Mirasbırakanın, eşinin önceki evliliğinden olan çocuğuna yaptığı taşınmaz devrinin, mirasçılardan mal kaçırma kastıyla muvazaalı olup olmadığına ilişkin tapu iptali ve tescil davasında temyiz incelemesi.
Özet: Mirasbırakanın çocuksuz vefatı üzerine, mirasçıları olan davacılar tarafından, mirasbırakanın vefat eden eşinin başka kadından olan oğluna yaptığı taşınmaz devrinin mirasçılardan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğu iddiasıyla tapu iptali ve tescil davası açılmış; ilk derece mahkemesi muvazaa nedeniyle davayı kabul ederken, bölge adliye mahkemesi, davalının mirasbırakanla ilgilenmesi, mirasbırakanın mal kaçırma kastının bulunmaması ve benzer davaların reddedilip kesinleşmesi gibi gerekçelerle muvazaa olmadığına hükmederek davayı reddetmiş, davacılar ise bu kararı temyiz etmiştir.
1. Hukuk Dairesi         2024/433 E.  ,  2025/5996 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2022/1880 E., 2023/2437 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 5. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2016/61 E., 2022/170 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacılar vekili tarafından duruşma istekli olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 16.12.2025 Salı günü duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde, temyiz eden davacılar vekili Avukat ... geldi, davetiye tebliğine rağmen başka gelen olmadı. Gelen vekilin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. Temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar; mirasbırakanları ...'ın ... adlı kişiyle evli olup bu evlilikten çocuklarının olmadığını, mirasbırakanın eşi...’nın ise nikahsız olarak birlikte olduğu kadından davalının da aralarında bulunduğu dört çocuğunun bulunduğunu, mirasbırakanın eşi...'nın ölümü üzerine 55 adet taşınmazının kaldığını, mirasbırakan ...’nin eşinden kalan dava konusu 4 39... parsel sayılı taşınmazdaki 5/20 hissesini davalı ...'a satış göstermek suretiyle devrettiğini, taşınmazda kat mülkiyeti tesis edilerek 38 adet bağımsız bölümün davalı adına tescil edildiğini, mirasbırakanın dava dışı beş adet taşınmazını da aynı şekilde davalıya devrettiğini ve bu taşınmazlar için de ayrıca dava açtıklarını, temlikin mirasan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek tapu kayıtlarının iptali ile miras payları oranında adlarına tescilini istemişlerdir.
II. CEVAP
Davalı; iddiaların doğru olmadığını, dava konusu taşınmazı bedelini ödeyerek satın aldığını, taşınmazı alım gücünün bulunduğunu, davacıların mirasbırakanı ...'ın eşinden kalan başka taşınmazları da zaman içinde 3. kişilere devrettiğini, muvazaanın söz konusu olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dinlenen tanık beyanları ve tüm dosya kapsamıyla mirasbırakanın temliki yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunmadığı, mirasbırakanın çocuğu olmadığı, eşinin başka kadından olan erkek çocuğuna taşınmazını devrettiği, satış bedeli ile rayiç bedel arasında fahiş fark olduğu, davalının taşınmazın satış bedelini ödediğini kanıtlayamadığı, temlikin muvazaalı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; mirasbırakan ...'ın evli ve çocuksuz olarak öldüğü, davacıların ise mirasbırakanın kardeş ve yeğenleri olduğu, davalı ...'