Tapu kayıtlı taşınmaza haksız müdahalenin önlenmesi ve ecrimisil talepli davada, davalıların harici satış savunmalarına karşın, ilk derece mahkemesinin el atmanın önlenmesini kabul edip ecrimisil talebini reddetmesi.
Özet: Dava, tapuda davacı adına kayıtlı taşınmazın haksız işgalinin önlenmesi ve ecrimisil talebiyle açılmış olup, davacı, başlangıçta bir davalıya karşı yersiz işgal ve ecrimisil talep ederken, keşif sırasında taşınmazda bulunan ve diğer davalıdan haricen satın aldığını iddia eden ikinci bir davalıya karşı da aynı taleplerle davayı birleştirmiştir; ilk derece mahkemesi, tapu kayıtlarının ve harici satış sözleşmelerinin geçerliliğini değerlendirerek, davalıların taşınmazı tapu malikinden değil, dava dışı kişilerden haricen edindiği gerekçesiyle, asıl davadaki davalıya yönelik tüm talepleri reddetmiş, birleştirilen davadaki davalıya yönelik ecrimisil talebini de reddederken, taşınmaz üzerindeki el atmanın önlenmesi talebini kabul ederek tahliyesine karar vermiştir.

MAHKEMESİ: Van Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2024/1266 E., 2024/717 K.BİRLEŞTİRİLEN VAN 1.ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNİN 2022/1218 ESAS, 2022/1387 KARAR SAYILI DOSYASIİLK DERECE MAHKEMESİ: Van 1. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI: 2022/641 E., 2023/1215 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve birleştirilen davada davalı ... tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA 1. Davacı vekili asıl dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin Van ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, 19 92... parsel sayılı taşınmazda bulunan C Blok, 2. Kat, 6 numaralı bağımsız bölümün maliki olduğunu, davalının müvekkil ile herhangi bir anlaşması ve rızası olmadan dava konusu yerde 2012 yılından beri oturduğunu, müvekkilinin .... Noterliği aracılığı ile davalıya gönderdiği ... yevmiye numaralı ihtarname ile taşınmazın tahliye edilmesini talep etmesine karşın davalının taşınmazı boşaltmadığını belirterek, davalının dava konusu taşınmaza haksız el atmasının önlenmesine, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik müdahale tarihinden itibaren 1,00 TL ecrimisil bedelinin yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.2. Davacı vekili birleştirilen dava dilekçesinde özetle; Mahkemece yapılan keşif esnasında dava konusu taşınmazda davalı ...'ın oturduğunun anlaşıldığını, bu davalının keşifte dava konusu taşınmazı 2020 yılında 190.000,00 TL bedelle satın aldığını beyan ettiğini, bu nedenle ...'a da dava açılarak asıl dava ile birleştirilmesini talep etme zorunluluğunun hasıl olduğunu belirterek, davalının dava konusu taşınmaza haksız el atmasının önlenmesine, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik müdahale tarihinden itibaren 1,00 TL ecrimisilin işleyen yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAP 1.Asıl davada davalı ... ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının 10 yıllık ecrimsil bedeli talep etmesinin mümkün olmadığını, talebin zamanaşımına uğradığını, taşınmazın davacıda emaneten bulunduğunu, müvekkilin dava konusu taşınmazı ... Şirketinden 100.000,00 TL bedelle satın aldığını, binanın inşaatının Van depremi sonrası yavaşladığını, davacıya inşa edilen binanın 14-B-2 numaralı dubleks niteliğindeki dairenin satıldığını, davacıya bu yerin teslim edilememesi nedeniyle dava konusu 6 numaralı ve dava konusu olmayan başka bir bağımsız bölümün tapusunun verildiğini, pandemi döneminde müvekkilinin taşınmazın boşalttığını ve 3 yıldır dava konusu yerle ilgisinin bulunmadığını, davacının kötüniyetli olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur.2. Birleştirilen davada davalı ... davaya cevap dilekçesinde özetle; dava değerinin 1,00TL gösterildiğini, davacının öncelikle eksik harcı tamamlaması gerektiğini, ekte sunduğu sözleşmeden de görüleceği üzere dava konusu bağımsız bölümün kendisine diğer davalı ... ... tarafından satıldığını, bu nedenle haksız kullanım koşullarının oluşmadığını, dava konusu taşınmazı 2 yılı aşkın süredir kullandığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin 20.11.2023 tarihli ve 2022/641 Esas, 2023/1215 Karar sayılı kararı ile "...dava konusu olan taşınmazın tapuda 24.08.2015 tarihinden itibaren davacı adına kayıtlı olduğu, taşınmazda birleştirilen davanın davalısının oturduğu hususunun