İş kazası sonucu şoförün vefatıyla ilgili maddi ve manevi tazminat davasında, araçta aşırı yükleme ve ruhsat dışı değişiklik iddialarıyla sürücünün kalp krizi geçirdiği savunması arasındaki uyuşmazlığın temyiz incelemesi.
Özet: İş kazası sonucu trafik kazasında vefat eden ağır vasıta şoförünün ailesi tarafından açılan maddi ve manevi tazminat davasında, davacılar aracın aşırı yüklü olması ve ruhsat dışı eklemeler nedeniyle işveren şirket ile il özel idaresinin tam kusurlu olduğunu, kazanın nedeninin bu usulsüzlükler olduğunu ve vefat edenin kalp krizi geçirdiği yönündeki adli tıp raporunun çelişkili olduğunu ileri sürerken; davalılar ise sürücünün kendi kusurunu, kalp krizini ve kendilerine husumet yöneltilemeyeceğini savunmaktadır.

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/1391 E., 2024/1902 K.İLK DERECE MAHKEMESİ : Amasya 1. İş MahkemesiSAYISI : 2020/458 E., 2023/194 K.Taraflar arasındaki iş kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemli davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararına karşı davalılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar verilmiştir.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle, dosyada tespit edilen noksanların ikmali için dosya mahalline geri çevrilmekle, noksan tespit edilen hususların ikmali üzerine yapılan incelemede; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; ... 'ın davalı iş yerinde 01.02.2016 tarihinde ağır vasıta şoförü olarak çalışmaya başladığı, 22.10.2018 tarihinde 3 Mercedes marka damperli kamyonlara kilitli parke taşlarının paletler ile yüklendiği ve Ilısu köyüne götürülmek üzere yola çıkıldığı, ...'ın kullandığı 05... plakalı, kamyon yolda seyir halinde iken trafik kazası yaşandığı ve ...'ın vefat ettiği, söz konusu araçlara İl Özel İdaresi yöneticileri tarafından ekleme yapıldığı, ancak ruhsatlarına işlenmediği, araçların azami ağırlığının kendi ağırlıkları ile birlikte 26.000 ton olduğu, ancak kaza günü her biri yaklaşık 1500 kg gelen toplamda 14 palet yükleme yapıldığının beyan edildiği, dolaysıyla yaklaşık 21.000 ton yükleme yapıldığı, aracın kendi ağırlığı olan 12.960 kg'da eklenince toplam ağırlığının 33.960 kg. olduğu, kantara çıkıp kantar fişi düzenlettirilmeden ve görevlendirme yazıları olmadan aşırı yükleme yaparak şoförlerin taşıma yapmasına neden olan işveren şirket ve İl Özel İdaresinin tam kusurlu olduğu, ...'ın kronik kalp damar hastası olmadığı, kendisinde yüksek tansiyon ve uyku apnesi rahatsızlıklarının bulunduğu, İstanbul Adli Tıp Kurumu 1. İhtisas Kurulu tarafından hazırlanan raporda, ...'ın kaza öncesinde kendisinde mevcut kronik kalp-damar hastalığının aktif hale geçmesi sonucunda kazanın meydana geldiğini ifade etmelerinin çelişki oluşturduğu hususları belirtilerek, davacı müvekkiller için belirtilen ve takdir edilecek olan maddi ve manevi tazminatların yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili talep edilmiştir.II. CEVAPDavalı ... İdaresi vekili cevap dilekçesinde özetle; mülkiyeti ... Maden Turz. Tek. Tar. Ürn. Enerji ve Yen. Enr. Hiz. Paz. San. Tic. A.Ş.'ye ait olan 05... plakalı Mercedes kamyon ile yine aynı şirket personeli olan sürücü ...'