İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde Görülen, Kamu İktisadi Teşebbüsünün Marka Tecavüzü İddiasıyla Açtığı Maddi Tazminat ve İhtiyati Tedbir İstekli Dava.
Özet: Davacı, 1954 yılında kurulan köklü bir kamu iktisadi teşebbüsü olarak, kendisine ait tescilli ve tescilsiz birçok marka ile ticaret unvanının, davalı tarafından 800ü aşkın benzin istasyonunda, internet sitesinde ve sosyal medya hesaplarında haksız ve izinsiz şekilde kullanılarak marka hakkına tecavüz edildiğini, gelecekteki enerji projelerinde bu markaları kullanma hakkı bulunduğunu ve bu ihlaller nedeniyle maddi tazminat talebiyle birlikte, kararın etkinliğini sağlamak amacıyla ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmektedir.

T.C. İstanbul Anadolu 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

ESAS NO : 2026/59
KARAR NO : 2026/62
DAVA : Marka (Maddi Tazminat İstemli)
DAVA TARİHİ : 25/02/2026
KARAR TARİHİ : 03/03/2026
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Maddi Tazminat İstemli) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TALEP:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; SMK uyarınca dava açma hakkı olan kişiler, dava konusu kullanımın, ülke içinde kendi sınai mülkiyet haklarına tecavüz teşkil edecek şekilde gerçekleşmekte olduğunu veya gerçekleşmesi için ciddi ve etkin çalışmalar yapıldığını ispat etmek şartıyla, verilecek hükmün etkinliğini temin etmek üzere, ihtiyati tedbire karar verilmesini mahkemeden talep edebildiğini, SMK'nın 159. Maddesi ihtiyati tedbir müessesini düzenlediğini, İhtiyati tedbirler özellikle aşağıda belirtilen tedbirleri kapsaması gerektiğini, herhangi bir zararın tazmini bakımından teminat verilmesi.” Bu kapsamda davacı müvekkil ile davalı arasındaki uyuşmazlık bakımından SMK uyarınca müvekkilin dava açma hakkı bulunduğu ve davalının müvekkile ait markaları kullanmaya devam ettiği dava dilekçe ekinde sunulan delillerle ve davalının ---- Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin ----- sayılı dosyasına kayden açmış olduğu davadaki kendi beyanlarıyla da sabit olduğunu, müvekkilinin 1954 tarihinde, 6327 sayılı kanunla kamu adına hidrokarbon arama, sondaj, üretim, rafineri ve pazarlama faaliyetlerinde bulunmak amacıyla kurulan Türkiye’nin en önde gelen kamu iktisadi teşebbüsü olduğunu, petrol sektörünün pek çok “ilk”lerini gerçekleştiren müvekkil, yarım asrı aşan sürede ----- gibi 17 büyük kuruluşu birer ilk olarak ülkemiz ekonomisine kazandırdığını, -------müvekkil nezdinde kurulmuş şirketlerden biri olduğunu, bu şirketin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığımız ve devletimizin politikaları çerçevesinde zamanında özelleştirildiğini, ancak petrol sektörünün her kademesinde faaliyet gösteren müvekkil yine Bakanlık ve devletimizin politikaları çerçevesinde gerektiğinde yeni şirketler kurmakta ve bu sektöre ilişkin faaliyetlerini çeşitlendirdiğini, ülkemizde son yıllarda gerçekleştirilen petrol ve doğal gaz keşifleri göz önünde bulundurulduğunda yakın gelecekte müvekkil nezdinde kurulacak şirketler aracılığıyla örneğin rafineri kurulması veya akaryakıt sektörüne yeniden adım atılması gibi opsiyonlar Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığımızın politikaları çerçevesinde her zaman gündemde tutulduğunu, bu projelerin hayata geçirildiği noktada, davacı müvekkil markalarını kendi takdirlerince kullanma hakkına sahip olmalısı gerektiğini, müvekkilinin davaya konu marka hakkının sahibi olduğunu, davalının söz konusu marka hakkını hukuka aykırı şekilde kullandığı, bu kullanıma muvafakatlerinin olmadığını, davalının -----, 800’ü aşkın benzin istasyonu içerisinde ve dışında ilgisine göre (i) müvekkilin hak sahibi olduğu ---- başvuru numaralı, 25.03.2011 başvuru tarihli “----” şekil, --/- başvuru numaralı, 26.02.2010 başvuru tarihli “---- şekil”, ----- başvuru numaralı, 09.02.2016 başvuru tarihli “----”, ve ----- başvuru numaralı, 03.05.2006 başvuru tarihli “----- şekil” markalarını (veya tespit edilecek diğer müvekkil markaları) ve (ii) müvekkil