Borçlunun mal kaçırma amacıyla muvazaalı satış vaadi sözleşmesi düzenlemesi iddiasıyla sıra cetvelinin iptaline ilişkin temyiz incelemesi.
Özet: Bu hukuki belge, bir icra takibi sonucunda düzenlenen sıra cetvelinin iptali istemiyle açılan, bir banka ile bir birey arasında borçlunun mal satışından elde edilen gelirin paylaşımına ilişkin muvazaa iddialarını içeren davayı özetlemektedir; ilk derece ve istinaf mahkemeleri, bireyin alacağının muvazaalı olduğuna ve bankanın alacağının öncelikli olduğuna karar verirken, bireyin açtığı karşı davayı ise hak düşürücü süre nedeniyle reddetmiş olup, temyiz başvurusunda bulunan birey tebligat usulsüzlükleri, muvazaanın ispatına yönelik delil değerlendirmesi ve usuli eksiklikler gibi konularda itirazlarını dile getirmiştir.

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/3 E., 2025/651 K.DAVALI-KARŞI DAVACI: ... vekili Avukat ...İLK DERECE MAHKEMESİ: İzmir 20. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI : 2022/167 E., 2023/318 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl davada davalı- karşı davada davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.I. DAVA 1. Asıl davada davacı vekili; müvekkili bankanın dava dışı borçlu ...'dan alacaklı olduğunu, alacak nedeni ile borçlu ...'ın hissesinin bulunduğu taşınmazın satışının yapıldığını ve ihalenin kesinleşmesi üzerine 26.04.2022 tarihli sıra cetveli düzenlendiğini, satış bedelinin garame yapılmak suretiyle; 765.088,43 TL'si müvekkili bankanın alacaklı olduğu dosyaya, 501.069,28 TL'sinin ise davalı ...'ın alacaklı olduğu dosyaya ödenmesine karar verildiğini, davalının alacağının muvazaalı olduğunu ileri sürerek sıra cetvelinin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. 2. Karşı davada davacı vekili; müvekkilinin dava dışı borçlu ...'dan alacaklı olduğunu, alacak nedeni ile borçlu ...'ın hissesinin bulunduğu taşınmazın satışının yapıldığını ve ihalenin kesinleşmesi üzerine 26.04.2022 tarihli sıra cetveli, düzenlendiğini, satış bedelinin garame yapılmak suretiyle; 501.069,28 TL'si müvekkilinin alacaklı olduğu dosyaya, 765.088,43 TL'sinin ise davalı bankanın alacaklı olduğu dosyaya ödenmesine karar verildiğini, davalının alacağının muvazaalı olduğunu ileri sürerek sıra cetvelinin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.II. CEVAP 1. Asıl davada davalı vekili; müvekkilinin icra dosyasında ödeme emrinin borçluya 29.11.2018 tarihinde tebliğ edildiğini, bu dosyanın kesinleşme tarihinin 08.12.2018 olduğunu, müvekkilinin alacaklı olduğu takibin karşı davalı tarafın icra dosyasından önce kesinleştiğini ve borçlu ...'ın taşınmazları üzerine 12.12.2018 tarihinde haciz konulduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. 2. Karşı davada davalı vekili; davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının banka kayıtlarından resmi nitelikte olmayan satış vaadi sözleşmesi ne göre peşin ödeme yaptığına dair banka kayıt veya benzer belge sunamadığı, böylece dava dışı borçlunun taşınmaz satış vaadinden dolayı borcu olduğu iddiasının izahattan uzak ve yaşam deneyimlerine aykırı olduğu, davalının alacağının muvazaalı olduğu, davalının çok sayıda piyasaya borcu olan dava dışı borçlunun alacaklılarından mal kaçırmak amacıyla aralarında sözde harici satış vaadi sözleşmesini olduğu bono tanzim ettikleri anlaşıldığı gerekçesiyle asıl davada davacının itirazının kabulü ile sıra cetvelinde garemeten paylaştırılmasına karar verilen satış bedelinin doğrudan davacı alacaklının alacağına karşılık ödenmesine, geri kalan miktar kaldığından davalıya ödenmesine, ara karar ile de karşı davanın hak düşürücü süreden reddine karar verilmiştir.IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; asıl davada davalı- karşı davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun karşı dava bakımından kabulüyle sıra cetveline karşı dava açma süresi tebliğden itibaren 7 gün olduğu, davalının süreyi kaçırarak karşı dava açtığı, bu yönden mahkemece karşı davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik yok ise de, karşı davaya karşı hükmü esas hükümle birlikte verilmesi gerektiğinden ara kararla verilmesi yerinde görülmediği gerekçesiyle asıl davanın kabulüne, karşı davanın hak düşürücü süreden reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz Sebepleri Asıl davada davalı- karşı davada davacı vekili temyiz dilekçesinde; asile yapılan tebligatların geçersiz olduğunu, sıra cetveli taraflarına tebliğ edildikten sonra yasal süresi içerisinde şikayet haklarını kullandıklarını, muvazaa iddialarına yönelik olarak mahkemece ancak yazılı delillerle ispatlanabileceği, tanıkların ise karşı tarafın muvafakatı ile dinlenebileceği görüşünün doğru olmadığını, delillerini süresinde sunduklarını, ancak banka kayıtlarının mahkeme tarafından ilgili bankadan istenebileceğinden bu delili sunmadıklarını, mahkemece verilen 16.03.2023 tarihli ara kararda sürenin kesin olmayıp ihtarlı da olmadığını, yeniden süre talep etmelerine rağmen mahkemece süre verilmediğini, dava dışı borçlu ...'ın davaya dahil edilmesi ya da davanın ihbar edilmesi taleplerinin de reddedildiğini, müvekkili ile dava dışı borçlu ve vekiller arasında Avukatlık Kanunu'nun 35/A maddesi gereğince düzenlenen 16.02.2018 tarihli belgeyi satış vaadi sözleşmesi olarak değerlendirildiğini beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve GerekçeTalep, sıra cetvelinin iptali istemi ilişkindir.1-Karşı davada davacı vekilinin temyiz istemi yönünden;Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, asıl davada davalı- karşı davada davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. 2-Asıl davada davalı vekilinin temyiz istemi yönünden; Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz isteminin reddine karar vermek gerekir.Asıl davaya ilişkin davalı vekilinin temyiz taleplerinin incelenmesinde; dosya içeriğine göre mahkemece kabul edilen 501.069,28 TL, Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 544.000,00 TL’nin altında kalmaktadır. Bu nedenle asıl davada davalı- karşı davada davacı vekilinin asıl davaya ilişkin temyiz isteminin miktardan reddine karar verilmiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;1-Asıl davada davalı- karşı davada davacı vekilinin karşı davaya yönelik temyiz sebeplerinin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1. maddesi hükmü uyarınca ONANMASINA,2- Asıl davada davalı- karşı davada davacı vekilinin asıl davaya yönelik temyiz isteminin miktardan REDDİNE,Temyiz harcı peşin olarak yatırıldığından karşı davada davacı ...'dan yeniden harç alınmasına yer olmadığına,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 26.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.