ın 22.10.2018 günü sabah 09.00 sularında devrilmesi sonucu tek taraflı ve ölümlü ve maddi hasarlı meydana gelen trafik kazası ile ilgili olarak müvekkili idareye karşı husumet yönlendirilemeyeceği, söz konusu şirketin %100 sermayesinin müvekkil idareye ait olsa da, TCK hükümleri gereğince adı geçen şirketin özel hukuk tüzel kişiliği olduğu, ancak kabule ve ikrara esas olmamak üzere, tersi kabul edilse dahi kazaya karışan araç sürücüsünün kazada tam kusurlu olduğu, trafik kazasına karışan aracın 09.10.2018 tarihinde "0" olarak ve üst yapılı/damperli olarak ...'dan satın alındığı, aracın azami yüklü ağırlığının 33.000 kg. olduğu, teslim alındığı yerde bulunanlara göre müteveffanın kayarak düştüğü, bu nedenle öldüğü ifade edilmiş ise de Adli Tıp Kurumu raporuna göre müteveffanın kalp krizi geçirdiği, Mercedes Baenz yetkili servisi elemanlarınca kazadan sonra araç üzerinde yapılan kontrol ve incelemede, araçta aşırı yüklemeden kaynaklanan ve kazaya sebebiyet verebilecek herhangi bir bulguya rastlanmadığı belirtilerek, idarenin taraf sıfatı olmaması nedeniyle husumet yokluğundan haksız açılmış olan davanın reddi talep edilmiştir. Davalı ... Maden Turz. Tek. Tar. Ürn. Enerji ve Yen. Enr. Hiz. Paz. San. Tic. A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; mülkiyeti müvekkil şirkete ait 05.... plakalı Mercedes marka kamyonun müvekkil şirket personeli olan sürücüsü ...’ın idaresinde kilitli parke taşı yüklü iken Amasya ili Göynücek ilçesinde 22.10.2018 günü saat 09.00 sularında devrilmesi neticesinde tek taraflı ölümlü ve maddi hasarlı trafik kazası meydana gelmiş olduğu, ... işçinin 01.02.2016 tarihinde şoför olarak işe başladığı, işe başladığı tarihte oryantasyon eğitimi, iş başı eğitimi, iş sağlığı ve güvenliği konularında eğitimler verilmiş olduğu, araç sürücüsünün bir önceki günü istirahat ile geçirdiği yani yorgun olmadığı, yıllık iznini de kullandığı, sürücünün emniyet kemerinin de takılı olduğunun tespit edildiği, 05... plakalı aracın tescil tarihinin 08.10.2018 olduğu, 2018 model olan aracın trafiğe yeni çıkmış ve henüz 13-14 gündür kullanılan bir araç olduğu, teknik ve mekanik aksamda hiçbir eksiğinin bulunmadığı, davacı tarafın kazaya azami yük sınırının dışında yük yüklenmesinin sebebiyet verdiği iddiasının mesnetsiz olduğu, bir an için 14 palet yüklenildiği kabul edilse dahi 14 paletx288 adet/paletx4,8 adet/kg+12.960= 32.314 kg. yükün olabileceği, bu değerin de aracın azami yüklü ağırlığı olan 33.000 kg.'ın altında kaldığı, araç sürücüsünün araç kullanırken telefon görüşmesi yapmasının kurallara aykırı olduğu ve dikkatini dağıttığı, aracın kazadan sonra yapılan inceleme ve kontrollerinde kazaya neden olabilecek aşırı yüklemeden kaynaklı veya herhangi bir teknik hatasının bulunmadığının tespit edildiği, kazanın meydana gelmesinde müvekkil şirketin herhangi bir kusurunun bulunmadığı belirtilmiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Tüm dosya kapsamı, dava dilekçesi, cevap dilekçesi, tarafların sosyo-ekonomik durumları, bilirkişi raporları birlikte incelendiğinde; davacıların murisinin davalı iş yerinde çalışırken geçirdiği iş kazası nedeniyle vefat ettiği, iş kazasında davalıların %20 oranında kusurlu olduğu, davacılarını karşılanmamış maddi zararının bulunmadığı, davacıların meydana gelen kazadan dolayı çektiği elem ve ızdırap, olayda tarafların kusuru, olayın meydana geliş şekli, yakınlarına kaybetmiş olmaları nedeni ile hayat boyunca bu durumun gözünün önünde olduğu, tarafların sosyal-ekonomik durumu dikkate alındığında davacıların manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "..1-İlk