T.C. İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen, bir şirketin yangın felaketiyle zayi olan ticari defter ve belgelerinin tespiti ile hak düşürücü süre nedeniyle reddedilen önceki başvurunun ardından zayi belgesi verilmesi talebi davası.

T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2026/213 EsasKARAR NO: 2026/224DAVA: Zayi Belgesi VerilmesiDAVA TARİHİ: 02/03/2026KARAR TARİHİ: 03/03/2026Mahkememizde görülmekte olan Zayi Belgesi Verilmesi davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde;"Müvekkil ------- adresinde faaliyet göstermekte olup, üretim ve ticari faaliyetlerini anılan adreste bulunan işyerinde sürdürmektedir. Müvekkil şirkete ait söz konusu işyerinde, ---- tarihinde sabah saat 07:00 sıralarında, sebebi henüz belirlenemeyen bir nedenle yangın meydana gelmiştir. Yangın kısa sürede büyümüş, olay yerine intikal eden itfaiye ekiplerinin yoğun ve uzun süren müdahalesi neticesinde ancak saat 12:00 civarında kontrol altına alınabilmiştir. Meydana gelen yangın sonucunda, müvekkilin ticari işletmesi tam anlamıyla büyük bir yıkıma uğramıştır. Yangın nedeniyle; Tüm üretim makineleri ve demirbaşlar, Kamera ve güvenlik sistemleri, Ofis mobilyaları ve elektronik cihazlar, Bilgisayarlar, sunucular ve veri depolama üniteleri, Ticari faaliyetlerin yürütülmesi için kullanılan her türlü ekipman tamamen yanmış ve kullanılamaz hale gelmiştir. Yangının etkisi yalnızca fiziki ekipmanlarla sınırlı kalmamış, müvekkil şirketin ticari faaliyetlerinin bel kemiğini oluşturan resmi evraklar ve ticari defterler de tamamen yanarak zayi olmuştur. Söz konusu defter ve belgelerin zayi olması, müvekkilin herhangi bir kusur veya ihmalinden kaynaklanmamakta olup, ani ve öngörülemeyen bir yangın olayı neticesinde gerçekleşmiştir. Yangının çıkış sebebi hakkında ilgili makamlarca inceleme yapılmakta olup, müvekkilin kusurunu ortaya koyan herhangi bir tespit bulunmamaktadır. Müvekkilin ticari defter ve belgeleri yukarıda ayrıntılı şekilde açıklandığı üzere yangın sebebiyle tamamen zayi olmuş olup, ileride gerek vergi idaresi gerekse diğer resmi kurumlar nezdinde doğabilecek olası hukuki ve cezai yaptırımların önüne geçilebilmesi adına zayi belgesi alınması zorunluluğu doğmuştur. Ancak müvekkil, işleteni bulunduğu fabrikada meydana gelen yangın hadisesi neticesinde, yangının sirayeti sonucu bitişik nizamda faaliyet gösteren komşu işyerlerinin maddi zarara uğraması sebebiyle, gerek komşuluk hukukundan gerekse sorumluluğundan kaynaklanabilecek taleplerle muhatap olmuş; bu kapsamda zarar gören üçüncü kişilerin uğradıkları maddi kayıpların tazmini amacıyla gerekli ödemeleri ifa etmiş ve zararların giderilmesini teminen üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmiştir. Bununla birlikte müvekkil, söz konusu zararların yargı mercilerine intikal etmeksizin çözümlenebilmesi adına ihtiyari arabuluculuk süreçlerine katılım sağlamış; uyuşmazlıkların sulh yoluyla halli amacıyla iyi niyetli ve uzlaşmacı bir tutum sergileyerek ciddi zaman, emek ve mali külfete katlanmış, yangın sonrası ortaya çıkan hukuki ve fiili karmaşayı bertaraf etmeye yoğunlaşmıştır. Ne var ki, yaşanan yangın hadisesinin doğurduğu ağır maddi ve manevi sonuçlar, zararların giderilmesine yönelik yoğun çaba ve eş zamanlı olarak yürütülen arabuluculuk süreçleri sebebiyle müvekkil, zayi belgesi talebine ilişkin dava açma hususunda hak düşürücü süreyi kaçırmış bulunmakta olup, tarafımızca vekaleten açılan dava usulen reddedilmiştir. Bu itibarla, müvekkilin ticari faaliyetinin devamlılığının sağlanabilmesi, hukuki ve mali yükümlülüklerini usulüne uygun şekilde yerine getirebilmesi ve ileride telafisi güç yahut imkânsız zararların doğmasının önüne geçilebilmesi amacıyla işbu davanın ikamesi zorunluluğu hasıl olmuştur. Bu kapsamda, müvekkile ait ticari defter ve belgelerin meydana gelen yangın neticesinde zayi olduğunun tespiti ile bu hususta doğmuş bulunan hukuki ihtilafın (muarazanın) giderilmesine; yargılama neticesinde zayi olgusunun sabit görülmesi halinde, dava sonuna kadar geçerli olmak üzere müvekkile zayi belgesi verilmesine ve bu suretle yeni ticari defterlerin tasdik ve ihdasına imkân tanınmasına karar verilmesini vekâleten arz ve talep ederiz. Yukarıda kısaca izah ettiğimiz ve Mahkemenizce re'sen dikkate alınacak sebeplerle;müvekkile ait resmi evrak ve ticari defterlerin meydana