**Bağ-Kur Emeklisinin İntibak Sonucu Oluşan Borcunun İptali, Borçlu Olmadığının Tespiti ve Yersiz Kesilen Miktarının İadesi Talepli Davada 5510 Sayılı Kanun Hükmünce Verilen Bozma Kararı.**
Özet: Bir sigortalının emekli olduktan sonra Bağ-Kur tarafından yapılan intibak sonucu çıkarılan prim borcunun iptali, borçlu olmadığının tespiti ve yersiz kesilen 691,80 TLnin yasal faiziyle iadesi talebiyle açtığı davada, ilk derece mahkemesi davayı kabul ederek kurum işlemini iptal edip borçlu olunmadığına ve talep edilen miktarın ödenmesine hükmetmiş, ancak Bölge Adliye Mahkemesi, ilk derece mahkemesinin talebin dışına çıktığı gerekçesiyle kararı kısmen düzelterek davacının borçlu olmadığını ve 691,80 TL alacağının bulunduğunu belirtmiş, Yargıtay ise bu kararı 5510 sayılı Kanunun 96. maddesi gereğince bozarak Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına hükmetmiştir.

MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1723 E., 2024/1436 K.İLK DERECE MAHKEMESİ : Konya 4. İş MahkemesiSAYISI : 2017/51 E., 2019/388 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I.DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının 18.07.2008 tarihinde BağKur kapsamında emekli olduğu, davacı emekli olduktan sonra intibak yapıldığı gerekçesiyle 7.017,85 TL borç çıkarıldığı, davacının 12.10.2016 tarihli dilekçesi ile borcun yersiz olduğu, kanuni dayanaktan yoksun olduğu gerekçesiyle Kuruma başvurduğu, ancak olumsuz cevap verildiği, oysa 6385 sayılı Kanun'un 11. maddesi gereğince basamak intibakı yapılmayacağı, Kurum işlemlerinin usul ve yasaya aykırı olduğu iddiasıyla davacıya Kurum nezdinde çıkarılan borcun iptali ve borçlu olmadığının tespiti ile şimdilik yapılan haksız 691,80 TL'nin yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II.CEVAP Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; Kurum işlemlerinin yerinde olduğu savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIKonya 4. İş Mahkemesi tarafından 17.10.2019 tarihli ve 2017/51 Esas, 2019/388 Karar sayılı kararla davacının 5480 gün SSK hizmet süresine göre BağKur tescil basamağının 9 olarak kabul edilmesi gerektiğinin, davacının basamak intibakı sonucu tescil basamağının 9 olarak kabul edilmesi sonucu yapılandırılan prim borcu ile daha önce yapılandırma yaparak ödediği prim tutarı arasında fark olmadığı kabul edilerek ve davacının 01.01.2000 tarihindeki basamağı 10 olarak kabul edilerek, Yerleşik Yargıtay İçtihatları doğrultusunda bilirkişi incelemesi sonucunda davacının hesaplanan yaşlılık aylığının aylık başlangıç tarihi itibariyle ek ödeme hariç 721,80 TL olarak hesaplandığı, davacının davalı Kuruma borçlu olmadığı ve aylık başlangıç tarihinden dava tarihi olan 27.01.2017 tarihine kadar ödenmesi gereken aylıklardan, Kuramca fiilen ay be ay ödenen aylıklar mahsup edildikten sonra toplam 14.369,78 TL fark aylık alacağın hesaplandığı, taleple bağlı kalınarak 691,80 TL’nin yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulü ile davacı 1...2 T.C. kimlik numaralı ... açısından davalı SGK Konya İl Müdürlüğü Selçuklu SGM'nin oluşturduğu 16.11.2016 tarih ve 15700556 sayılı işlemin iptali ile, davacının aylık başlangıç tarihindeki aylığının ek ödeme hariç 721,77 TL olması gerektiğinin tespiti ile sözkonusu işlem sebebiyle davacının davalı Kuruma borçlu olmadığının tespitine, 691,80 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı Kurumdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, davacı tarafın fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulmasına karar verilmiştir.IV.İSTİNAFKonya 4. İş Mahkemesinin 17.10.2019 tarihli ve 2017/51 Esas, 2019/388 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 27.01.2021 tarihli ve 2019/3638 Esas, 2021/157 Karar sayılı kararla davacı tarafın davasında intibak yapılarak aylığının yeniden belirlenmesini istemediği, intibaktan kaynaklanan fark alacak hesabı istemediği, Kurum işleminin iptalini, çıkartılan borcun iptalini ve borçlu olmadıklarının tespiti ile aylığından kesilen 691,80 TL'nin faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istediği, Mahkemece davacının Kurumdan 14.369,78 TL fark aylık alacağının bulunduğu kabul edilerek fazlaya dair hakları saklı tutularak 691,80 TL alacağa hükmedilmesi suretiyle talebin aşılması suretiyle hüküm kurulması hatalı olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile hakkında istinaf başvurusunda bulunulan İlk Derece Mahkemesi kararının yeniden düzelterek esas hakkında hüküm kurulmak üzere kaldırılmasına, davanın kısmen kabulü ile kısmen reddine, davacının Kuruma borçlu olmadığının tespitine, davacının aylığından kesilen 691,80 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı Kurumdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, davacının Kurum işleminin iptaline ilişkin fazlaya dair talebinin reddine karar verilmiştir. V.