Yapım sözleşmesinin haksız feshinden doğan alacak ve tazminat davasında, tasfiye kesin hakediş alacağının hesaplanmasında eksik inceleme nedeniyle bozma kararı.
Özet: Bir üniversite ile yüklenici firma arasında, idarece haksız feshedildiği iddia edilen inşaat sözleşmesinden kaynaklanan kar kaybı, menfi zarar ve hakediş alacağı taleplerine ilişkin davada, ilk derece mahkemesinin kısmen kabul kararı Yargıtay tarafından bozulmuştur; bozma gerekçesinde, feshin kesin hakediş alacağının, KDV dahil götürü bedel üzerinden fiziksel gerçekleşme oranı, yapılan ödemeler ve uygulanan kesintiler dikkate alınarak, denetime elverişli ve gerekçeli yeni bir bilirkişi raporuyla detaylıca hesaplanması gerektiği vurgulanmıştır.

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/373 E., 2024/396 K. Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü : I. DAVA1. Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; davalı üniversiteye ait fen edebiyat fakültesinin ... işi yapımını 4.999.000,00 TL götürü bedelle üstlendiklerini, sözleşmenin 3. maddesine göre işin niteliği ve türü 8.000 m² betonarme eğitim binası imalâtı olduğunu, 450 gün içinde tamamlanarak teslim edileceğinin kararlaştırıldığını, söz konusu inşaat işi için 15.10.2008 tarihinde yer tesliminin yapıldığını, aralıksız 12.05.2009 tarihine kadar çalıştıklarını ve 1.883.256,57 TL tutarında hakediş düzenlendiğini, davalı idarece, işin %28 oranında geri kalındığı gerekçesiyle sözleşmenin 26. maddesi uyarınca ihtar çekilip haksız yere feshedildiğini, kalan iş miktarının 3.115.744,00 TL olduğunu, bu nedenle kâr kaybına uğradıklarını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla uğranılan menfi zararlar sebebiyle 279.700,00 TL, hakediş bedelinden kaynaklanan 10.000,00 TL ve müspet zarara ilişkin olarak 20.000,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.2. Birleşen 2019/273 Esas sayılı dosyada davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili firma ile davalı ... arasında ... . Noterliğinin 10.10.2008 tarih ve 7599 yevmiye numarası ile imzalanan sözleşme gereği ... Üniversitesi... İnşaatı İşi Yapım Sözlüşmesi imzaladığını, müvekkiline 20 günlük inşaata başlama süresi verilmesine rağmen 8. gün, 28.07.2009 tarihinde sözleşmenin feshedildiğini, sözleşmenin feshinin haksız olduğunu, ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2019/72 Esas sayılı dosyasında alacak davalarının devam ettiğini, belirterek 500.000,00 TL'lik hakediş alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAPAsıl ve birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı yanca açılan davanın haksız ve hukuki mesnetten yoksun olduğunu, davacının feshe konu ihbarının kendisine tebliğ edildiği 07.07.2009 tarihinden 27.07.2009 tarihine kadar şantiyede hiçbir imalat yapmadığını, bu anlamda ortada haksız fesihten bahsedilemeyeceğini, davacının tamamlamış olduğu imalatlar yönünden hakedişlerini aldığını ve davacının hakediş alacağının bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.III. MAHKEME KARARIMahkemece verilen 08.11.2021 tarihli kararda, Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda önceki bilirkişi kurulundan alınan ek bilirkişi raporlarının ayrıntılı ve gerekçeli olup hüküm kurmaya elverişli olduğu, bu rapora istinaden öncelikle ihale dışı olan şantiye ulaşım ve kampüs içinde yolların düzeltilmesi bedelinin 12.571,20 TL olarak tespit edildiği, ayrıca yine Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu uyarınca bağıtlanan sözleşmelerin yüklenici direnimi nedeniyle feshi hâlinde, sözleşme konusu işlerin de hesabı genel hükümlere göre yapılması gerektiği, bu hususa istinaden bilirkişiden ek rapor tanzim etmesi istenerek, 3. ek raporda yüklenici alacağının toplamda 561.462,12 TL olduğunun tespit edildiği, 20.08.2009 havale tarihli dava dilekçesinde ise sözleşme alacağına ilişkin tahakkuka bağlanmamış bağlanmayan hakediş miktarı olarak 10.000,00 TL olarak talep edildiği ve davanın açıldığı tarihte belirsiz alacak davası türünün olmadığı gereksiyle asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİMahkemenin 08.11.2021 tarihli kararının süresi içinde taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 6. Hukuk Dairesi'nin 06.04.2022 tarihli ve 2022/497 E., 2022/1945 K. sayılı ilamı ile mahkemece, tasfiye kesin hakediş alacağının tespiti yönünden diğer bozmada belirtilen şekilde 24.10.2011 tarihli raporu düzenleyen heyetten feshedilen sözleşmenin KDV de eklenerek bulunacak götürü bedel toplamına %39,76 fiziki gerçekleşme oranını uygulayıp fesih tarihi itibariyle gerçekleştirilen imalât bedeli ve bu bedelden fesih tarihine kadar yapılan ödeme, damga vergisi, KDV tevkifatı, SGK kesintileri, nefaset kesintisi ile teknik personel bulundurmama cezaları da mahsup edilmek suretiyle yüklenicinin isteyebileceği tasfiye hakediş alacağı miktarı konusunda gerekçeli ve denetime elverişli ek rapor alınıp değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmesi yerine eksik incelemeyle hüküm kurulduğu gerekçesiyle karar bozulmuştur.Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tasfiye kesin hakediş alacağının tespiti yönünden diğer bozmada belirtilen şekilde 24.10.2011 tarihli raporu düzenleyen heyetten feshedilen sözleşmenin KDV de eklenerek bulunacak götürü bedel toplamına %39,76 fiziki gerçekleşme oranını uygulayıp fesih tarihi itibariyle gerçekleştirilen imalât bedeli ve bu bedelden fesih tarihine kadar yapılan ödeme, damga vergisi, KDV tevkifatı, SGK kesintileri, nefaset kesintisi ile teknik personel bulundurmama cezaları da mahsup etmek suretiyle yüklenicinin isteyebileceği tasfiye hakediş alacağı miktarı konusunda gerekçeli ve denetime elverişli ek rapor alınıp, Yargıtay bozma ilamında işaret edildiği şekilde asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavacı vekili temyiz dilekçesinde; hakediş alacağının eksik tespit edildiğini, bilirkişinin hesaplama yönteminin hatalı olduğunu, davanın açıldığı tarihte belirsiz alacak davası açılması mümkün olmadığından asıl davanın 310.000,00 TL üzerinden kabulü gerektiğini beyan etmektedir.Davalı vekili temyiz dilekçesinde; asıl davada iki ayrı hakediş bedelinden hüküm kurulmuş olması nedeniyle hükmün hatalı olduğunu, sözleşmenin haklı nedenle feshinden dolayı davacıya tazminat ödenmesinin yerinde olmadığını, yapılan yol çalışmasının sözleşme kapsamında bir iş olduğunu, kesilen gecikme cezasının taraflar arasındaki sözleşmenin 26. maddesi uyarınca kesildiğini, bu nedenle kesilen gecikme cezasının hakedişten kesilmesi gerektiğini beyan etmektedir.B. Değerlendirme ve GerekçeDosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, asıl davada eser sözleşmesinin haksız feshinden kaynaklanan müspet zarar, menfi zarar ve hakediş alacağı, birleşen davada ise hakediş alacağı istemine ilişkindir.1. Asıl ve birleşen davada davacı vekili 28.01.2013 tarihli dilekçesinde, asıl ve birleşen dosya davacısı şirket hakkında Niğde 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 11.09.2012 tarihli, 2009/212 Esas, 2012/520 Karar sayılı kararı ile 11.09.2022 tarihi itibariyle iflasın açılmasına karar verildiğinin bildirdiği görülmüştür.İcra ve İflas Kanunu'nun 191. maddesi gereğince borçlunun iflas açıldıktan sonra masaya ait mallar üzerinde her türlü tasarrufu alacaklılara karşı hükümsüz olup, müflisin masa malları üzerindeki tasarruf yetkisi iflâs ile kısıtlandığından, masanın kanuni mümessilinin iflas idaresi olduğu hükmü kabul edilmiştir. Diğer anlatımla, iflasın açılmasıyla dava takip yetkisi (ve taraf sıfatı), artık müflise değil, iflas idaresine ait olup, adi tasfiyede İİK'nın 226-229 maddeleri gereği iflas masasını temsil yetkisi iflas idare memurlarına, şayet basit tasfiye usulü benimsenmişse, bu temsil yetkisi İflas Dairesine aittir. İflâs idaresinin bu dava takip yetkisini kullanıp kullanmayacağını tespit edebilmek için, ilk önce iflâs organlarının oluşması ve her dava hakkında esaslı bilgi sahibi olunması gerekir. Bu ise, zaman isteyen bir husustur. İşte bu nedenle, Kanun, müflisin taraf bulunduğu hukuk davalarının, iflâsın açılması ile belli bir süre için durmasını kabul etmiştir. İflastan önce açılmış olup da devam eden, müflisin taraf bulunduğu hukuk davaları, (maddede yazılı istisnalar dışında) iflâsın açılması ile durur. Bu durma, ikinci alacaklılar toplantısından on gün sonraya kadar devam eder; ancak bundan sonra, duran hukuk davalarına devam edilebilir. Konuya ilişkin dairemizin yerleşik uygulaması yukarıda açıklandığı üzere bu yöndedir.Yukarıdaki açıklamalar ışığında dava konusu somut olay değerlendirildiğinde; yargılama aşamasında asıl ve birleşen dosyanın davacısı olan şirketin iflas ettiği anlaşılmakla, İlk Derece Mahkemesince müflisi temsil yetkisinin kimde olduğu hususu açıklığa kavuşturularak ve davayı iflas dairesine ihbar ederek 2. alacaklılar toplantısı beklendikten sonra bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın re'sen bozulması gerekmiştir.2. Bozma nedenine göre taraf vekillerinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir. VI. KARAR1. Yukarıda (1.) bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan Mahkeme kararının re'sen BOZULMASINA,2. (2.) bentte açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davacıya iadesine,Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 26.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.