Derece Mahkemesinin kararının yasal ve hukuksal gerekçeleri ile dayanağı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığından 6100 sayılı HMK'nın madde 353/1-b.1 hükmü gereğince davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,.." karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; kazaya karışan araç ve personel ile aralarında bağlantı olmadığını, davacının murisinin sürekli olarak iş yeri hekimi tarafından sağlık kontrolüne tabi tutulduğunu, kalp krizi ile ilgili kusurlarının bulunmadığını, aktüer raporun hatalı olduğunu, İl Özel İdaresinin taraf sıfatının bulunmadığını belirterek temyiz başvurusunda bulunmuştur. B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelerle bozmaya uyulmakla taraflar yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı dikkate alınarak, temyiz kapsam ve nedenlerine göre davalı ... Maden Turz. Tek. Tar. Ürn. Enerji ve Yen. Enr. Hiz. Paz. San. Tic. A.Ş. vekilinin tüm, davalı ... vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.1.İnsan yaşamının kutsallığı çevresinde işverenin, işyerinde işçilerin sağlığını ve iş güvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şartları sağlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlü olduğu 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77. maddesinin açık buyruğu iken, 4857 sayılı Kanun'un 77. ve devamı bir kısım maddeleri 30.06.2012 tarih ve 28339 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 37. maddesiyle, 01.01.2013 tarihinde yürürlüğe girmek üzere yürürlükten kaldırılmış olup, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, işverenin sağlık ve güvenlik önlemlerini alma yükümünü daha ayrıntılı bir biçimde düzenlemiştir.2. Buna göre, 6331 sayılı Kanun’un "İşverenin Genel Yükümlülüğü" kenar başlıklı 4. maddesinde:"İşveren, çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü olup bu çerçevede; a)Mesleki risklerin önlenmesi, eğitim ve bilgi verilmesi dahil her türlü tedbirin alınması, organizasyonun yapılması, gerekli araç ve gereçlerin sağlanması, sağlık ve güvenlik tedbirlerinin değişen şartlara uygun hale getirilmesi ve mevcut durumun iyileştirilmesi için çalışmalar yapar.b)İş yerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerine uyulup uyulmadığını izler, denetler ve uygunsuzlukların giderilmesini sağlar.c)Risk değerlendirmesi yapar ve yaptırır.ç)Çalışana görev verirken, çalışanın sağlık ve güvenlik yönünden işe uygunluğunu gözönüne alır.d)Yeterli bilgi ve talimat verilenler dışında ki çalışanların hayati ve özel tehlike bulunan yerlere girmemesi için gerekli tedbirleri alır." hükmü düzenlenmiştir.Aynı Kanun’un 5. maddesinde de risklerden korunma ilkeleri düzenlenmiştir. Buna göre maddede, "İşverenin yükümlülüklerinin yerine getirilmesinde aşağıdaki ilkeler göz önünde bulundurulur:a)Risklerden kaçınmak,b)Kaçınılması mümkün olmayan riskleri analiz etmek,c)Risklerle kaynağında mücadele etmek,ç)İşin kişilere uygun hale getirilmesi için iş yerlerinin tasarımı ile iş ekipmanı, çalışma şekli ve üretim metotlarının seçiminde özen göstermek, özellikle tekdüze çalışma ve üretim temposunun sağlık ve güvenliğe olumsuz etkilerini önlemek, önlenemiyor ise en aza indirmek,d)Teknik gelişmelere uyum sağlamak,e)Tehlikeli olanı, tehlikesiz veya daha az tehlikeli olanla değiştirmek,f)Teknoloji, iş organizasyonu çalışma şartları, sosyal ilişkiler ve çalışma ortamı