sabit olduğunu, asıl dava kapsamında davalının taşınmazı haricen 20.07.2011 yılında Oluşum-4 firmasından satın aldığını beyan ettiğini ve buna ilişkin adi yazılı sözleşmenin dosyaya sunulduğunu, birleştirilen davada davalının taşınmazı yine haricen 24.02.2020 tarihinde satın aldığının anlaşıldığı...davalıların taşınmazı tapu kaydında malik olarak görünen kimseden satın aldığı ve sözleşmenin dava dışı kişilerle adi yazılı olarak yapıldığı, bu işlemlerin tapuda malik olarak görünen davacıya karşı ileri sürülmesinin mümkün olmadığı, davacının müdahalenin men-i talebinde bulunmaya hakkı olduğu... ecrimisil talebinin haksız işgal nedeniyle ödenen bir tazminat olduğu... dinlenen tanıklar ve dosya kapsamına göre davalının taşınmazda oturmasının haksız olmadığı, yasal şartları oluşmadığından asıl ve birleştirilen dava yönünden ecrimisil taleplerinin reddine karar verilmesi gerektiği..." gerekçesiyle; "...1. Asıl dava yönünden davacının müdahalenin men'i ve ecrimisil taleplerinin ayrı ayrı reddine, Birleştirilen 2022/2218 Esas sayılı dava yönünden;Davacının ecrimisil talebinin reddine, Davacının el atmanın önlenmesi talebinin kabulü ile davalı ...'ın, davacıya ait... 6 No.lu bağımsız bölümden tahliyesine, 2. Asıl dava yönünden;Yapılan yargılama giderinin davacı üzerine bırakılmasına,Davalı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince takdir olunan 17.900,00 TL nispi vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine,3. Birleştirilen dava yönünden;Harcın davalıdan alınarak davacıya ödenmesine...Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan A.A.Ü.T gereğince takdir olunan 127.500,00 TL nispi vekâlet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine..." karar verilmiştir. IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda (III) numaralı bentte belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile birleştirilen davada davalı ... tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 17.12.2024 tarihli ve 2024/1266 Esas, 2024/717 Karar sayılı kararı ile "...birleştirilen davada davalının dava konusu taşınmazı 2022 tarihinden bu yana kullandığını kabul ettiği, bu kullanımının sona ermesi için davacı tarafından, davalının davadan önce herhangi bir biçimde uyarılmadığı, her ne kadar davalı ...'a ihtarname gönderildiği iddia edilmiş ise de dosya kapsamında davalı ...'a gönderilen ihtarnamenin bulunmadığı, bu durum karşısında ecrimisil talep edilmesinin 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesinde yer alan dürüstlük kuralına aykırılık teşkil edeceği, taraflar arasında zımnen oluşan muvafakatin açılan dava ile sona erdiğinin düşünülmesi gerekmekle, ecrimisil isteminin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği, bu hususa ilişkin davacı vekilinin istinaf talebinin kabul edilmediği...Birleştirilen davada davalı ...'ın asıl dosyada yapılan keşifte ve yine aleyhine açılan birleştirilen davaya karşı sunmuş olduğu cevap dilekçesinde taşınmazı satın aldığını, ve 24.02.2022 tarihinden bu yana dava konusu taşınmazda oturduğunu beyan ettiği, işbu davanın açılmasına sebebiyet vermediği, cevap dilekçesinde kabul beyanı bulunduğu dikkate alındığında İlk Derece Mahkemesince birleştirilen davada yargılama giderleri, vekâlet ücreti ve harcın birleştirilen dosya davalısına yüklenmesinin usul ve kanuna aykırı olduğu... harç ve yargılama giderlerinin birleştirilen dosyanın davacısı üzerinde bırakılması gerektiği, birleştirilen davada el atmanın önlenmesi talebinin kabul edilmesinde mülkiyet hakkına üstünlük tanınması gerektiğinden mahkemenin kabul kararının yerinde olduğu..." gerekçesiyle;"a) Davacı tarafın istinaf başvurusunun esastan reddine, b) Birleştirilen dosya davalı asilin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek esas hakkında yeniden hüküm tesisine, Buna göre:1. Asıl dava yönünden davacının müdahalenin men'i ve ecrimisil taleplerinin ayrı ayrı reddine, Birleştirilen 2022/2218 Esas sayılı dava yönünden;Davacının ecrimisil talebinin reddine, Davacının el atmanın önlenmesi talebinin kabulü ile davalı ...'ın, davacıya ait ...6 No.lu bağımsız bölümden tahliyesi sureti ile el atmanın önlenmesine 2. Asıl Dava Yönünden;Alınması gerekli bakiye harcın karar kesinleştiğinde talep hâlinde davacıya iadesine,Yapılan yargılama giderinin davacı üzerine bırakılmasına,Davalı ... kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan A.A.