Yargıtay, çocuğun cinsel istismarı davasında eylemlerin sarkıntılık düzeyinde kaldığını, cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak orantılı belirlenmesi gerekliliğini gözetmeyen istinaf kararını bozdu.
Özet: Yargıtay, çocuğun cinsel istismarı suçundan mahkum edilen sanığın eylemlerinin kısa süreli, ani ve kesintili gerçekleşmesi nedeniyle "sarkıntılık" düzeyinde kaldığını, bu doğrultuda ceza belirlenirken alt sınırdan makul oranda uzaklaşma ve orantılılık ilkelerinin gözetilmemesinin hukuka aykırı olduğunu tespit ederek, bölge adliye mahkemesinin istinaf başvurusunu esastan reddeden kararını bozmuş ve dosyanın yeniden değerlendirilmesi için ilk derece mahkemesine gönderilmesine hükmetmiştir.

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2018/2660 E., 2019/231 K. SUÇ : Çocuğun cinsel istismarı HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : OnamaBölge Adliye Mahkemesince verilen karar temyiz edilmekle dosya incelendi.Sanık müdafilerinin duruşmalı inceleme taleplerinin, hükmedilen ceza miktarına göre 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 299/1. maddesi uyarınca reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇSanık hakkında çocuğun cinsel istismarı suçunu işlediği iddiası ile açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda, Ceyhan Ağır Ceza Mahkemesince mevcut delillerin değerlendirilmesi neticesinde sanığın atılı suçtan mahkumiyetine dair hükmün istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun'un 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.II. TEMYİZ SEBEPLERİSanık Müdafilerinin Temyiz İstemleriÖzetle Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçeden yoksun olup duruşma taleplerinin karara bağlanmadığına, savunma haklarının kısıtlandığına, sanık tarafından gerçekleştirildiği iddia edilen eylemlerin cinsel amaç taşımadığına, mağdurenin olay sonrasındaki davranışlarının hayatın olağan akışına uygun düşmediğine, sanığın mağdureyi dudaktan öpme olayının mağdurenin gülmesi ve kafasını çevirmesi neticesinde yanlışlıkla olduğuna, iddia edilen eylemlerin mağdurenin aile fertlerinin de bulunduğu ortamda gerçekleştiğine, tanık beyanlarının da savunmalarını desteklediğine ve sanığın atılı suçtan beraatine karar verilmesi gerektiğine ilişkindir.III. GEREKÇE Mağdure beyanı, tanık anlatımları, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; sanığın, 2018 yılı Şubat ayında mağdureye karşı gerçekleştirdiği iddia edilen mağdurenin kollarını çimdiklediği, kollarından tutup duvara yasladığı ve öpmeye çalıştığı şeklindeki eylemi ile 2017 yılı Temmuz-Ağustos aylarında gerçekleştirdiği kabul edilen mağdureyi kolundan tutup kucağına oturttuğu, elini bacağına koyduğu, mağdurenin ayağa kalkması üzerine mağdureyi yanına çekip yanağından öptüğü ve daha sonra dudağından öptüğü şeklindeki eylemlerinin kısa süreli, ani ve kesintili gerçekleşmesi nedeniyle sarkıntılık düzeyinde kaldığı ve her iki eylem nedeniyle teselsül hükümlerinin uygulanarak 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Cezanın belirlenmesi" başlıklı 61/1. maddesinde belirtilen kriterler ile aynı Kanun'un 3/1. maddesinde ifade edilen cezada orantılılık ilkesi de nazara alınıp temel ceza belirlenirken alt sınırdan makul oranda uzaklaşmak suretiyle hüküm kurulması gerektiği gözetilmeyerek yazılı şekilde karar verilmesi karşısında söz konusu hükme yönelik istinaf başvurusunun kabulü yerine esastan reddedilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.IV. KARARGerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanık müdafilerinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Adana Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin kararının ceza miktarı itibarıyla sanığın kazanılmış hakkı saklı kalmak kaydıyla, 5271 sayılı Kanun’un 302/2 ve 307/5. maddeleri gereği Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca Ceyhan Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Adana Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 11.12.2025 tarihinde karar verildi.