Tanınmış dondurma markasının farklı mal gruplarında tescilli benzer ibareli marka başvurusuna karşı karıştırılma ihtimali ve kötü niyet iddiasıyla açılan davanın reddi.
Özet: Davacı tarafın dondurma sektöründeki tanınmış "..." markalarına sahip olduğu, davalının ise 28. sınıfta tescil için başvurduğu "...+şekil" işaretinin kendi markalarıyla iltibas oluşturduğunu iddia ederek kurum kararının iptali ve markanın hükümsüzlüğünü talep ettiği davada, ilk derece mahkemesi ve istinaf mahkemesi, tarafların tescil kapsamındaki mal ve hizmet gruplarının birbirinden çok farklı olması nedeniyle karıştırılma ihtimali veya haksız yarar sağlama, itibar zedeleme gibi koşulların oluşmadığına, ayrıca davacının ileri sürdüğü kötü niyet iddiasının da yeterli delille ispatlanamadığına hükmederek davanın reddine karar vermiştir.

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/225 Esas, 2025/523 KararHÜKÜM : Davanın reddiİLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk MahkemesiSAYISI : 2019/234 E., 2022/101 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARARI. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin dondurma sektöründe tanınmış "..." markalarının sahibi olduğunu, söz konusu markanın tanınmış markalar sicilinde kayıtlı olduğunu, davalı yanın 2017/83868 sayılı "...+Şekil" işaretli başvurusuna yönelik itirazlarının Kurum tarafından reddedildiğini, davalının markasında yer alan tüm unsurların müvekkilinin markalarında da yer aldığını, 28... . sınıfta tescil edilmek istenilen davalı markasının, müvekkilinin markaları ile iltibas teşkil edeceğini, Kurumun müvekkilinin markalarının tanınmışlığı ile ilgili vardığı kanaatin son derece hatalı, usul ve yasaya açıkça aykırı olduğunu, müvekkilinin markalarının 1985 yılından beri tescilli olduğunu, dava konusu markayı gören tüketicinin, anılan markayı da müvekkili markalarından biri olarak algılayacağını, dava konusu markada da hakim unsurun “...” ibaresi olduğunu, “...” ibaresinin markaya farklı bir algı katmadığını, “...” kelimesinin nitelik/vasıf bildiren bir özelliğinin bulunduğunu, dava konusu markadaki sair unsurların herhangi bir ayırt ediciliğinin bulunmadığını ileri sürerek 2019-M-3193 sayılı TÜRKPATENT Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptaline, 2017/83868 sayılı markanın tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP1.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; Kurum kararının hukuka uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. 2.Diğer davalı davaya cevap vermemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı yanın tescilli markaları arasında uyuşmazlık konusu 28. ve 41. sınıf hizmetleri içeren herhangi bir tescili bulunmadığı gibi bu hizmet sınıfı ile ilişkilendirilebilecek nitelikteki de hiçbir sınıfta tescili bulunmadığı, taraf markaları arasında herhangi bir şekilde ortak mal ve hizmet grubu bulunmadığından karıştırılma ihtimalinin ilk koşulunun somut olayda meydana gelmediği, taraf markalarının ayırıcı unsurları olan "..." ibareleri arasında kelimelerin anlamı bakımından benzerlik bulunduğu, öte yandan ibareler arasında fonetik benzerlik de bulunduğu, davacı şirkete ait ve "dondurma sektöründe" tanınmış olduğu bilirkişi incelemesi sonucu kabul edilen “...” ibareli markalar ile davalı şirket tarafından tescil başvurusuna konu "... + şekil" ibareli marka işaret bağlamında benzer olduğu, bununla birlikte taraf markalarının tescil kapsamında bulunan malların birbirinden çok farklı olması nedeniyle markalar arasında 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6/1. bendi hükmü anlamında bir iltibas tehlikesi bulunmadığı, davalı şirkete ait başvuru konusu markanın kullanılacağı mallar ile davacı markasının kapsamındaki "dondurma" emtiasının birbirlerinden tamamen farklı nitelikteki mallar olmaları ve çok farklı ihtiyaçları karşılamaları nedeniyle aralarında herhangi bir bağlantı kurulmasının söz konusu olamayacağı, davalı şirkete ait markanın kapsamındaki malların hitap ettiği ortalama tüketicilerin davalı şirketin mallarını satın aldığı veya kullandığı sırada bu malları davacının "dondurma" ürünüyle ve davacı şirketle ilişkilendirmesinin mümkün bulunmaması karşısında SMK'nın 6/5 hükmü kapsamında tescil engeli olarak düzenlenmiş bulunan haksız bir yararın sağlanması, markanın itibarına zarar verilmesi veya tescil için başvurusu yapılmış markanın ayırt edici karakterinin zedelenmesi gibi koşulların somut olayda gerçekleşmediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.IV. İSTİNAFBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekilinin diğer istinaf itirazlarının yerinde olmadığı, ancak davacı tarafça başvurunun kötü niyetli olduğu da ileri sürülmüş olduğundan İlk Derece Mahkemesince bu konuda olumlu-olumsuz bir değerlendirme yapılmamasının doğru olmadığı, kötüniyet iddiasına ilişkin yapılan değerlendirmede sırf fantezi olmayan benzer bir ibarenin başvuru konusu edilmesinin, marka başvurusunu kötüniyetli saymak için yeterli olmayacağı, dosya kapsamında davalı şirketin marka tescil başvurusunun kötüniyetli olduğuna dair başkaca bir hususun da iddia ve ispat edilemediği görüldüğünden davacının kötüniyet iddiasının yerinde görülmediği gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, TÜRKPATENT YİDK kararının iptali ve hükümsüzlük talebine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçeİlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 15.01.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.