ile ilgili faktörlerin etkilerini kapsayan tutarlı ve genel bir önleme politikası geliştirmek,g)Toplu korunma tedbirlerine, kişisel korunma tedbirlerine öncelik vermek,ğ)Çalışanlara uygun talimatlar vermek." hükmü yer almaktadır.3. Görüldüğü üzere, işverenin çalışanlarla ilgili sağlık ve güvenliği sağlama yükümünün genel çerçevesi, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4. maddesinde çizilmiştir. Bu çerçevede işverenin, “çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü” olduğu belirtildikten sonra, yapacağı ve uymakla yükümlü bulunacağı birtakım esaslara yer verilmiştir. Bunun gibi 5. maddede, işverenin anılan yükümlülükle gerçekleştireceği korunma sırasında uyacağı ilkeler belirlenmiştir. 10. maddede ise işyerinde sağlık ve güvenlik sağlanırken, işverenin yapacağı risk değerlendirmesi çalışmasında dikkate almakla yükümlü bulunduğu hususlar belirlenmiştir (Hukuk Genel Kurulunun 09.10.20 13... /21-1 02... /1456 sayılı kararı).4. 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4. ve 5. maddeleri ile bunu uygun olarak çıkarılan iş güvenliği yönetmelikleri hükümleri, işverenin sorumluluğunu objektifleştiren kriterler olarak değerlendirilmelidir. Bu sebeple mevzuatta yer alan teknik iş güvenliği kurallarına uyulmaması işverenin kusurlu davranışı olarak kabul edilmelidir. Ancak, işveren sadece anılan yazılı kurallara değil, yazılı olmayan ve teknolojinin gerekli kıldığı önlemlere aykırı davrandığında da kusurlu görülerek oluşan zararı karşılamalıdır.5. Öte yandan, objektifleştirilen kusur, kusur sorumluluğunu kusursuz sorumluluğa yaklaştırsa da onu kusursuz sorumluluk haline dönüştürmez. Çünkü bu halde dahi işverenin sorumluluğu için kusurun varlığı şarttır. Kusurun objektifleştirilmesi kriterinin yanısıra, Türk Borçlar Kanunu’nun 417/2. maddesinin, Anayasa hükümleri ve 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4. maddesi kapsamında yorumlanması da işverenin sorumluluğunu oldukça genişletecektir. 6. Yukarıda belirtilen açıklamalar doğrultusunda; işvereni zararlandırıcı olay nedeniyle sorumluluk halinden kurtaracak olan durum iş sağlığı ve güvenliği alanındaki ihmalleri ile oluşan zarar arasındaki uygun nedensellik bağının kesildiğini ispat etmekten ibarettir. Hukuk Genel Kurulunun 20.03.20 13... /21-1121 E. 2013/386 sayılı kararında da belirtildiği üzere uygun nedensellik bağı üç durumda kesilebilir. Bunlar mücbir sebep, zarar görenin kusuru ve üçüncü kişinin kusurudur. Bu hallerden birinin varlığı halinde işverenin sorumluluğuna gidilmesi mümkün değildir.7.İş kazası tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 74. maddesine göre hukuk hakimi zarar verenin kusuru olup olmadığına karar vermek için ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir.8.Kamu idareleri bir kamu hizmeti alanında doğrudan faaliyette bulunabileceği gibi mevzuatın izin verdiği ölçüde kendilerine bağlı kuruluşlar aracılığıyla ekonomik alanda mal ve hizmet üreticisi olarak “teşebbüsler” aracılığıyla da faaliyette bulunabilir. Türk hukukunda il özel idarelerinin, büyükşehir belediyelerinin ve belediyelerin kendilerine bağlı şirketler kurabilecekleri kendi kanunlarında açıkça hüküm altına alınmıştır. Düzenlemelere bakıldığında il özel idaresi ve belediyeler için kendilerine verilen görev ve hizmet alanlarında şirket kurulabileceği belirtilmektedir. Büyükşehir belediyesi tarafından