Ödenen fatura bedeline rağmen haksız icra takibi iddiasıyla açılan menfi tespit davasının, zorunlu arabuluculuk dava şartı eksikliği nedeniyle usulden reddi kararı.
Özet: Davacı şirketin, davalıya ödenmiş faturaya rağmen başlatılan ve yetkilisinin özgürlüğünün kısıtlı olduğu bir dönemde, tahsilattan ziyade baskı kurma amacı taşıdığı iddia edilen haksız icra takibi nedeniyle borçlu olmadığının tespiti, kötü niyet tazminatı ve uğradığı ticari itibar kaybı ile maddi zararların tazmini talepleriyle açtığı menfi tespit davası, ticari davalarda zorunlu dava şartı olan arabuluculuk sürecinin tamamlandığına dair bir son tutanak olmaksızın açıldığı gerekçesiyle mahkeme tarafından usulden reddedilmiştir.

T.C. İstanbul Anadolu 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/133 EsasKARAR NO : 2026/197DAVA : Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan)DAVA TARİHİ : 10/02/2026KARAR TARİHİ : 03/03/2026Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle: Davacı şirket tarafından davalı şirket adına 28.06.2024 tarihli, --------- numaralı e-fatura düzenlediğini, fatura bedeli davalı şirket tarafından 24.07.2024 tarihinde 300.000 TL olarak banka yoluyla ödendiğini, anılan faturaya ilişkin olarak davalı tarafından herhangi bir itirazda bulunulmadığını, iade faturası düzenlenmediğini ve kısmi ödeme iddiası İleri sürülmediğini, borç ilişkisinin tam ifa ile sona erdiğini, Davalı şirket icra takibini başlatmadan önce veya sonra davacı şirket ile herhangi bir iletişime geçmediğini, iddia edilen hususlara ilişkin ne yazılı bir bildirimde bulunmuş ne de elektronik posta veya telefon yoluyla bir uyarı yaptığını, Davacı şirket yetkilisinin 30.07.2024 tarihinde özgürlüğünün kısıtlı olduğu bir dönemde başlatılan icra takibinde, 300.000 TL tutarındaki ana alacak; faiz, vekâlet ücreti ve masraflarla birlikte 568.824 ,65 TL'ye çıkarıldığını, ardından dosya bakiye O olacak şekilde pasife alındığını, bu davranış biçimi, takibin tahsil amacıyla değil, davacı üzerinde baskı kurma amacıyla başlatıldığını, davacı şirket yetkilisinin özgürlüğünün kısıtlanmış olduğu, bu nedenle şirketin fiilen yönetilemediği ve tebligatlara erişimin mümkün olmadığı bir zaman aralığının tercih edilmiş olması, İcra takibinin dürüstlük kuralına aykırı biçimde başlatıldığını ortaya koyduğunu, Davalı ------- ve ---------unvanlı şirketlerin, fiilen aynı işletmeci ve yönetim iradesi altında faaliyet gösterdiği, icra takiplerinin aynı yöntemle, aynı zaman aralığında ve aynı hukuki gerekçeler ileri sürülerek başlatılmasından açıkça anlaşıldığını, davalı tarafından başlatılan bu haksız takip; davacı şirketin ticari faaliyetlerini sekteye uğrattığını, finansal güvenilirliğini zedelemiş ve fiili faaliyet kaybına neden olduğunu, meydana gelen zarar yalnızca icra dosyasındaki rakamlarla sınırlı olmayıp, şirketin ticari itibarı ve işleyişine yönelik olduğunu, Davacının, --------- İcra Dairesi'nin -------- E. sayılı dosyası kapsamında borçlu olmadığının tespitini, davalının kötü niyetli icra takibi nedeniyle İİK m.72/3 uyarınca 420 kötü niyet tazminatı olarak 60.000 TL'nin davalıdan tahsilini, davacının uğradığı zararlar nedeniyle şimdilik 400.000 TL maddi tazminatın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Tüm dosya kapsamı hep birlikte değerlendirildiğinde; Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK'nın 5/A maddesine göre TTK'nın 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. 6325 sayılı Kanun'un 18/A maddesinin 2. fıkrasına göre, davacıya arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın ibrazı için bir haftalık kesin süre verilmesi ve sonucuna göre işlem yapılması, aynı maddenin son cümlesine göre ise, arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmesi gerekir. Somut olayda davanın arabuluculuğa tabi olduğu ve 10/02/2026 tarihinde açıldığı, Kanun koyucu, dava şartı arabuluculukta davacının arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya onaylı bir örneğini dava dilekçesine eklemesini zorunlu kılmıştır. Henüz başvuru yapılmış aynı gün dava açılmışsa, ortada düzenlenmiş bir son tutanak (anlaşamama tutanağı) olmayacaktır. Kanun, son tutanağın dava dilekçesine eklenmemesi halinde mahkemenin 1 haftalık kesin süre vereceğini belirtse de, bu süre zaten var olan ancak sunulmayan tutanağın sunulması içindir; henüz tamamlanmamış bir sürecin tamamlanması için olmadığından davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere;1-Davanın arabuluculuk dava şartı yokluğu nedeniyle HMK'nın 114/2 ve 115/2. maddeleri uyarınca USULDEN REDDİNE,2-Davanın adli yardım talepli olarak açılmış olup, başlangıçta harç alınmadığından 732,00TL Başvuru harcı ile 732,00 TL karar ve ilam harcının davacıdan alınarak Hazineye irad kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan başvuru harcı dahil tüm yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde HMK Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi uyarınca yatıran ilgili tarafa iadesine,Dair, tarafların yokluğunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içinde Mahkememize veya Mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer yada başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile ---------- Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yasa yolunun açık olduğu, istinaf dilekçesinde istinaf yoluna başvuru konusu edilen hususlar ile nedenlerinin belirtilmesinin gerektiği açıklanmak suretiyle dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde oybirliği ile karar verildi. 03/03/2026