Yargıtay, hırsızlık suçundan zorunlu müdafii bulunmaksızın hüküm kurulması nedeniyle savunma hakkı ihlali sebebiyle istinaf kararını bozarak dosyayı yeniden incelemeye gönderdi.
Özet: Hırsızlık suçundan hakkında ilk derece mahkemesince hüküm kurulan sanık aleyhindeki karara ilişkin istinaf başvurusunun bölge adliye mahkemesince düzeltilerek esastan reddedilmesinin ardından, sanık müdafii tarafından adli tıp raporunun eksikliği ve etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmaması iddialarıyla yapılan temyiz başvurusu üzerine Yüksek Mahkeme, sanığın zorunlu müdafiinin hükmün açıklandığı son duruşmada hazır bulunmaması nedeniyle 5271 sayılı Kanunun 188/1 ve 289/1-e maddelerine aykırı davranılarak savunma hakkının kısıtlandığını tespit etmiş, bu nedenle hükmü bozarak dosyanın yeniden incelenmek üzere ilk derece mahkemesine tevdi edilmesine karar vermiştir.
2. Ceza Dairesi         2023/18083 E.  ,  2025/20317 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2022/2744 E., 2022/2482 K.
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜM : Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz başvurusunun esastan reddi ile hükmün onanması
İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek; sanık ve müdafiinin temyiz istemlerinin, Adli Tıp Kurumu raporunun eksik incelemeye dayalı olarak hazırlandığına ve sanık zararı giderdiği halde etkin pişmanlığa ilişkin hükümlerin uygulanmadığına yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142. maddesinde 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 62. maddesi ile yapılan ve 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren değişiklik uyarınca, sanığa yüklenen TCK'nın 142/2-h, 143. maddelerinde öngörülen suçun gerektirdiği cezanın alt sınırının 5 yıldan fazla olması ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.10.2021 tarihli, 2021/35 E., 2021/473 K. sayılı kararı dikkate alınarak, 5271 sayılı Kanun'un 150/3. maddesi uyarınca Mahkemece sanığa zorunlu müdafii atanmış ise de, kararın açıklandığı son duruşmada sanık müdafii hazır bulunmaksızın hüküm kurulmak suretiyle aynı Kanun'un 188/1 ve 289/1-e maddelerine aykırı davranılarak sanığın savunma hakkının kısıtlanması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ve müdafiinin temyiz nedenleri bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün açıklanan nedenle, 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, aynı Kanun'un 304/2-a maddesi uyarınca bozma nedeni de dikkate alınarak yeniden incelenmek ve hüküm verilmek üzere dosyanın Diyarbakır 6. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 19.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.