gelen yangın neticesinde zayi olduğunun tespitine, Yargılama neticesinde zayi olgusunun sübuta ermesi halinde tarafımıza zayi belgesi verilmesine, dava sonuna kadar geçerli olmak üzere müvekkile geçici mahiyette zayi belgesi tevdiine ve bu suretle yeni ticari defterlerin usulüne uygun şekilde tasdik ve ihdasına imkân tanınmasına karar verilmesini" şeklinde talep ve dava etmiştir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:Dava, davacıya ait resmi evrak ve ticari defterlerin meydana gelen yangın neticesinde zayi olduğunun tespitine ilişkindir.Tüm dosya kapsamından; davacı vekili tarafından -------- esas sayılı dosyası kapsamında aynı olaya ilişkin olmak üzere davacı şirkete ait ticari defter ve belgelerin zayi olduğuna ilişkin zayi belgesi verilmesi istemi ile dava ikame edildiği, ------- karar numarası ile talebin hak düşürücü süre yönünden davanın reddine karar verildiği, bu defa davacı yan iş bu davada Maliye Hazinesi'ni davalı göstermek suretiyle aynı yangın nedeniyle zayi belgesi verilmesi talep içerikli muarazanın giderilmesine ilişkin talepte bulunduğu, tevzi birimince davanın türü olarak "Zayi Belgesi Verilmesi" olarak girildiği, -----karar sayılı kararın istinaf yolu açık olmak üzere --- tarihinde verildiği bu haliyle mezkur dosyanın halen derdest olduğu görülmüştür. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 114'üncü maddesinin (ı) bendi uyarınca “aynı davanın daha önceden açılmış ve halen görülmekte olmaması” bir başka deyişle derdest olmaması dava şartları arasında düzenlenmiş olup, aynı kanunun 115'inci maddesi gereği bu durum kamu düzeni ile ilgilidir ve davanın her aşamasında kendiliğinden araştırılır. Anılan madde metninde belirtildiği üzere derdestlik; açılan bir davanın daha önce aynı veya başka bir mahkemede açılmış olup da görülmeye devam ediyor olmasıdır. Derdestlik açısından aynı dava olma koşulları aslında maddi anlamda kesin hüküm koşulları ile paralellik gösterir. Bu bağlamda derdestliğin söz konusu olabilmesi için tarafları, sebepleri ve konusu aynı olan davanın iki defa ayrı ayrı açılmış olması gerekir.Birinci ve ikinci davanın aynı dava sayılabilmesi için gerekli ilk şart her iki davanın taraflarının aynı kişiler olmasıdır. Tarafların aynı sayılması, tarafların her iki davada da aynı sıfatla, yani davacı ve davalı sıfatıyla hareket etmiş olmaları gerekmez. Birinci davada; davacı olan taraf, ikinci davada, davalı olabileceği gibi, tam tersi de söz konusu olabilir. Davaların aynı dava sayılabilmesinin bir diğer şartı her iki davanın sebebinin aynı olmasıdır. Dava sebebinin aynı olmasından kasıt hukuki sebepler değil, davacının davasını dayandırdığı vakıalardır. Son şart ise; davaların konularının aynı olmasıdır. Dava konularının aynı olup olmadığını tespit edebilmek için davaların ilkinde verilebilecek kararın, ikinci davada verilebilecek kararı gereksiz hale getirip getirmeyeceği, ya da ikinci davada verilebilecek kararla aynı sonuçların sağlanıp sağlanamayacağına bakılmalıdır.Sonuç olarak -------- esas sayılı dosyasındaki talep ile mahkememiz dava dosyasındaki taleplerin aynı olduğu, davacı yanın davanın özünü oluşturan talebinin zayi belgesi verilmesi olduğu, davacının iş bu davada davasını dayandırdığı vakıaların----esas sayılı dosyası ile aynı olduğu hususları hep bir arada değerlendirilerek davanın derdestlik nedeniyle usulden reddine karar verilmiş buna dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;1-Davanın 6100 sayılı kanunun 114/1-ı,115/2 madde ve fıkraları uyarınca dava şartı yokluğundan usulden REDDİNE,2-Peşin alınan harcın karar harcına mahsubu ile yeniden harç alınmasına yer olmadığına,3-Yargılama giderlerinin davacı taraf üzerinde BIRAKILMASINA, 4-Davacı tarafça dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde talep halinde davacıya İADESİNE, Dair karar, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun İstinafa ilişkin hükümleri doğrultusunda, kararın tebliğ tarihinden itibaren iki(2) haftalık süre içerisinde (HMK'nın 345. Maddesi), mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak (HMK'nın 343. Maddesi) ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamen ödemek (HMK 'nın 344.maddesi) suretiyle,------------- Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere, tarafların yokluğunda verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 03/03/2026