adına tescilli olmayan fakat müvekkilin tescilli seri markalarının aynı veya ayniyet derecesinde benzeri “-----” asli unsurlu tescilsiz “----gibi markaları hiçbir geçerli hakkı olmaksızın kullanarak müvekkilin marka hakkına tecavüz ettiğini, müvekkilinin bu konuda ----- yöneticileri aleyhine marka hakkına tecavüz suçunu işledikleri gerekçesiyle 01.10.2025 tarihinde -/---- Cumhuriyet Başsavcılığına şikayette bulunmuş olup (-/----müvekkilinin markalarının izinsiz ve hukuka aykırı olarak kullanıldığı bir kısım istasyondan görüntüleri de şikayet dilekçesi ekinde sunduğunu, 30.09.2025 tarihinde çekilen söz konusu istasyon fotoğrafları ve 13-14.11.2025 ve 17.02.2026 tarihlerinde ----- yakasındaki bazı istasyonlarda çekilen fotoğraflar ilgisi nedeniyle işbu dilekçemiz ekine eklendiğini, ------ müvekkile ait markaları (özellikle -- başvuru numaralı, 25.03.2011 başvuru tarihli, “------” şekil markası olmak üzere) ve müvekkile ait ----- ticaret unvanını kendisine ait internet sitesinde ve sosyal medya hesaplarında da haksız ve izinsiz, ticari etki yaratacak düzeyde markasal olarak kullandığını, -----sitesine girildiği takdirde müvekkile ait ----- başvuru numaralı, 25.03.2011 başvuru tarihli-----” şekil markasının ve müvekkile ait ticari unvanının, ---- sitesine girildiği takdirde özellikle müvekkile ait ----- başvuru numaralı, 25.03.2011 başvuru tarihli, “-----şekil markasının ve müvekkile ait ticari unvanının, ----- sitesine girildiği takdirde özellikle müvekkile ait -/--- başvuru numaralı, 25.03.2011 başvuru tarihli, -----şekil markasının ve müvekkile ait ticari unvanının, ----- sitesine girildiği takdirde müvekkile ait ---- başvuru numaralı, 25.03.2011 başvuru tarihli,-------” şekil markasının kullanıldığı 01.10.2025 tarihinde alınan ve ----- Cumhuriyet Başsavcılığı -/----- Sor. dosyasına sunulan ekran görüntülerinde açıkça görüldüğünü, ancak özellikle önemle belirtilmelidir ki, davalı şirket hakkında basında çıkan haberler ve davalı şirketin ---- Asliye Ticaret Mahkemesi’nin------. sayılı dosyasıyla konkordato talebinde bulunmasından hemen sonra, sosyal medya hesaplarındaki müvekkiline ait markanın ve ------ ibarelerinin ani şekilde kaldırıldığı, profil ve içerik güncellemeleriyle delil niteliği taşıyan paylaşımların görünümünün hızla değiştirildiği, bazı hesapların dondurulduğu tespit edilmiştir. Görünür içeriklerin ani şekilde kaldırılması, tecavüzün sona erdiğini değil, tecavüzün gizlenmeye ve tespitten kaçırılmaya çalışıldığını gösterdiğini, davalı ----- 800’ü aşkın bayiisi bulunmakta olup, marka hakkına tecavüz fiillerinin büyük bir kısmı bu bayilerin işlettiği istasyonlarda ortaya çıktığını, ne var ki EPDK’nın olağanüstü toplanarak aldığı kararlar gereğince ----- bayilerinin her an farklı bir dağıtıcı şirketle sözleşme yaparak kurumsal kimliklerini ve istasyon tabelalarını hızla değiştirebilmesine imkân tanıdığını, dolayısıyla tecavüze konu markasal görüntü ve kullanım unsurları bayiler nezdinde saatler içinde ortadan kaldırılabilir veya değiştirilebilir hâle gelmiş olup mevcut fiilî durumun sürekliliği ve tespit edilebilirliği tamamen belirsiz olduğunu, davalının 800’ü aşkın bayiisinde tedbir uygulamak fiilen mümkün olmadığından ----- Cumhuriyet Başsavcılığı ----- Sor. dosyası kapsamında ve işbu dosyanın birleştirilmesi talep edilen ----Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin ------ sayılı dosyasında bir kısım davalı bayiinde tedbir uygulanması taleplerinin bulunduğunu, ayrıca---- Asliye Ticaret Mahkemesi’nin --. sayılı konkordato dosyası kapsamında davalı hakkında birtakım koruma tedbirleri verilmiş olması nedeniyle, müvekkilin uğradığı zararların tazmin edilme imkânı ciddi şekilde tehlikeyedüştüğünü, bu nedenle işbu dava ile talep edilen zararların tazmini bakımından mahkemece teminat verilmesine yönelik bir tedbir kararı tesis edilmesi büyük önem arz ettiğini, bu çerçevede belirtmek gerekir ki;-/--- Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin -----. sayılı dosyasında, davalı tarafça lisans sözleşmesinin