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ1. Bölge Adliye Mahkemesinin 27.01.2021 tarihli ve 2019/3638 Esas, 2021/157 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuş ve Dairemizce 17.02.2023 tarihli ve 2021/4543 Esas, 2023/1356 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Bölge Adliye Mahkemesi kararı bozulmuştur:"...1.5510 sayılı Kanun'un 96 ncı maddesinin birinci fıkrasında; 'Kurumca işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara gelir veya aylık almakta olanlara ve bunların hak sahiplerine, genel sağlık sigortalılarına ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere, fazla veya yersiz olarak yapıldığı tespit edilen bu Kanun kapsamındaki her türlü ödemeler; a) Kasıtlı veya kusurlu davranışlarından doğmuşsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla on yıllık sürede yapılan ödemeler, bu ödemelerin yapıldığı tarihlerden, b) Kurumun hatalı işlemlerinden kaynaklanmışsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla beş yıllık sürede yapılan ödemeler toplamı, ilgiliye tebliğ edildiği tarihten itibaren yirmidört ay içinde yapılacak ödemelerde faizsiz, yirmidört aylık sürenin dolduğu tarihten sonra yapılacak ödemelerde ise bu süre sonundan, itibaren hesaplanacak olan kanunî faizi ile birlikte, ilgililerin Kurumdan alacağı varsa bu alacaklarından mahsup edilir, alacakları yoksa genel hükümlere göre geri alınır. Alacakların yersiz ödemelere mahsubu, en eski borçtan başlanarak borç aslına yapılır, kanunî faiz kalan borca uygulanır.' denilmekle Kurumca yersiz ödemelerin geri alınmasına ilişkin esas ve usuller belirlenmiştir.2.Eldeki davada, 02.07.1973-15.031977 tarihleri arasında kalan dönemde geçen 506 sayılı Kanun kapsamındaki 458 günün dışında, davacının 1479 tescil basamağına esas olacak şekilde intibak yapılabilecek gününün bulunmaması ve davalı Kurumca 458 gün yerine 4580 gün üzerinde işlemlerin yapılmış olduğunun anlaşılması karşısında, bu işlemin düzeltilmesi gerektiği belirgin ise de, davalı Kurumca 2016 yılında yapılan işlem ile dava konusu borç tahakkukunun yapılmasına göre, uyuşmazlığın çözümü bakımından, öncelikle davacı hakkında yapılan tüm işlemlerin ve özellikle dava konusu borç tahakkukunun kaynağının belirlenmesi ve bu borcun aylık bağlama esnasında yapılandırma konusu edilen fark primler nedeniyle mi, yoksa davacı hakkında alması gereken aylık ile almış olduğu aylık miktarlarının mukayesesi sonucunda mı doğduğu ve Kurumca borç olarak tahakkuk ettirildiği hususunun belirlenmesi ve sonucuna göre bir karar tesisi gereklidir.3.Diğer taraftan, davalı Kurumca 2016 yılında yapılan borç tahakkukunun 5510 sayılı Kanun'un 96 ncı maddesinin 'b' bendi hükümlerine göre yapılması gerektiğine ilişkin yaklaşım yerinde ise de, davacı hakkında tahakkuk ettirilen borcun miktarı da hesaplanarak belirlenmeli ve davacının menfi tespit istemi hakkında da infaza elverişli bir karar verilmelidir..."2.Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bozma ilamına uyularak yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamında aldırılan 29.02.2024 tarihli bilirkişi raporunda; ödenen aylık ile ödenmesi gereken aylık arasındaki farkların tespit tarihinden itibaren geriye doğru 5 yıl gidilmek suretiyle yapılan hesaplamada ise davacının Kuruma olan borcu 6.971,70 TL olarak tespit edildiği, bu bağlamda Kurumun talep ettiği borçtan 46,15 TL'nin (7.017,85 TL - 6.971,70 = 46,15 TL) iptalinin mümkün olabileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davacı 1...2 T.C. kimlik numaralı ... açısından davalı SGK Konya İl Müdürlüğü ... SGM'nin oluşturduğu 16.11.2016 tarih ve ... sayılı işlemin kısmen iptali ile davacının Kuruma 6.971,70 TL borçlu olduğunun tespitine fazla ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.VI.TEMYİZA. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davanın tümüyle kabulünün gerektiği, vekalet ücreti takdirinin yerinde olmadığı iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur. 2.Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; Kurum işleminin yerinde olduğu iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, yersiz ödeme iddiasıyla tahakkuk ettirilen borcun iptali ile borçlu olmadığının tespitine ilişkindir.1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen kararın, bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VII. KARARAçıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının ilgiliden alınmasına,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,09.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.