Ü.T gereğince takdir olunan 17.900,00 TL nispi vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine...3.Birleştirilen Dava Yönünden;492 sayılı Harçlar Kanunu'na göre alınması gerekli... bakiye harcın davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına..." karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz Sebepleri1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle;a. Her iki davalının yargılama aşmasında oturduğu dönemi ikrar ettiğini,b. Davalıların iyiniyetli sayılmalarının kanunen mümkün olmadığını,c. Birleştirilen dava dosyası yönünden el atmanın önlenmesi talebinin kabul edilmesine karşın müvekkili lehine vekâlet ücretine hükmedilmediğini, yargılama harç ve giderlerinin müvekkili davacı üzerinde bırakılmasının hatalı olduğunu belirterek, kararın bozulmasına istemiştir.2. Birleştirilen davada davalı ... temyiz dilekçesinde cevap dilekçesinde dayandığı nedenleri tekrar ederek;a. Taşınmazın davacıya ait olmadığını, bu durumun davacı tarafından da bilindiğini, ...'un taşınmazı kendisine sattığını,b. Davacının kötüniyetli olduğunu,c. Taşınmaz bedelini ödediğini, mağdur olanın kendisi olduğunu belirterek, kararın bozulmasını talep etmiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeDava, el atmanın önlenmesi ve ecrmisil istemine ilişkindir. 1. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 683. maddesinde; malikin hukuk düzeninin sınırları içerisinde o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, tasarrufta bulunma, yararlanma yetkilerine sahip olduğu, malını haksız olarak elinde bulunduran kişiye karşı her türlü el atmanın önlenmesi davası açabileceği öngörülmüştür.2. Ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, malikin, malik olmayan kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup, 08.03.1950 tarihli ve 22/4 sayılı İçtihadı Birleştirme kararında; "fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması ve haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği" vurgulanmıştır. Buna göre ecrimisil istemlerinde işgalin, haksız eylem niteliğinde olduğu ve tazminat istemleri için işgalin haklı bir nedene dayanmaması gerektiği dikkate alınmalıdır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 25.02.2004 gün ve 2004/1-120-96 sayılı kararı)3. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre birleştirilen davada davalı ...'ın temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir. 4. Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince;6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 31. maddesi “Hâkimin davayı aydınlatma ödevi” başlığı altında, “Hâkim, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabilir; soru sorabilir; delil gösterilmesini isteyebilir” şeklinde düzenlenmiştir.5. 6100 sayılı Kanun'un 323/1-a hükmüne göre karar ve ilâm harcı yargılama giderleri içerisinde sayılmış olup, 326/1 hükmü gereğince kanunda yazılı hâller dışında, yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verileceği düzenlenmiştir. 6. 6100 sayılı Kanun'un "Davayı kabul" başlıklı 308/1 hükmü; "Kabul, davacının talep sonucuna, davalının kısmen veya tamamen muvafakat etmesidir.”, aynı Kanun'un 309/1 hükmü; "Feragat ve kabul, dilekçeyle veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılır.", 311/1 hükmü ise, "Feragat ve kabul, kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur. İrade bozukluğu hâllerinde, feragat ve kabulün iptali istenebilir." şeklinde düzenlenmiştir. Açıklanan bu hükümlerden de anlaşılacağı üzere davayı kabul, davalının mahkemeye ulaşması gerekli tek taraflı irade beyanı ile davacının dava dilekçesindeki talep sonucu kısmına kısmen veya tamamen muvafakat etmesi şeklinde tanımlanabilir (..., ...; Hukuk Muhakemeleri Usulü, 6. Baskı, C. IV., ... 