Tur operatörünün otel ile yaptığı kontenjan sözleşmesi ihlali iddiasıyla açtığı maddi ve manevi tazminat talepli ticari davada, Bölge Adliye Mahkemesi kararının temyiz incelemesi.
Özet: Davacı turizm hizmetleri sağlayıcısı, davalı otel işletmecisine karşı, 2010 yılında yabancı tur operatörlerinin müşterileri için akdedilen kontenjan sözleşmesi kapsamındaki konaklama hizmetlerini sunmamak suretiyle sözleşmeyi ihlal ettiğini belirterek, bu ihlal sonucunda alternatif otel ayarlama farkları, gerçekleşmeyen tur kârları, otelin tanıtım giderleri, tahkim kararıyla yabancı tur operatörlerine ödenen tazminatlar ve diğer bağlantılı zararlar dahil olmak üzere, davalının edimini ifa etmemesi nedeniyle uğradığı önemli miktardaki maddi ve manevi zararın faiziyle birlikte tahsilini talep eden bir dava açmıştır.
6. Hukuk Dairesi         2025/2233 E.  ,  2025/4084 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ: İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2021/1220 E., 2025/291 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyize konu edilen kararda duruşma sınırının altında olduğu anlaşılmıştır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası uyarınca duruşma isteğinin reddine, temyiz dilekçesinin kabulü ile incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; ... ve .... Ltd. Şti’nin ... organizasyonu ve yabancı tur operatörlerine “...” hizmetini yapan bir firma olduğunu, davalı durumda olan tarafın da “... Oteli”’nin sahibi aynı zamanda işletmecisi olduğunu, müvekkili şirketin işbirliği ve operasyon devir sözleşmesi akdettiğini, ... ... ile davalı taraf arasında 31.10.2009 tarihinde müvekkili olduğu şirketin ... hizmeti verdiği; ... ... ve .... adlı yabancı tur operatörünün Türkiye ... göndereceği turist grubunun konaklaması için aralarında bir "Kontenjan Sözleşmesi" akdedilmiş olduğunu; ... İnş.Tic. A.Ş. ticaret unvanı altında işletilmekte olan ... Otel Konaklama tesisi ile (...) ... ve ...'nın aralarında 03.04.2010- 31.10.2010 tarihleri arasında geçerli olmak üzere, akdedilmiş bulunan 31.10.2009 tarihli “Kontenjan Sözleşmesi” gereği, davacı şirketin bu kontenjan tahsisli odaların bedellerinin davalı olan şirkete ödeyeceklerini, sözleşme gereği rezervasyon formalarını davalı şirkete gönderdiğini, ... Otel konaklama tesisinin bu rezervasyonları onaylayarak davacı şirket'e onaylı bilgisini vereceğini, taraflar arasında imzalanan sözleşmeye istinaden 2010 Ocak ve Şubat aylarında yapılan erken rezervasyonların otel idaresi tarafından onaylandığını, 12 Haziran 20 10... Haziran tarihleri arasındaki konaklamalarda sorun yaşanması nedeniyle bu tarihlerde Otel İdaresi tarafından ... edilen müvekkili ... müşterilerinin aynı şart ve fiyatlarla başka bir otelde konaklatılması veya başka bir tarihe ertelenmesinin talep edildiğini, müvekkili şirketin iyiniyet çerçevesinde yapılan bu rezervasyonlardan 50-60 odayı başka bir tarih aralığına kaydırdığını, bilahare 2010 Mayıs ayında müvekkili firma ile tekrar irtibata geçilerek aynı mevkide bulunan ...Otele 100 odanın temin edildiğini ve rezervasyonları ... edilen müşterilerin belirtilen otelde konaklamaları için rica edilmiş olduğunu, bilahare karşı tarafça müvekkili firma ile tekrar görüşme talep edilerek daha önce kabul edilen... Otelden konaklamanın temin edilemeyeceğinin bildirilmesi üzerine, müvekkili firmanın otele giriş yapmalarına çok kısa bir süre kalmış olması ve sezon dolayısıyla başka bir otelde de yer bulunamayacağı hususu belirtilerek Borçlar Kanunu ve Bakanlık İlişkiler Yönetmeliği gereği davalı tarafın konaklama edinimini yerine getirememesi nedeniyle bu ifasını temin etmeleri için ihtar keşide edildiğini, davalı tarafça ... edilen rezervasyonlardan 260 odadan 180 adetinin başka otellerde konaklatmaya zorlandığını, 41 odanın ise davalı tarafın edinimini ifa etmemesi nedeniyle müvekkili şirket tarafından iptal edilmek zorunda bırakıldığını ileri sürerek müşterilerin