ın ise mirasbırakan ...'nin eşi...'nın başka kadından olma çocuğu olduğu, mirasbırakan ...'ye eşinden dava konusu taşınmazın da aralarında bulunduğu birçok taşınmaz kaldığı, mirasbırakanın dava konusu taşınmazdaki 5/20 payını 15.10.1997 tarihinde davalıya devrettiği, taşınmazda 2003 yılında kat irtifakı tesis edilerek 38 adet bağımsız bölümün davalı adına tescil edildiği, tapu kayıtlarına göre mirasbırakan ...'den davacı mirasçılarına kalan taşınmazlar bulunduğu, mirasbırakanın sağlığında dava dışı beş adet taşınmazdaki hissesini de 3. kişilere sattığı, yine davacılar tarafından mirasbırakan ...'nin davalıya devrettiği dava dışı başka taşınmazlar hakkında açılan davaların reddine karar verildiği ve Yargıtay 1. Hukuk Dairesince onanarak kesinleştiği, mirasbırakanın davacılardan mal kaçırmasını gerektirecek bir nedeninin olmadığı, sağlığında davacı kardeşlerine de maddi yardımda bulunduğu, davalının 2008 yılında felç kalan ve yatalak olan mirasbırakan ile uzun yıllar ilgilendiği, mirasbırakanın mal kaçırma kastıyla hareket etmediği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile hüküm ortadan kaldırılarak davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, Bölge Adliye Mahkemesince daha önce davacılar tarafından davalı aleyhine açılıp retle sonuçlanan dosyaların hükme esas alınmasının doğru olmadığını, mirasbırakan ...’nin hiçbir zaman mal satmaya ihtiyacı olmadığını, mirasbırakanın hem kendi hem de eşi...'dan kalma emekli maaşı olup çok rahat geçindiğini, davalının yaşlı ve hasta olan üvey annesinin mallarına konmak için kimseyi mirasbırakana yaklaştırmayıp üzerinde ne kadar taşınmaz varsa bila bedel adına devraldığını, mirasbırakanın çok değerli başka taşınmazlarını da davalıya devrettiğini, geriye hisseli ve küçük taşınmazların kaldığını, bedeller arasında fahiş fark bulunduğunu, davalının taşınmazı satın alacak durumunun bulunmadığını, davalının mirasbırakana bakacağı zannını yaratarak mirasbırakanın minnet duymasını sağladığını, ancak mirasbırakanın devirlerinden pişmanlık duyduğunu, davalının mirasbırakanın eşi...'nın tek erkek çocuğu olup malların aile içinde tutulması için muvazaalı olarak davalıya devirler yapıldığını, satış bedelinin bankaya yatırılmış gibi gösterilerek bir gün sonra geri çekildiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden, 1932 doğumlu mirasbırakan ...'ın 26.02.2013 tarihinde ölümü ile geride kardeşleri ve yeğenleri olan davacıların mirasçı olarak kaldıkları, davalının ise mirasbırakan ...'nin eşi olan...'nın gayri resmi birlikteliğinden olma oğlu olduğu, mirasbırakanın dava konusu 4 39... parsel sayılı taşınmazda eşinden miras kalan 5/20 payını 1997 yılının Eylül ayında davalıya satış suretiyle temlik ettiği, taşınmazda 29.01.2003 tarihinde kat irtifakı tesis edilerek 38 adet bağımsız bölümün davalı adına tescil edildiği anlaşılmaktadır.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı 187,80 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacılardan alınmasına,
Temyiz edilen davalı taraf duruşmaya katılmadığından duruşma vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 16.12.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy çokluğuyla karar verildi.
- MUHALEFET ŞERHİ -
Davacılar tarafından açılan ve incelemesi Dairemizce yapılan 2022/3664 Esas, 2022/8568 Karar sayılı kararımızda detaylı olarak yazdığım muhalefetimde de belirttiğim gibi murisin çocuğu olmadığı, ölen eşinin birlikte yaşadığı kadından doğma çocukları ile birlikte yaşadığı, eşinden kalan kıymetli mal varlığı nedeniyle toplumdan soyutlandığı, mal varlığının birlikte yaşadığı kadının tek oğlu olan davalıya devredildiği, murisin kardeşlerine yaptığı iddia edilen yardımların mal varlığı karşısında az miktarda olduğu, temliklerin mal kaçırma amacıyla yapıldığı özellikle davalı tanığı, kardeşi ...’in beyanları göz önüne alındığında bu durumun açıkça belirlendiği, satın alma savunmasının beyanlarıyla çeliştiği açıkça anlaşılmaktadır.
Muris muvazaası hukuki sebebine dayalı davaların birlikte görülmesi murisin kastının ortaya konması açısından da önemlidir.
Özetle; önceki ve bu davada murisin mal kaçırma kastıyla hareket ettiğinin kabulü gerekirken davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığı düşüncesindeyim.