Ecrimisil ve el atmanın önlenmesi davalarının objektif dava birleşmesiyle açılması durumunda, temyiz kesinlik sınırının toplam dava değeri üzerinden belirlenmesi.
Özet: Davacı tarafından satın alınan taşınmazın eski malik davalı tarafından haksız kullanımının devam etmesi üzerine açılan el atmanın önlenmesi ve ecrimisil davasında, ilk derece mahkemesi davanın kısmen kabulüne karar vermiş, istinaf mahkemesi ise el atmanın önlenmesi talebini usul ve yasaya uygun bularak onaylarken, ecrimisil talebini kesinlik sınırı nedeniyle usulden reddetmiştir. Yargıtay, davaların yığılması (objektif dava birleşmesi) halinde kesinlik sınırının belirlenmesinde, davanın değerinin tüm taleplerin toplamı üzerinden hesaplanması gerektiği ilkesine dayanarak, istinaf mahkemesinin ecrimisil talebini ayrı değerlendirmesini hatalı bularak bozma kararı verilmesi gerektiğini belirtmiştir.
7. Hukuk Dairesi         2025/1497 E.  ,  2025/5214 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2023/1428 E., 2025/135 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ: Çatalca 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI: 2021/306 E., 2023/89 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 07.12.2016 tarihinde dava konusu 1 31... parsel (eski 1023) sayılı taşınmazı satın aldığını, taşınmazda bulunan binanın, eski malik olan davalı tarafından boşaltılmadığını ve hâlen davalı tarafından kullanılmaya devam edilerek ecrimisil de ödenmediğini, davalının haksız ve kötüniyetli olarak taşınmazı işgal edip müvekkilinin kullanmasını ve yararlanmasını engellediğini ileri sürerek dava konusu taşınmaz için fazlaya ilişkin haklarının saklı kalması kaydıyla el atmanın önlenmesi ve ecrimisil talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı, davaya cevap vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu 1 31... parsel sayılı taşınmazın daha önce davalı adına kayıtlı olduğu, 27.01.2016 tarihinde ise taşınmazın davacıya satış suretiyle devredildiğini, dinlenen tanık beyanlarına göre davacı tarafından davalıya taşınmazı teslim etmesi için 4 aylık süre verildiği, ancak davalı tarafından taşınmazın teslim edilmediği ve yapılarla birlikte kullanımına devam edildiği, 27.01.2016-03.07.2021 tarihleri arasındaki ecrimisil bedelinin 15.858,45 TL olarak hesaplandığı, davacı vekilince teslim için verilen 4 aylık süre dikkate alınarak tespit edilen ecrimisil bedelinin 800,00 TL'lik kısmı yönünden feragat edildiği, davalı tarafından karşı delil olarak herhangi bir delil sunulmadığı gibi yargılamanın da takip edilmediği, eldeki delillere göre dava konusu yerin hâlen davalı tarafından haksız kullanımının devam ettiği anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile;
1. Dava konusu 1 31... parsel sayılı taşınmazın 07.12.2016 tarihinde satılarak davacıya devredildiği, taşınmazın hâlen davacı adına kayıtlı olduğu, taşınmazın davalı tarafından davacıya 07.12.2016 tarihinde satılmasına rağmen verilen dört aylık süre sonunda hâlen davacıya teslim edilmediği, bu hususun tanık beyanlarıyla ispatlandığı, el atmanın önlenmesi yönünden İlk Derece Mahkemesi kararın usul ve yasaya uygun bulunduğu gerekçesiyle davacı vekilinin el atmanın önlenmesine yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine,
2. El atmanın önlenmesi ve ecrimisil davaları ayrı açılabilecek davalar olup tercihen objektif dava yığılması ile açıldığında kesinlik sınırının her dava yönünden ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiği, istinafa konu kabul edilen ecrimisil değeri 15.058,45 TL olup karar tarihindeki kesinlik sınırı da 17.830,00 TL olduğundan İlk Derece Mahkemesi kararı, karar tarihi olan 01.02.2023 tarihi itibariyle kesin nitelikte olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin ecrimisile yönelik istinaf başvurusunun usulden reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın satış tarihinden sonra müvekkilince kullanılmadığını, bu durumun davacı tarafından bilinmesine rağmen yapılan tüm tebliğlerin 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21/2 hükmüne göre yapıldığını, davanın konusuz kaldığı, Mahkeme kararının yerinde olmadığı, dinlenen tanık beyanlarına göre hüküm kurulamayacağını ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının müvekkili lehine bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, el atmanın önlenmesi ve ecrimisil istemine ilişkindir.
1. Dava, çaplı taşınmaza el atmanın önlenmesi ve ecrimisil taleplerine ilişkindir. Davacının aynı dava dilekçesi ile birden fazla talebi ileri sürmesi "objektif dava birleşmesi" olarak tanımlanır. Doktrinde objektif dava birleşmesi ya da kümülatif dava yığılması olarak adlandırılan kurum, Kanunumuzda "davaların yığılması" terimi benimsenerek düzenlenmiştir.
2. Hukuk Genel Kurulunun 30.04.2019 tarihli ve 2018/4-1036 Esas, 2019/493 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere; kesinlik sınırının belirlenmesi kamu düzenindendir ve kesinlik sınırı belirlenirken davanın değeri esas alınır. Davanın değeri ise genel anlamıyla, bir davadaki taleplerin toplamıdır. 492 sayılı Harçlar Kanunu'na göre harç tüm taleplerin toplamı üzerinden alınır (16/2 hükmü). Objektif dava birleşmesi durumunda dava değeri, aynı davada ileri sürülen taleplerin toplam değeridir.
3. Somut olayda, davacı aynı maddi ve hukuki ilişkiden doğmuş taleplerini aynı davada birleştirmiştir. Objektif dava birleşmesi olarak adlandırılan durumda taleplerin her biri ayrı dava olmakla birlikte, görünüşte tek bir hüküm bulunduğundan kesinlik sınırının tespiti için el atmanın önlenmesi ve ecrimisil istemlerine yönelik dava değerlerinin toplanmaları ile ortaya çıkacak değerin esas alınması gerekir. Başka bir anlatımla; aynı maddi ve hukuki ilişkiden doğmuş talepler aynı dava dilekçesi ile ileri sürüldüğünde dava değerinin bu iki talebin toplamı olarak değerlendirilmesi gerekir.
Bölge Adliye Mahkemesinin ecrimisile yönelik istinaf istemini esastan incelemesi gerekirken, usulden reddetmesi doğru bulunmamış ve kararın bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
08.12.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.