İş kazası sonucu kalp krizinden vefat eden işçi yakınlarının, iş sağlığı ve güvenliği tedbirleri eksikliği iddiasıyla açtığı maddi tazminat davasının zaman aşımı itirazları ve işverenin kusuru üzerine temyiz incelemesi.
Özet: İş yerinde kaynak işçisi olarak çalışırken kalp krizi sonucu vefat eden bir çalışanın mirasçıları tarafından açılan maddi tazminat davasında, davacılar, işverenin tehlikeli sınıftaki işte gerekli iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerini almaması, kronik rahatsızlığı olan işçiye uygun işe giriş ve periyodik sağlık muayeneleri yapmaması nedeniyle olayın bir iş kazası olduğunu ve işverenin asli kusurlu olduğunu iddia ederek destekten yoksun kalma tazminatı talep etmekte; davalı işveren ise zamanaşımı definde bulunurken, ilk derece ve bölge adliye mahkemeleri davayı reddetmiş ve karar temyiz incelemesine konu olmuştur.
10. Hukuk Dairesi         2025/4279 E.  ,  2025/13909 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1438 E., 2024/2579 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
SAYISI : 2019/49 E., 2022/409 K.
Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacılar vekilinin istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ...'nın, 25.01.2017 tarihinde, Organize Sanayi Böl. .... Mah. ... Cad. No:.... adresinde faaliyet gösteren davalı iş yerinde kaynak işçisi olarak çalışmakta iken aniden rahatsızlandığını iş yerindeki çalışma arkadaşları tarafından hastaneye kaldırıldığını, davacının kalp krizi sebebi ile vefat ettiğini, merhum ... olay tarihi olan 25.01.2017 tarihinden iki ay kadar önce davalı iş yerinde çalışma başladığını fakat SGK işe giriş bildirgesi olaydan iki gün önce 23.01.2017 tarihinde verildiğinı, meydana gelen olayın bir iş kazası olduğunu ve SGK'ya iş kazası bildirimi yapıldığını, olay sebebi ile ... Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/494 sor. no.lu dosyası ile ceza soruşturmasına başlandığını, ... 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/534 Esas sayılı dosyası ile iş yeri yetkilisi davalı ... hakkında kamu davası açıldığını, davanın halen derdest olduğunu, iş kazasının meydana geldiği davalı iş şirkette yürütülen iş, İş Sağlığı ve Güvenliğine İlişkin İş yeri Tehlike Sınıfları Tebliğine göre "çok tehlikeli işler" sınıfından yer aldığını, iş kazası maktulü ... hakkında 09.12.2016 tarihinde esansiyel (primer) hipertansiyon teşhisinin konulduğunu, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ve uygulama mevzuatına göre tehlikeli işlerden sayılan işyerinde iş sağlığı ve güvenliğine dair alınması gereken tedbirlerin alınmadığını, yapılması gereken çalışmaların yapılmadığını, iş yeri hekimi ve diğer sağlık görevlilerinin bulunmadığını, iş yerinde sigortalı işçi olarak çalışan ...'nın kronik rahatsızlığı olduğunu ve rahatsızlığının iş yerinde çalışanlar tarafından bilindiği halde işe giriş/ periyodik muayene raporunun alınmadığını, ...'nın iş yerinde yürüttüğü işin "çok tehlikeli sınıftan sayılan kaynak işi" sağlık durumu itibari ile uygunluğunun gözetilmediğini, işyerinde alınması gereken iş güvenliği tedbirlerinin alınmadığından meydana gelen olay ile işyerinin dikkatsiz ve tedbirsiz davranması arasında illiyet bağı olduğunu, ... Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/494 sor. no.lu dosyası ile yürüyen ceza soruşturmasında aldırılan 09.02.2018 tarihli kusur bilirkişi raporuna göre işyeri yetkilileri belirtilen hususlardan dolayı olayın meydana gelmesinde asli kusurlu bulunduğunu, bundan dolayı davalı iş yeri "..." ve davalı iş yeri yetkilisi ... iş kazası sebebiyle meydana gelen zarardan, Türk Borçlar Kanunu ve İş, İş Güvenliği Kanunları ve İş Sözleşmesi hükümlerine göre yükümlü bulunduğunu, ...'nın 25.01.2017 tarihinde iş kazası sonucu vefat etmesi sebebiyle geride kalan hak sahipleri eşi ... ve çocukları ... ve ... olduğu, ...'nın eşi ...'nın ev hanımı olduğunu, ...'nın ise lise öğrencisi olduğunu, ...'nın üniversite öğrencisi olduğunu, merhumun eşi ve çocukları murislerinin desteğinden yoksun kaldığını, ...'nın 25.01.2017 tarihinde iş kazası sonucu vefat etmesi ile ...'nın desteğinden yoksun kalan eşi ... ve çocukları ... ve ...'nın hak sahibi olabilecekleri destekten yoksun kalma tazminatı, defin gideri vs. miktarlarının tespiti ile şimdilik ... için 500,00- TL, ... için 250,00- TL, ... için 250,00- TL, olmak üzere toplam 1.000-00- TL'nin kaza