Özel hayatın korunması prensibiyle reddedilen vasiyetname iptali davasında, ahlaka aykırılık ve şekil şartları ihlali iddialarının temyiz yoluyla yeniden değerlendirilmesi.
Özet: Davacılar, mirasbırakanın tüm malvarlığını vasiyet ettiği davalı ile "genel ahlak ve adap kurallarına aykırı" olarak nitelendirdikleri bir ilişkinin varlığı nedeniyle vasiyetnamenin iptalini talep etmiş; ilk derece mahkemesi, mirasbırakanın özel hayatının anayasal güvence altında olduğunu ve iddia edilen yaşam biçiminin vasiyetnamenin iptal sebebi teşkil etmeyeceğini belirterek davayı reddetmiş, bölge adliye mahkemesi ise hem bu gerekçeyi hem de istinaf dilekçesinde ileri sürülen şekil eksikliği gibi yeni iptal sebeplerinin ilk dava dilekçesinde bulunmaması nedeniyle değerlendirilemeyeceğini vurgulayarak istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.

MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2025/68 E., 2025/149 K.MÜTEVEFFA: ...İLK DERECE MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 2. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI: 2021/267 E., 2022/245 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davacıların murisi ...'ın 31.12.2020 tarihinde 77 yaşında bekâr ve çocuksuz olarak öldüğünü, murisin ölümünden 34 yıl önce .... Noterliğinde 13.01.1986 tarihli 2004 yevmiye numaralı işlem ile düzenlenen vasiyetnamenin, Anadolu 17. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2021/758 Esas sayılı dosyası ile açılarak okunduğunu, murisin vasiyetname düzenlediği tarihte 43 yaşında olduğunu, vasiyetname düzenlemesini gerektirecek kronik rahatsızlığı veya hastalığının bulunmadığını, vasiyetname tarihinde davalının 25 yaşında olduğu ve murisle uzunca süre arkadaşlık yaparak murisin evinde baraber kaldıklarını, muris ile davalı arasında herhangi bir akraba ilişkisinin bulunmamasına rağmen hayatın olağan akışına aykırı şekilde dava konusu vasiyetname ile tüm mal varlığını davalıya vasiyet ettiğini, muris ile davalının ilişkisinin murisin ölümünden 2-3 yıl öncesine kadar devam ettiğini ve bu ilişkinin toplumun kabul etmediği bir ilişki türünde olduğunu, murisin vefatından yaklaşık 2-3 yıl önce aynı şekilde ... isimli bir kişiyle arkadaşlık kurduğunu, murisin ... isimli kişiyle de tıpkı davalıyla olduğu şekilde murisin evinde beraber yaşadıklarını, murisin ... bulunan iki taşınmazını intifa hakkını saklı tutarak satış suretiyle ...'e temlik ettiğini, murisin arkadaşlık yaptığı erkeklere bir takım kazandırmalarda bulunmayı alışkanlık haline getirdiğini, genel ahlak ve adap kuralları tarafından kabul görmeyen bir ilişkinin varlığı ve bunun devamını sağlamak amacıyla muris tarafından tanzim edilen dava konusu vasiyetnamenin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacıların ileri sürdüğü iddiaların asılsız olduğunu ve müvekkili tarafından kabul edilmediğini, davalının hiçbir zaman muris ile aynı evde yerleşik niyetle kalmadığını, müvekkilinin ebeveynleri ve ikiz kardeşi ile birlikte yaşadığını, müvekkilinin kendi geçimini sağlayacak işinin bulunduğunu ve sunulan kurum kayıtlarından bu durumun anlaşılacağını, muris ile müvekkilinin yasaların suç saydığı, Anayasa ve diğer yasalarca koruma altında olmayan yasa dışı hiçbir ilişki yaşamadığını, müvekkili ile muris arasında geçmişe dayalı arkadaşlıklarının bulunduğunu, murisin serbest iradesi ile yaptığı tasarrufa gayriahlaki gerekçe bulmanın abes olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin 05.07.2022 tarihli ve 2021/267 Esas, 2022/245 Karar sayılı kararı ile "...davacılarca dava konusu vasiyetnamenin iptali gerekçesi olarak, murisin kanun ve ahlak kurallarına aykırı yaşam biçiminin devamını sağlamak amacıyla vasiyetname düzenlediği iddiasının ileri sürüldüğü, gerek murisin gerek davalının herhangi bir suç teşkil etmeyen özel hayatlarının Anayasa ile güvence altına alınan haklardan olduğu, murisin yaşam biçiminin toplumun geneli tarafından onaylanmayacağı iddiasının murisin serbest iradesini yok sayan ve hukuki işlem ehliyetini etkileyen bir unsur olarak kabul edilemeceyeği..." gerekçesiyle "...davanın reddine..." karar verilmiştir. IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda (III) numaralı bentte belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 22.01.2025 tarihli ve 2025/68 Esas, 2025/149 Karar sayılı kararı ile "...dava konusu iddianın, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 557. madde hükmünde sayılan hâllerden hiçbirine girmediği, dava dilekçesinde ileri sürülmeyen, istinaf incelemesi sırasında bildirilen iptal sebepleri hususunda istinaf incelemesi yapılmasının mümkün bulunmadığı..." gerekçesiyle istinaf başvurusunun "...esastan reddine...." karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda (IV) numaralı bentte belirtilen kararına karşı süresi içinde davaclar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle;a. Vasiyetnamede imza eksikliğinin bulunduğunun anlaşılması üzerine bu konunun incelenmesi talebinin istinaf dilekçesinde belirtildiğini, Bölge Adliye Mahkemesi kararında bu iddianın dava dilekçesinde ileri sürülmediği gerekçesiyle reddine karar verildiğini,b. Dava konusu resmî vasiyetnamenin şekil şartına uygun yapılmadığını, bu nedenle de iptale tabi olduğunu, c. Vasiyetnameyi düzenleyen .... Noteri ... vekili ... ...'ın vasiyetnamede imzasnın bulunmadığını, bu husunun Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin yerleşik içtihatlarında belirtilen vasiyetname yönünden zorunlu şekil şartı olduğunu, vasiyetnamenin noterde düzenlenip düzenlenmediğinin dâhi tartışmalı olduğunu,d. Vasiyetnamenin sadece mühür vurulmak suretiyle geçerli hâle getirilemeyeceğini belirterek, kararın bozulmasını istemiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeDava, vasiyetnamenin iptali istemine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,Onama harcı tam yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,08.12.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.