uzatılması talebiyle açılan dava kapsamında Mahkemece 22.04.2025 tarihli ara kararla, mahkemeye 35.000.000 TL tutarında kesin ve şartsız banka teminat mektubu sunulması, 2025 yılı lisans bedeli olarak 1.000.000 USD’nin ve 04.04.2025 tarihinden itibaren işleyecek ---- Bankası’nın dolara uyguladığı en yüksek faiz oranı ile birlikte bir hafta içinde müvekkile ödenmesi ve takip eden yıllarda her yıl 1.000.000 USD lisans bedelinin ödenmesine devam edilmesi lisans sözleşmesinin yargılama süresince tedbiren uzatılmış sayılmasına karar verildiğini, mahkemece hükmedilen 2025 yılı lisans bedeli 04.04.2025 tarihinden ödeme gününe kadar işleyen faizi ve tahakkuk edecek KDV’si ile birlikte toplam 1.203.156,17 ABD Doları olarak 28.04.2025 tarihinde müvekkil ------ hesabına yatırılmıştır (Ek-21). Ne var ki müvekkil tarafından anılan tedbir kararına karşı istinaf yoluna başvurulduğunu; ---- Bölge Adliye Mahkemesi ----- Hukuk Dairesi, davalı tarafın lisans sözleşmesinin uzatılmasına ilişkin talebine yönelik yaklaşık ispat şartının oluşmadığı gerekçesiyle söz konusu tedbir kararını kesin olarak kaldırdığını---- Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin ---- sayılı dosyasının 12.02.2026 tarihli karar duruşması öncesinde ------ söz konusu bedelin iadesini talep etmiş ancak Mahkeme tarafından kısa kararda iadeye yönelik bir hüküm kurulmadığını, işbu davanın açıldığı tarihte gerekçeli karar da henüz yazılmadığını, dolayısıyla ilgili bedelin hâlen müvekkil ------ uhdesinde bulunduğunu, ancak ------FSHM’de görülen davada gerekçeli karar ile birlikte her an bu bedelin iadesine hükmedilmesinin mümkün olduğunu, davalının konkordato sürecinde bulunması dikkate alındığında, ----. FSHHM dosyasındaki ödeme hâlen müvekkil ------ uhdesinde olduğundan, bu tutarın işbu dava ile talep edilen tazminatlar için güvence teşkil etmesi bakımından işbu dava kapsamında yargılamanın sonuna kadar tedbiren müvekkilin elinde tutulması son derece önemlidir. Müvekkilin bu bedeli iade etmesi hâlinde, konkordato süreci nedeniyle alacağın tahsili güç hale gelebilecek ve müvekkilin tazminat alacağı ciddi biçimde riske düşebileceğini, SMK’da menfaatler dengesi ve ölçülülük ilkesi gereğince, mahkemeler durdurma, men veya el koyma gibi ağır tedbirler yerine, aleyhine tedbir istenen tarafın davacının muhtemel zararlarını karşılamak üzere teminat göstermesine karar verebileceğini, bu uygulama, Bölge Adliye Mahkemeleri tarafından “ters teminat tedbiri” olarak adlandırıldığını, (---- BAM---- HD,----- kararı; ---- BAM ---- HD-------kararı). Anılan içtihatlar ışığında, SMK m. 159'daki geniş tedbir yetkisi uyarınca mahkeme, somut olayın gerektirdiği her türlü sakıncayı ortadan kaldıracak veya muhtemel zararı engelleyecek tedbire karar verebileceğini, bu kapsamda halihazırda müvekkil uhdesinde bulunan 1.203.156,17 ABD Doların teminat olarak kabulüne ve yargılamanın sonuna kadar müvekkil tarafından muhafaza edilmesine karar verilmesi talep edilebileceğini, bu kapsamda halihazırda müvekkil uhdesinde bulunan 1.203.156,17 ABD Doların teminat olarak kabulüne ve yargılamanın sonuna kadar müvekkil tarafından muhafaza edilmesine karar verilmesi talep edilmiştir.
UYUŞMAZLIK HAKKINDA TOPLANAN DELİLLER:
-----. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin ------ Esas sayılı dosyasının uyaptan yapılan incelesinde taraflarının ve konusunun aynı olduğu anlaşılmakla dosyaların birleştirilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Mahkememiz ----- Esas sayılı dosyası ile -----Fikri ve Sınai Haklar Hukuk mahkemesi'nin -----esas sayılı dosyası arasında hukuki ve fiili irtibat bulunduğu anlaşılmakla, her iki davanın BİRLEŞTİRİLMESİNE,
2-Yargılamaya ---- Fikri ve Sınai Haklar Hukuk mahkemesi'nin ------ esas sayılı sayılı dosyası üzerinden devam olunmasına,
3-Esasın bu şekilde kapatılmasına,
4-Harç, masraf ve vekalet ücretinin birleşen dava üzerinden değerlendirilmesine,Dair; esas hükümle birlikte istinaf kanun yolu açık olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda karar verildi.