tarihi olan 25/01/2017 tarihinde itibaren işleyerek faizi ile beraber davalılardan alınarak davacılara verilmesini yargılama gideri ve vekalet ücretini davalı tarafa yükletilmesini dava ve talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; iş kazası nedeniyle açılacak maddi ve manevi tazminat davalarında zamanaşımı iş kazasının gerçekleştiği günden itibaren 2 yıl veya 10 yıl olduğunu, bu sürelerin sona ermesiyle birlikte iş kazasına bağlı olarak tazminat talepleri zamanaşımına uğrayacağını, tazminat talebi, zarar ve tazminat için talep yönetilecek kişinin öğrenildiği tarihten itibaren 2 yıl olduğunu, işbu dava konusu kalp krizine dayalı ölüm 25.01.2017 tarihinde gerçekleştiğini, huzurda ikame edilen davanın ise 09.02.2019 tarihinde açıldığını, davacı yanın tazminat taleplerinin zamanaşımına uğradığını, işbu dava açısından işverenin "...'' olduğunu, davalının tüzel kişilik olduğunu, Yargıtay kararlarında tüzel kişiler yönünden tüzel kişinin kendisi soyut işveren, tüzel kişinin organını oluşturan kişiler ise somut işveren sıfatına haiz olduğunu, soyut-somut işveren ayrımının önemini hukuki ve cezai yaptırımların muhataplarının saptanması noktasında kendisini gösterdiğini, iş akdinin tarafı olması nedeniyle hukuki sorumluluklar soyut işverene ait olduğunu, dolayısıyla husumetin iş akdinin tarafı olan işveren ... Metal Plastik İnşaat Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.'ne yönetilmesinin gerektiğini ve davanın ... yönünden husumet yokluğundan reddinin gerektiğini, merhum ...'nın olay tarihinde davalı şirkette sigortalı olarak çalıştığını, olay tarihinden önce ise ... Yapı Mimarlık Şirketinde sigortalı olarak çalıştığını, merhum ...'nın müvekkil şirkete ait iş yerinin kuruluşunun ilk haftasında davalı şirkete emekliliğinin yaklaştığını ...Yapı Mimarlık ile iş akdinin işlerin bitmesi nedeniyle sona ereceğini davalı Şirket nezdinde kendisine uygun bir iş verilmesini talep ettiğini, davalı iş yerlerinin kuruluş aşamasında olduğunu, iş yerinin kuruluşunda taşınma sürecinde gönüllü olarak taşınma işlerine yardımcı olduğunu, herhangi bir iş akdi ilişkisi kurulmadığını, davacı yanın iddialarının aksine işe giriş tarihinden 2 ay kadar önce başlayan bir çalışma ilişkisinin söz konusu olmadığını, merhumun davalı Şirkette işe başlama tarihinden 1 ay önce ...Yapı Mimarlık Şirketinin sigortalı çalışanı olduğunu, davacıların davalı şirketi davada haksız ve kusurlu göstermeye çalıştığını, davalı Şirketin ... ilçesinde birçok vatandaşa iş olanağı sağlayıp istihdam yaratmış olduğunu, sigortasız işçi çalıştırma gibi karalayıcı iddiaları kabul etmenin mümkün olmadığını, merhum ...'nın emeklilik için işe alınma teklifini müvekkil şirket iş yeri taşınma süreci tamamlandıktan sonra değerlendirdiği ve iyi niyetle sigortalı olarak işe girişi bu aşamada gerçekleştirildiğini, davacının geçirmiş olduğu kalp krizinin iş yeri aktif olarak faaliyete geçtiği sırada değil, daha ilk hafta resmi prosedürler tamamlanmaya çalışıldığı sırada gerçekleştiğini, iş yerinde aktif ve yoğun bir çalışmanın bulunmadığını çalışan işçi sayısı incelendiğinde de bu durumun çok rahat anlaşılabileceğini, her ne kadar tehlikeli sınıfta yer alan bir iş yeri olarak değerlendirilse de iş yeri faaliyete geçmediği için ufak tefek işler yapılmakta olduğunu, çalışanların beden gücünü zorlayacak işler kuruluş haftasında söz konusu olmadığını, müteffanın davalı Şirketin İş Sağlığı ve Güvenliğine İlişkin İş Yeri Tehlike Sınıfları Tebliğine göre çok tehlikeli işler sınıfında yer aldığını beyan ettiğini, bu beyanın doğru olmadığını, davalı Şirketin tehlikeli işler sınıfında yer aldığı, merhumun esansiyel hipertansiyon teşhisi konulduğunda merhum davalı Şirkette değil farklı bir şirkette sigortalı olarak çalışmakta olduğunu, bu noktada davalı şirketin herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, iş yerinde yapılan işin tehlike sınıfının da bu konuda bir illiyet bağı bulunmadığının aşikar olduğunu, işverenin kusurlu eylemi ile zarar arasında uygun bir illiyet bağı yoksa işverenin sorumluluğundan söz edilemeyeceğini, illiyet bağı mücbir sebep, zarar görenin veya 3. kişinin ağır kusuru ile kesildiğinin, davaya konu kalp krizine bağlı ölüm olayında zarar görenin kusurunun söz konusu olduğunu, merhum ...'nın sağlık durumuna ilişkin davalı Şirkete bilgi vermediğini, sağlık durumunun bilincinde bir birey gibi de hareket