İş kazası sonucu sürekli iş göremezlik nedeniyle SGKnın rücuan tazminat talepli davasında, bozma sonrası ilk derece kararının illiyet bağı ve üçüncü kişi kusuru itirazları reddedilerek Yargıtayca onanması.
Özet: İş kazası sonucu sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalıya yapılan ödemeler nedeniyle oluşan kurum zararının rücuan tahsili talebine ilişkin davada, ilk derece mahkemesinin önceki bozma kararına uyularak verilen ve davanın kabulüne hükmeden kararı, hem alacağın düşük hesaplandığını iddia eden davacı kurum hem de illiyet bağının üçüncü kişilerin ağır kusuruyla kesildiğini ve kusurunun bulunmadığını savunan davalı tarafça temyiz edilmiş; Yüksek Mahkeme ise bozmaya uygun olan ilk derece mahkemesi kararında hukuka aykırılık görmeyerek her iki tarafın temyiz itirazlarını reddederek kararı onamıştır.

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
SAYISI : 2023/731 E., 2025/124 K.İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı Kurum vekili dava dilekçesinde; 16.10.2012 günlü iş kazası sonucu %46,2 oranında sürekli iş göremezlik durumuna giren sigortalıya bağlanan ilk peşin değerli gelir ve yapılan giderler nedeniyle meydana gelen Kurum zararının sarf, ödeme ve onay tarihinden yasal faiziyle 5510 sayılı Kanun md 21/1 gereği davalıdan tahsilini istediği anlaşılmıştır.II. CEVAPDavalı vekili; davacı taraf alacağın miktarını tam olarak belirleyebilecek durumda olduğu halde kısmi dava açılmasında hukuken bir yarar bulunmadığını, illiyet bağını kesen sebeplerden biri de üçüncü kişilerin ağır kurusu olduğunu, işbu dava konusu olayda üçüncü kişilerin yani ... mensuplarının kusuru söz konusu olduğunu, müvekkil şirket açısından iş bu olayda illiyet bağının kesildiğini, müvekkil şirketin herhangi bir kusuru kalmadığını, dava konusu olay nedeniyle müvekkil şirkete sorumluluk yüklenmesi hukuka aykırı olduğundan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin 25.03.2020 tarihli kararı ile davanın kabulüne, karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin 25.03.2020 tarihli kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 01.06.2022 tarihli kararı ile istinaf isteminin reddine karar verilmiştir.V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİBölge Adliye Mahkemesinin 01.06.2022 tarihli kararının süresi içinde taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece, eksik inceleme ve araştırma nedeniyle bozma ilamı içeriğinde belirtilen gerekçelerle İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl davanın kabulüne, birleşen davanın kısmen kabulüne, karar verilmiştir.VI. TEMYİZA. Temyiz Sebepleri1.Davacı Kurum vekili, kararın hatalı olduğunu, hesap raporunda alacağın düşük hesaplandığını, kabul etmediklerini, tam kabul kararı verilmesi gerektiğini beyanla kararın bozulmasını istemiştir.2.Davalılar vekili; ... mensuplarınca yapılan eylem nedeniyle illiyet bağının kesildiğini ve işveren sorumluluğuna gidilemeyeceğini, raporlar arasındaki çelişkinin giderilmediğini, faiz yönünden kararın hatalı olduğunu, Devletin kusursuz sorumluluğunun söz konusu olduğunu,müvekkiline kusur izafe edilemeyeceğini, davanın reddi gerektiğini beyanla kararı temyiz etmiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeDosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık,rücuan tazminat istemine ilişkindir.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VII. KARARAçıklanan sebeplerle;Temyiz eden vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,Fazla yatırılan temyiz harcının istek halinde iadesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,19.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.