5. Ceza Dairesinin tefecilik, Vergi Usul ve Banka Kartları Kanunlarına muhalefet suçlarından yargılanan sanıklar hakkında, hazinenin temyiz hakkı ve dava zamanaşımını değerlendirerek kamu davalarını düşüren kararı.
Özet: Yargıtay, tefecilik, Vergi Usul Kanununa muhalefet ve Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanununa muhalefet suçlamalarıyla yargılanan sanıklar hakkındaki temyiz incelemesinde, Hazinenin Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanununa muhalefet suçundan doğrudan zarar görmediği için temyiz hakkı olmadığını belirterek bu yöndeki talepleri reddetmiş; tefecilik ve bazı Vergi Usul Kanununa muhalefet suçlarına ilişkin olarak ise, suç tarihleri ve son kesme işlemi arasındaki sürede 8 yıllık dava zamanaşımı süresinin dolduğunu tespit ederek, yeniden yargılamaya gerek kalmadan ilgili kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle düşmesine oybirliğiyle karar vermiştir.
5. Ceza Dairesi         2021/14580 E.  ,  2025/12869 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

SAYISI : 2013/381 Esas, 2015/602 Karar
SUÇLAR : Tefecilik, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'na (213 sayılı Kanun) muhalefet, 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu'na (5464 sayılı Kanun) muhalefet
HÜKÜMLER : Sanıklardan ... hakkında tüm suçlardan beraat, ... ve ... hakkında 213 sayılı Kanun ve 5464 sayılı Kanun'a muhalefet suçlarından mahkumiyet, ... hakkında 213 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan mahkumiyet ve 5464 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan ise hükmün açıklanmasının geri bırakılması
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İncelenmeksizin iade, onama, bozma
EK TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin reddi, onama
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi;
Sanık ... hakkında 5464 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın, karar tarihindeki mevcut düzenlemeye göre 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 231/12. maddesi kapsamında itiraza tabi olup temyizi mümkün bulunmadığından, aynı Kanun'un 264. maddesi de gözetilerek katılan Hazine vekilinin anılan karara ilişkin temyiz isteminin itiraz mahiyetinde kabulü gerektiği, vaki itirazın merci Nevşehir Ağır Ceza Mahkemesinin 12.10.2015 tarihli ve 2015/764 Değişik iş sayılı Kararı ile incelenerek bu hususta gerekli kararın verildiği anlaşılmakla, dosyanın bu yönden incelenmeksizin mahalline İADESİNE, Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.02.2017 tarihli, 2015/5-95 Esas, 2017/71 sayılı ve benzer Kararlarında da belirtildiği üzere "suçtan zarar görme" kavramının "suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali" olarak anlaşılması gerektiği, dolaylı veya muhtemel zararların davaya katılma hakkı vermeyeceği, bu nedenle 5271 sayılı Kanun'un 237. maddesine göre 5464 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan doğrudan zarar görmeyen Hazinenin kamu davasına katılma ile aynı Kanun'un 260/1. maddesi gereği hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunmadığı, mahkemece usulsüz olarak verilen katılma kararının da temyiz hakkı vermeyeceği anlaşılmakla, 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un (5320 sayılı Kanun) 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 317. maddesi uyarınca Hazine vekilinin 5464 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan kurulan hükümlere yönelik temyiz isteminin REDDİNE, incelemenin katılan Hazine vekilinin tüm sanıklar hakkında 213 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan verilen beraat ve mahkumiyet ile sanık ... hakkında tefecilik suçundan verilen beraat hükümlerine, sanıklar ..., ... ve ...'ın ise haklarında verilen mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarıyla sınırlı olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Sanıklar ..., ... ve ... hakkında tefecilik suçundan açılan kamu davalarına ilişkin zamanaşımı hükümleri de gözetilerek mahallinde her zaman hüküm kurulması mümkün görülmüştür.
Sanık ...'ün üzerine atılı tefecilik, sanıklar ... ve ...'un üzerlerine atılı sahte belge düzenlenmesi ile tüm sanıklara atılı sahte fatura düzenleme suçlarının suç tarihleri itibarıyla lehe olan 7242 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik öncesi 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 241, 7394 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik öncesi 213 sayılı Kanun'un 359/b ve 5464 sayılı Kanun'un 36. maddelerinde öngörülen cezalarının üst sınırları itibarıyla 5237 sayılı Kanun'un 66/1-e maddesinde belirtilen 8 yıllık asli dava zamanaşımı süresine tabi oldukları, zamanaşımını kesen son işlem olan 21.05.2015 tarihli mahkumiyet hükümleri ile inceleme günü arasında bu sürenin gerçekleştiği anlaşıldığından, hükümlerin 5237 sayılı Kanun'un 7/2 ile 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddeleri de gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun'un 322/1 ve 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddeleri gereğince sanıklar hakkında anılan suçlardan açılan kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle ayrı ayrı DÜŞMESİNE 11.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.