kurulan şirketler için yer alan düzenleme ise bu iki hükme göre daha detaylı ifade edilmektedir. Bununla birlikte üç farklı düzenlemenin ortak noktası ilgili mahalli idarenin, kendisine verilen görev ve hizmet alanlarında ilgili mevzuatta belirtilen usullere göre şirket kurabileceğidir. Buradaki ilgili mevzuat, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’dur. Dolayısıyla mahalli idarelerin şirket kurmalarında, TTK hükümleri uyarınca şirketlerin kuruluşuna dair kurallara riayet edilerek tüzel kişilikler kurulmaktadır.10.Bunun yanında iş kazası iddiasına dayanan maddi ve manevi tazminat davalarında hüküm altına alınacak tazminat miktarlarına etkisi ve davalıların sorumluluğu bakımından taşıdığı öneme göre tarafların kusurunun aidiyeti ve oranının hiçbir kuşkuya yer açmayacak biçimde ortaya konulması gerekir.11.Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden; kazalı sigortalının davalı ... Maden Turz. Tek. Tar. Ürn. Enerji ve Yen. Enr. Hiz. Paz. San. Tic. A.Ş. nezdinde şoför olarak çalıştığı, diğer davalı ... İdaresi ile arasında iş ilişkisinin olmadığı anlaşılmaktadır.12.Dosyada mevcut belgelerin incelenmesinde; davacıların murisinin vefatına ilişkin ATK tarafından 21.09.2019 tarihinde hazırlanan rapor ile ...'ın vefatında trafik kazası öncesi kendisinde mevcut olan kronik kalp ve damar hastalığının aktif hale gelmesi sebebi ile trafik kazasının oluşmuş olduğu, kaza neticesinde Mahkemece alınan kusur bilirkişi raporlarında ...'ın kaza öncesi kalp krizinin %80 bünyesel faktöre, davalı ... Maden Turz. Tek. Tar. Ürn. Enerji ve Yen. Enr. Hiz. Paz. San. Tic. A.Ş.'nin gerekli sağlık gözetimini yapmamasından kaynaklı kusurunun %20 oranında etkili olduğuna ilişkin olduğu belirtilmiş olup davalı ... İdaresine ayrıca kusur atfedilmemiş olup Mahkemece davalılar arasındaki hukuki ilişki bakımından yapılan değerlendirme ile davalı ... İdaresi kurumunun davalı ... Maden İşletmesi Şirketinin %100 pay sahibi olması nedeni ile her iki davalının müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu tespit edilmiş olması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.13.Yukarıda belirtilen açıklamalar ışığında; davalı ... İdaresi ile diğer davalı ... Maden Turz. Tek. Tar. Ürn. Enerji ve Yen. Enr. Hiz. Paz. San. Tic. A.Ş. ayrı tüzel kişiliği olup yalnızca sermayesinin %100 İl Özel İdaresine ait olduğundan bahisle tek başına sorumlu tutulamayacağı davalı ... İdaresine de kusur da atfedilmediği anlaşıldığından davalı ... İdaresi yönünden davanın reddi gerekirken kabulü bozmayı gerektirmiştir.18. O halde, davalı ... Maden Turz. Tek. Tar. Ürn. Enerji ve Yen. Enr. Hiz. Paz. San. Tic. A.Ş.'nin temyiz itirazlarının reddi ile diğer davalı ... İdaresinin vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları dikkate alınarak, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusnun esastan reddine ilişkin verilen hüküm bozulmalıdır.VI. KARARAçıklanan sebeplerle,1. Davalı ... Maden Turz. Tek. Tar. Ürn. Enerji ve Yen. Enr. Hiz. Paz. San. Tic. A.Ş.'nin temyiz itirazlarının REDDİNE,2.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı davalılar vekilinin istinaf başvurusnun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,3. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgililere iadesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine09.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.