başka otellerde konaklatılmasından dolayı; 235.580,00 TL’lik fiyat farkınnın, 12.06.20 10... .10.2020 tarihleri arasında müvekkili şirket müşterilerine verilmeyen hizmetler olan; ..., ... gibi turlardan kazanacağı yaklaşık; 35.029,75 Euro’nun, Müvekkili şirket tarafından davalı şirkete ait Otel'in yurt dışındaki tanıtım ve pazarlaması, ... organizasyonu ve Reklam giderleri olarak toplam 8.000 Euro’nun davalı taraftan kaynaklanan sorunlardan dolayı 01.07.2010 tarihinden itibaren taahhüt edilen ... Hotel’de konaklatılamayan ... müşteriler nedeniyle oluşan toplam 91.627,00 Euro zararın, davalı şirketin mevcut sözleşme hükümlerini ihlal etmesi sonucu, Türkiye’de ... hizmet verdiği ... ve ... adlı ...karşı edimlerini yerine getiremediğini, bu nedenle yabancı ... tarafından açılan davanın tahkim kurulu marifetiyle karara bağlandığını, bu karar sonucunda müvekkili davacı şirketin ...’ye ödediği toplam 47.500,00 Euro, ve ...'ye ise, toplam 37.500,00 Euro, davalı müvekkili firmaya taahhüt ettiği 3 adet duble ücretsiz konaklama bedeli olarak 2.100,00 Euro olmak üzere stoplamda; 235.580,00 TL ve 321.756,75 Euro maddi zararının şimdilik 50.000,00 TL maddi 100.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 150.000,00 TL zararının davalı taraftan fiili zarar tarihi itibariyle ticari faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalı şirket merkezi İzmir'de olduğu, yetkili yer mahkemelerinin İzmir Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğu, davanın zamanaşımı süresinden sonra açıldığı, dilekçede varlığını iddia ettiği tüm zararlarını kalem kalem ve miktar olarak belirtmesine rağmen davayı kısmi olarak açılmasının hatalı olduğunu, davacı ile bir sözleşme olmadığını, gerçek dışı, soyut, mükerrer, ilişkiler yönetmeliği gereğince de gerçek olmayan zararların hukuka aykırı olduğunu savunarak davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 146. maddesinde kanunda aksine hüküm bulunmadıkça, her alacak için on yıllık zamanaşımına tabi olduğu , 147/2. maddesinde ise otel ,motel,pansiyon, ve tatil köyü gibi yerlerdeki konaklama bedelleri ile lokanta ve benzeri yerlerdeki yeme içme bedelleri, yine 5. maddesinde "vekalet, komisyon ve acentalık sözleşmelerinden ,ticari simsarlık ücret alacağı dışında simsarlık sözleşmesinden doğan alacaklarda 5 yıllık zamanaşımına tabi olduğu gerekçesi ile ıslah edilen kısım zamanaşımına uğradığından ıslah ile talep edilen 235.580,00 TL ve 195.100,00 Euro yönünden zamanaşımı nedeniyle esastan reddine karar verilmiş, dava dilekçesinde belirtilen 50.000,00 TL maddi tazminat talebi yönünden ise alınan son bilirkişi raporunda davalı tarafından konfirme edilen ancak davalının edinimini ifa etmemesi nedeniyle oluştuğunu iddia ettiği zararın mevcut olabileceği belirtilmişse de bu zararın kanuni defterlerde tespit edilememesi, defterin ana hesap bazında yazılması, davacı... ve ... Tic. Ltd. Şti'nin kanuni defterlerinin yasa gereği kapanış onayının bulunmaması; davalının kanuni defterlerinin TTK hükümleri gereği açılış onayının bulunduğu ama kapanış tasdiklerinin yapılmamış olması; kebir ve envanter defterinin bulunmaması; davalı yanın Ba -Bs form beyanlarının tetkikinde ve rapor ekinde (2010 Yılı Haziran,Temmuz, Ağustos aylarına ilişkin Ba-Bs Beyanları) bulunan Ba-Bs Form beyannamelerinde iddiaya konu alacakların faturalarının tespit edilmemesi, kaldı ki BA -Bs faturalarının delil sunma süresi geçtikten sonra verilmesi bu haliyle de hükme esas alınamayacağı ticari defterlerin bu durumda sahibi yararına delil olma niteliğini ve dolayısıyla hükme esas olma gücünü kazanamayacağı, ticari defterler yasaya uygun surette tutulmamış, süresinde kapanış tasdikleri yapılmamış ve defterlere kaydedilen hususların dayanağı belgeler yoksa ve defterler birbirini teyit etmiyorsa defter kayıtları sahibi lehine değil aleyhine delil olacağından (Yargıtay Kapatılan 23. Hukuk Dairesi'nin 2017/1910 Esas, 2020/3326 