Mera yaylasına beton dökülerek yapılan inşaatın önlenmesi davasında köy halkından bir kişinin aktif husumet ehliyeti ve hukuki yararı.
Özet: Yargıtay, köy merasına yapılan izinsiz yapılaşmanın kaldırılması talebiyle köy halkından bir kişi tarafından açılan müdahalenin meni ve kal davasında, ilk derece ve istinaf mahkemelerinin aksine, köy tüzel kişiliği veya hazine tarafından dava açılmaması durumunda, meradan doğrudan yararlanma hakkı bulunan köy halkından bir veya birkaç kişinin, meralardan faydalanma haklarının korunmasında hukuki yararı bulunduğunu ve bu kişilerin aktif dava açma ehliyetine sahip olduğunu belirterek, davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddedilmesinin hukukun özüne aykırı olduğuna hükmetmiştir.
7. Hukuk Dairesi         2025/834 E.  ,  2025/5226 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ: Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2024/1980 E., 2025/39 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ: ... Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI: 2023/151 E., 2024/83 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; ... ilçesi, ... Köyü mera yaylasında davalılar tarafından beton dökülmek suretiyle inşaat yapıldığını, 4342 sayılı Mera Kanunu uyarınca meralarda yapılaşma yapılmasının kanunen açık bir şekilde yasaklandığını, davalıların bu durumu bilmelerine rağmen ve yine köy halkı tarafından uyarılmalarına rağmen hiç bir hak ve hukuk tanımaz, bilmez bir hâlde kaba kuvvetle inşaatlarını sürdürdüklerini, bu hususta ilgili ... Kaymakamlığına 3091 sayılı Taşınmaz Mal Zilyetliğine Yapılan Tecavüzlerin Önlenmesi Hakkında Kanun uyarınca talepte bulunulmuş olmasına rağmen İdare tarafından sadece bu hususta tespit yapılmış ve bu hususta herhangi bir durdurma işlemi ifa edilmediğini, davalıların merada bulunan otlakları kirlettiğini, su kaynaklarına zarar verdiğini ve köy halkının meradan istediği gibi faydalanmasına mani olduklarını ileri sürerek köylünün ve kamunun faydalandığı açık alana, meraya inşaat yapan davalıların müdahalenin men'i ve kâl kararı verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davacının işbu davada dava açma ehliyetinin bulunmadığını, davanın sıfat (husumet) yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkillerin kadimden beri ataları tarafından kullanılan şimdi de kendileri tarafından kullanılan yerlere inşaat yaptıklarını, geçmişte de bu yerlerde binalar mevcut olduğunu, dava konusu yapıların amacı dışında kullanılmadığını, dava konusu yerlerin kadimden beri mera vasfı ile kullanılmadığını kadimden beri mevcut şekliyle kullanıldığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "meraya el atmanın önlenmesi davası, kadim yararlanma hakkı olan köy veya Belediye Tüzel Kişiliği ya da taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olması nedeniyle Hazine tarafından açılabileceği, davacının dava açmada aktif husumet ehliyeti olmadığı anlaşılarak davanın aktif husumet yokluğu nedeni ile usulden reddine karar vermek gerektiği" gerekçesiyle aktif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "davanın mahalle halkından olan gerçek kişi tarafından açıldığı, meradan yararlanma hakkı bulunan bazı kişilerin yararlanma hakkını ileri sürerek ilgili Belediye veya Hazineyi temsilen dava açma yetkilerinin bulunmadığı" gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Dava açmakta hukuki yararının bulunduğunu,
2. Muhtarlığa, kaymakamlığa başvurduğunu ancak bir sonuç alamadığını beyan etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, meraya el atmanın önlenmesi ve yıkım istemine ilişkindir.
Hukuki nitelikleri itibariyle devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olan meralar özel mülkiyete konu olamazlar. Bu nedenle de mülkiyeti devlete ait olan yerlere ilişkin davayı Hazine açabileceği gibi meraların sınırları içinde bulunduğu ve yararlanma hakkı olan Köy Tüzel Kişilikleri ve belediyelerin de dava açma hakları vardır. Ancak, köy muhtarının veya derneğinin dava açmaması hâlinde köy halkından bir ya da birkaç kişinin dava açma hakkı olup olmadığı sorunu karşımıza çıkmaktadır.
Mera yaylak ve kışlaklara ilişkin uyuşmazlıklarda kimlerin dava açabileceğine ilişkin yasal düzenleme yoktur. 3402 sayılı Kadastro Kanunu ve 4342 sayılı Mera Kanunu'nda kimlerin dava açabileceği açıkça belirtilmemiştir. Genel hükümler çerçevesinde konuya bakıldığında hukuki yararı olan kişinin davacılık sıfatının varlığının kabulü gerekir. Aksi durum köy muhtarının veya derneğin seçeceği bir temsilcinin dava açmaması hâlinde, köy halkının mera olduğu ileri sürülen yerden yararlanma hakkı tamamen ortadan kalkmaktadır. Bu durum da hukuka ve hakkın özüne aykırı durum oluşturacağından meradan doğrudan yararlanabilecek köy halkından bir veya birkaç kişinin dava açarak, meradan yararlanma haklarını korunmasını istemede hukuki yararlarının varlığının kabulü ile davacılık sıfatlarının da tanınması gerekir.
Somut olayda; Mahkemece davanın aktif husumetten reddine karar verilmiş ise de dava açma hakkı bulunan Hazine ve ilgili köy tüzel kişiliğinin dava açmamış olması durumunda Dairemizin yeni uygulamalarına istinaden hakkı halleldar olan köy ahalisinden gerçek kişinin de dava açma hakkının olduğunun kabulüne göre Mahkemece davacının aktif dava ehliyeti bulunduğu kabul edilerek işin esasına girilmek suretiyle bir hüküm kurulması gerekirken, davanın aktif dava ehliyeti bulunmadığı gerekçesiyle reddi doğru görülmemiş, kararın bu sebeple bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesinin kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
08.12.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.