Hırsızlık, konut dokunulmazlığı ihlali ve mala zarar verme suçlarında, zorunlu müdafii atanmaması nedeniyle bölge adliye mahkemesinin usulüne aykırı duruşmasız bozma kararının Yargıtayca bozulması.
Özet: Yargıtay, hırsızlık davasında sanığa zorunlu müdafi atanmaması ve savunmasının müdafi olmaksızın alınması nedeniyle ilk derece mahkemesi kararını bozan bölge adliye mahkemesinin kararını hatalı bulmuştur; zira hukuka aykırılığın giderilmesi için duruşma açılması gerekirken dosya üzerinden incelemeyle bozma kararı verilmesi usul ve yasaya aykırı bulunmuş, bu sebeple sonraki kararların hukuki değeri olmadığına hükmedilerek dosya, bölge adliye mahkemesinde yeniden yargılama yapılmak üzere iade edilmiştir.
2. Ceza Dairesi         2023/12156 E.  ,  2025/17447 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2021/2216 E., 2021/2549 K.
SUÇLAR : Hırsızlık, konut dokunulmazlığının ihlâli, mala zarar verme
HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, onama
İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 280/1-e-f maddesinde Bölge Adliye Mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hallerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre, Kayseri 9. Asliye Ceza Mahkemesinin, 16.07.2019 tarihli ve 2018/493 Esas, 2019/1551 Karar sayılı dosyasında verilen hükümlere yönelik istinaf istemi üzerine yapılan inceleme neticesinde, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin, 29.06.2021 tarihli ve 2019/2896 Esas, 2021/1365 Karar sayılı kararı ile, "28/06/2014 tarihli 6545 sayılı Yasa ile değişik TCK'nın 142/2-h ve 143. maddelerinde öngörülen hırsızlık suçunun gerektirdiği cezanın alt sınırı dikkate alınarak, 5271 sayılı CMK'nın 150/3 ve 196/2. maddelerinde uyarınca sanığa zorunlu müdafii atanması gerektiği gözetilmeden, sanık müdafiinin hazır bulunmadığı duruşmada savunmasının alınarak, hüküm kurulması suretiyle aynı Kanun'un 188/1 ve 289/1-e maddelerine aykırı davranılması," gerekçesi ile hükümlerin bozulmasına karar verildiği, ancak verilen bu bozma kararında belirtilen hukuka aykırılığın aynı Kanun’un 280/1-e-f maddesinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği anlaşılmakla, buna göre Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilerek yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı gözetilerek; Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin, 29.06.2021 tarihli ve 2019/2896 Esas, 2021/1365 Karar sayılı kararı ile bozma üzerine Kayseri 9. Asliye Ceza Mahkemesinin, 01.10.2021 tarihli ve 2021/1085 Esas, 2021/1136 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
5271 sayılı Kanun'un 280/1-g maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği Tebliğnâme'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 07.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.