Karar sayılı kararı), TTK'nun 222. maddesi gereği davacı tarafça usulüne uygun tutulmayan defterler sahibi aleyhine delil teşkil edeceğinden ve yine Türk Ticaret Kanunu'nun 64/III. maddesi gereğince ticari defterlerin açılış onayları ile kapanış onayı zorunlu olan defterlerin kapanış onaylarının yapılmış olması gerektiğinden , netice itibari ile ticari defterlerin sahibi lehine delil sayılması için aranan şartların yerine getirilmesi gerektiğinden ,yine TT.K madde 64/1. maddesi gereği, ticari defterlerin usulüne uygun tutulmuş olması gerektiğinden ve TTK'nun 70. maddesinin son fıkrasına göre yevmiye defterinin yasaya uygun tutulmuş sayılması için yıl sonu tastikinin bulunması gerektiği ve 6762 sayılı TTK’nın 82 vd. maddesine göre, usulüne uygun tutulmayan defterler sahibi lehine değil aleyhine delil olduğun davaya konu davacının yanın uğradığını iddia ettiği zararın belirlenemediği ve alacaklı olmadığı gerekçesi ile esastan reddine manevi tazminat yönünden de şartları oluşmayan ve ispat edilmeyen davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı vekilinin tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ispat yükü üzerinde olan davacının sözleşme kapsamında olduğunu iddia ettiği maddi ve manevi zararını kanıtlayamamış olduğu, davacı vekilince maddi tazminata ilişkin talebin kısmi dava olarak açıldığı açıkça beyan edilmesi nedeniyle 23.11.2020 tarihli ıslah edilen alacak bölümünün zamanaşımına uğradığı, ikinci ıslahın mümkün olmadığı, maddi ve manevi tazminat davalarının tamamen red edilmesi nedeniyle ücretin hüküm tarihine göre maktu olarak belirlenmesinin isabetli olduğu gerekçesi ile taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1-Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
a. 02.03.2021 tarihli tam ıslah dilekçelerinin kabulüne karar verilmesi gerekirken, yerel mahkemece daha önce kısmi ıslah yapıldığından bahisle taleplerinin reddine karar verilmesinin yasaya aykırı olduğunu, 23.11.2020 tarihli dilekçelerinin bedel artırım talebi olarak kabulü gerektiği,
b. Her iki tarafın da defterlerinin kapanış tasdiklerinin bulunmadığı, yalnızca defterlere göre hüküm kurulmasının doğru olmadığı,
c. Davalı tarafın uyuşmazlık tarihine kadar davacının şirket ile defalarca ticari ilişki kurduğunu, müvekkili şirketçe gönderilen rezervasyonları kabul ettiğini, gelen turistlere konaklama hizmeti sağladığını ve bu doğrultuda işbu ilişkiden kâr elde etmiş olup; daha sonra kendi üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirmeyerek müvekkili şirketin zarara uğramasına sebebiyet verdiğinde ise aralarında bulunan sözleşmeyi tanımamazlıktan geldiğini, bu durumun kötüniyetten başka bir şey olmadığını,
d. Manevi tazminat yönünden şartları oluşmayan manevi tazminat taleplerinin reddine" şeklinde hüküm kurduğunu ve hiçbir gerekçe göstermediğini beyan etmektedir.
2-Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
a. Davalı müvekkil şirket yönünden zamanaşımı sebebi ile esastan reddedilen 185.580,00 TL ve 195.100,00 Euro tutar üzerinden nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini,
3. İşbu davayı kötüniyetle tesis eden davacı aleyhine HMK'nın 329/1-2. maddesi uyarınca idari para cezası ve asgari ücret tarifesinin üst sınırından ayrılarak vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, tacirler arası hizmet sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle ikinci ıslahın mümkün olmaması, ispat yükünün davacıda olması ile maddi ve manevi tazminat davalarının tamamen red edilmesi nedeniyle vekalet ücretinin hüküm tarihine göre maktu olarak belirlenmesinin isabetli olmasına göre usul ve kanuna uygun olup, taraflar vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1. maddesi hükmü uyarınca ONANMASINA,
Alınması gereken temyiz harcın mahsubu ile fazla yatırılan miktarın davacıya iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
27.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.