığını, mağazanın borçlarından dolayı tüm kardeşlerin icra dosyasında ve muhtelif banka ve kişilere borçlandıklarını, iş yerinin bulunduğu taşınmazda davacının da hissesinin bulunduğunu, taraflar arasında gerçek bir işçi-işveren ilişkinin hiçbir vakit söz konusu olmadığını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Fer'i müdahil Kurum vekili, Kurum kayıtlarının incelenmesinde davacının 02.02.2002-31.12.2012 tarihleri arasında çalışmalarının mevcut olduğunu, bunun dışında Kuruma bildirilen fiili çalışmasının bulunmadığını, hak düşürücü süre yönünden davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında:
"Davanın kısmen kabulüne;
1-Davacının 15.11.1991-31.08.2012 döneminde davalı ...'e ait iş yerinde asgari ücret ile çalıştığının ve Kuruma bildirilmeyen toplam 3740 gün hizmetinin olduğunun, Kuruma bildirilmeyen 3740 hizmet günü için 6.171,98.- TL prime esas kazanç elde etmiş sayılacağının tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine," karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili ve fer'i müdahil Kurum vekilli tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1-Davalı vekili, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresinde temyiz isteminde bulunmuştur. Temyiz dilekçesinde:
a. Tanık ...’in de beyan ettiği gibi davacı ve davalı müvekkilin babalarının vefatı üzerine davalının resmi kayıtlarda işveren olarak görüldüğünü ancak kamu tanıklarının da beyan ettiği gibi işçi işveren ilişkisi kurulmadığını, davacının da iş yerinin borçları için kendi malvarlığı ile diğer kardeşleri gibi borçlandığını, kararın bozulmasını talep etmektedir.
2-Fer'i müdahil Kurum vekili Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresinde temyiz isteminde bulunmuştur. Temyiz dilekçesinde:
a.Eksik araştırma ile karar verildiğini, yeteri kadar kamu tanığı dinlenilmediğini, hak düşürücü sürenin tamamlandığını, kararın bozulmasını talep etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davacının 12.10.1991-31.08.2012 tarihleri arasında davalıya ait iş yerinde çalıştığının tespiti istemine ilişkindir.
1-Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2-Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekili ve fer'i müdahil Kurum vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesi 1. fıkrası hükmü uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
11.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.