2001, s. 3674; Süha, ...; Mahkeme Huzurunda Yapılan Kabuller, AÜHFD, 1995/I, s. 221).Kabul, davayı sona erdiren usul işlemi olmasının yanı sıra aynı zamanda davalı, davacının istemiş olduğu hakkın varlığını da kabul ettiğinden bir maddi hukuk işlemidir (..., s. 3677). Davayı kabul, her şeyden önce bir usul işlemi olduğundan, kabulün şartları ve etkileri usul hukuku bakımından düzenlenir. Kabulün şekli (yapılış biçimi), davayı sona erdirmesi ve kabul nedeniyle davanın kabulüne ilişkin mahkeme kararının istinaf/temyiz edilmesi usul hukukuna tabidir.Davayı kabulden söz edilebilmesi için dört koşulun bir arada bulunması gerekir. Bunlardan ilkini; davalı tarafından mahkemeye yöneltilmiş bulunan tek taraflı ve varması gereken bir irade beyanının mevcudiyeti oluşturur (..., s. 221). Bu irade beyanının kendisinden beklenen hüküm ve sonuçları doğurabilmesi mahkeme veya davacı tarafından kabul edilmesine bağlı değildir (..., s. 3691). Bu yönü ile davayı kabul beyanı davadan feragatle benzerlik gösterirken, mahkeme huzurunda yapılan sulhlerden ayrılır. Zira mahkeme huzurunda yapılan sulh için tarafların karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanlarına ihtiyaç vardır.Diğer bir koşul, davayı kabule ilişkin irade beyanının kayıtsız, şartsız ve açık olması gereklidir (6100 sayılı Kanun'un 309/4 hükmü). Usul işlemleri kural olarak şarta bağlı olarak yapılamayacağından, şarta bağlı olarak bir kabul beyanında bulunulmuş ise, davalının bu beyanının davayı kabul olarak nitelendirilmesi mümkün değildir. Davalının, davanın kabulüne ilişkin davayı kabul eden irade beyanı, kayıtsız ve şartsız olmasının yanı sıra, açık ve tereddüte yer vermeyecek bir biçimde kesin de olmalıdır. Zımni olarak davayı kabul de mümkün değildir (..., 3692-3694).Diğer taraftan, davalının kabule ilişkin irade beyanının davacının talep sonucunu konu alması gerekir. Davalı sözü edilen irade beyanı ile davacının dava dilekçesinin talep sonucu kısmına rıza gösterir. Davayı kabul davacının dava dilekçesinin talep sonucunun tamamına ilişkin olabileceği gibi talep sonucunun bir kısmına ilişkin de olabilir (6100 sayılı Kanun'un 309/3 hükmü).Son koşul olarak kabul, ancak tarafların üzerinde serbestçe tasarrufta bulunabilecekleri uyuşmazlıkları konu alan davalarda hüküm doğurur (6100 sayılı Kanun'un 308/2 hükmü). ...Hukukunda kural olarak tasarruf ilkesi (24. maddesi) uygulandığından, bu ilkeden hareketle davalı da dava konusu üzerindeki tasarruf yetkisine dayanarak açılmış bir davayı kabul edebilir. Bu suretle davalının kabulü davayı sona erdirir. Buna karşın, iki tarafın arzusuna tâbi olmayan ve kamu düzenini yakından ilgilendiren davalarda (örneğin velayete, nesebe ilişkin davalarda) yapılan kabuller geçerlilik taşımaz ve davayı sona erdirmezler (..., s. 3675; ..., s. 218, ..., ....; ... Hukuku, ... 1975, s. 480).7. Dosya içeriği ve toplanan delillerden davacının 24.08.2015 tarihinden itibaren dava konusu bağımsız bölümün tapu kayıt maliki olduğu, asıl ve birleştirilen davada davalıların kayıttan ve mülkiyetten kaynaklı bir hakları bulunmaksızın davacının malik olduğu taşınmaza el attıkları, davacı tarafından asıl dava açıldıktan sonra yapılan keşif esnasında dava konusu taşınmazı kullandığı tespit edilen ...'a karşı birleştirilen davanın açıldığı anlaşılmakla, davalı ... hakkındaki el atmanın önlenmesi davasının kabulünde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ne var ki; gerek asıl gerekse birleştirilen dava bakımından davalıların ayrı dönemler itibariyle dava konusu taşınmazı kullandıkları kendi ibeyanlarıyla da sabit olup davacının mülkiyet hakkına karşı davalıların 3. kişiyle yaptıkları harici satış sözleşmesine dayalı olarak kullanmalarının haklı olduğunun, bir başka ifadeyle zilyetliğin iyiniyetli olduğunun söylenmesi mümkün bulunmamaktadır.8. O hâlde Mahkemece 6100 sayılı Kanun'un 31. maddesinde düzenlenen hâkimin davayı aydınlatma ödevi kapsamında, davacının her bir davalıdan ecrimisil istediği dönemler belirgin hâle getirilerek, gerektiğinde davalıların isticvabı ve tanıkların yeniden dinlenmesi suretiyle el atma olgusunun başlangıç tarihlerinin belirlenmesi ve bu tespite göre ecrimisil bedelinin tespit edilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile hüküm kurulması doğru görülmemiştir.9. Yargılama giderleri yönünden yapılan incelemede; birleştirilen davada davalı ...'ın açık kabulü olmadığı hâlde 6100 sayılı Kanun'un 326. maddesine aykırı şekilde yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılması hatalı olup hükmün açıklanan bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.VI. KARAR1. Yukarıda (V.B. 1-3) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle birleştirilen davada davalı ...'ın itirazları yerinde görülmediğinden tüm temyiz itirazlarının reddine, 2. Yukarıda (V.B.4-9) numaralı bentlerinde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,08.12.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.