etmediğini, merhum ...'nın ise giriş kaydının yapıldığı gün raporu getirmeyen merhumun, doktorun olmadığını raporu hafta bitimine kadar getireceğini beyan ettiğini, çarşamba ise girişi yapılan ... üzücü bir şekilde cuma günü ise kalp krizi geçirdiğini, bu noktada işveren açısından zarar görenin ağır kusuru nedeniyle illiyet bağının kesildiğini, merhum ...'nın eşi davacı ...: "Eşim ...'nın herhangi bir sağlık problemi yoktu. Devamlı kullandığı ilaç felan yoktu." şeklinde beyanda bulunduğunu, davacı tarafından dahi merhumun hastalığını gizleme alışkanlığının vermiş olduğu reaksiyonla merhumun vefatına rağmen bu durumun gizlenmeye devam edildiğini, davalı Şirketin merhuma iyi niyet gösterdiğini, emekliliği ile ilgili sıkıntı yaşamaması için işe alındığını, merhumun hastalığının davacı tarafından gizlenmeye çalışıldığını, davalı işverenin iyi niyetinin suistimal edildiğini, zarar görenin kusurundan kaynaklı illiyet bağını kesen bir durumun söz konusu olduğunu, davacı ...'nın kronik rahatsızlığının iş yerinde çalışanlar tarafından bilindiğinin ifade edildiğini, ...'nın yüksek tansiyon rahatsızlığının çalışma arkadaşları tarafından bilinmesi ile işveren tarafından bilinmesinin aynı şey olmadığını, hemen hemen her iş yerinde çalışanlar sağlık sorunları, gündelik yaşam telaşları ile ilgili konuları iş arkadaşlarıyla zaman zaman paylaşıldığını, ama kimsenin işverenine işi ile ilgili kendisini sıkıntıya uğratacağını düşündüğü konularının bildirilmediğini, aksine gizli kalması için uğraşıldığını, merhumun emeklilik konusunda sıkıntı yaşarım, işimden olmayayım düşüncesi ile hareket ederek rahatsızlığını müvekkil işverenden gizlemeyi uygun gördüğünü, bu noktada merhumun yapması gerekenin öncelikle davalı şirketin kendisinden talep etmiş olduğu sağlık raporunu ibraz etmek olduğunu, şayet sağlık raporu yaptığı işe engel teşkil edecek nitelikteyse de bu konuda işveren ile görüşerek kendisine uygun bir iş verilmesini talep etme hakkı olmasına rağmen merhum ... bunları yapmayarak dikkatsiz ve tedbirsiz davrandığını, iş kazasının meydana gelmesinde can güvenliğine özen göstermediği için kusurlu hareket ettiğini, kalp krizinde kişinin yaşının, beslenme şekli ve kültürünün, genetik özelliklerinin ve bünyevi yapısının, tütün bağımlılığı, alkol kullanımı, egzersiz durumunun, cinsiyetinin de faktör olduğunu, sağlığının çeşitli faktörlerinin bir araya gelmesiyle bozulabileceğinin bilimsel olarak ortada olduğunu, kalp krizinin yaşandığı tarihte davalı Şirkete ait iş yerinde aktif ve yoğun bir çalışmanın bulunmadığını iş yerinde çalışma şartlarının kalp krizini tetiklemediğinin bariz olduğunu, merhumun tütün kullandığının da bilindiğini, tütün kullanımının da diğer etkenler gibi kalp krizini tetikleyen etkenler arasında olduğunu, soruşturma aşamasında ... Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından alınan bilirkişi raporunun birçok bakımdan eksiklikler taşıdığını tüm bu nedenler ile davanın öncelikle usulden, aksi durumda davalılar bakımından zarar görenin ağır kusuru nedeniyle illiyet bağı kesildiğinden esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacıların murisi ...'nın yaptığı işin çok tehlikeli ve ağır bir iş olmasına rağmen sağlık raporu aldırılmadan çalıştırılmaya başlandığını, davalı işverenin bu nedenle kusurlu olduğu, hükme esas alınan raporun denetime elverişli olmadığını, işverenin kusursuz sorumluluğunun bulunduğu belirtilerek İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesi talep edilmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine dair kararın tarafların iddia ve savunmalarına, dosya kapsamına, hükmün dayandığı deliller ve kanuni gerektirici sebeplere, delillerin taktirinde isabetsizlik görülmemesine göre HMK 355. maddesi kapsamında kamu düzenine de aykırı bir husus bulunmayan Mahkeme kararına karşı davacılar vekili tarafından yapılan istinaf taleplerinin esastan reddine karar vermiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemlerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369. maddesinin birinci fıkrası ile 371. maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13, 16, 20... . maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77. maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR
Açıklanan sebeple;
Davacılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,16.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.